Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Türkiye: 3 - Gürcistan: 1 | Molotof kokteyline müebbet hapis... | AK Parti'de "Uludere" çatlağı !... | “Amnesty International”ın 2012-ci il hesabatında – Azərbaycan | Nicat Əliyev Kürdəxanı istintaq təcridxanasına göndərilib | İtkin jurnalistin sorağı həbsdən gəldi | CHP'nin 4+4+4 iptal başvurusuna ret.. | İran ve 5+1 ülkeleri arasında nükleer kriz çözülüyor .. | Ay. Misbah Yezdi: Ayetullah Behcet, mücadelenin kültürel boyutunu vurgulardı! | Irak'ta iki İranlı ziyaretçi şehid edildi |
Spor-Aktüel | Bilim Teknoloji | Velayet-i Fakih | Güncel | Dünya | Siyaset | Eğitim Kültür | İnsan Hakları | Yaşam Sağlık |
Site içi Arama 
GENÇ KALEMLER
Hüseyin Tugay

Suçluyu Irak’ta mı Arıyorsun?
FATİH KAHRAMANİ

OLMAYAN SEVGİLİYE
Mustafa K.Taşpınar

DUA
Habib YAZAR

Kur'an Geldi, Fakirlik Kalktı
Serdar GÜNDOĞDU

KÖRLER ve SAĞIRLAR
Ali Mert

BİR ANAYASA TEKLİFİ DE BİZDEN-IV-
Ebuzer GÖKTAŞ

Dünya Müslüman Kadınlar Günü
Leyla GÖK

ERKEK VE KADIN
Feride Aliyeva

ANNEM
Öztürk ADIYEKE

YOBAZLIK MI, CEHALET Mİ, UŞAKLIK MI BİLİNMEZ
Aliekber Kocaaslan

TEPKİSİZLİĞE TEPKİ
Zehra Kıran

BAZEN
Arzu ÇETİNKAYA

FATIMA'NIN (S.A) ŞEHADETİ
Mehmet DEMİRER

BİR OLUP ÇÖZELİM KÖRDÜĞÜMÜ
HASİBE YEŞİL

HAZAN YAPRAĞININ SON BAKIŞI
ALINTI YAZILAR
Hüsnü Mahalli

İsrail Kıbrıs'ta
Orhan Dede

NATO zırvaları
Bülent ESİNOĞLU

"Amerika'ya Karşı Sorumluluklarımız Var"
Levent GÜLTEKİN

Hayrettin Karaman'a kızanlar neyi savunuyorlar?
Ahmet TAKAN

Gül’e gaz mı veriliyor?.. Yoksa Gül birilerine mi gaz veriyor?..
Sabahattin Önkibar

Haham Tuncay’dan, Ergenekon rejim değişikliğine araçtır itirafı
Murat ÇABAŞ

Füze kalkanı ve NATO, ABD’nin güdümünde
Hüseyin Vodinalı

İsrail’in “Düşman” Olmasında Nasıl Bir Yarar Var
Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL

