Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla.
Senden geldik ve dönüş sanadır İlahi. Sen ayaklarımızı kaydırma ve üzerimize sabır yağdır Allah'ım.
Her insan dünya hayatına kendi penceresinden bakar. Olaylar ve olgular o insanın geçmişte elde ettiği bilgi çerçevesinde şekil bulur. Düşünceler ise bilgi ile meydana gelir.
Öğretmensiz öğretmen olan ve asıl bilgi sahibi olan ALLAH, insanlara bilgiyi sunduktan sonra Peygamber ve Akıl rehberliğinde insana doğru yolu göstermiştir. Son Elçisine indirdiği yüce kitap Kuran'ı Kerimle ilahi sınırları çizmiş ve Peygamber efendimizin öğretileriyle beraber kusursuz İslam insanlığa en büyük nimet olarak hediye edilmiştir.
Hz. Peygamber efendimizin baki âleme göçmesinden sonra Kuran'ın hükümlerinin doğru biçimde anlatılması, sünnetlerin doğru aktarılması için kısacası Hak ile halk arasında veyiz vasıtası olması için Allah Teâlâ Peygamber efendimize kendisi gibi 12 Kusursuz vasi seçmiştir.(Allah'ın selamı hepsinin üzerine olsun)
Bu Masum vasiler silsile yolu ile Peygamber efendimizden aldıkları ilimle ümmetin gitmesi gereken yolu göstermişlerdir. Öyle ki hepsi her konuda neyin nasıl yapılacağını söylemişlerdir. Günümüzde hala velayeti fakih makamıyla bu rehberlik devam etmektedir. Yani Müslüman hiçbir zaman başıboş bırakılmamıştır ve bırakılmayacaktır da.
İran İslam inkılâbı gerçekleştikten sonra velayeti fakih makamı olması gerektiği gibi sistemleştirildi. O zamana kadar ezilen ve adeta dünya sahnesinden silinen İslam ve dolayısıyla Müslümanlar tekrar dünya siyasetine girdi ve bizde varız diyebildiler.
Kurulduğu yıldan bu yana İran İslam devleti dünyaya insanlık dersi verilmekte. Devrimden sonra 250 civarında ABD'li ve İngiliz casusların yakalanması ve ardından bu casuslar arasından kadınların ve zencilerin serbest bırakılması. Yakın bir zamanda İngiliz deniz kuvvetlerine bağlı bir birliğin sınırları ihlal ettiği için yakalanması ve çok güzel bir şekilde ağırlanarak onlar için önemli bir gün olan paskalya bayramında çiçeklerle ülkelerine iade edilmeleri gibi birçok olay İslam devletinin sergilediği güzel davranışlardandı. Bunun yanında dünyadaki tüm mazlumlara ve özellikle Müslüman mazlumlara yönelik destek faaliyetleri İslam devletinin şiarı olmuştu.
Sizinde bildiğiniz gibi zulümle işbirliği yapan birçok devlet ve birey bu harekete karşı çıkarak ABD ve batılı hamilerinin desteğiyle karalama operasyonu başlattılar. Bu grubun içinde yer alan Hıristiyan ve Siyonistleri normal karşılıyoruz zaten. Ama sorun adı Müslüman olup bu harekete köstek olanlarda. Peki, onlara ne demeli? Kime hizmet ediyor onlar?
Yargıtay tarafından üzerine atılan iddialardan temize çıkarılan Fetullah Gülen namı diger hoca efendi hakkında ülkesine döneceği söylentileri çıktıktan sonra bazı kesimler büyük bir saçmalığa imza atarak Onun davasının da İmam Humeyni gibi olacağını ve o da ülkeye döndüğünde bir İslami hareketi başlatacağını yazdı. Ardından Hoca efendiden açıklama geldi. ''Ben İranlı değilim ki Humeyni olayım.. Ben ülkeme hiçbir zaman asalak olmadım..''
Sözleriyle İmam Ruhullah Humeyni'yle(ra) hiçbir benzerliğinin olmadığını söyleyen hoca efendi üstüne üstlük İmamı ve gerçekleştirdiği inkılâbı küçümseyen sözler sarf etti.
Akıl sahibi olarak soruyorum İmam Humeyni hangi konuda kendi toplumunu çıkar aracı olarak görüp onları sömürdü? Delilin nedir?
İmam ne zaman birileri gibi hastalandı da CIA'nın hastanesinde tedavi gördü?
Takipçilerine hüsnü zan adı altında sorgu sual melekelerini iptal etmelerini söyledi?
İmam ne zaman mazlumların sesine kulak tıkayıp zalimin memleketinde yaşayıp zalimin eliyle gene zalimin dümen suyuna girdiği için ödüller aldı?
Hoca efendi soruyorum bugüne kadar hangi mazlumun gözyaşını silmiş?
