Yahudi olan Ben Rubi Yahudilerin hayat
felsefesini şöyle ifade ediyor.
" Dünyanın dört bucağına yayılan Yahudiler
devletsiz, hükümetsiz ve ordusuz yaşadılar, iki büyük güçle kendilerini
savundular. Para ve zekâ.
Yahudiler kılıç kullanmadılar amma altının daha keskin
olduğunu anladılar.
Onlar kendilerini altınla müdafaa ettiler. Florinler
onların mızrakları, dukalar kılıçları, sterlinler tüfekleri, dolarlar da
onların makineli tüfekleridir. Bu silahlar medeniyetlerin kıvrımlarına göre
gittikçe tesirini arttırdı. Yahudiler kendilerini savunmak için kapitalist
olmak zorundaydı. Bir zamanlar Avrupa’nın manevi, mistik çöküşü karşısında biz,
üstün ve hâkim durumdaydık. Zengin olmaya mecburduk fakat zamanla şunu da
anladık ki, aklımızı kullanmak, altından daha tesirli.
Ayaklar altında çiğnenen, suratına tükürülen bizler,
intikamımızı almak için Goyimler’in ideallerini küçülttük, Hıristiyanların
dayandığı kıymetleri mahvettik. Dikkat ederseniz Yahudi zekâsı, aziz
itikatlarınızı baltalamak ve kirletmekten başka bir şey yapmamıştır.
Yahudiler serbestçe yazmak imkânı elde
ettiklerinden beri fikir yapınızı yıkmaya çalıştılar.
İnsanlar politika, ahlak, din ve sanatın yüceliğine
inandılar. Drevesli Marx isimli bir Yahudi, bunların ekonomi gübresi içinde
yetiştiğini ispatladı.
Bugünün aydın Avrupa’sı, Yahudi yöneticilerin
sanatkârların, ilim adamlarının ve zenginlerinin büyüsü altındadır. Muhtelif
milletlerin içinde doğup, büyümüş muhtelif araştırmalara girişmiş Alman,
Fransız İtalyan yahut Polonyalı şair matematikçi, filozof veya antropolojist
Yahudilerin müşterek gayeleri kabul edilmiş hakikatlerden insanları
şüphelendirmek yüksek olanları alçaltmak, temizleri kirletmek, sağlam görüneni
sarsmak ve hürmet edileni ayaklar altına almaktır."
Yahudi kendi nefsinde korkunç iki ucu birleştiriyor;
madde sahasında despot fikir sahasında anarşisttir. Ekonomide hizmetçimiz,
fikirde kurbanımızsınız. En kudretli, yegâne ayakta duran para putunun önünde
sizleri diz çöktürttük, Babil esaretinden Fransız ihtilaline kadar ki
çektiğimiz çilelerin bedelini sizlere ödettik diyen;
Yahudi Ben RUBİN bu sözleriyle insanlığın onların
başarıları karşısındaki acizliğini ortaya koymuştur.
Peki, bu özellikler İsrail ırkına ve bu dine neler vermiştir?
Evet, dünyevi anlamda değerlendirirsek hem
İsrail ırkına hem de Yahudi dinine birçok şey kazandırmıştır… Ama insani,
ahlaki ve rahmani yönleriyle ele alırsak; tarih boyunca, insanlığa zarar
veren kan içici hilekâr, nankör topluluk diye anılmışlardır.
2000 yıldan fazla devletsiz olarak yaşayan Yahudiler
çalışarak dünyanın süper gücü olabilmişlerdir, ancak çalışma sürecinde sadece
kendi menfaatlerini düşünüp diğer insanlığı hiçe saymışlardır. Belirledikleri
hedefe ilerlerken önüne çıkan engelleri yok etmede her şeyi mubah bilmişlerdir.
İster insanlığın zararına olsun ister olmasın onlar için tek bir şey önemliydi,
Yahudilerin dünyaya hükmetmeleri. Çünkü caniler şuna inanıyorlardı ki onlardan
başka kimse bu güce sahip olamazdı. At gözlüklerini takarak, çoluk, çocuk yaşlı
genç demeden hunharca yok etmişlerdir. Zekâlarını kan içicilikte kullanmaları
ne kadar cani bir toplum olduklarını görmemize vesiledir. Yahudiler insanlığın
rahmani değil sadece şeytani kısmını kullanabilmişlerdir. Öyle ağır zihniyet ki
her nerede olursa olsun insanlara zarar veren her zihniyete “Yahudi
zihniyetli “denilmiştir.
Aslında küçük büyük, hepimiz onları tanıyoruz. Yalnız
ilgimi çeken bir kaç konuya dikkat çekmek istiyorum..
Çalışkanlıklarını görüp de kıskanmamak ve aynı zamanda
kendimizi eleştirmemek elde değil. Hepimiz biliyoruz ki hedef belirlemede ve
hedefe ilerlemede toplum olarak eksiklerimiz var. Bazı işlerde çalışmayı ayıp
bilip, üretimden çok, tüketime yönelmekteyiz. Maddi sıkıntı içinde
kıvranmasına rağmen, iş ayrımı yapıp çalışmayı istemeyen gençlerin
büyük kayıplarda olduklarının farkında bile değiliz.. Özellikle gençlerimizin
zamanlarının çoğunu internet cafe gibi yerlerde geçirmeleri topluma gözle
görülür zararlar vermektedir.
Köy yaşamında bile hazır tüketime yönelmemiz gidişatın
iyi olmadığını gösteriyor. Ekmeği, sütü, yumurtayı ve birçok meyve, sebzeyi
dışarıdan temin eder olduk. Açıklamamız ise içler acısı. Kim uğraşacak,
toprakla, ekmekle, hayvanla.
Birbirlerine bağlılıklarını her yerde her
şekilde ortaya koyan Yahudiler iyi ve kötü günde kenetlenebilmişlerdir.
Filistin İsrail savaşında ölen birkaç asker için sanki
öz kardeşleri ölmüş gibi hiç tanımadığı din kardeşine ağlayıp feryat etmeleri,
gerçekten düşündürücü idi. Bir avuç insan belirlenen hedefe en kısa
zamanda kararlılık ve çalışkanlıklarıyla ulaşabilmişlerdir.
Bizler onların karşısında ne kadar birbirimize
bağlıyız!
selam aleykum.ülkü abla yine çok önemli bir konuya değinmişsin ALLAH senden razı olsun.biz Muhammed(sav) ümmeti daha çok dayanışma içerisinde olmalıyız.İnşallah peygamberin,onun ehlibeytinin ve sahabesinin örnek hayatlarını unutmayız .ALLAH yar ve yardımcınız olsun.
#FFFFFF">
Gülşen
23-10-2009, 10:31:47
#FFFFFF">
s.a
Ülkü abla,yazının sonunda bana İmam Humeyni nin bir sözünü hatırlattın şöyle ki;'şaşarım hak olupta misyonuna sarılmayana ve yine şaşarım batıl olupta misyonuna sarılana..'yazı üzerine düşünmek gerek hatta düşündüğümüzüde düşünmemiz gerek!
#FFFFFF">
özlem
08-11-2009, 10:04:00
#FFFFFF">
Bacım yazın gercekten cok guzel takip etmekte güçlük çekiyorum, ALLAH yar ve yardımcın olsun
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.