Bayram değil, seyran değil, NATO bizi niçin öptü?
Haydar Cemal

İslam ülkelerinde bahara doğru
Hasan DEMİR

Belgelerle iktidarın Suriye harakirisi!
Prof. Dr. Ata ATUN

İsrail Üssü ve Oyunun Kuralı
İbrahim Karagül

O kurşun atıldı!
Semih İdiz

Dışarıda bizi sıcak bir yaz bekliyor
Abdulkadir Özkan

Isıtan ortada, ısıttıran nerede?
Arslan Bulut

Karaman Hoca’ya öğrencisinden uyarı...
Serdar Akinan

Suriye olmadı Lübnan verelim mi?
Prof.Hüseyin Hatemi

Dünya ve Türkiye
Mehmet UYSAL

Kilis'e Rahmet Olarak Gelen Muhacirler
Fikret Ertan

İsrail-Çin: Çok önemli ilişkiler
Taha Kılınç

“Allah’ın demokrasisi” ?!
Ali Haydar Aksal

Uludere gerçeği bize neyi anlatıyor?
Deniz Ülke Arıboğan

Suriye'de El Kaide devrede !
Mehmet Ali GÜLLER

Kosova’da Gerilla Eğitimi!
İsmail MÜFTÜOĞLU

Yalnız Kalan Şövalye
Yılmaz ÖZDİL

Minare burada peki kubbe nerede?
Ali Bulaç

'Türkiye İslamı'nın üç versiyonu
Muharrem Bayraktar

Suriye’de işler karıştı
Akın Aydın

Suriye halkı bakın ne diyormuş
Savaş SÜZAL

NATO zirvesi sonunu bekleyin
Ertuğrul ÖZKÖK

Suriye'de Durum Bize Anlatıldığı Gibi Değilmiş!
Akif Emre

Türkiye Irak'ın bütünlüğünü istiyor mu?
M. Hilmi Yıldırım

Uluslararası toplum, uluslararası yalandır
Türker ERTÜRK

Yetki ABD'den
Zeki Ceyhan

Karışık işler!
Mehdi aksu

Hz. Ali'den yöneticilere-3
ANKET

Yönetici :..

İslami İran Avrupa ülkelerine karşı yaptırımlarını kaldırmalı mı?

Seçenekler
A)evet. kaldırmalı
B)hayır. kaldırmamalı

Sonuçları Göster

ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

 
Şifre  
   

Üye Olun | Şifremi Unuttum

 

 
NÜKLEER ENERJİ VE İRANFOBİ!
15/10/2009 - 12:18

MEHMET YETKİN

Bismillah,

     

   Ağır radyoaktif (Uranyum gibi) atomların, bir nötronun çarpması ile daha küçük atomlara bölünmesi (fisyon) veya hafif radyoaktif atomların birleşerek daha ağır atomları oluşturması (füzyon) sonucu çok büyük bir miktarda enerji açığa çıkar. Bu enerjiye Nükleer Enerji denir. Nükleer reaktörlerde fisyon reaksiyonu ile edilen enerji elektriğe çevrilir. Güneşteki reaksiyonlar ise füzyon reaksiyonudur. Bu reaksiyonun yarattığı sıcaklık fisyon reaksiyonundakinden çok daha fazladır (birkaç milyon derece santigrad). Bu yüzden bu sıcaklığı kontrol edebilecek bir füsyon reaktörü henüz kurulamamıştır.

     

   Özellikle 1974`de ortaya çıkan petrol krizinden sonra dünyada enerjinin pahalı olarak elde edilmesi, elektrik üretiminde kullanılan yakıtlar arasında ilk sırada yer alan fosil yakıtların zamanla tükenecek olması ve CO2 gazı emisyonuna bağlı olarak atmosfer üzerinde sera etkisi oluşması, bunun yanında elektrik enerjisi üretiminde karşılaşılan kaynak kısıtlılığı sebebiyle ve mevcut teknolojilerin günümüzde gelmiş olduğu  nokta dikkate alındığında  enerji ihtiyacının karşılanması ve sürekliliğin sağlanması gerekmektedir. Nükleer teknoloji dünyanın elektrik gereksiniminin yüzde 17`sini karşılamasının yanı sıra, tıpta, tarımda askeri alanda, Ar-Ge çalışmalarında ve endüstride kullanılan  bir teknolojidir. Uzmanların tespitlerine göre ,   hidrolik, rüzgar, güneş ve jeotermal kaynaklar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının tamamı enerji üretimi amacıyla değerlendirilse bile, mevcut yerli kaynaklarla orta ve uzun dönemde artan elektrik enerjisi talebini karşılamanın zorlaşacağı belirtilmiştir.

          

  Dünyadaki tüm ülkeler için ulusal kalkınma çabalarının ve sanayileşmenin en büyük gereksiniminin enerji olduğu gerçeği dikkate alındığında; ülkelerin ulusal plan ve programlarında geleneksel ve yerli enerji kaynaklarının yanı sıra, yeni enerji kaynaklarına yöneldikleri, yeni enerji kaynakları arasında ise "Nükleer Enerji"nin bir alternatif olarak önemli  bir yer tuttuğu bilinmektedir. Bugün özellikle meydana gelen petrol bunalımından sonra , nükleer enerji üretimi ve buna ilişkin konular; politik ve ekonomik açıdan yararlanılması, gerek ulusal gerekse uluslararası  yüksek seviyede ki girişimler ve  işbirliği çok önem kazanmış bulunmaktadır. Bilindiği üzere öneminden  dolayı  enerji planlamasını devletler uzun yıllar için yapmaktadırlar. Ülkelerin  bilinen ve imkanlar dahilindeki tüm enerji kaynaklarından yararlanılması gerçekleştirilse dahi, gelecek yıllarda önemli bir elektrik enerjisi açığının olacağı bir realitedir. Bu açığın kapanması için ise şimdiden geleceğe dönük enerji politikalarının  ve özellikle elektrik enerjisi üretim planının sağlıklı bir biçimde saptanarak, nükleer enerjinin plan içinde belirlenmesi bir zorunluluktur. Nükleer konu, bugün artık ülkeler için  enerji ihtiyacının  yanında  stratejik bir önem taşımaktadır. Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde nükleer enerji kaynakları, elektrik enerjisi üretiminde yaygın olarak kullanılmakta olup , halen 30 ülkede 441 adet nükleer tesis bulunmaktadır. Dünya’da nükleer enerji üretiminin yüzde 80`inin OECD ülkelerinde gerçekleştirilmiş olup , bunun yanı sıra 12 ülkede 27 tesisin inşasının da sürdürülmektedir.

