Milat’tan sonra üçüncü bin yılın içindeyiz hâlâ aynı vahşet sürüyor.
Neden böyle bir vahşet var?
Neden biz bu tür vahşeti Batı’da görmüyoruz?
Kendi geçmişleri çok kanlı olan Amerika ve Avrupa bu vahşeti nasıl aştı?
Bugün herhangi bir Avrupa ülkesinde polis onlarca, yüzlerce insanı sokaklarda kafalarından vurup öldürebilir mi?
Kadınların ırzına geçebilir mi?
Bu, olmaz.
Olmayacağını hepimiz biliyoruz.
Niye olmaz peki?
Öncelikle, “çoğunlukta” olanlar “azınlıkta” olanların öldürülmesine karşı çıkarlar Avrupa’da.
“Bu devleti yönetenler benim ırkımdan, öldürülenler ise başka ırktan onun için yapılanları görmezden geleyim” demezler.
Böyle bir zulüm uygulamaya kalksa Fransız devletini Fransızlar, Alman devletini Almanlar, İngiliz devletini İngilizler durdurur.
Türklerle Çinlilerin kendi devletlerinin zulmü karşısında gösterdikleri sessizliği, Avrupa’dakiler göstermez.
Niye peki?
Aradaki fark ne?
Eminim sosyologlar, siyaset bilimciler bu konuya benden daha iyi bir cevap vereceklerdir ama benim görebildiğim, bu iki farklı davranış biçiminin altında insanların kendilerine sordukları sorunun farklılığı yatıyor.
Türkler, Çinliler gibi kalkınsa da “gelişmişliğe” ulaşamamış ülkelerde, önemli olan devleti “kimin” yönettiği.
“Yöneten” kendi ırklarındansa, yapılan zulme pek ses çıkarmıyorlar.
Batılılar için ise önemli olan devletin “nasıl” yönetildiği.
Elbette onlar için de hâlâ “kimin” yönettiği sorusu bir önem taşıyor ama bu “nasıl yönettiği” sorusundan sonra geliyor.
“İyi yönetilen” bir ülkenin sokaklarında cesetler bulunmaz, kuyularından kemikler çıkmaz.
Avrupa’nın yakın geçmişi kan ve vahşetle doludur ama artık bugün bir İngilizin, sokaklarda insanların öldürülmesine, kuyulardan kemikler çıkmasına sessiz kalacağını düşünebilir misiniz?
Ben, gelişmişliğin, devlet yönetimi konusunda “kim” sorusundan “nasıl” sorusuna geçilerek elde edilebileceğine inanıyorum.
Gelişmiş biri, “yöneten kötü yönetiyorsa, o yönetici benden biri bile olsa karşıyım” diyor, gelişmemiş biri ise “nasıl yönetirse yönetsin yeter ki yönetici benden olsun” diyor.
Ve “kim” sorusunun önemli olduğu ülkelerde acı hiç bitmiyor.
...rivayet olunur ki,peygamberimiz mescid-i aksadan miraca yükselmeden önce,yine rabbülalemin kudretiyle çine gitmiş ve peygamberlik vazifesi gereği çin halkını islama davet etmiştir???
...fakat bu çinliler??? taif kabilesi gibi onu terslemiş ve davetine icabet etmemiştir???
...bunun üzerine son peygamber bu nasipsizler için beddua etmiştir???
...derler ki,bu bedduadan dolayı çinliler hep semavi dinden uzak kalmıştır???
...ama buna mukabil ümminebi:
...İLİM ÇİNDE BİLE OLSA ONU ALINIZ??? demiştir???
...anlayana???
...imza:
...faruk el furkan,
pir gerçek veli,
alevibektaşşii fakih,
ve mehdi sahib-i zaman???
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.