Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Türkiye: 3 - Gürcistan: 1 | Molotof kokteyline müebbet hapis... | AK Parti'de "Uludere" çatlağı !... | “Amnesty International”ın 2012-ci il hesabatında – Azərbaycan | Nicat Əliyev Kürdəxanı istintaq təcridxanasına göndərilib | İtkin jurnalistin sorağı həbsdən gəldi | CHP'nin 4+4+4 iptal başvurusuna ret.. | İran ve 5+1 ülkeleri arasında nükleer kriz çözülüyor .. | Ay. Misbah Yezdi: Ayetullah Behcet, mücadelenin kültürel boyutunu vurgulardı! | Irak'ta iki İranlı ziyaretçi şehid edildi |
Spor-Aktüel | Bilim Teknoloji | Velayet-i Fakih | Güncel | Dünya | Siyaset | Eğitim Kültür | İnsan Hakları | Yaşam Sağlık |
Site içi Arama 
GENÇ KALEMLER
Hüseyin Tugay

Suçluyu Irak’ta mı Arıyorsun?
FATİH KAHRAMANİ

OLMAYAN SEVGİLİYE
Mustafa K.Taşpınar

DUA
Habib YAZAR

Kur'an Geldi, Fakirlik Kalktı
Serdar GÜNDOĞDU

KÖRLER ve SAĞIRLAR
Ali Mert

BİR ANAYASA TEKLİFİ DE BİZDEN-IV-
Ebuzer GÖKTAŞ

Dünya Müslüman Kadınlar Günü
Leyla GÖK

ERKEK VE KADIN
Feride Aliyeva

ANNEM
Öztürk ADIYEKE

YOBAZLIK MI, CEHALET Mİ, UŞAKLIK MI BİLİNMEZ
Aliekber Kocaaslan

TEPKİSİZLİĞE TEPKİ
Zehra Kıran

BAZEN
Arzu ÇETİNKAYA

FATIMA'NIN (S.A) ŞEHADETİ
Mehmet DEMİRER

BİR OLUP ÇÖZELİM KÖRDÜĞÜMÜ
HASİBE YEŞİL

HAZAN YAPRAĞININ SON BAKIŞI
ALINTI YAZILAR
Hüsnü Mahalli

İsrail Kıbrıs'ta
Orhan Dede

NATO zırvaları
Bülent ESİNOĞLU

"Amerika'ya Karşı Sorumluluklarımız Var"
Levent GÜLTEKİN

Hayrettin Karaman'a kızanlar neyi savunuyorlar?
Ahmet TAKAN

Gül’e gaz mı veriliyor?.. Yoksa Gül birilerine mi gaz veriyor?..
Sabahattin Önkibar

Haham Tuncay’dan, Ergenekon rejim değişikliğine araçtır itirafı
Murat ÇABAŞ

Füze kalkanı ve NATO, ABD’nin güdümünde
Hüseyin Vodinalı

İsrail’in “Düşman” Olmasında Nasıl Bir Yarar Var
Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL

Bayram değil, seyran değil, NATO bizi niçin öptü?
Haydar Cemal

İslam ülkelerinde bahara doğru
Hasan DEMİR

Belgelerle iktidarın Suriye harakirisi!
Prof. Dr. Ata ATUN

İsrail Üssü ve Oyunun Kuralı
İbrahim Karagül

O kurşun atıldı!
Semih İdiz

Dışarıda bizi sıcak bir yaz bekliyor
Abdulkadir Özkan

Isıtan ortada, ısıttıran nerede?
Arslan Bulut

Karaman Hoca’ya öğrencisinden uyarı...
Serdar Akinan

Suriye olmadı Lübnan verelim mi?
Prof.Hüseyin Hatemi

Dünya ve Türkiye
Mehmet UYSAL

Kilis'e Rahmet Olarak Gelen Muhacirler
Fikret Ertan

İsrail-Çin: Çok önemli ilişkiler
Taha Kılınç

“Allah’ın demokrasisi” ?!
Ali Haydar Aksal

Uludere gerçeği bize neyi anlatıyor?
Deniz Ülke Arıboğan

Suriye'de El Kaide devrede !
Mehmet Ali GÜLLER

Kosova’da Gerilla Eğitimi!
İsmail MÜFTÜOĞLU

Yalnız Kalan Şövalye
Yılmaz ÖZDİL

Minare burada peki kubbe nerede?
Ali Bulaç

'Türkiye İslamı'nın üç versiyonu
Muharrem Bayraktar

Suriye’de işler karıştı
Akın Aydın

Suriye halkı bakın ne diyormuş
Savaş SÜZAL

NATO zirvesi sonunu bekleyin
Ertuğrul ÖZKÖK

Suriye'de Durum Bize Anlatıldığı Gibi Değilmiş!
Akif Emre

Türkiye Irak'ın bütünlüğünü istiyor mu?
M. Hilmi Yıldırım

Uluslararası toplum, uluslararası yalandır
Türker ERTÜRK

Yetki ABD'den
Zeki Ceyhan

Karışık işler!
Mehdi aksu

Hz. Ali'den yöneticilere-3
ANKET

Yönetici :..