      

    Nükleer güce sahip olduğu resmi olarak  bilinen bazı ülkeler ve nükleer güçleri ise şu şekildedir:

 

 ABD:                5 bin 200 nükleer savaş başlığına sahip.
      İsrail:                200 gelişmiş nükleer patlayıcı yakıtları bulunuyor.

 Rusya:             14 bin civarında nükleer savaş başlığı var.
      Fransa:            300 nükleer savaş başlığı.
      İngiltere:          200 nükleer savaş başlığı.
      Çin:                   400 nükleer savaş başlığı.
      Kuzey KORE:    İlk nükleer denemesini Ekim 2006'da, ikincisini Mayıs 2009'da yaptı.
      Hindistan:        50-60 nükleer savaş başlığına sahip.
      Pakistan:          60 nükleer savaş başlığı.

        

 NPT: Uluslar arası Nükleer silahların yayılmasını önleme antlaşması. Bu antlaşmayı başta İsrail olmak üzere Kuzey Kore, Pakistan ve Hindistan imza atmamışlardır. İran ise bu antlaşmayı imzalayan ülkeler arasındadır.

  Hindistan 1974 yılında nükleer silah denemesi yaptığı sırada, Amerika, 5 megavatlık nükleer araştırma santralini kurma anlaşmasını ABD’nin Ortadoğudaki karakolu olan o günkü  Şah yönetimiyle  yapmışlardı. Birkaç ay sonra, Almanya'nın Simens şirketi 1300 megavatlık 2 nükleer santrali Buşehr'de kurma anlaşmasını da İran’la imzalamıştı. Bu santrallerin yapılan antlaşma gereği  1980 yılında tamamlanması ve faaliyete geçmesi  gerekmekteydi. Fakat İran'da gerçekleşen İslam İnkılabının zafere ulaşması ve İran'ın bölgedeki Amerika uydusu olmaktan kurtulmasının ardından Amerika ve batılı devletler İran'a karşı tutum değiştirmekte gecikmediler. Amerika ve batılı ülkeler özgürlük  adına destekledikleri nükleer enerji çalışmalarını dikta, zalim  şahlık rejimini yıkılmasından  sonra   İslam inkılabına düşmanlık besleyip, yeni kurulan İslam cumhuriyeti nizamına karşı siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda baskılarını arttırdılar. Bunlardan biri de  İran  milletine dayatılan kanlı ve büyük tahribatlara yol açan emperyalist güçlerin desteklediği zalim Saddam’ın başlattığı 8 yıllık savaş ve işgal süreciydi. Nitekim batılı güçlerle Amerika'nın doğrudan siyasi, askeri ve mali desteğini de alarak  İran'a karşı savaş açan  zalim Saddam,   bağnaz ve satılmış   Arap rejimlerinin ve bölge devletlerin yöneticilerinin desteğini de kazanmıştı. Bu insanlık dışı savaşın sona ermesinden sonra, İran hükümeti, yarım bırakılan Buşehr nükleer santralini tamamlamak ve barışçı nükleer enerjiyi üretmek için harekete geçmişti. Fakat düne kadar bu enerjiyi destekleyen ABD ve Batılı devletler İran'ı karşı davranışlarında yüksen derece dönüş yaparak hiç bir dayanağı olmayan gerekçeler ileri sürerek  suçlamaya başlayıp, İran milletinin barışçıl nükleer çalışmalarını ve elektrik üretme girişimlerini bütün güçleriyle engellemeye çalışmaktadırlar.

