Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dünya
sahnesinde hep arabulucu olarak yer almaktadır.İki komşu arasında bir sorun
olur, aralarını yapmak Türkiye’ye düşerdi; ama sayın başbakanın katil İsrail yönetimine
bu günlerde sert çıkması bu düzenin değiştiğini mi gösteriyor acaba?.
Önceleri katil İsrail’in yaptığı
vahşetlere rağmen her konuda İsrail’le iç içe olan T.C yönetimi önce ortak
askeri tatbikatı iptal etmiş ve sonrasında da sürekli İsrail yönetimini
eleştirir açıklamalarla İsrail yönetimini sert dille eleştirmiştir. Bu tutumu
karşısında sayın başbakanı takdir ediyorum ama devamlı olacağına da inanmıyorum.
Neden mi; çünkü sayın başbakan Avrupa Birliği hayali için gittiği Davos
zirvesinden “Daha da Davos’a gelmem bu böyle biline.” diyerek rest çekmiş, bir
müddet sonra Danimarka başbakanı ile sıcak pozlar vermişti. Bundan dolayı ben de,
ekonomisi dışarıya bağlı olan T.C’ nin İsrail’i fazla üzmeyeceği kanısındayım
yani sayın başbakan bu sert çıkışlarını bir müddet sonra unutabilir
görüşündeyim. Geçmiş de bunu kanıtlar niteliktedir. Umarım benim düşüncelerim
sonuçsuz kalır ve dünyaya fitne ve fesattan başka bir kazancı olmayan İsrail’e
karşı sert tutumları devam eder. Ayrıca İran konusunda yardımına ihtiyaç
duyduğu T.C ile İsrail’in fazla küs kalamayacağını belirtmek lazım.
Türkiye ve dünya siyasetinde belirleyici
rol oynayan ve oynamaya devam etmek isteyen emperyalist ABD yönetimi de sayın
başbakanın bu tutumunu desteklemediğinden başbakanın bu tutumunun uzun soluklu
olmayacağını gösterir. Umarım sayın başbakan Avrupa hayaline son verir ve yanı
başında bulunan zenginliklerin kıymetini bilir. Her dönem İslam düşmanlığını
belli eden Avrupa ülkelerinin peşini bırakıp İslam ülkeleriyle dünya siyasetindeki
yerini belirler. Katillerle, emperyalistlerle, Siyonistlerle onların
işledikleri ve işleyecekleri cinayetlere ortak olmaz.
Gelelim şimdi de Katil İsrail’e:
KATİL İSRAİL, kanla beslenen bir siyasetle
dünya sahnesindeki yerini korumakta ve ABD ile bu yerini korumaktan da
vazgeçmeyecek gibi. Katil İsrail, çevresinde olan bütün devletlerdeki masum
insanları büyük küçük demeden katletmekten vazgeçmeyecek bir anlayışa sahip
olduğundan katletmek için yeni ırklar, yeni ülkeler arama peşinde.
ABD
yönetimi ile Müslüman ülkelerdeki insanları katletmekten başka bir siyaseti
olmayan bu devletler, kendilerine itaat etmeyen ve karşılarında gitgide
güçlenen ve yakın zamanda İslam düşmanlarına, yapılan bu zulümlerin karşılığını
verecek olan İRAN İSLAM CUMHUTİYETİ’nden tedirgin oldukları için, sürekli baskı
altında tuttukları İran’ı zayıflatma adına yaptıkları çalışmalar netice
vermediğinden askeri bir saldırı planı düşünmekteler. TÜRKİYE CUMHURİYETİ de bu
noktada önemli bir rol oynamaktadır.
Orta Asya da kendisinden başka bir güç
istemeyen Katil İsrail, kuduz bir köpek gibi İslam ülkelerine saldırmaktadır.
Yakın zamanda Türkiye hava sahasını ihlal ederek İran üzerinde keşif uçuşu
yapmak isteyen İsrail illegal tutumundan dolayı sayın başbakanın tepkisini almıştı.
Dürüst siyasetten uzak İsrail yönetimi, baskılara ve yaptırımlara rağmen
gelişen ve güçlenen İran İslam Cumhuriyetine karşı yaptırım uygulamanın bir
çıkar yol olmadığını anlamış bulunmakta ve kendine yandaş arayarak İran’a
saldırı yapma planları içerisinde. Ama bu saldırı karşısında nasıl bir sonuçla
karşılaşacağını kestiremediğinden bu planını erteleme yolunu seçmekte. Yani
İran'ın Filistin, Irak veya Afganistan olmadığını anlayan ABD ve İsrail
yönetimi İran karşısında planladıkları askeri saldırıyı erteleyip haziran
ayında gerçekleşen seçimler sonucu oluşturdukları iç karışıklıkları
destekleyerek ve yeni karışıklıklar çıkarmaya çalışarak İran’ı zayıflatmaya çalışıyorlar.
Fakat bu anlamda da başarılı olamadıklarını rejim taraftarlarının çoğunluğu ve
tutumu kanıtlamaktadır.
ABD yayın organlarından THE NEW YORK TİMES
gazetesinde yayınlanan bir haberi okurken ABD’nin ve yandaşı İsrail’in yaptığı
katliamlar unutulmuş ve kendilerini dünya kamuoyuna haklı çıkarma adına yalan
yanlış haberler yayımladıklarına şahit oldum. Gazetedeki haber şu şekildeydi: “
Artık açıkça görülüyor ki, İran’ın hileyle seçilmiş lideri Mahmud Ahmedinecad
‘ın meşru muhalefeti bastırıp kendi gayri meşru iktidarına tutunmak için
yapmayacağı şey yok. Bunun en son ve dehşetli göstergesi de hazirandaki
başbakanlık seçimlerinden beri idamlarda yaşanan büyük artış”.Haberde görüldüğü gibi idam olaylarının yoğun
yaşandığı ve insan canına kıyan devletlerin başında gelen ABD hiçbir habere
konu olmazken karalama kampanyası neticesinde İran haber konusu olabiliyor.
