Hani
Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi
nefislerine karşı şahitler kılmıştı. « Ben sizin Rabbiniz değil miyim ?»
Onlar da « Evet, şahit olduk » demişlerdi. Kıyamet gunü « Biz
bundan habersiziz dememeniz içindir. A’raf/172
İnsanoğlu
yaratıldığı ilk günden itibaren gerçekleri bilmekte, aynı zamanda gerçekleri
bulması için « programlanmış » kendi kendini yenileme kapasitesine
sahip bir yaratıktır.
Kendisini
yenilemesi ve geliştirmesi için de ona uygun bir çevre ve koşullar oluşturulmuştur,
kendi ana yapısında ise bu koşullara ve şartlara cevap verecek gerekli donanımları
ile güçlendirilmiştir. Göz, kulak, el, beyin, ayak vs……….
Bu donanımları
insana öyle koordineli bir şekilde verilmiştir ki hiçbir eksiklik söz konusu değildir
ve insanoğluna da bu donanımları istediği gibi kullanmada özgürlük verilmiştir.
Fakat insanoğluna bazı ana veriler ile onun için zararlı ve faydalı olan her şey
belirlenmiş, ince ve hassas dengeler oluşturulmuş, bunda kendi yapıları
içinde belirli bir sisteme oturtulmuş ki bu da insanın kendi yapısına zarar
vermemesi içindir. Ama insanın bu nesneler ve donanımlardaki o hassas dengeleri
ve onu oluşturan sistemleri değiştirebilme kapasitesi de verilmiştir. Bu da
insanoğluna verilen en büyük mevkidir.
« Hani
Rabbin, meleklere « Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim. »
demişti. Bakara/30
İnsanoğlunu
halife olması /olabilmesi, kendisini geliştirme, yenileme donanımlarını kullanmasına
bağlıdır. Yani belirli ölçüler ve değerler ile sabitlenmiştir. Bu ölçüleri ise
insanoğlu var olmadan belirlenmiştir.
« Hani
Rabbin melekler benim kuru çamurdan ve balçıktan şekillendirip
yaratıp ona ruhumdan üflediğimde hemen secde edip kapanın demişti, meleklerin
hepsi secde etti. Ancak iblis secde edenler ile
birlik olmayıp kaçındı ve diretti. Allah dedi ki « Ey iblis sana ne oluyor
da sen neden secde edenler ile birlik olmadın ? » O da dedi ki ben,
kuru çamurdan şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bu beşere secde etmek için
var olmadım .» hicr 28 den 33.
Neden şeytan
insana secde etmedi ? Neden şeytan Allah’ın emrine karşı geldi ? Oysa
şeytan Allah katında en yüksek değeri olan bir yaratıktı ?Acaba hani biz
deriz ya « Nefsine mi uydu ? » Ki onda nefis yok.
İblis
bilgisinin kurbanı oldu. Nasıl mı ? Her şeyi bildiğini sanıyordu, gaybı da
biliyordu, bizlerin (insanın) içine mahkum olduğu zaman dilimine o mahkum değildi,
dolayısı ile gelecek onun için bir gizlilik arz etmiyordu. Dolayısı ile bilgisi
ve sahip olduğu mevki ise iblisi, insana karşı böbürlendirdi,
kibirlendirdi, gurulandırdı, mutekebir kıldı. Ki bu tüm hasletler
ise onu cahil etti, kör etti, kıskanç ve kinci kıldı ki Allah’a karşı gelmesini,
Allah’a itaat etmemesine neden oldu.
Hani
Rabbin, meleklere « Muhakkak ben, yer yüzünde bir halife var edeceğim. »
demişti. Onlar da « Bizler seni övüp yüceltip seni ulviyetini tasdik edip
dururken, orada bozgunluk çıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi var
edeceksin !? »dediler
İste
iblisi yanıltan ve Allah karşı olmasını sağlayan bilgi bu idi. Yani aldığı bu
bilgiler onu, onu yaratana karşı itaatsiz kıldı, melekler Allah’a karşı iblis
kadar itaatsizlik yapmadılar, « Hakikati bilmedikleri için » sadece
kendi bildiklerini Allah’a ilettiler. Fakat İblis daha da ileri gitti, çünkü
her seyi bildiğini sanıyordu ve tüm gizliliklere sahip olduğuna inanıyordu.