  BM ve Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) denetiminde  barışçıl nükleer enerji faaliyetlerinde bulunduğunu söyleyen İran, nükleer konusundaki resmi görüşünü ( devlet yetkililerinin açıkladığı) nükleer enerji ve nükleer silah ayrımı esasında  belirtmektedir.  İran, nükleer politikasında nükleer silah ve nükleer enerji arasında ayırımın dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır. İran nükleer enerji elde etmek istediğini açıkça bildirmektedir. İran'a göre nükleer enerjiye sahip olmak bu enerjiyi üretme  imkanları olan  bütün halklar için bir haktır. Dolaysıyla da  bu meşru  haklarından da vazgeçmek istememektedirler. İran nükleer enerjiyi; teknolojik gelişmenin, özellikle de tıp, tarım ve elektrik üretiminin temeli olarak nitelendirmekte ve bu enerjiye barışçı amaçlarla kullanma hedefi doğrultusunda sahip olmak istemektedir.  Buna karşılık İran, nükleer silah üretmek niyet ve iradesinde olmadığını ısrarla bildirmektedir.  İslami İran da bu gün en yüksek makam olan Velayet-i Fakih tarafından  da nükleer silah üretmenin   İslam dini açısından da doğru olmadığı , haram olduğunu ve İslam rejimi olarak nükleer silah üretmeyi kabul etmediklerini özellikle ve defalarca  vurgulamıştır. İran'a göre nükleer silah elde etmek İslam dininin tasvip etmediği bir olay olduğu için böyle bir amaç  İran’ın niyet ve iradesinin dışındadır.

  Bu beyanatların defalarca uluslar arası kamuoyuna izah edilmesine karşılık bu şer güçler devamlı olarak  İslami İran’ın , nükleer silah üreteceği  iddiasıyla ellerindeki medya gücünü de kullanarak , kendine hizmet eden  uluslararası kuruşları da harekete geçirerek, bütün dünyayı ayağa kaldırılırken İsrail'in tüm Ortadoğu bölgesini ve milyonlarca insanın hayatını tehdit eden nükleer gücünün ve silahlarını  hep görmezden gelmektedirler.Niye? Çünkü  nükleer güce sahip İslami İran batılı güçlerin emperyalist emellerine engel teşkil ederek gasıp Siyonistlerin orta doğuda istediği zulmü yapmasına en büyük sekteyi vuracaktır. Bu emperyalist güçlerin feryatlarına, kopardıkları yaygaraya bakılırsa sanki dünyada ilk nükleer enerjiyi İslami İran icat etmiş ve kullanmak istemektedir. Bilindiği üzere gasıp  İsrail, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması demek olan NPT anlaşmasını imzalamayan ülkelerden başında gelmektedir. ABD yönetimi bütün dünya ülkelerine bu anlaşmayı imzalamaları için baskı yaparken İsrail'e bu yönde hiçbir baskı yapmamaktadır. İsrail, NPT anlaşmasını imzalamadığı gibi nükleer santrallerini Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA)'nın denetimine açmaya da yanaşmayarak uluslararası topluma  karşı külhanbeyi edasına sürdürmektedir.

