Demokrasi anlayışı nedir ve kuralı koyanlar kimlerdir? Kısacası sistemi
kuranlar kimdir?
İran’daki demokrasi anlayışı ile Lübnan’daki veya Filistin’deki ya da
herhangi bir MÜSLÜMAN ülkesinde de mesela Cezayir ile Türkiye’de aynı mıdır?
Kelime ve tanım olarak evet; ama kural olarak hayır. Çünkü içinde
bulunduğunuz sistem ve o sistemi kapsayan çerçeve çok önemlidir.
Lübnan’daki seçimler Hizbullah zaferi ile sonuçlanmaz idi, çünkü
kuralı koyanlar bu oyunun “defayansını” yani zayıf/eksik/hatalı noktasını
biliyorlardı ve oradan istediklerini uygulayabilirlerdi ki nitekim de öyle
yaptılar da. Çünkü Hizbullah İsrail ve de ABD’ yi aşan ya da zorlayan bir
güçtür. Dolayısıyla bu iki ülke tarafından seçimlere her türlü yatırımın
yapılması lazımdı,, Her türlü oyun, milyon dolarlar harcamak gerekiyorsa
harcanmalıydı, yani her türlü oyun serbesti yoksa sonuçta Hizbullah’ın
kazanması İsrail ve ABD’ye daha da pahalıya mal olacak belki bu savaşa kadar
gidecek diye düşündü. Dolayısı ile Lübnan’daki seçimlerde Hizbullah’ın önüne
her türlü yolla geçilecek. Bir de Hizbullah’ın halk tarafından öylesine de
desteklenmediği bu seçimler sonucunda bir gösterge olarak ilk plana
çıkarılacak. Böyle bir oyun içinde, demokrasiden bahsetmek biraz basit
olur, inanmak çok daha basit olur, ama bu yola bir kere girilmiş, gidilecek,
netice ise Hizbullah’ın varlığını kendi anlayış prensipleri doğrultusunda devam
etmesini sağlayacaktır. « Sizin kendiniz için şer dediğiniz sizin için
hayırdır. » der Allah cc.
Buna paralel olarak unutmamak lazım ki biz Müslümanların prensipleri var ve
o prensipler etrafında doğru ya da yanlış bir şeyler yapıyoruz. Ama bizim inanç
ve prensiplerimiz bizlerin normalde kendi yolunu çizmede belirgin ve net
kurallar çerçevesinde olmaktadır. Fakat diğer yandaki demokrasi anlayışında
haram, hırsızlık, rüşvet, bahşiş, kadın, uyuşturucu vs vs her türlü tezgâhlar
ve oyunlar serbest. Böyle bir oyunu oynamak, onların demokrasisini
oynamak, bu oyunu kuranların demokrasisini oynamaktır. Bize sunulan,
şeytanın kurduğu bir sistemde demokrasi oyununu oynamak, bunu kabul etmek,
bu oyunu oynamadan kaybetmek demektir.
Bunun en basit örnekleri Filistin’de, Cezayir’de, Türkiye’de, Pakistan’da,
5 aşağı 5 yukarı tüm Müslüman ülkelerinde gözlenmiştir. Sonuç olarak kazanılan
hak verilmemiş tam tersine :’’BU HALK CAHİL SEÇMESİNİ BİLEMEMİŞTİR.’’ diyerek
kendi istediklerini uygulamışlardır. Bunu da demokrasi adına yapmışlardır.
İran’da ise İMAM HUMEYNİ’NİN YAPMIŞ OLDUĞU İSLAMİ İNKILÂP NETİCESİNDE
OLUŞAN SEÇİMLERDEN ÇIKACAK OLAN DA İSLAM’IN ÇERÇEVESİNDE OLACAKTIR ÇÜNKÜ ORADA
SİSTEMİ KURAN ŞEYTAN DEĞİLDİR.
Neden İmam Humeyni bu oyunu oynamayı şah zamanında kabul etmemiştir? Çünkü
sistemin ve oyunun kurucusu şeytandır.
Türkiye’deki örneği ise ortadadır, Matriz (demokrasi) oyunu ve kuralları
İslam’ın alt yapısına bağlı kurallar ile kurulmamış ve uygulanmamaktadır.
Bizlerin demokrasisinde Müslümanlar onlara verileni uygulamakta ve
oynamaktadır, ama program uygulayıcısı eğer oyundan memnun değilse, istediği an
istediği gibi programda bazı verileri değiştirerek halkın seçtiğini oyun dışı
bırakmaktadır, yani herkesçe seçilmiş olanı suçlu günahkâr ilan etmiştir. Buna
karşılık bizler ise demokrasi adına oturup kabullenebiliyoruz. Hür irademiz yok
edilip ruhumuz ise köleleştiriliyor. BİZLERİN BU OYUNU BOZANA KADAR YAŞAYACAĞI
DA BUDUR.
Örnek, İran İslam cumhuriyetidir. Onlar için İran İslam Cumhuriyeti yok
edilmelidir, istedikleri demokrasiyi oynamalıdır ya da kendi demokrasileri
adına orayı yok etmelidirler. Çünkü İran’daki oyun, onların programcıları
tarafından yapılmamıştır. “Ey Büyük İmam Humeyni!”
Bunu paralelinde İran’da son seçimlerde gelişenler ise demokrasinin ne
kadar zayıf ve manipülasyonlara ne kadar açık olduğunu göstermektedir. Eğer
İran’daki sistemin alt yapısı İslami olmamış olsa idi gelişmeler çok farklı
olacaktı, fakat bununla birlikte sistemin alt yapısını oluşturan mercilerin ve
buna bağlı olan sosyo-ekonomik faktörleri oluşturan elemanların zaafları her an
sistemi zayıflatabileceği gibi normal işlevini yapamayacağı da görülmüştür.
Bizlerin bu oyunu bozmamız için İmamı zaman el Mehdi el fereci
beklemekten başka yapacağımız bir şey kalmadı ama beklerken de onurlu
beklemek ve atmış olduğu temeli de sahiplenmemiz lazım.
Bizlerin attığı sloganlar “Demokrasi kâfirliktir.” ya da “Demokrasi İslami
düzen için araçtır.” ya da “Demokrasi gerçek hayattır.”, hepsi matrizin birer
kuralıdır, amaç bölmek ve gruplara ayırmaktır ve de matrizin programını
yaşatmaktadır/oynatmaktır.
“İşte sizin ümmetiniz bir tek olan ümmettir ve de ben de sizin
Rabbinizim, öyleyse benden korkup sakının. Ancak onlar kendi yaşantılarını
aralarında partiler halinde parçalayıp bolündüler, her bir grup kendi
ellerindeki olanla yetinip sevinmektedir. Artık onları belirli bir süreye kadar
kendi sapıklıkları içinde şaşkınca bırakıver;”
Sayin Arkadasim, yaziniz ve fikirleriniz çok guzel ama turkceniz (cumleleleriniz kopuk) zayif.
Turkçenizi gelistriniz yazilariniz dahada guzel olacak ve anlasilacaktir.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.