Cemaatinin evlerinde kalan zavallı öğrencilere bir şey sorulduğunda ''Dur abime sorayım''veya ''abimle konuş''cevabından başka bir şey öğretmeyen ve izlediği politikayla Siyonist düşünceyle uyum içinde yaşayan bir zihniyetten başka ne verdin onlara?
Dinler arası hoşgörü adı altında kelimeyi şahadeti bile hiçe saydın.
Allah kimin kime kulluk ettiğini herkesten iyi bilir ve insanlara verdiği akıl/ vicdan sayesinde de insanın kime kulluk ettiğinin bildirir.
Ve son zamanlarda özel bir kanalda İran İslam Cumhuriyetini batının kurdurduğunu söyleyen ve kime hizmet ettiğini anlayamadığım bir isim daha; İsmet özel.
İsmet özel'in bu iddiasına soru sorarak cevap arayan Mustafa İslamoğlu'nun sorularını bende soruyorum Özel beye;
'' 1. Batı'ya peşkeş çekilen İran petrollerini devletleştiren Musaddık'ı yıkıp, onun yerine Şah'ı getiren kimlerdi? Bu savaşta Musaddık'ı destekleyen ulema ve onların çocukları Devrim'de kimin yanında yer aldılar? Devrimciler neden Devrim'i Musaddık'a yapılanların rövanşı olarak gördüler?
2. 70'lerin başında Pers İmparatorluğu'nun 2500. yılını kutlayan Şah, Devrimi Batı desteklediği için mi Batı'nın son versiyonu ABD'ye sığınmıştı? Bu durumda, düşmanına sığınmış mı oluyor? Onun için mi ABD, İran'ın Şah tarafından kendi bankalarına yatırılan on milyarlarca doların üzerine yattı, gasbetti?
3. İmam Humeyni'nin Kur'an'a, Hz. Peygamber'e, Hz. Aişe'ye ağza alınmayacak iftiralarda bulunduğu için ölüm fetvası verdiği Salman Rüşdi'yi koruyan İngiltere değil miydi? Şimdi Devrim'i İngiltere'nin de içinde bulunduğu bu Batı mı destekledi?
4. Bir milyon Müslümanın katili Saddam'ı, Devrim'in hemen ardından, dişine kadar silahlandırıp İran'ın üzerine salan Batı değil miydi? O zaman Batı tazıya kaç, tavşana tut mu demiş oluyor? İş böyleyse, insaf en azından böyle söylemeyi gerektirmez mi?
5. Roger Garaudy'nin şahitliğiyle Devrim'in lideri, kendine altın tepside "Devrim hediye eden" Batı için, "Batı, her şeyimizi affetse bile, İslâm'ın insan-ı kâmil yetiştirme potansiyelini yine affetmez" sözünü, laf olsun torba dolsun diye mi söyledi?
6. İngilizler'in en büyük nişanı "Dizbağı"dır. İsmet Özel'in Batı adına devrim yaptığını söylediği Humeyni'den esirgediği (!) bu nişanı, bizden kime layık gördüğünü İsmet Bey bilmez mi hiç? Ama aynı Özel'in, yıllar yılı "İslâmi Hareket" üzerine tezler karaladıktan sonra, dönüp bu toprakların var oluşunu, Batı'nın tezgahladığı "kahraman yaratma operasyonu" olan muvazaalı bir savaşla başlatması, hangi "temel içgüdü"nün eseridir?
7. Devrim'in hemen ardından, Devrim liderinin zımni izniyle, ABD elçiliğini işgal eden devrimciler, kendilerine altın tepsi içinde Devrim sunanlara teşekkür etmek için mi bunu yaptı?
8. Şah İran'ını dünyanın dördüncü silahlı gücü yapan Şah'ın kendisi miydi, yoksa ABD ve Avrupa'sıyla bütün bir Batı mıydı? Bunun karşılığında Şah, Batı'nın bölgedeki piyonluğunu nasıl başarıyla yaptı? Mesela İsrail'in petrol ihtiyacını bedava nasıl karşıladı? İran petrollerini başta ABD, Batı'ya nasıl peşkeş çekti? Bu yolla 4. güç olmak, namusunu satarak zengin olmaktan daha onurlu bir iş mi?
9. Şu anda, dünyanın gözü önünde, "küfür Tek Millettir" düsturunu doğrularcasına, İran'ın üzerine yürüyen "Batı uygarlığı" (!) değil mi?
Allah'ım! "İran" İran değil, sanki "imtihan". Meğer, ne ağır imtihanmış bu İran!?
O, kalplerin özünü biliyor! Kimin kime niçin hasım, kimin kime niçin hısım olduğunu da. Ve hepimiz "iman" ettiğimiz için "emin"iz ki, hasımlığımızdan da hısımlığımızdan da o bir gün gelince, hesaba çekileceğiz. ''
İlim cahilliği ortadan kaldırır, eşekliği değil. Eşekliği kaldıran ise hikmettir.
Allah'ın rahmeti üzerinize olsun.. Vesselam.