   Siyonistler, İran'ın nükleer gücünü artırarak kendisine karşı ciddi bir tehdit oluşturmaya başladığını iddia ederek , bu konuda İran'a baskı yapması için devamlı olarak  Amerika'yı harekete geçirmektedir. İsrail'in ve Amerika'daki Yahudi lobisinin isteklerine "hayır" diyemeyen ABD yönetimi de bu durum karşısında  uluslar arası gücünü kullanarak İran’a çeşitli baskı ve ambargolarla sıkıştırmaya tecrit etmeye çalışmaktadır. ABD   bu yüzden Amerika'daki ve Avrupa'daki ticari şirketlere İran'la olan ticaretlerini kesmeye veya asgariye indirmelerini , hatta Amerikan petrol şirketlerinin İran'la petrol ve doğal gaz üretimiyle ilgili projeler üzerinde anlaşma yapmalarını engellemektedir. Komşu Arap rejimlerine ise İran’ın nükleer bir güce dönüştüğü ve güvenliklerini tehdit ettiğini iddia ederek ve İran fobi oluşturarak  onlara milyarlarca dolar değerinde silahlar satarak kazanç sağlarken,   siyasi olarak ta bu rejimleri  bir cephede ve Siyonistlerle beraber olup , İslami İran’a karşı olmalarını sağlama gayretindedir. Aslında Ortadoğu'da en büyük nükleer tehdit gücüne sahip ülkenin İsrail olduğunu bütün dünya bilmektedir. İsrail’in , İran ile ilgili iddiaları aynı zamanda kendi nükleer programını haklı göstermek için bir gerekçe olarak gösterip, medyayı da kullanarak genelde uluslar arası arenada özelde de Arap ülkelerinde İran fobi oluşturarak dikkatleri üzerinden dağıtmayı sağlayarak uluslar arası toplumdan  İran’ı tecrit etmeyi ve her alanda ambargonun uygulanmasını  amaçlamaktadırlar. Onun için önemli olan İran ve  ilgili iddialarının doğruluğu değil, kendisini haklı göstermeye yarayacak bir gerekçenin bulunduğuna dünya devletlerini ve kamuoyunu ikna edebilmektir. İsrail, İran'ın veya herhangi bir komşu ülkenin on yıl hatta daha fazla bir süre sonra sahip olacağı nükleer gücünden kat ve kat fazlasına  daha bugünden sahip olduğu halde , kendisinin sahip olduğu nükleer tehdit gücünü dikkatlerden uzak tutmaya ve sürekli karşısına aldığı ülkelerin bu yöndeki çalışmalarının tartışma konusu yapılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Öte yandan ABD yönetimi İslâm ülkelerine Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması (NPT)'nı imzalamaları için baskı yaparken İsrail her fırsatta bu anlaşmayı imzalamayacağını açıkladığı halde bu ülkeye baskı yapmaya yanaşmamaktadır.

   İşgalci İsrail'in bugün nükleer silah gücüne sahip olan dünya ülkeleri arasında ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin'den sonra altıncı sırada yer aldığı bilinmektedir. Gasıp  İsrail'in hâlen sahip olduğu nükleer reaktör sayısı yedidir. Nükleer başlıklı füzelerinin sayısının ise iki yüzden fazla olduğu sanılıyor. İsrail, Müslümanların kutsal toprakları üzerindeki varlığını sürdürebilmek için karşısında her zaman eli kolu bağlı bir İslami İran ve İslâm dünyası istemektedir. Çünkü kutsal topraklar üzerindeki varlığının yaptığı zulümlerin  Müslümanları sürekli rahatsız ettiğini ve gelecekte de rahatsız edeceğini çok iyi bilmektedir. Bu yüzden İslâm dünyasında ve özellikle onun meşrutiyetini kabul etmeyen ve gasıp bir rejim olarak tarif eden İslami İran’da ki  kendi geleceği açısından tehdit unsuru olabilecek bir gelişme karşısında hemen bütün dünyayı ayağa kaldırmaktadır. İslâm dünyasındaki gelişmelerden İsrail'i en çok rahatsız eden ise İslâmi İran’ın bu teknolojiye sahip olarak gücünü artırması ve orta doğuda İsrail’in istediği gibi zülüm yapmasına engel olacak askeri, ekonomik,siyasi  güce ulaşmasıdır.