21. yy. dünyasında dengelerin değiştiğini
fark eden katil, emperyalist, Siyonist güçler amaçlarına ulaşamamaktalar ve
İran tüm planlarını altüst etmiş durumda. Şimdilik Türkiye’nin de desteğini
alamamak, düşmanı iyice korkutmuş bulunmaktadır. Artık b planı da tutmayan dış
güçler yeni planlar oluşturma içerisinde ama küçük çocuk büyüyor ve
olgunlaşıyor; neyin ne olduğunu anlıyor. Bu şekilde küçük orta doğuda bir çocuk
büyüyor ve bu da şimdilik büyük olanları korkutuyor.
Gelelim dünyanın konuştuğu ülke İRAN’A,
İRAN İSLAM CUMHURİYETİ, gücünü aldığı
İslam Devrimiyle, dış baskılara ve ambargolara rağmen kendini geliştirmekte ve
dünya siyasetinde rol oynayan ülkeler sırasında yerini almakta.
Değişen dünya düzeninde, düzeni elinde
tutmak isteyen emperyalist ve Siyonist güçler İran’ın nasıl olduğu
anlaşılamayan ilahi güçlenişini engelleme adına başlattıkları baskı ve
diretmelerin ters etki yaparak, İran’ın gitgide güçlenmesine ve gelişmesine bir
anlam verememekteler. Daha önce yaptırım uyguladıkları ülkelerden sonuç almış
fakat İran’dan bu sonucu alamamanın burukluğuyla köşeye sıkışmış bir köpek gibi
kuyruğunu bacakları arasına almışlardır. Uygulanan bu yaptırımlar sonucu İran
bugün kendi teknolojisini üretme seviyesine gelmiş, kendi askeri sanayisini
geliştirmiş, yerli malı üretimiyle dışa bağımlılığı azaltmış, bilim alanı
dalında gelişmeler sağlayarak uzay bilimi alanında gelişmeler kaydetmiştir.
Nükleer enerjiyi her alanda kullanır hale gelmiş ve birçok alanda MADE IN İRAN
patentini dış güçlerin kalplerine etiketlemiştir. İran yönetimi gücünü aldığı
İslam şeraitiyle bu emperyalist ve Siyonistlerin kalplerine şimdilik korku
salsa da yakın zamanda kalplerini de bedenlerinden alacak güce de ulaşacaktır.
Sayın Mahmud Ahmedinecad gücünü aldığı İslam inkılâbından ve inkılâba âşık
gönüllerle dünya sahnesinde attığı adımlar İran İslam Cumhuriyeti’ni her geçen
gün daha da ileriye götürüyor.
İslami konularda ve her alanda belirleyici
rol oynayan VELAYET-İ FAKİH makamı İran’ın gücünü aldığı ve birlik beraberliğin
birinci kaynağı olan önemli bir mevki ve önemli bir unsurdur. İran’da birlik ve
beraberliği sağlayan ayrıca inkılâbı ve İslam hukukunun devamlılığını sağlayan
VELAYET-İ FAKİH makamı, dünya İslam birliğini sağlama adına önemli rol
oynamaktadır. Zalim yönetimler bu noktada Dünya İslam birliğini bozma adına
Velayeti Fakih makamını ortadan kaldırmaya çaba sarf ediyorlar. Ayetullah
Hamaney ‘in dünya Müslümanlarına yaptığı” İSLAM VAHDETİ “ çağrısının sonuca
ulaşmasında da Velayet-i Fakih’e önemli rol düşmektedir. Bu vahdeti istemeyen
dış güçler dolayısıyla ilk hedef olarak bu makamı yok etmeye çalışmaktadırlar.
Haziran ayındaki seçimler sonrası halkı galeyana getirip Velayet-i Fakih
makamını yıpratmaya çalışmışlardır. Dış dünyaya Velayeti Fakih makamının, zorba,
baskıcı, İslam dışı, eşit olmayan, diktatör bir makam olduğu izlenimi
oluşturmaya çalıştıysa da bunu başaramamışlardır. Yaptığı konuşmalarla ve
gösterdiği tutumla Ayetullah Hameney bu makamı en iyi şekilde halka ve dünyaya tanıtmıştır.
Düşman sinsice planlar yaparken Rabbi Zülcelâl olan Allah ona inananları yine
başı dik ve anlı açık bir şekilde düşmanın karşısında galibiyete götürmüştür.
Düşman şimdilik umduğunu bulamamanın
burukluğuyla yeni planlar yapıyor. İSLAM DEVRİMİ gerçekleştiğinde nasıl ki
düşman helikopterlerini havada çarptırarak infilak ettirip düşmana cevap veren
Allah, şimdi de Allah hükmünün yürütüldüğü İran İslam Cumhuriyetini ve bunu
koruyan yüce makam olan Velayeti Fakih makamını da her daim inananların
üzerinde hüküm veren olarak karar kılacaktır. Sözlerimi Seyit Hasan
Nasrallah’ın o güzel sözüyle tamamlamak istiyorum.”BEKLE BİZİ İSRAİL
BEKLEMEDİĞİN HERYERDE.”
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.