Rahmetiyle kalplere huzur
dolduran, merhametiyle buruk kalplere şifa veren ve affediciliğiyle güçsüzleri,
tövbe ehlini affeden rabbime en güzel salat ve selam olsun. O ki insanı alemde
en üstün varlık olarak karar kılmış ve güzelliklerinin tecellisi olarak
ademoğlunu seçmiştir.O halde insan olarak kusursuz örnek olan Ehlibeyte de en güzel
salat ve selam olsun.Onlar yaratıcının en güzel güzellik tecellileridir. Onların
hepsi güzeldir.
Rabbim en son din olarak
İslam’ı insanlara göndermiş ve gönderilen bu yüce İslam diniyle beraber en çok
sevdiği kulunu da insanlara peygamber olarak göndermiştir. Hz. Muhammed(s.a.v)
güzel ahlak üzere gönderilmiş bir peygamber olmakla beraber Allah katında en
sevimli kuldur. Allahu Teala yüce kitabı Kuran-ı Kerimde Peygamberi hakkında
şöyle buyurmakta;
“Hiç şüphesiz sen büyük bir
ahlak üzeresin .” (Kalem 49)
Yüce rahman gönderdiği İslam
dinini sadece peygamberiyle değil peygamber efendimizden sonra İslam’ı devam
ettirecek ve kıyamete dek yaşatacak peygamber varisleri seçmiş ve onları da
günahlardan, pisliklerden, kötülüklerden arındırmıştır ve onları da güzel ahlak
ile donatmıştır. Bu yüce vasiler hakkında da Allahu Teala Kuran-ı Kerimde yine
buyurmaktadır ki:
“Ey ehlibeyt, ancak
Allah sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister.”
Allahu Teâlâ’nın seçmiş olduğu
vasiler ve imamlar on iki olmakla beraber bunların sayısı peygamber efendimiz
tarafından kendi zamanında açıkça insanlara bildirilmiştir. Ve zamanımızın
imamı, hücceti ve sahibimiz Hz. Mehdi (a.s) hala hayatta olmakla beraber vaad
edilen güne kadar zuhur etmeyecektir. Zamanının, Allah’u Teala dışında kimsenin
bilmediği zuhurun bir an önce vuku bulmasını Allahtan diler ve yeryüzünün nura
boğulmasını büyük bir sabırsızlıkla beklemekteyiz.
İslam’ın temel taşları, dini
ayakta tutacak olan Ehlibeyt imamlarının her birinin kendi döneminde kıymeti
bilinmemiş ve hakları gasp edilmiştir .Makam ve mevki hırsıyla yanıp
tutuşan ve Hz. Adem (a.s)’dan bugüne kadar gelmiş ve sürekli var olacak
zalimler tarafından Ehlibeyt imamları da büyük cefalar görmüştür. Kalben iman
etmemiş fakat dilde Müslüman olan insanlar sürekli bu yüce şahsiyetlerin
makamına göz dikmiş ve ellerinden gelen her türlü fitne, fesat ve zulümden
kaçınmamışlardır. Açıkça Ehlibeyt’e zulmeden ve haklarına göz diken insanlar
bir yana ahdilerine vefa etmeyen Küfe ehli gibi insanlar bir yana. Onların
kalpleri imamlarıyla beraber fakat kılıçları yine imamlarına karşı idi. Sadece
Hz. Hüseyin döneminde olmamakla beraber yine tekrarlama gereği duyuyorum ki,
diğer imamlar da aynı vefasızlıklarla karşı karşıya gelmişlerdir. Bunca
vefasızlıkların temel sebeplerinden birisi şudur ki; insanların yaşadıkları
dönemde kendi imamlarını ve hüccetlerini hakkıyla tanımamalarıdır. Zira bu yüce
şahsiyetler hakkıyla tanınmış olsalardı yeryüzü ve insanlık bu günkü hale
gelmezdi. Sayıları parmak sayılarını geçmeyecek kadar imamlarını, hüccetlerini
tanımış insanların var olması sebebiyledir ki, İslam dini bu gün yaşamaktadır.
Rabbimden dilerim ki, zamanımızın hücceti ve imamı olan Hz. Mehdi (a.f.)’ı
hakkıyla tanıyanlardan ve ona destek olan kullardan olalım.
Ehlibeyt imamlarının her
birinin döneminde insanlar sınanmaktaydı. Ahdilerine vefasızlık edenler ya da
Allah’ın emir ve yasaklarına uymayanlar sınavlarından başarısız çıkmışlardır.
Bu sınama Adem’den (a.s) kıyamete dek sürecektir. Ehlibeytin imametini, masumluğunu
ve hak tarafından seçilmiş vasiler olduğunu kabul edenler de sınamaya
tabidirler. Tarihte Hz. Ebuzer ,Hz. Miktat , Hz. Ammar-ı Yasir, Hz
Malik-i Eşter, Hz. Sümeyye, Hz. Eba Salt ve diğer yüce şahsiyetler ise
zamanının hüccetine iman etmiş ve kendilerini onlara teslim etmiş
insanlardır ve sınavlarından yüz akıyla çıkmışlardır ki, bunun sebebi de
Ehlibeyt’i hakkıyla tanımış olmalarıdır… Bu yüce şahsiyetler mertebelerini
hakka iman ederek kazanmışlardır. Onlarda tarihte nice zulümlere maruz kalmış ve
eziyetler çekmiş insanlardır. Fakat sabır ve iman onları ehlibeyte dolayısıyla
da yaratıcıya ulaştırmıştır. Şehit gibi yaşayıp şehit gibi can vermişleridir.