   Siyonist İsrail özellikle  son altı yıldır büyük hamisi ABD’yi yanına alarak oluşturduğu İran fobisiyle  İran aleyhine  kampanya başlatarak psikolojik savaş yürütmektedir. Yahudi lobisine yakınlığıyla bilinen The New York Times adlı Amerikan gazetesi Chris Hedges imzasını taşıyan ve  yayınlanan bir haber-yorumda İran'ın bir kaç yıl içinde  nükleer silah üretebileceğini ve bu ülkenin nükleer programının İsrail açısından en ciddi tehdit oluşturduğunu yazdı. Arkasından da İsrail'in uzaktan kumanda ettiği  ülkemizde dahil uluslar arası çeşitli yayın organları ile  İran fobi oluşuma dönük   yürütülen kampanyayı başlatmış bulunmaktadırlar. İsrail işin ciddiyetine dünya kamuoyunu inandırdığı kanaatine varınca bir yandan ABD'ni harekete geçirerek diğer taraftan   da kendi güvenliğini tehdit etmesi durumunda İran'a saldırabileceği yolunda sanal  tehditler savurmaya devam etmektedir. Aslında İsrail'in yaptığı bir sansasyondan   ibarettir. Siyonistler , Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması (NPT)'nin süresinin uzatılması amacıyla yapılacak görüşmeler öncesinde bu anlaşmaya imza koymamak için kendini haklı göstereceği bir gerekçe bulmak istemektedirler. Bunun için de İran'ın nükleer araştırmalarıyla ilgili taraflı yayınlara bir can simidi gibi sarılarak ve bu ülkenin kendi geleceği açısından ciddi tehdit oluşturduğuna dünya kamuoyunu ikna etmek için çaba göstermektedir.  İranlı yetkililer ise  İsrail kaynaklı bu asılsız  iddiaları reddederek ülkelerinin  NPT anlaşmasını imzalayan ülkeler arasında yer aldığını, nükleer çalışmalarının tamamen sivil amaçlı olduğunu ve bu çalışmalarını üç kez Uluslar arası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA)'nın denetimine açtığını ifade etmişlerdir. Üstelik söz konusu anlaşmanın uzatılması için de şartsız olarak imza atacağını ifade etmişlerdir. Bunun yanı sıra nükleer araştırmalar konusunda Rusya ile İran arasında yürütülen işbirliğinin tamamen sivil amaçlı olduğu ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA)'nın kontrolünde yürütüldüğü bu kurum yetkilileri tarafından bu çalışmanın barışçıl amaçlı olduğu ve herhangi bir nükleer silah yapımına yönelik bir bulguya rastlanılmadığı defalarca kamuoyuna deklere edilmiştir.Aslında, İsrail yapmak istediği şey , karşısında her zaman eli kolu bağlı duran hiçbir gücü olmayan  bir İslâm İran’dır. Askeri üstünlüğün ve caydırıcılık gücünün sadece kendi elinde olmasını amaçlamaktadır. Bu yüzden kendi caydırıcılık gücü karşısında tehdit oluşturabilecek hiçbir gelişmeye fırsat vermek istemiyor. Başta ABD olmak üzere çeşitli ülkelerdeki Yahudi lobileri vasıtasıyla elde etmiş olduğu siyâsi ve ekonomik kazanımlarını da bu alanda değerlendirerek amacına ulaşmaya çalışmaktadır.

   Bilindiği üzere  yakın zaman da gerçekleşen  ikinci dünya savaşında ABD tarafından Japonya ya atılan iki atom bombası ile yüz binlerce masum insanın ölmesine ve sakat bırakılmasına sebep olmuştu. Son Körfez kriziyle birlikte Nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların insanlık açısından oluşturduğu tehdit, değişik ortamlarda yeniden kamuoyunun gündemine geldi. Ancak ne hikmetse bu tartışmalarda çoğunlukla ABD ve İsrail'in ellerindeki nükleer güçler göz ardı edilerek bu odakların çıkarlarını tehdit eden unsurlar ve güçler öne çıkarılarak fobi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Her fırsatta İslami İran aleyhine nükleer gündem yapmaya çalışan ABD nükleer silahların üretilmesi ve geliştirilmesini yasaklayan anlaşma NPT'yi imzalamayan ve nükleer güç olan Hindistan’la çok yakın bir zamanda işbirliği yapmakta sakınca görmemiştir.

  Buradan şu sonuç ortaya çıkmaktadır ki ,hangi ülke   batılı güçlere bağımlı olur ve uluslar arası hukuku ihlal ederse, bu haksız girişim dünya toplumunu tehdit etmez, fakat bağımsız bir ülke uluslar arası hukuk normlarına ve yaslarına  uygun hareket etse bile batılı sömürgeci güçler tarafından dünya barış ve güvenliğini tehdit etmekle suçlanabilir!. Demek ki, Amerika ve batılı güçlerin haksız çıkarları uyarınca, dünya barış ve güvenliği tanımlanmaktadır. Öncelikle bu konuda sicili oldukça kabarık olan ve attıkları atom bombalarıyla insanlığı katleden ABD ile bu gün de bu silahların vereceği zarar kadar mazlum  Filistin halkını katleden ve ellerindeki nükleer silahlarla  mazlum halklar için büyük bir tehlike olan Siyonistler, bu konuda en son söz konuşması gerekenlerdir. Netice itibari ile hali hazırda sahip oldukları ve üretmeye devam ettikleri atom bombalarıyla dünya güvenliğini tehdit eden ABD başta olmak üzere batılı emperyalistler ve gasıp Siyonistler, İran'ın nükleer enerji programının barışçıl olduğunu bilmektedirler. Ancak ,onların mazlum halklara karşı işledikleri zulümler karşı mazlumları savunan ve  bu müstekbirlerin sömürüye dayalı, hakkaniyetten uzak  siyasetlerine teslim olmayan,  bağımsız İslami İran'ın güçlenmesini sağlayacak bu teknolojiye ve bilgiye sahip olmasını  istememektedirler.


