Rahman unutulunca böyle oluyor işte; ne oluyor , oda seni
unutuyor, sonra bakıyorsun ki amaçlarından, hayallerinden, davandan,
ideallerinden vazgeçmişsin ya da onlardan epeyce uzaklaşmışsın. Şeytan iradene
hükmetmiş, seni istediği gibi yönetiyor, sadece vesvese vermesi yeterli oluyor.
İpler şeytanın ve onun askerlerinin eline geçmiş. Ardından ruhsal hastalıklara
müptela olmuşsun. Kendi kendine diyorsun ki ah şu günahlar olmayaydı da rabbime
yakın olabilseydim ya da inandığım değerlere sahip çıkabilseydim. Ve günler
geçtikçe dahada geriliyorsun. İlerlemen gerekirken geri adımlar atıyorsun.
Nereye bu gidiş diyorsun ama icraat yok. Demek ki, onu unutmamak gerekiyor.
Biran bile unutulmamaya layık tek varlık olan Allahı unutmak insana neler
kaybettiriyor bir görebilsek, görebilsekte gerçeği örten kefeni yırtabilsek. Şu
günahları yok edebilsek de Allaha ulaşabilsek.
Kalp kararmış, onu eski haline kavuşturmak lazım. Günahların
etkisiyle kararan kalbimizi eski nurani berraklığına çevirmek lazım.
Allahın nuru yüce ve çok berrak ve temiz bir nurdur ve insan
Allahın nuruyla yaratılmıştır. Yani yaradılışın başında insanoğlunun nuru o
denli berrak bir ışığa sahiptir ki gözler ona bakmaya acizdir, çünkü o Allahın
nurudur. Bir örnekle bu gerçeği biraz daha anlaşılır durumu getirmek isterim;
güneş ile güneşin hemen etrafında ve en yakınında olan ışık arasında pek bir
fark yoktur. Yani güneşin hemen etrafında bulunan o renk ne güneşin renginden
farklı bir renktir nede güneşin rengiyle aynıdır. İşte Allahın nuruyla
insanoğlunun nuru arasında da böyle bir bağlantı vardır. Fakat insan o güzel
nurunu günah işleyerek kirletmekte ve asıl renginden uzaklaştırmakta. Her
işlenen günah o nurun rengine kötü bir renk eklemekte.
Şöyle düşünmek lazım; Allahın nuruyla yaratılan insanın ruhunu bir
fener ışığına benzetelim. Ve karanlık bir odada o fenerin ışığını karşıki
duvara yansıtalım. İlk etapta o ışığın rengi orijinal berraklığıyla karşıki
duvara yansıyacaktır. Sonra insan bir günah işlemiş olsun. O günahın etkisi
fenerin önünde karanlık bir perdeye dönüşecektir, kötü ve çirkef renkli bir
perde. Fenerin ışığı o perdeden geçtikten sonra elbet ki kendi asıl rengiyle
değilde biraz daha kötüleşmiş bir renkle karşıki duvara yansıyacaktır. Sonra
insan bir günah daha işlemiş olsun. O günahta fenerin ışığına ilk işlenmiş
günahın etkisini bırakacaktır. Yani o ışığın önüne bir karanlık perde daha
geçecek ve o perdede fenerin asıl ışığını ı daha kötü bir renge
dönüştürecektir. Ve günahlar devam ettiği müddetçe ışığın önüne karanlık
perdeler geçmeye devam edecek ve fener asıl berrak renginden uzaklaşarak
karşıki duvarda çirkef bir renk olarak yansıyacaktır.
İşlenen günahlar , Allahın nuruyla yaratılan insanın nurunu
böylece asıl renginden uzaklaştırıp onu aslından koparacaktır.
İşte günahlara müptela olmuşluk budur. İşlenmiş her günah
nurumuzun önüne karanlık bir perde olmuştur ve o karanlık perdeler de bizim
nurumuzu kirletmiştir.
Peki, eski berraklığımıza nasıl dönmeli?
Bizi asıl nurumuza ulaştıracak etken nedir?
Bizi tekrar yaratanımıza ulaştıracak güç nedir?
Şöyle ki; ilk etapta nurumuzun önüne geçmiş karanlık perdelerden
en sonda olanı ortadan kaldırmak gerek. Eğer en son karanlık perde ortadan
kalkarsa nurumuz asıl rengine yaklaşacaktır. Ardından bir önceki karanlık
perdeyi ortadan kaldırmak gerek. Zira bu defa nurumuz asıl rengine biraz daha
yaklaşacaktır. Karanlık perdeler bir biri ardınca ortadan kalktıktan sonra ise
nurumuz bizi yaratanın nuruna dönmüş olacaktır.
Hatalardan ve günahlardan uzak olan müminler ile Allah arasında
şöyle bir bağlantı da vardır; Allah şüphesiz ki bütün güzelliklerin sahibi ve
güzelliklerin yaratıcısıdır. Allahın sevdiği kullar ise Allahın güzelliklerinin
tecellileridir. Yani müminler Allahın güzellik tecellileridir.
