Enformasyon, kelime manası olarak: tanıtma; haber alma, haber verme, haberleşme,bilgilendirme " anlamlarında kullanılır. Enformasyon bir yayın veya yayım organının haber vermesi insanlarla haberleşmesidir.
Dezenformasyon ise kelime anlamı olarak kişilere bilerek yanlış, eksik ya da fazla bilgi vererek hedef şaşırtma, akıl çelme. Birilerini ya da bir topluluğu yanıltmak ya da istediğiniz yöne çekme amacıyla verilen hatalı bilgi diyebiliriz.
Çevremizi kuşatan enformasyon kalabalığı içinde bu bilgilerin doğruluğunu ne kadar sorguluyoruz? Teknoloji ve enformasyonun ilişkisi giderek içinden çıkılmaz bir hale dönüşüyor. Bilgiye ulaşmak giderek kolaylaşırken, doğru ile yalan arasındaki farkı anlamak ise aynı ölçüde zorlaşıyor. Enformasyonda en önemli konu bilginin kaynağıdır.İslam’ın ilk yıllarında toplumları bilgilendirme işlerini yapanlar ravilerdi. Onun içindir ki bir hadisin sahih olup olamadığın incelenirken öncelikle o haber kaynağı olan ravinin güvenilir ve doğru sözlü olup olmadığı ilk incelen meseledir. Yine bu konu o kadar önemlidir ki yüce Kuran’da Allahu Teala bilginin kaynağının ehemmiyetine dikkat çekmek için şöyle buyurmaktadır: Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.(Hucurat/6). Bu ayetten anlaşıldığı kadarıyla bilgiye muhatap olmak sorumluluk gerektirmektedir. Bu bir ahlak meselesidir diyebiliriz. Haber taşımak ve habere muhatap olmak da Müslüman sorumluluğu gerektirmektedir. Bu açıdan bakıldığı zaman haber bir emanet olup bu emanette güvenilir elden olmalıdır. Haberin kaynağı güvenilir olmalı, bilgiye ihanet etmemelidir.
Peygamberimizin(s.a.a) vefatından sonra o zamanki enformasyonun kaynağı olan raviler ümmetin kaderini belirlenmesinde çok önemli roller oynamışlardır. Peygamberimizi(s.a.a) görmeyen ve İslami bilmeyen insanlar ve toplumda hak ve hukukun tesisi için yegane bilgi kaynaklarından biri de o günkü ravilerdi. Çünkü dini anlamanın ve onu hayata geçirmenin Kuran’dan sonra en önemli yollardan biri olan Peygamberin sünnetini ve hadislerini kitlelere ulaştıran bu bilgi kaynaklarıydı. Enformasyonun olduğu yerde dezenformasyonun da olma ihtimali yüksektir. İnsanlık tarihinde ilk dezenformasyonu yapan İblisdi. İblis, Hz. Ademi yanlış bilgilendirerek onun yeryüzünde meşakkatli bir yaşama başlamasına sebep olmuştu. Hz. Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra enformasyon o kadar büyük bir etkinliği sahip olmuştur ki, özellikle bu kaynağı verdikleri dinarlarla satın alan Emevilerin saltanatlarını sağlamlaştırarak İslam toplumuna hükmetmelerinde bu kaynaktan oldukça faydalanmışlardır. Emeviler yaptıkları bu dezenformasyonlarla Rasullahın(s.a.a) ümmete emanet olarak bıraktığı iki ağır emanetten biri olan Ehlibeytini tanıtırken onları dinden çıkmış olarak tanıtmışlardı. Öyle ki Emeviler yaptıkları bu dezenformasyonlarla 20 yıl boyunca Peygamberin(s.a.a) minberinden Hz Aliye(s.a) lanet okutarak kitleleri etrafında toplamayı başarmışlardı. Hz. Ali(a.s) , Kufe Mescidinde mihrapta şehit düştüğünde Şam’daki insanların büyük çoğunluğu ‘Ali’ namaz kılıyor muymuş? diye bir birine soruyorlardı. Yine bir kısım insanlar bu dezenformasyonun etkisinde kalarak Kerbela hadise gerçekleşirken , Hz .Hüseyni(s.a) şehit etmek için yollara düşerek birbirleri ile yarışmışlardır. Kısacası dinde meydan gelen bid’atlerın ve sapmaların en büyük nedeni peygamberimizin sünnetinde o günkü şartlarda bir kısım dinara ve makama satılan ravilerin yaptıkları dezenformasyonlardır.