Zamanımızın imamı ve
hüccetimiz olan Hz. Mehdi (a.f) döneminde, yani bu dönemde bizlerinde
imamını ve hüccetini hakkıyla tanımamız gerekmekte ona, davası uğrunda bir
asker olmamız gerekmektedir. Bu ise o kadar basit bir iş değildir. Allah
geçmişte imamını hakkıyla tanıyanları nasıl sınadıysa bizleri de öyle
sınamaktadır. Ve bizler bu sınavlardan yüz akıyla çıkamazsak değil bu davaya ve
Allah’ın dinine hizmet etmek, tam aksini gerçekleştirmiş oluruz ve bu bizim
hüsranımız olur. Bizler de aynı sınavlardan ve yollardan geçeceğiz. Zira Allahu
Teala yüce kitabında buyurmaktadır ki;
“Yoksa sizden
öncekilerin örnek ve ibret olmuş halleri başınıza gelmeden cennete giriveririz
mi sandınız.”(Bakara 214)
Bir diğer ayetinde yine Allahu
Teala şöyle buyurmaktadır;
“İnsanlar denenmeden
sınanmadan iman ettik demeleriyle yetineceklerini mi sanıyorlar?”(Ankebut, 2)
Bu ayetler gerçeği
açıkça dile getirmektedir ki , Allahu Teala bizleri de diğerleri gibi
sınayacaktır.
Davamız hak davasıdır ve
yolumuz hakkın yoludur. Gerçekler bilinmekte. Ehlibeyt öğretileri bizlere
öğretilmiştir. Nelerin haram ve nelerin helal olduğu açıkça ortada. O
halde imamımızı tanımamız adına yapacağımız en büyük iş olan bildiklerimizi
amelen tasdik etmektir. Yani iman etmek. İman kalben inanıp, aklen doğrulayıp
ve amelen tasdik etmek değimlidir? Evet öyledir.
Peki gerçeklerle
yüzleşme zamanı ne zamandır?
Yani bizler hem
zamanımızın imamını tanımak ve dolayısıyla hakka ulaşmak adına hangi
aşamadayız.
İmamımızı, hüccetimizi ne
kadar tanımaktayız?
Ona ne kadar asker olmuşuz ve
cenneti ne kadar hak ediyoruz?
Hiç kendimizi sorguluyor muyuz
acaba?
Acaba bunca günaha müptela
olan bizlerin Küfe ehlinden bir farkımız var mıdır?...
Bir rivayet bize gerçekleri ve
düşünmemiz gerekenleri açıkça ilan ediyor. O rivayet şöyledir:
“Hz. İmam Rıza (a.s) bir gece
rüyasında Hz. Hüseyin’ı (a.s) görüyor ve bakıyor ki , bedeninde ok ve
mızrak yaraları var. Soruyor ey imam bedenindeki bu Kerbela yaraları hala
iyileşmedi mi? Hz. Hüseyin (a.s) torununa şöyle cevap veriyor: Ey oğul bu
yaralar Kerbela yaraları değildir. Kerbela yaraları çoktan iyileşti ve geçti.
Bu yaralar bizim Şialarımızın işlemiş olduğu günahların yaralarıdır. Onlar her
günah işleyince o günahlar benim bedenime bir ok ve mızrak yarası açıyor.”
Ehlibeyt öğretileriyle amel
etmeyen ve güzel ahlaka sahip olmayan bizler ne imamımızı hakkıyla tanımakta ne
de Allahın davasına, onun dinine hizmet etmekteyiz. Acı bir gerçek olan bir
rivayet bizleri Küfe ehlinden eder mi bilmem ama şuna inanmaktayım ki;
Bizler Allahın emir ve
yasakları çiğnendiği vakit ne İslam’a hizmet etmiş oluruz ne de zamanın imamını
tanınmış oluruz…
Rabbim biz nefsimize kötülük
ettik ve günah işledik ve zarara düşenlerden olduk. Bizleri imamını ve
hüccetini hakkıyla tanıyan kullardan et. Bizleri yüce dinin uğruna canını,
cananını ve mallarını feda edecek kullardan et. Bizleri iman etmiş kullardan
et. Biz hata ettik sen bizi affet.
“Kim bir kötülük eder yahut
nefsine karşı zulümde bulunur da sonra Allahtan yarlıganmak dilerse Allah’ı
suçları örtücü ve rahim olarak bulur.” (Nisa, 10)
" Rabbim biz nefsimize kötülük ettik ve günah işledik ve zarara düşenlerden olduk. Bizleri imamını ve hüccetini hakkıyla tanıyan kullardan et. Bizleri yüce dinin uğruna canını, cananını ve mallarını feda edecek kullardan et. Bizleri iman etmiş kullardan et. Biz hata ettik sen bizi affet."AMİN kardeşim yazınız çok güzel olmuş,gönlünüze sağlık.Bu cümleleri hep duyuyoruz ve duydukça eziliyoruz,Rabbim ne olur yardım et, amel edelim.Baki slm ve iltiması dua ile...
#FFFFFF">
yenigül
01-10-2009, 23:57:02
#FFFFFF">
hepimiz günahkar oldugumuz icin gerceklerle yüzlesmek
cokta kolay degil .ama allah bagislayandir .insallah biz günahkar kullarini ehlibeytin yüzü suyu hörmetine bagislar.yüregine saglik bütün bunlari tekrar hatirlamamiza vesile oldun allah senin yar ve yardimcin olsun.
#FFFFFF">
sadakat
02-10-2009, 21:57:47
#FFFFFF">
S.A. Allah razı olsun yine çok güzel olmuş.döktürmüşsün yüreğine sağlık . bize tekrar bunları hatırlattığınız için.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.