Mümin; gecenin karanlığında ayın ışığını olduğu gibi yansıtan bir
göle benzer. O göl nekadar temiz ise ayın ışığı o derece güzel yansıyacaktır.
İşte mümin o göl misali yaratıcısının güzelliğini olduğu gibi dışarı yansıtır.
Fakat bir bataklık, değil ayın ışığını yansıtmak; ayı kendi
üzerinde gözlere gösteremez bile.
Acı, çok acı ki, günahlarla kararmış kalplere sahip olan bizler
korkarım ki o bataklığa benzemekteyiz. Yaratıcımızın güzelliğini
yansıtamamaktayız.
Yukarıda arzettiğim fener ışığı örneğindeki çözüm yolunu
uygulamadığımız takdirde korkarım ki durumumuz daha vahim bir hal alacak ve
unuttuğumuz takdirde unutulmaya devam edeceğiz.
Rahmanı unutmamak ve rahman tarafından unutulmamak şüphesiz
hepimizin arzusudur.
O halde gerçeği örten kefeni yırtıp günahlarımızı ortadan kaldırıp
gerçeğimize, asıl nurumuza dönmeliyiz.
ZAMAN , Sonsuzluktur .
MEKAN , Bilgisiz ve tecrübesiz karanlık ışık = ALLAHTIR
GAYE , Değişimdir .
EYLEM , Zıtlık çatışmasıdır .
FİZİKSEL HALDE
ZAMAN , Var oluş tarihidir .
MEKAN , Maddedir .
GAYE , Çoğalmaktır .
EYLEM , Etki tepki çelişkisidir .
CANLI HALDE
ZAMAN , Doğum ve ölüm arası süreçtir .
MEKAN , Bedendir .
GAYE , Zorunlu ihtiyaçları tatmin etmektir .
EYLEM , Üreyim ve tüketimdir .
RUHSAL HALDE
ZAMAN , İnsancıl bilimsel gelişim sürecidir .
MEKAN , Manevi beyin belleği ve toplumsal bilinçtir .
GAYE , Manevi cinsel yasakları aşa bilme ve manevi yücelim hırsını tatmin etmektir .
EYLEM , Ekonomik sosyal üretim , icat , keşif , buluş , kazanımdır .
AYDINLIK NURSAL HALDE
ZAMAN , Diriliş ve ölümsüzlük sürecidir .
MEKAN , Bilgi ve teknik birikimli aydınlık ışık = TANRIDIR
GAYE , İstenilen her dileğin ve her halin gerçekleşebilmesidir .
EYLEM , Sadece ol veya olsun demesini dilemektir .
KARANLIK NURSAL HAL İÇERİSİNDE , Zıtlık çatışmaları ile olan yaratım .
FİZKSEL HAL İÇERİSİNDE , Zıtlık çatışmaları + etki tepki çelişkileri ile olan yaratım .
CANLI HAL İÇERİSİNDE , Zıtlık çatışmaları + etki tepki çelişkileri + üreyim ve tüketim zaruri yeti ile olan yaratım .
RUHSAL HAL İÇERİSİNDE , Zıtlık çatışmaları + etki tepki çelişkileri + üreyim ve tüketim zaruri yeti + üretim , icat , keşif , buluş ve kazanım rekabeti ile olan yaratım .
AYDINLIK NURSAL HAL İÇERİSİNDE , Zıtlık çatışmaları + etki tepki çelişkileri + üreyim ve tüketim zaruri yeti + ekonomik sosyal üretim icat , keşif , buluş ve kazanım rekabeti + istenilen dileklerin gerçeklemesi ile olan yaratım .
RUH : Kişinin kişilik = yaşam = inanç biçimi demektir .
Kişilik = yaşam = inanç biçimini şekillendirmiş olan etkenler ise ,
Bellek + bilgi + bilinç + tecrübe birikimidir .
Tanrısal veya şeytani ruhu = kişiliği bu etkenler belirliyor .
İnsancıl bellek + tanıklık edilebilir doğru bilgi + zararsız ve faydalı bilinç + bunlar birikimli tecrübe = TANRISAL RUH demektir .
Hayvansı bellek + tanıklık edilemeyen yanlış bilgi + zararlı ve faydasız bilinç + bunlar birikimli tecrübe = ŞEYTANİ RUH demektir .
TANRISAL veya ŞEYTANİ ruhlar zıtlığı çok belirgin olarak ta görülebilir , çok muğlak olarak ta . Ama her kişi bu zıtlıkları az çok ayırt edebilir .
RUHUN ilk oluşum evresi bellek = bilinç altı olduğu için , bu başlangıç biçimi çok önemlidir .
Toplumculuk + sevgi + merhamet + mertlik + fedakarlık + hoş görü + sabır + adalet + farklılıkları kabulleniş + yardım severlik + değişime açık + özgür ve özgürlükten yana = TANRISAL RUH
Bencillik + kin + kibir + inat + duyarsızlık + acımasızlık + cimrilik + farklılıkları hor görmek + değişime kapalı + tutucu + gelenekçi = ŞEYTANİ RUH
1 - ) Kendi öz ruhunu inkar edip , ölü ruhları taklit ve tekrarla , soyut söylemle canlı bedenlerinde yaşatmak isteyen paranoyak , nevrotik , şizofrenik hasta ruhlar .