Günümüze dezenformasyonların ne şekilde tezahür ettiğini incelemek biz Müslümanlar için kaçınılmaz bir zorunluluktur. Günümüzde emperyalist ve Siyonist güçlerin elindeki en büyük silahlardan biri oluşturdukları enformasyon ağıdır. Yaşadığımız zaman diliminin bilgi çağı ve en etkin iletişim araçlarının oldukça fazla olmasından dolayı, buna bağlı olarak meydana getirdikleri dezenformasyonlarıdır. Şu gerçek artık iyice ortaya çıkmıştır; Enformasyon savaşını kazanmadan, askeri operasyonların başarı şansı yoktur. Küresel imparatorluk kurma hayali peşinde koşan ABD bu gerçeği gördüğü için bütün stratejilerinin merkezine enformasyonu oturtmaktadır. Çünkü yapılan operasyonları dünya kamuoyuna anlatmak, uluslararası kuruluşları ikna etmek ve dünya genelinde bir desteğin sağlanabilmesi için etkin bir enformasyon akışına ihtiyaç duyuluyor. Ama bu enformasyon akışı, doğru bilgi ve gerçekleri değil, tam aksine dezenformasyonu, kara propagandayı ve yalanı içeriyor. ABD enformasyon savaşında dünyanın en önde gelen ülkelerinin başında yer alıyor. Bu emperyalist güçlerin işgal ettikleri Irak’ta kullandıkları en büyük silah psikolojik hareket savaşının bir parçası olan dezenformasyonlarıdır.
ABD yönetiminin Irak’a saldırmak için dünya kamuoyunu kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmek, uluslararası kuruluşları kendi hukuk dışı uygulamalarına destek verir hale getirmek amacıyla yaptığı, Irak’ta kitle imha silahları olduğu ve Saddam yönetiminin El Kaide ile işbirliği içinde çalıştıkları yalan haberleri, türünün önde gelen örneklerindendir. Hatırlanırsa, 1. Körfez Savaşı sırasında ABD güdümlü medyanın ham petrole bulanmış karabatak kuşu görüntüleri ne kadar da masum bir yalandı. Masum gibi duran haber, aslında Amerikan saldırganlığını meşrulaştırmak için stüdyoda üretilmiş ve bu görüntüler gerçek bir olaya değil, İtalyan yapımı bir filme ait görüntülerdi.
Aynı amaca yönelik olarak ABD film endüstrisi, İran aleyhine yapılmış ‘Kızım Olmadan Asla’ filminde de dezenformasyon yapmıştı. Yine 33 günlük Lübnan savaşında Siyonistlerin en çok baş vurdukları silah dezenformasyon silahıydı. Bu savaşta büyük bir yenilgi alan Siyonistler savaşa ait bütün gerçekleri gizleyerek yaptıkları dezenformasyon haberleriyle savaşı kendilerinin kazandıkları yalanını inandırmaya çalışarak işgalci halka moral vermeye çalışmışlardır. Fakat Siyonist yöneticiler bu dezenformasyonda o kadar ileri gitmişlerdi ki kendi halkları bile bilgi kaynağı olarak Siyonist yöneticilerinden ziyade düşman oldukları Seyyid Nasrallaha güvenmekteydiler.Orantısız güçlerin savaşı olarak gerçekleşen Gazze savaşında ise ABD merkezli The Wall Street Journal, Avrupa baskısının manşetinde Filistinlilere karşı dünyayı İsrail`e yardıma çağırdı. İsrail bombaları Hamas`ın roket yağmurunu durduramıyor` manşetini atan bu gazete İsrail`in bombardımana aralıksız devam etmesine rağmen, Hamas`ın roket yağmurunun kurbanı olmaya devam ettiğini, Hamas`ın en az İsrail’le aynı potansiyelde İsrail`e misillemede bulunduğunu ve savaşın orantılı güçler arasında devam ettiğini yazdı. İsrail “insanlığı”nın(!) Filistin terörüne karşı yürüttüğü savaşta İsrail`in galip gelmekte oldukça zorlandığı tezini alttan alta işleyen bu ABD gazetesi, Filistinli yüzlerce çocuk ve kadının katledilmesine ise, Hamas`ın el yapımı ve sınırı dahi geçemeyen roketlerinin neden olduğunu ima etti ve İsrail`in bu konuda masum(!) olduğunu ilan etti.