Yorum Ekle

Arkadaşıma Gönder

Yazdır

Facebook

Digg

Del.icio.us

StumbleUpon

Google

Yahoo

YORUMLAR

Nükleer 23-10-2009, 09:26:19
Nükleer Enerji , hakkında güzel bir araştırma yazısı ellerinize sağlık,faydalı oldu istifade ettik...
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

14/05/2012 Bahreyn ve Halk Kıyamı
13/04/2012 Siyonist İsrail, Azerbaycan’da Neyin Peşinde?
24/02/2012 İslami İran, Neden Emperyalistlerin Hedefinde?
22/01/2012 Erbain’de Hüseyni Değerlere Yürüyüş
06/12/2011 Köleden Hür’e Çağrı
12/11/2011 ABD VE YANDAŞLARI İRAN’A SALDIRABİLİR Mi?
11/10/2011 YUMUŞAK SAVAŞ VE GENÇ NESİL
13/09/2011 Suudi Rejiminin Ortadoğu’daki Marifetleri!
24/08/2011 Bu Yılki Dünya Kudüs Gününün Önemi
21/07/2011 GÜNEY SUDAN NEDEN BAĞIMSIZ OLDU?
21/06/2011 KÜRESEL ÇETELER, SURİYE ve AKP HÜKÜMETİ
24/05/2011 İNKILABA VE ŞİA DEĞERLERİNE NEDEN SALDIRIYORLAR?
28/04/2011 BAHREYN VE MÜSLÜMANLARIN SUSKUNLUĞU
05/04/2011 Küresel Psikolojik Savaş
09/03/2011 ABD ve Batı’nın Diktatörleri
11/02/2011 İSLAM İNKİLABI VE YANSIMALARI
18/01/2011 AZERBAYCAN’DAN MEKTUP VAR
10/01/2011 KERBELA’DA KENDİNİ ARAYAN MEÇHUL!
08/12/2010 İRAN’DA MC DONALD’S AÇMAK!
08/11/2010 BASİRET VE MÜ’MİN
08/10/2010 DİN ADAMI MI ? DİN’İN ADAMI MI?
16/09/2010 BİTMEYEN EMPERYALİST VE SİYONİST KOMPLOLAR
07/09/2010 KUDÜS VE DİRENİŞ
27/07/2010 GENÇ VE KİMLİK
22/06/2010 TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR?
01/06/2010 Korsan Siyonistler, İnsanlığın Vicdanını Vurdular!
04/05/2010 YIKILMAYA YÜZ TUTAN TABULAR
29/03/2010 ÇALIŞTAY VE ÇEKİNCELER
07/03/2010 FİTNESAVAR BİR GÜÇ: VAHDET
12/02/2010 31. VELADET YILDÖNÜMÜNDE İSLAM İNKİLABI
16/01/2010 30 ARALIK İNKILAP YÜRÜYÜŞLERİ
14/12/2009 VELAYETİN YANSIMASI VE REHBER HAMANEİ
13/11/2009 İLAHİ MAKAMIN TECELLİGAHI!
15/10/2009 NÜKLEER ENERJİ VE İRANFOBİ!
15/09/2009 KUDÜS BİLİNCİ
23/08/2009 ENFORMASYON MU? DEZENFORMASYON MU?
06/08/2009 BİR CUMA SABAHI KAPINIZ ÇALINSA!
18/07/2009 LÜBNAN İZLENİMLERİ VE İLAHİ YARDIMLAR
30/06/2009 İNKİLAP KARŞITI KOMPLOLAR
15/06/2009 İNKİLAPTAN, EMPERYALİZME ANLAMLI TOKAT!
17/05/2009 TEFRİKA MI? İSLAMİ DAYANIŞMA MI?
22/04/2009 FİRAVUN REJİMLERİ, HİZBULLAH VE DİRENİŞ
09/04/2009 HÜSEYİN OBAMA MI? BARACK OBAMA MI?
18/03/2009 SİYASET VE İSLAM'İ DEMOKRASİ
19/02/2009 TÜRKİYE – İSRAİL İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM
19/01/2009 GAZZE’DE, KİM KAZANDI? KİM KAYBETTİ?
22/12/2008 PAPUÇLARIN ALTINDA KALAN EMPERYALİZM
08/12/2008 GAZZENİN FERYADI ...
12/11/2008 AMERİKA' NIN SİYAH YÜZÜ; OBAMA...
03/11/2008 Velayet ile Batılın Mücadelesi...
14/10/2008 AmeriKAN Hegemonyası Çöküyor...
22/09/2008 İmam (r.a) ve Küdüs Günü
02/09/2008 Ümmet'e Büyük Va'ad!
16/08/2008 Dr. Ahmedinejad ile Gönüllerin Fethi...
15/08/2008 Dr. Ahmedinejad İle Gönüllerin Fethi...
12/08/2008 Ümmet Olma Bilinci...
07/08/2008 İzzetin ve Zilletin Resmi
 