2 - ) Var olan düzene biat ve secde eden sömürücü ve köleci ruhlar .
3 - ) Var olan düzene uyumsuz ve doğru çözümü üretemeyen isyancı ruhlar .
4 - ) Var olan düzene daha ilerici alternatif düzen sunabilen ve değişime açık erdemli ruhlar .
5 - ) Ruhsal doğumunu gerçekleştirip , milyarlarca ruha hükmeden , milyarlarca ruhu egemenliği altına alıp değişimlere uğratarak yönetip yönlendiren , insancıl değerler ve bilimsel veriler bağlamında geliştiren TANRISAL ( yüceltilip övülmesi gereken kutsal ) ruhlar .
Her şeyin yaratıcısı Allah .
Yaratan , yaşatan , öldüren , dirilten ve sonsuzlaştıran yasalar din .
Bu hakikatleri bilen ve bu hakikatler doğrultusunda yaşayan iyi ruhlu insan tanrı , tanrılıktır .
Bu hakikatleri bilmeyen ve dolayısıyla bu hakikatler doğrultusunda yaşamayan kötü ruhlu insan şeytandır , şeytanlıktır .
1 - ) Zıtlar birliğinin değişim akışı ,
2 - ) Etki tepki çelişkilerinin çoğaltışı ,
3 - ) İhtiyaç ve ifade istemlerini tatmin etme mücadelesi ,
4 - ) Bilgi ve teknik birikiminin gelişim sürekliliği ,
İnsan bedenlerinde ortaya çıkmış olan RUHLARI = KİŞİLİK BİÇİMLERİNİ ve , bu bedenler içerisinde ki ruhların = kişilik biçimlerinin birliği ile oluşan RUHU = TOPLUM BİÇİMİNİ , insancıl değerler ve bilimsel veriler bağlamında geliştirerek ,
Düzeye erişmiş olacak olan bilgi ve tecrübe birikimli AYDINLIK NURU = TANRIYI yaratacaktır .
TANRI = AYDINLIK NUR , bilgisiz ve tecrübesiz karanlık ışık halinde ki nurun Allah’ın kendi içinde taşımış olduğu zıtların çatışmasıyla = BİG - BENG in değişimi ile başlayan ve etki teki çelişkilerinin çoğaltışı , ihtiyaç ve ifade istemlerini tatmin etme mücadelesi , bilgi ve tecrübe birikiminin gelişim sürekliği ile devam eden süreçte , insanlık içerisinde ortaya çıkacak ve insanı diriltecek , yargılaya bilecek , cenneti yaşamla mükafatlandırıp , cehennemi yaşamla cezalandıra bilecek , sonsuz yaşama kavuştura bilecek , karanlık şeytani nurdan , aydınlık tanrısal nura dek işleyen sürecin tamamını bilebilecek ve sonsuz evrenin her hangi bir noktasında bu süreci yeniden başlata bilecek düzeye erişmiş olan BİLGİ VE TEKNİK birikimidir .
TANRIYA erişim süreci içerisinde , bu sürecin işlerliğine , insancıl değerler ve bilimsel veriler aracılığında bilinçli olarak hizmet edenler , bu hizmet edenlere tabi olarak hizmete katkı sunup taraftar olanlar , böyle bir ruh = kişilik biçimi içerisinde olmuş olanlar , olmakta olanlar ve olacak olanlar , TANRI tarafından hak etmiş oldukları mükafatı mutlaka göreceklerdir .
TANRIYA erişim süreci içerisinde , bu sürecin işlerliğine , bencillik , bilinçsizlik , özgün biçimsel gelenekçilik , kin , kibir , inat , kıskançlık , ekonomik sosyal çıkar , politik ihanet , iktidar mücadeleleri dolayısıyla bilinçli olarak engel olanlar , bu engel olanlara tabi olarak , bu engele katkı sunup taraf olanlar , böyle bir ruh = kişilik biçimi içerisinde olmuş olanlar , olmakta olanlar , ve olacak olanlar , TANRI tarafından hak etmiş oldukları cezayı mutlaka göreceklerdir .
TANRI , karanlık nurdan , aydınlık tanrısal nura dek işleyen süreç içerisinde ki her şeyi bilecek , her dava yeniden görülecek , tanrısal adalet uygulanacak , zerre kadar iyiliğinde , zerre kadar kötülüğünde karşılığı TANRI tarafından mutlaka verilecektir .
TANRININ yönetimi altında kötü ve kötülük adına hiçbir şey olmayacaktır .
TANRININ yönetimi altında dermansız dert kalmayacaktır .
TANRININ yönetimi altında cenneti yaşam biçimi olacaktır .
TANRININ yönetimi altında asla adaletsizlik olmayacaktır .
TANRI , zararsız olan her dileğinizi gerçekleştirecek . Sizler zararsız dileğinizi dileyecek , TANRI o dileğinize ol diyecek ve o dilek olacaktır .
