Tarih
03.11.2009 saat 21.30 Antalya’da Güllük Caddesi’nde bulunan eski SSK, yeni
Atatürk Devlet Hastanesi’nin aciline yöneldik ve epey bir kalabalık içeriyi
doldurmuş bulunmaktaydı. Kayıt işlemlerini tamamladık ve sıraya girdik; ayakta
sıra bekliyoruz. Bizden önce sırada daha 50 kişi var acil bekleyen. Bazı
insanlar maskeyle tedbirli dolaşıyor, çoğunluksa eliyle koluyla umursamazca hiçbir
önlem almadan tahmini 100-150 arası hasta insanların ve refakatçilerinin
bulunduğu acil bölümünde sıra beklemekteler. Bir saat geçti hala bekliyoruz. Bir buçuk saat oldu hala bekliyoruz; tabi bu arada gelenlerin sayısı belli değil.
Bu kargaşada bir hasta sara krizi geçiriyor ve hastanenin acil bölümünde sağa sola
tek başına yetişmeye çalışan bir tek doktor var. Zavallı doktor hem bağırıp
çağıran(haklı olarak konuşan halk) halkı yumuşatmaya çalışıyor; bir yandan ağır hastalara müdahale ediyor ve
reçeteleri biriktiriyor. Bu sırada kalp rahatsızlığı olan bir hasta beklerken
kriz geçiriyor ve hastane çalışanlarının şöyle bir açıklaması var:’’Kalp
cerrahımız yok.’’Adam can çekişiyor, acilde yaşam mücadelesi veriyor ve yapılan
açıklama ise:’’ Ne halin varsa gör.’’ Burası Türkiye, hala aynı düzen gidiyor
dercesine’’ kalp cerrahımız yok’’ demekle yetiniliyor. Sağ olsun devletin görevlendirdiği o tek
doktor biraz temiz kalpli olmasa, müdahale etmese kimsenin umurunda değil. Aynı
anda iki tane ağır hasta geliyor biri inleyip sızlarken diğeri ölümle
pençeleşiyor. Ve hastanede tek doktor sağa sola koşuşturuyor. Bu zamanda var mı
böyle bir saçmalık!! Bizler hala sosyal güvenlik yasalarıyla avutulurken acilde
bile güvenli olamıyoruz. Gerekli mercilere soruyorum:’’Bir milyon nüfuslu bir şehrin acil servisine
bir doktor görevlendirmek sizce ne kadar çağdaşçadır ne kadar gelişmişliktir.’’
Hastanede
bunlar yaşanırken sıra bize geldi. Neyse doktor bağırdı …. ‘’Filan şahıs lütfen
içeri buyurun.’’ Acil servisin tek doktoru muayene için geldi ve muayenesi iki dakika
sürmedi diğer hastalarına uyguladığı gibi :’’Bir ağrı kesici iğne yapın.’’ dedi
ve gitti ve sonrası doktor diğer hastalara koşuşturmaya başladı. Dışarısı zaten
deyim yerindeyse “ana baba günü”birisi:’’
Benim hastam çok ağır ne bekletiyorsunuz?’’ diyor, birisi :’’İki saattir
buradayım,bu ne sorumsuzluktur.’’
diyor, anlayacağınız ses, gürültü ve o boğuk hava insanı hasta etmeye yeterdi. İğneyi
yaptırdık ve reçete beklemeye koyulduk saat oldu 23.15 doktor işini bıraktı ve
şimdi de daha önce muayene ettiği hastalara reçete yazmaya başladı. Bize birkaç
ilaç ve penisilin iğne yazdı. ‘’Penisilini mümkünse bugün yaptırın.’’ dedi.
Neyse şimdi de nöbetçi eczane bulmaya koyulduk. İğneyi aldık geldik ve yine
görevlendirilen bir hemşireye iğneyi yaptırdık. Penisilin ağır bir aşı
olduğundan acilde yirmi dakika beklememiz söylendi. Biz bekleyedurduk ve yine
içler acısı bir olay. Bayan bir hasta beklerken bayılmış ve onu içeriye
götürecek kimse yok yanında gelen 18 yaşlarında gençten bir çocuk isyan ediyor:’’
Yok mu bir görevli, hastayı taşıyalım.’’ Güvenlik görevlileri yetişti çocuğun
yakarışına. Ne kadar içler acısı bir görüntüydü o gün. Gerçekten utandım.
Antalya gibi bir yerde dışarıdan binlerce turistin ziyaret ettiği bir şehirde
bunların yaşanması insana bu kadar değer verilmemesi beni gerçekten üzdü. Bu
sadece Antalya için geçerli bir konu değil tabi ki bunun gibi olayları her
şehirde görme imkânımız var maalesef. Ben buradan yetkililere sesleniyorum :’’Sosyal
Güvenlik Yasası çıkardınız ama bu yasayı bari uygulayın… Hastaneler içler acısı
sağ gelen, hasta olarak çıkar böyle durumlarda. Durum o derece içler acısı. Bir
hasta bu kargaşaya dayanamadı; ‘’Ben araştırma hastanesine gidiyorum.’’ deyince
başka bir hasta:’’ Hiç boşuna gitme.’’ dedi. Neden? diye sorunca cevaben: Ben
dün oraya hasta götürdüm burada hiç olmasa nezaketen isminle çağırıyorlar orada
ne olup bittiğini bile anlayamıyorsun, dedi. Yani bunlar hoş şeyler değil. Saat
00.30 u gösterirken biz hastaneden çıktık ve bekleyen insanlara sabırlar
dilemekten başka bir çıkar yolu bulamadık. Lütfen hastanelerin denetimini biraz
daha arttıralım halk olarak bizlere düşen görev neyse bizlere söylensin uymamız
gereken kurallar bildirilsin ve çalışan personel olsun diğer her türlü departmanların
işleyişi olsun bunları bir düzene koyun.Siz veya bir yakınınızda aynı üzücü
olayları yaşarsa bizi daha iyi anlarsınız. Bunların olmaması için lütfen daha
titiz davranalım.’’
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.