ABD’nin siyahi başkanı ve her fırsatta Hıristiyan olduğunu ilan eden Barac Obama Vahabilere ait bir internet sitesinde, Şii Müslümanların dünyayı fethetmek için bekledikleri Kayıp İmam'ın habercisi! 'Vaat edilen Savaşçı' olarak tanıtılıyordu. Şia kaynaklarında bile geçmeyen bu dezenformasyon haberiyle Mehdeviyet inancına darbe vurmak amaçlanarak bu inançta tahrip yaratmaya çalışmışlardı. Ve yine nerdeyse her gün Irak’ta savunmasız Şii halka karşı pazarlarda , mabetlerde ABD destekli Vahabi zihniyeti tarafından yapılan alçakça intihar saldırılarına mukabil yapılan dezenformasyon haberlerle Şiilerin de aynı eylemleri yaptığı izlenimi verilerek Vahabi teröristlerin yaptıkları bu zulümleri haklı gösterme, katilleri direnişçi sınıfına sokma ve tefrika çıkarmaya yönelik haberlere şahit olmaktayız.
Yine, İslami İran’ın nükleer enerji teknolojisini elde etmeye yönelik uluslararası yasalara uygun çalışmaları, uluslararası atom enerjisi kurumu yetkililerinin onlarca defa yayınladıkları raporlarında nükleer silah yapıldığına dair herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır beyanatlarına rağmen ABD ve Siyonistlerin dezenformasyon merkezleri aralıksız olarak uluslararası toplumu İslam’ı İran’a karşı kışkırtmaya ve baskı oluşturmaya çalışmaktadırlar.
Bu dezenformasyon haberlerine İslami İran’da yapılan son cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birkaç örnek vererek analiz edelim: Yüksek katılımlı ve coşkulu geçen seçimlerin akabinde ABD ve bütün bir Batınında desteğiyle yapılan sokak gösterilerinde öldürülen ve sözde sembol haline getirilen Nida Sultan`ın başörtülü fotoğrafı ismi Nida Sultani olan bir başka İranlı genç kıza aitti. İngiliz ve ABD medyası haberlerinde halen hayatta olan Sultani`nın ismi kullanıldı. Sahaya yeşil kol bandıyla çıkarak `Musevi`ye destek verdiler denilen İranlı 4 futbolcunun milli takımdan kovulduğuna ilişkin AFP kaynaklı haber de İran Futbol Federasyonu tarafından yalanlandı. Yine onlarca Profesörün Musevi’yle görüştükten sonra tutuklandığı haberi yalan bir haberdi. Zaten olayların yatışmasının akabinde ABD’li yetkiler on milyonlarca doları oluşturdukları bu dezenformasyon ağları için seferber ettiklerini açıkça itiraf ettiler.
İslami İran’da yapılan son seçimin ardından çıkan kargaşalardaki en büyük silah ta yine yapılan dezenformasyonlardı. Özellikle seçimlerde hile yapıldığına dair yapılan yanlış ve kasıtlı bilgilendirme toplumda kargaşa çıkmasına yetmişti. Tabi bu oyunun arkasında kimler olduğu ve bu şer kaynaklarının özellikleri İslam İnkılabının bilge rehberi tarafından deşifre edilmesiyle ve toplumu doğru bir şekilde bilgilendirilmesi ile bu kargaşalar etkinliğini kaybetmişti. Bilindiği üzere özellikle Twitter ve Facebook gibi sanal alemdeki internet siteleri de Tahran’da çıkan kargaşalarda doğrudan Amerika dışişleri bakanlığı ile temas halinde yaptıkları dezenformasyonlarla bakanlığın bu kargaşalara müdahalesinin maşaları şeklinde çalıştılar. Kargaşalar sırasında gözaltına alınan muhalif kanadın etkin olan bir kısım şahsiyetlerinin mahkemede yaptıkları doğru bilgilendirme ve itirafları bugün İslami İran’da yapılmak istenilenleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir. Maalesef, İslami İran’da yapılan seçimden sonra meydana gelen olaylarla ilgili ülkemizdeki İslami kitle iletişim araçları da Batılıların ve emperyalistlerin oluşturdukları bu dezenformasyon haberlerine teslim olmuşlardır. İslami geçinen çevreler de haberin kaynağını ve doğruluğuna dair araştırma vazifesini yapmayarak bu konuda sınıfta kalmışlardır. Bu konuda sitemiz rasthaberin değerli yazarları ilkeli bir şekilde orada olanları ve olayların arka planlarını gözler önüne sererek bu konuda büyük bir boşluğu doldurarak karınca kararınca kamuoyunu aydınlatmışlardır.