Karanlık ışık halinin çekirdek altları , ( + ) ve ( - ) zıt kutuplu enerji birliğidir .
Fiziksel maddi halin çekirdek altları , Lepton ve Kuark zıt kutuplu element birliğidir .
Canlı halin çekirdek altları , DNA ve RNA zıt kutuplu hücre birliğidir .
Aydınlık ışık halinin çekirdek altları , bilgi ve teknik zıt kutuplu yeniden yaratım birliğidir .
Bilgi ve teknoloji birliği , yeniden yaratım düzeyine eriştiğinde , sınırsız karanlık ışık hali ALLAHLIĞINDAN , sınırlı aydınlık ışık TANRILIĞINA dek işlemiş olan sürecin tüm evrimsel halleri ve bu haller içerisinde var olmuş tüm maddi manevi varlar yeniden yaratıla bilecek . Yani her şeyin yeniden dirilişi gerçekleştirile bilecektir .
Yeniden yaratım birliği demek ,
Yeniden dirilmek ,
Yeniden yaşamak ,
Yeniden yargılamak ,
Yeniden ceza ve mükafat görmek ,
Ve sonsuz yaşama kavuşmak DEMEKTİR .
1 - ) Zıtlar birliğinin değişim akışı ,
2 - ) Etki tepki çelişkilerinin çoğaltışı ,
3 - ) İhtiyaç ve ifade istemlerini tatmin etme mücadelesi ,
4 - ) Bilgi ve teknik birikiminin gelişim sürekliliği ,
Sınırsız karanlık ışık hali ALLAHLIĞI içerisinde , sınırlı aydınlık ışık TANRILIĞINI yaratan dört temel ilkedir .
İlk doğumsal yaratılış yaşamlarında , tanrılığın karakterini belirlemiş sosyalliğe , bilimsel bilgiye , evrensel öz gelenekçiliğe , hoş görüye , merhamete , farklılıkları kabullenişe , kişisel ve toplumsal ifadeye , ekonomik sosyal değişim ve gelişimi bilinçli olarak bağlı olma dolayısıyla , bu dört ilkenin evrimsel işlerliğine katkı sunmuş MÜMİN olanların , olmakta olanların , olacak olanların ikinci diriltiliş yaşamları kesinlikle CENNETİ ve SONSUZ olacaktır . Çünkü bu TANRISAL bilince sahip kişiler , cenneti sonsuz yaşamın varisleri ve TANRININ çocuklarıdır .
İlk doğumsal yaratılış yaşamlarında , bu TANRISAL varislere tabi olanlar , az çok bunlara bağlı olarak yaşam sürenler , bu varislerin yolunu destekleyenler , ikinci diriltiliş yaşamlarında ki yargı sürecinde , bu varislerin yüzü suyu hürmetine bazı günahları affedilerek , daha az cezayla , daha kısa süreli ve hafif cehennemi yaşamdan sonra , cenneti yaşama alınacaklardır .
İlk doğumsal yaratılış yaşamında , şeytanlığın karakterini belirlemiş olan bencilliğe , bilgisizliğe , özgün biçimsel gelenekçiliğe , kine , kibre , kıskançlığa , inada , ekonomik sosyal çıkara , politik ihanetlere , iktidar mücadelelerine bilinçli olarak bağlı olma dolayısıyla ,
bu dört ilkenin evrimsel işlerliğine engel olmuş KAFİR olanlar , olmakta olanlar , olacak olanların ikinci diriltiliş yaşamları kesinlikle cehennemi ve sınırlı olacaktır . Çünkü bu ŞEYTANİ bilince sahip kişiler , cehennemin varisleri ve ŞEYTANIN çocuklarıdır .
İlk doğumsal yaratılış yaşamlarında , bu ŞEYTANİ varislere tabi olanlar , az çok bunlara bağlı olarak yaşam sürenler , bu varislerin yolunu destekleyenler , ikinci diriltiliş yaşamlarında ki yargı sürecinde , bu varislerin yüzünden hiçbir günahları affedilmeyecek , daha çok cezayla , daha uzun süreli ve ağır cehennemi yaşamdan sonra , cenneti yaşamın hizmetine alınacaklardır .
Cennetin yolu doğru ve dolayısıyla faydalı olan insancıl bellekten , bilimsel bilgiden , düşünceden , söylemden ve eylemden geçer .
Cehennemin yolu yanlış ve dolayısıyla zararlı olan hayvani bellekten , etnik , dini , ideolojik geleneksel bilgiden , düşünceden , söylemden , eylemden geçer .
Her hangi bir kişinin , cemaatin , örgütün , partinin , toplumun etnik , dini , ideolojik bilgilendirmesi , düşüncesi , söylemi ve eylemi sonucunda ortaya maddi veya manevi bir zarar çıkmıyor , tersine faydalı bir sonuç ortaya çıkıyorsa , bu bağlamda ki her türlü kişilik , yaşam = inanç biçimi zıtlıkları , farklılıkları kabullenilmeli , bunların kişisel ve toplumsal ifade hakları tanınmalı , ekonomik sosyal ihtiyaçlarına tatmin edici cevap verilmelidir .