Allah’ın,
Melekler ve iblise cevabı ise « Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben
bilirim. » dedi. Ve Adem’e isimlerinin hepsini öğretti ve meleklere yönelerek
« Eğer doğru sözlüler iseniz bunları bana isimleri ile haber
verin. » dedi. Melekler bunun karşısında Allah’a yönelerek « Rabbim
sen yücesin, biz senin bize öğrettiklerinden başkasını bilmiyoruz, gerçekten
her şeyi bilen sensin, hüküm ve hikmet sahibi sensin. »
Allah (cc)
insana dönerek « Ey Adem, bunları onlara, isimleri ile haber ver. »
dedi. Adem de onlar bütün isimleri ile haber verince, Allah meleklere yönelerek
« Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli
tuttuklarınızda açığa vurduklarınızda » Allah iblise dedi ki «
Öyleyse ordan çık, çünkü sen kovulmuş bulunmaktasın, » ve « Şüphesiz ki
din gününe kadar lanet senin üzerinedir ». (Allah’ın laneti iblisin üstüne
olsun)
Allah’ın
(cc) ademe vermiş olduğu yüce makam, iblisi çıldırtmış, hor gördüğü, basit gördüğü,
çamur ve balçıktan oluşan bu insan, nasıl olur da ondan üstün olurdu. Nasıl
olur da ibliste bulunmayan bilgileri o bilebilirdi. Üstüne üstelik Allah katından
kovulmasına da neden olmuştu.
İblis
Adem’e savaş açmıştı ve onu Allah’ın gözü önünde küçük ve basit düşürmek,
kendinin haklı olduğunu ispat etmekti, Allah (cc )tan bunu ispat etmesi için süre
isteyecek ve bütün hileli oyunlarını insana « Adem’e » oynayıp,
insandan daha üstün olduğunu Allah’a ispatlayacaktı, çünkü o biliyordu ki insan
kan dökücü ve bozguncu idi.
İblis,
Allah’tan istediği o sureyi aldı « Rabbim öyleyse onların dirileceği güne
kadar bana süre tanı » Allah (cc) dedi ki « Öyleyse sen bilinen günün
vaktine kadar süre tanınanlardansın. »
İblisin
Allah (cc) ile olan bu anlaşması insanoğlunun kendi değerini ispatlayacak
bir ölçü olmuştür. Bu ölçüdeki değerler ile insan « Allah’ın
halifesi » olduğunu gösterecektir.
Iblis
insan öyle yaklaşacaktır ki, kendisini, Allah’ın huzurundan kovduran tüm
kendine has niteliklerini insana çekici, süslü ve varlığının hedefi
olarak gösterip, insanı, kendinin düştüğü tuzağa düşürecekti.
Iblis dedi
ki « Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, anadolsun ki ben de
onları yeryüzünde senin yaratığın şeyleri sevdirip süslü ve çekici gösterip
onların hepsini sana karşı kışkırtıp, saptıracağım ve onları itaat eden
bulamayacaksın. » Fakat « onlardan MUHLIS olan kulların müstesna »
Ademi
halife kılan değerler ve öğretiler ve iblisi Allah huzurundan çıkartan kovduran
değerler ve öğretiler. Allah’a en yakın olmanın özlemi.
Iki ölçü
1-)
Meleklerin secde ettiği ademini ölçüsü ve değerleri.
2-) Şeytanı
Allah huzurundan kovduran değerlerin ölçüsü.
Tek denge,
Allah’ın halifesi olmak.
Diğer tanınmış
adı ile Hak ve Batıl. Kalıcı olan ise Hak’tır.
« denizler
azdığında, kabardığında köpük oluştuğunu görürsün fakat deniz sakinleştiğinde o
köpük yok olur, çünkü köpük asıl/kalıcı değildir. »
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.