İnkılapçı geçinen cenahtaki medya da bu seçimlerdeki dezenformasyon furyasına katılarak görevlerini yerine getirdiler. Bu cenahın yaptıkları dezenformasyona örnek verecek olursak, İslami İran’daki seçimlerden sonraki gelişmeleri özellikle muhalif kanadın Türkiye’deki sesi olmayı kendine görev bilen Yakın ve Orta doğu kaynaklı haberler veren sitede görmekteyiz. Çarpıtılan haberin başlığında Ayetullah Mizbah Yezdi’ye istinaden ‘Ahmedi Nejada itaat Allah’a itaattir’. gibi bir başlık atarak sınırlı da olsa okuyucularının kafasını karıştırmaya ve sanki bir takım kişiler tarafından Ahmedinejat’ın masumlaştırıldığı intibası oluşturmaya yönelik dezenformasyon haber yapmıştır.
Yine son olarak Suudi rejimi-ABD konsorsiyumu ile oluşan dezenformasyon bir habere şahit olduk. İslam İnkilabı Rehberine istinaden ‘Hz.Mehdi(a.f) geliyor, İslam ülkeleri ordularınızı birleştirin’ türünden uyduruk haber, El- Kaide gibi terör örgütlerinin avukatlığını yapan El -Arabiye televizyonu tarafından yayınlandı. Amaçları, Mehdilik inancını basitleştirerek ve sıradanlaştırarak toplumların nezdindeki değerini kaybettirmektir. Velayeti Fakihin etkinliği ve saygınlığını düşürmeye yönelik bu dezenformasyon haberi, maalesef İslami kanatın meşhur köşe yazarlarının haberin doğruluğu araştırılmadan köşelerinde hemen yer bulmuştur. Demek ki mesele Şiaya ait bir beyan ve bunu sunan da Suudi Arabistan kaynaklı El -Arabiye televizyonu olunca İslami hassasiyet ve sorumluluk diye bir şey kalmıyormuş!
Evet yaşadığımız çağın bilgi çağı olması ve iletişim araçlarındaki zenginlik ve Batılı emperyalist güçlerin ellerindeki imkanların fazlalığını dikkate aldığımızda öncelikle ulusal ve uluslararası alanda kendi enformasyon kaynaklarımızı oluşturmamız kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bunun için de İslami İran’ın uluslararası arenada meydana getirdiği görsel yayın olan Press TV kanalını bunun için bir başlangıç olarak kabul edebiliriz. Özellikle İslami İran’da ki son seçimlerden sonra meydana gelen olayları sağlıklı bir şekilde öğrenmek ve analiz yapabilmek için sitemiz rast haberin bu konudaki katkısı oldukça kayda değerdir. Acaba yaşadığımız bu zaman diliminde ve görsel, yazılı ve sanal haber bombardımana tutulduğumuz ve bilgi kirliğinin başını alıp gittiği bir zamanda bu enformasyona ulaşırken, bilginin sıhhatini ve doğruluğunu tespit ederken, bizlerin kriterleri ne olmalıdır diye baktığımızda bu kriterleri şu şekilde sıralamamız mümkündür.
1-Haberlerin tahlilinde akil adam olmak tek başına yeterli olmamaktadır. Bu özelliğin yanında basiret sahibi olma zorunluluğu vardır.
2-Öncelikle haber hangi kaynaktan geliyor ona bakmak lazım.
3-Bu haberi yapan neden bu haberi yapıyor? Bu haberle neyi amaçlamaktadır? Bu haber kime hizmet ediyor? Yine bu haber tefrikayı mı yoksa kardeşliğimi amaçlıyor?
4- Neden bir başkası değil de bu haberi sadece bu kişi veya araç yapmış? Ondan başka kimse bu haberin kaynağına ulaşmadığı için mi, değilse başka bir sebebi mi var?
5- Neden bir başka haber değil de, özellikle bu haber? Bu haberi yapmayı onun için cazip kılan sebep ne?
Yüce Kur'an'ın baharı, nefsin tezkiyesi ve Allah'ı Teala’nın manevi ziyafet ayı olan Ramazan'ın tüm Müminler için hayırlara vesile olmasını, tüm rahmet kapılarının açıldığı bu ayda, insanların kendi nefislerini tüm kötülüklerden arındırarak, ilahi fıtratlarını yeniden kazanmada başarılı olmaları temennisiyle....