Güven , sağlık , huzur , refah , barış , kardeşlik , hoş görü , merhamet , sevgi içerikli daha iyi bir kişisel ve toplumsal yaşam , daha iyi bir gelecek , tanrılık , cennet ve sonsuz yaşam için , zıtların birlikteliği , etki tepki çelişkilerinin işlerliği , maddi manevi ihtiyaç ve ifade istemlerinin tatmini , ekonomik sosyal değişimlerin ve gelişimlerin önündeki tüm engeller mutlaka kaldırılmalıdır .
Bencillik , kin , kibir , inat , etnik dini ideolojik geleneksel bilgi , ekonomik sosyal çıkarlar , politik ihanetler , iktidar mücadeleleri , ulusal sınırlar , düşüncenin kendini özgürce ifade edebilmesine ve farklı anatomik yapıların farklı cinsel tercihlerinin tatminine karşı uygulanan baskı ve yasaklar , dört ilkenin işlerliğine engel olan ana sebeplerdir .
Allah indinde , bağlı olduğunuz etnik , dini veya ideolojik yaşam = inanç biçimi dolayısıyla yargılanmayacaksınız .
Allah indinde , doğrular ve dolayısıyla faydalı olanlar , yanlışlar ve dolayısıyla zararlı olanlar bağlamında yargılanacaksınız . İyiler cennete , kötüler cehenneme gidecek . Tek ayrım budur .
Çok paraya , mala , mülke , makama , güce , yetkiye , giysiye , eve , arabaya , eşyaya , hayvani cinsel kaçkınlıklara , içi boş kof yücelimlere = gösterişlere = hava atmalara , etnik efsanelere , dini dogmalara , ideolojik sapkınlıklara , milliyetçiliğe , ulusalcılığa özenerek değil ,,,,,,,,,,,,,,,
Daha çok güvene , sağlığa , huzura , sevgiye , barışa , kardeşliğe , dostluğa , dayanışmaya , yardımlaşmaya , özgürlüğe , adalete , hakka , hukuka , bilimsel bilgiye , yeteneğe ,tecrübeye ,değişime ,ifade hürriyetine ,hoş görüye ,merhamete ,mertliğe , çalışkanlığa ,ekonomik sosyal icatlara , keşiflere , buluşlara ,mesleki eğitime , teknolojik gelişime , küresel serbest ikamete , küresel serbest dolaşıma , iş kurabilmeye , yeniden dirilişe , yeniden yargılanışa , cennete , cehenneme , sonsuz yaşma özenerek yaşayın .
Sonsuz sonluklu kozmolojik sabit olan karanlık evren ( Allah ) içerisindeki ( + ) ve ( - ) zıt kutuplu enerji birliğinin ayrışarak yoğunlaşması ve çatışması sonucunda değişim gerçekleşerek , ortaya jeolojik maddi fiziksel hal içerisinde olan güneş sistemli galaksi çıktı .
Güneş sistemli galaksi içerisinde ki maddi fiziksel yapıların etki tepki çatışmaları sonucunda , dünya denen gezegende biyolojik canlı hal ortaya çıktı .
Canlı halin zorunlu ihtiyaçlarını ve özellikle canlı hal içerisinde yer alan insanın zorunlu bedensel ihtiyaçları ile birlikte , aynı zamanda kendi özgünlüğünü özgürce ifade edebilme istemini tatmin etme sürecinde , kişisel bilinç altı belleği ve toplumsal yasalar bilinci bileşimli bir kişilik = yaşam = etnik + dini + ideolojik inanç biçimi denen sosyolojik ve psikolojik ruhsal hal ortaya çıktı .
Ruhsal halin cinsel yasakları aşa bilme ve yücelim hırsını daha iyi temin edebilme merakı , arayışları , ekonomik sosyal icatları , buluşları , keşifleri , üretimler sonucunda bilgi ve teknolojik birikim bileşimli , dertlere deva olan , yenide dirilte bilecek , yargılaya bilecek , cennetle mükafatlandırıp cehennemle cezalandıra bilecek , ikinci ölümü ve sonsuz yaşamı sağlaya bilecek aydınlık nursal hal ortaya çıktı .
Allah’a ant olsun ki , bu günden hayalini bile kuramayacağınız düzeye erişecek olan bilgi ve teknolojik gelişim bileşimli aydınlık = TANRISAL NURA sahip insanlar tarafından , gelecekte ki nesillerinizin DNA ve RNA larından bedenen , beyinsel bilinç altı kayıtlarından ruhen yeniden diriltilecek , yargılanacak , cennetle mükafatlandırılacak , cehennemle cezalandırılacak , kimlerinizin ikinci ölümü görecek , kimileriniz sonsuz yaşama kavuşturulacaksınız .