 
YAZARLAR
Y. ZİYA T.YILMAZ

YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNER
ABDULLAH ÖZGÜR

Azerbaycan’ın Gayretli Müslümanlarının Direnişi
MUHAMMED AK

Devrimci bir Sufi: İmam Humeyni!
Hüseyin TAŞ

İslami İran ile Türkiye Rakip Ülkeler mi?
MEHMET YETKİN

Bahreyn ve Halk Kıyamı
Abdulkadir Çuhacıoğlu

AKAN KANLAR VE ÂLİMLERİN SESSİZLİĞİ
MUHSİN KÜÇÜKER

İKİ ALİ ÜNAL MI?
KEMAL KEMAHLI

ALİ ÜNAL’IN, ŞİA VE İRAN YANILGILARI
MEHDİ AKSU

SEYYİD ALİ HAMENEİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ-3
KONUK YAZARLAR
Ali ERDEM

SİNCAN OLAYI VE BİR HUKUK SKANDALI
Mikail GÜREL

En Büyük Kusur Kibir ve En Büyük Allah
RIZA BAKIRLI

AKLIN ÖNÜNDE SET OLUŞTURMAK
Rahmi Onurşan Rahmani

Adın “Ali” ama gözlerin “Muaviye”ye benziyor (1)
HAZIM KORAL

SIFFİN SAVAŞI
Bilgehan Ova

SANAT YAZILARI (II)
FUAT TÜRKER

Özgürlük Değil Şeytan’a Tutsaklık
AZERİ YAZARLAR
Muhammed Mustafa

Evroviziyon-Gaylar, İnsanlığı çökertmeye yönelik sinsi planlar
Meşedi Natıq

Gənc Hüseynin anası Zəhraya və bacısı Rüqəyyəyə ünvanladığı məktub
Tural Əli

Zindanda bir gün...
Emin Gənciyev

AYIL EY AZƏRBAYCAN !!!
Emin İmanlı

Dinin gövhər və sədəfi
Gönül İsmayılkızı

Təhqir edilən ŞƏHİDLƏR
Hacı Arzu

Açıq!
Devran Abdullah

Quba aksiyası ilə inanclıların aksiyalarını birləşdirən məqamlar var
Kənan Rövşənoğlu

AZƏRBAYCANDA RUHANİLİK
Vüsal Hətəmov

Hər zadı tərsinə ölkəm…
Ali Caferi

Ölümüzü dəfn etməyə bir molla var?ali
NAMAZ VAKİTLERİ
TV KANALLARI
Türkçe Kanallar
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Yumurcak Tv
Kudus Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU

TARİHLİ ARŞİV



GAZETELER

DERGİ ve MECMUALAR

BAĞLANTILAR

YABANCI GAZETELER

 

Ana Sayfa   |   İletişim   |   Giriş Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle |   Sitene Ekle

Yazarlar ve makalelerin Yayınlanan  haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur

 
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.
2008 © RAST HABER   www.rasthaber.com
Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım :Networkbil.net
Atanur Evden Eve Nakliyat Küçükçekmece Evden Eve Nakliyat