Bir çoğunuz , bencillik , bilgisizlik , kin , kibir , inat , kıskançlık , düşmanlık , fesat , kavga , çatışma , aldatma , ihanet , işkence , sürgün ,yobazlık , gericilik , vahşet , sapıklık …. Vs içerisinde , canlı biyolojik halin zorunlu ihtiyaçlarını , ruhsal sosyolojik ve psikolojik istemlerin cinsel kaçkınlık ve yücelim hırslarını tatmin etme peşinde , özgün biçimsel etnik dini ideolojik gelenekçilik , ekonomik sosyal çıkar , politik ihanet , iktidar mücadeleleri peşinde koşarken ,,,,,,,,,,,,,,,,
Çok azınız insancıl değerler ve bilimsel veriler ışığında bilinçli olarak aydınlık tanrısal nurun gelişimine fedakarlık ederek hizmet ediyor , katkı sunuyorsunuz .
Ruhsal halin istemleri , bencillik ve bilinçsizlik dolayısıyla yanlış yöntemlerle tatmin edilince , ruhlar çok yüksek oranda kirlenerek şeytanlaştırıldı . Bu şeytanlıktan arına bilmenin tek yolu kesinlikle , bilimsel bilgiden ve teknolojik gelişimden oluşan aydınlık tanrısal nura baş vurmak , ona yakın olmak , onunla kişisel ve toplumsal ilişki içerisine girmektir .
Bilinmeyenleri bildirebilecek , gizli olanları açığa çıkarabilecek , dertler derman olabilecek , kişisel ve toplumsal güveni , sağlığı , huzuru , refahı , barışı , kardeşliği , adaleti , dirilişi , yeniden yargılanışı , cenneti mükafatı , cehennemi cezayı , ikinci ölümü ve sonsuz yaşamı sağlaya bilecek tek gerçeklik , bilimsel bilgi ve teknolojik gelişim birikiminden oluşan Allah’ın bu aydınlık nursal = TANRISAL HAK yanıdır .
Tüm bunlar için , tarafınız , hizmetiniz , desteğiniz , katkınız , Allah’ın bu TANRISAL HAK yanına olmalıdır .
Ekonomik sosyal icatlarla , buluşlarla , keşiflerle , bilginin ve tekniğin gelişimine hizmet edenler , aydınlık tanrısal nurun çocuklarıdır . Bu tanrısal nurun gelecekteki nesilleri , insanı diriltecek , yargılayacak , cennetle mükafatlandıracak , cehennemle cezalandıracak , ikinci kez öldürecek ve sonsuz yaşama kavuşturacak düzeye erişecek olan bilgi ve teknik birikimli aydınlık tanrısal nuru içinde barındıran insanlar olarak , TANRILAŞMIŞ İNSANLAR olacaklardır .
Bir düşünün , tarih boyunca insanlık içerisinde , ekonomik sosyal icatları , buluşları , keşifleri ile , bilgi ve teknik bileşimli aydınlık tanrısal nurun gelişimine hizmet edenler kimler .
İstisnası tüm insanlar , bu tanrısal nurdan her biçimde istifade ederken , bu tanrısal nurun gelişimine hizmet edenlere hak ettiği değeri gerektiği gibi vermiyor , onların yüzü suyu hürmetine yapması gerekenleri gerektiği gibi yapmıyor .
Oysaki insanların çok büyük bir kesimi , şeytanın karakterinden olan bencillik , bilgisizlik , özgün biçimsel gelenekçilik , kin , kibir , inat , kıskançlık , yücelim , yanlış cinsel yasaklılık , ekonomik sosyal çıkar , politik ihanet , iktidar mücadeleleri , etnik dini ideolojik ayrımcılık , ulusalcılık dolayısıyla oluşmuş olan çok çeşitli kutsal , dokunulmaz , eleştirilmez , değişmez , yüce , ulaşılmaz , ulu PUTLARI için , can alıyor , can veriyor , bir birine etmedik kötülük bırakmıyor .
Yer yüzü insanlığı içerisinde ki tüm kutsal , yüce , dokunulmaz , erişilmez , eleştirilmez , değişmez , ulu putları bir araya toplasanız , ağrıyan bir kulağın acısını dindiremezler . Oysaki kulak damlası o acıyı çok kısa sürede dindirir . Daha bunun gibi milyonlarca örnek suna biliriz . Ağrıyan kulağın acısını dindiren kulak damlası bilgi ve tekniğin , o bilgiye ve tekniğe sahip insanın icadıdır , keşfidir , buluşudur .
Elbetteki her şey çok çeşitli zıtlık çatışmalarının değişimi , etki tepki çelişkilerinin çoğaltışı , ihtiyaç ve ifade istemlerinin tatmin mücadelesi , istenilen her şeyin gerçekleşmesi dileği ile , sonsuzu sonluklu kozmolojik sabit olan karanlık ışıktan = karanlık nurdan = ALLAHTANDIR .
Beş duyu organının hiç biri ile tanıklık edemediğiniz putlaştırılmış idol Allah’a değil , beş duyu organı ile tanıklık ettiğiniz gerçek Allah’a inanın . O Allah ki , sonsuz birliğin tekliği ile BİR olan Allah’tır .
O Allah ki , ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Değişimle her şeyi kendi varlığından var eden ,
Değişimle kendi varlığı içerisinde yaşatan ,
Değişimle yönetip yönlendiren ,
Değişimle tekrar kendi varlığı içerisine döndürerek öldüren ,
Değişimi ile yeniden diriltendir .
O Allah’ın dini ki , Allah’ın değişmeyen tek yasası olan değişimin kendisidir . Varolan her şey , beş duyu organı ile tanıklık edilen bu gerçek Allah’a ve dinine tabidir . Bu Allah ve dinindendir . Evren ALLAH , Evrim DİN .
Varlık-Yaratılış ve Diriliş felsefesiyle ilgili yorumlarınızda çok kafa yormuşsunuz. Ancak bir netice çıkaramadığınız görüyorum. Marifet her akla geleni sıralamak değil; Bu sıraladıkların arasında her daim bir bağlantı kurabilmektedir. Çelişkilere düşmemektedir.
Genel olarak maneviyattan bahsederken materyalist bir felsefeciden öteye gidememiş. Sonsuzluktan bahsederken de bu sonsuzluk ile kastetmek istediğinizi sınırlandırma gibi çelişkili yaklaşımlar sergilemişsiniz. Kendinizce sınırlı zeka ve duygularınızla sonsuzu tarif etmeye kalkışıyorsunuz. Sonsuzlağa tanım getirmeye çalışıyorsunuz. Tezlerinize dayanak olarak ancak 5 duyu organımız ve sahip olduğumuz alet-makine ve yöntemlerle gerçekliğini ispatlayabildiğimiz sadece maddi öğeleri baz göstermişsiniz. Yazınız ortalarında da ve en sonunda da bu saçmalıkları yersiz benzetmeleri görmek mümkündür. Farklı fikirlere anlayışlı olmaktan bahseden sizin şu an bu eleştirime karşı nasıl bir ruh hali içinde olacağınızı tahmin eder gibiyim. oysa senin gibi sıralı safsatalıklarda çelişik açıklamalarda bulunsaydım bu kadar öfkelenmeyecektiniz. zaten sizin gibi düşünenlerin en büyük öfkesi kendi nefsini bilenlerin sizin (faydanız) için söylediği acı gerçeklerdir. kulak ağrısı ve damlası benzetmenizden anlaşılıyor ki tarh boyunca ve şimdilerde nice peygamber ve evliyaların gösterdiği mücize ve kerametleri inkar ediyorsunuz. Ey bilimsel düşünce deyip de kendi kafasının dikine giden kardeşim, Ey sorgulamaktan bahseden kardeşim, Sen de bir kez olsun , ne olursun kendine bir sor ve kendine bir şey söyle : hakikaten mucize ve kerametler, Peygamberler acaba hak olabilir mi? diye. Ya bırak kulak ağrısını felçli insanları bile bir duayla iyileştiği sayısız vakalardan hatta mezarından bir duayla diriltilen sayısız örneklerden sadece biri evet sadece biri gerçek olamaz mı???
Mesajınızda itibar ettiğim bazı hususlar da yok değil. Aşağıya alıntıladığı parağraflardaki benzetmeler doğrudur. Biz de hakikatte durumu öyle görüyoruz. Yoksa insanın neci olduğu önemli değildir.
Evet yazıma size hak payı verdiğim size ait 6 parağraf olarak numaralandırdığım kısımla son veriyorum:
1) "İlk doğumsal yaratılış yaşamlarında , tanrılığın karakterini belirlemiş sosyalliğe , bilimsel bilgiye , evrensel öz gelenekçiliğe , hoş görüye , merhamete , farklılıkları kabullenişe , kişisel ve toplumsal ifadeye , ekonomik sosyal değişim ve gelişimi bilinçli olarak bağlı olma dolayısıyla , bu dört ilkenin evrimsel işlerliğine katkı sunmuş MÜMİN olanların , olmakta olanların , olacak olanların ikinci diriltiliş yaşamları kesinlikle CENNETİ ve SONSUZ olacaktır . Çünkü bu TANRISAL bilince sahip kişiler , cenneti sonsuz yaşamın varisleri ve TANRININ çocuklarıdır .
2) İlk doğumsal yaratılış yaşamlarında , bu TANRISAL varislere tabi olanlar , az çok bunlara bağlı olarak yaşam sürenler , bu varislerin yolunu destekleyenler , ikinci diriltiliş yaşamlarında ki yargı sürecinde , bu varislerin yüzü suyu hürmetine bazı günahları affedilerek , daha az cezayla , daha kısa süreli ve hafif cehennemi yaşamdan sonra , cenneti yaşama alınacaklardır .
3) İlk doğumsal yaratılış yaşamında , şeytanlığın karakterini belirlemiş olan bencilliğe , bilgisizliğe , özgün biçimsel gelenekçiliğe , kine , kibre , kıskançlığa , inada , ekonomik sosyal çıkara , politik ihanetlere , iktidar mücadelelerine bilinçli olarak bağlı olma dolayısıyla ,
bu dört ilkenin evrimsel işlerliğine engel olmuş KAFİR olanlar , olmakta olanlar , olacak olanların ikinci diriltiliş yaşamları kesinlikle cehennemi ve sınırlı olacaktır . Çünkü bu ŞEYTANİ bilince sahip kişiler , cehennemin varisleri ve ŞEYTANIN çocuklarıdır .
4) İlk doğumsal yaratılış yaşamlarında , bu ŞEYTANİ varislere tabi olanlar , az çok bunlara bağlı olarak yaşam sürenler , bu varislerin yolunu destekleyenler , ikinci diriltiliş yaşamlarında ki yargı sürecinde , bu varislerin yüzünden hiçbir günahları affedilmeyecek , daha çok cezayla , daha uzun süreli ve ağır cehennemi yaşamdan sonra , cenneti yaşamın hizmetine alınacaklardır .
5) Cennetin yolu doğru ve dolayısıyla faydalı olan insancıl bellekten , bilimsel bilgiden , düşünceden , söylemden ve eylemden geçer .
6) Cehennemin yolu yanlış ve dolayısıyla zararlı olan hayvani bellekten , etnik , dini , ideolojik geleneksel bilgiden , düşünceden , söylemden , eylemden geçer . "
Selam Hidayete tabi olanlara olsun.
#FFFFFF">
vefa şahit
11-08-2009, 14:42:02
#FFFFFF">
sayın ali kaçan kardeşim değerli paylaşımınızdan ötürü Allah razı olsun diyorum. Rabbimin nuruyla nurlananlardan oluruz inş. kaleminize kuvvet inş.
#FFFFFF">
doğan çelik
11-08-2009, 23:47:38
#FFFFFF">
Sayın Öztürk . Bizim asla putlarımız olmaz . Bizim sosyolojik ve psikolojik soyumuz , insanlık tarihinin her döneminde , her çeşit putlaştırmaya karşı olmuştur .
Yazdığın yazılara kızmam , öfkelenmem . Bizim inancımız insancıl değerler ve bilimsel veriler bileşimli tanrısallık olduğu için , her şeyde var olan hikmeti sebebi öğreniriz ki , sizde , yorumlarınızda fikirlerinizde , bunlardan biridir .
Aklıyla taakul etmeyen , iki ayaklı hayvandır . Akılla taakul edebilmek için , beş duyu organının tanıklığı gerekir . Biz tanıklık ettiğimize inanırız .
" her nereye baksanız beni görürsünüz " diyen ayetin isbatı , bizim çıplak gözle allahı görmemizdir . Bu ayet böyle dediği halde birileri görmüyorsa , bunu sorumlusu , suçlusu bizler değiliz . Bu eksik bizden kaynaklanmıyor .
" her iki dünya birdir ama , insanların çok azı bunu bilir "
" hiç bir şey yokturki ondan gelmiyor olsun "
" hiç bir şey yokturki onun perçeminden tutunmuyor olsun "
" hiç bir şey yokturki ona dönmüyor olsun "
Bunlardan biride sizlersiniz . Ve bizler Allahtan geleni tanrısal hak , şeytani batıl olarkta ayırsak , her ikisininde sahibinin Allah olduğunu apaçık biliriz ve böylede inanırız .
Bizler beş duyu organımızla bu ayetlere apaçık biçimde şahitlik edeneleriz .
Bizim kutsalımız yokturki , kutsallarımızdan dolayı başkalarına ön yargılı , horlayıcı , ayrımcı , düşmancı , karalayıcı bakalım . Hatta bundan dolayı baskıya , yasağa , zulme , şiddete meyledelim .
yer yüzü insanlığı içerisinde kutsalları insan kanıyla ve ölü kemikleriyle şekillenmemiş tek birt toplum gösteremezsiniz .
#FFFFFF">
Osman ÖZTÜRK
12-08-2009, 09:19:50
#FFFFFF">
Sayın Doğan ÇELİK,
Son mesajında gerçek düşünceni ifade etmişsin. İyi ki ta başından itibaren ve beni daha yormadan bıktırıp usandırıp hayal kırıklığı yaşatmadan "ne düşündüğünü" söylemişsin. O zaman düşüncene saygı duyuyorum. tartışmaya son veriyorum. Ne zaman kendini ve nefsini tanıdığına iyice ikna olursan tekrar tartışabilir ve sana yardımcı olabilirim.
Tartışmaya son vermemin sebebi, haklı olduğundan değil, senin mantık kurallarının dışına çıkmandadaır. Bu mantığa karşı, bu şablona karşı ne desem kâr etmeyeceğinden dolayı başından pes ediyorum. (Misal: Matematikte 2*2= 4 olduğunu kabul etmiyorsan seninle matematiği tartışmanın anlamı yok.)
Son yazdığın mesajda politikacılar gibi (Söz verip de yerine getirmeme gibi) öyle bir teori atıyorsun ki ortaya pratikte hiçbir yansıması olmayacak şeyler. Bu dediklerimi anlamak için son mesajını bir daha oku. Söylediklerine kendin de inanıyor musun?
Velhasılı kelam senin dinin sana benim dinim bana.
#FFFFFF">
bilal
16-08-2009, 14:48:18
#FFFFFF">
yüreğine sağlık kardeşim
inşallah inanan her kalp üzerinde biriktirdiği kiri pisi ve lekeği üzerinden atar ve RABBİ ne olan bağlılık yeminini tazeler .
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.