İslami İran Avrupa ülkelerine karşı yaptırımlarını kaldırmalı mı?

Seçenekler
A)evet. kaldırmalı
B)hayır. kaldırmamalı

Sonuçları Göster

ÇOK OKUNANLAR
n TIME yazdı: Gülen cemaati, para bağışı ve eğitim sistemi
n Toprak satışıyla ortaya çıkan yeni tehlike
n Suriye'de yaşanan son gelişmeler....
n Kırıkkale'de Hz Fatıma'nın (sa) doğum günü etkinliği yapıldı / FOTO
n 'Sözde Mücahitler!' İstanbul'da El Kaide ile görüşmüş
n Türkiye'yi ne bekliyor?
n Türkiye Bağdat yerine Kürtlere odaklandı
n Bahreynli kadınların direniş sembolu Zeynep Al Khawaja'dan mektup
n Ay. Misbah Yezdi: Ayetullah Behcet, mücadelenin kültürel boyutunu vurgulardı!
YORUMLANANLAR

 Kırıkkale'de Hz Fatıma'nın (sa) doğum günü etkinliği yapıldı / FOTO

 Iskarta tanka 500 milyon avro

 TIME yazdı: Gülen cemaati, para bağışı ve eğitim sistemi

 Gül: İleri görüşe sahip olmayan Avrupalı liderler, milyonların hayatını etkiledi

 'Nikotin, esrar ve eroinden daha fazla bağımlılık yapan bir madde'

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

 
Şifre  
   

Üye Olun | Şifremi Unuttum

 

 
Velayet-i Fakih’in Evrensellik Süreci mi?(1)
08/07/2009 - 19:27

MUHAMMED CAN

 

 Allah'ın adıyla

Genel bir değerlendirme:

İran İslam İnkılabı'nın 22 Behmen'de(1979-Şubat) zafere ulaşması, 1400 yıl aradan sonra kendisini devlet mekanizmalarında eylemsel tecrübelerle ispatlamasının ardından, ikinci önemli zaferi de dünyada İslam'ın kendisini gündemleştirmesi oldu.

Batı'nın etkisinde kalan ve İslam İnkılabı'nın demokrasi ilkeleri ile uyuşmadığını, kendine has Velayet-i Fakih doktrini nedeniyle, ilahi bir özelliğe sahip olduğu ve bu özellikten dolayı çıkmaza girdiğini iddia eden kimi miyop yazar ve çizerlerin aksine, devrimin sekiz yıllık savaş sürecinden geçerek gelişip büyümesi ile İslâm dünyasında gerilim ve çatallaşma da büyüdü denilse yeridir. Bu tespitin geçerli olması için devrimin iticiliği ve yapıcılığının içiçe olduğundan ötürüdür demenin bir sakınca da olmaz sanırım.

Öyleyse, siyasi olarak İran İslam İnkılabı'nın tecrübesi, İslâm dünyasının kaçınılmazı mıdır?

Devrimi oluşturan dinamiklerin başında gelen ve en fazla tartışılan konulardan olan devrimin beyni konumundaki Velayet-i Fakih ilkesi oldu. Velayet akidesi, Adem'den kıyamete kadar, ilahi elçiler silsilesinin ilahi metoduydu. Velayet akidesi Hak ile Batıl'ı birbirinden ayıran yegâne merciydi. Velayet-i Fakih doktrini de bu mercinin(velayet) naibi olduğunu ısrarla iddia etti.


Bugün İslam mektebinin evrene ivmeli bir şekilde yayılmasının en önemli etkeni, Ehl-i Beyt muhabbeti ile birlikte, yeniden öze dönüşü getiren, akide netleşmesinden ötürü ise bunun en kilit noktası da Velayet-i Fakih'tir, diye ısrarından vazgeçmedi.


Özelde Lübnan ve Filistin, genelde ise İslam dünyasında Amerika ve İsrail karşıtlığı baz alınarak, küfür ve istikbara karşı durmanın ana temelinde bu akidenin netleşmesi ve kitlesel kabule dönüşmesi vardır. Dahası Irak ve Filistin'deki şekillenmeler, her iki cephedeki mücadelenin seyrini Velayet-i Fakihe doğru netleşmeye dönüştürüyor diye, kimi çevrelerde ısrarla dile getirildi.(Irak ve Filistin mücadelesinin içeriği ve yörüngesinin seyri faklı iki konu olarak ele alınmalı, zira Irak'ta taklit mercii konumu İmam Ali(a.s) iktidarı döneminden itibaren her zaman var olmuştu)


İran İslam Devrimi'ni, Velayet-i Fakih doktrinin ümmet içinde işlev görmesi gerektiğinin fitilini ateşleyen, İslam dünyasındaki diğer çağdaş hareketlerin de temellerini Seyyid Cemaleddin'in attığı, mücadelenin eksen ve yörüngesine tam girişini, ve nasıl olacağını burada detaylı değerlendirmeyeceğiz. Şu kadarını hatırlatalım ki, Seyyid'in başlattığı söz konusu hareket İslam dünyası içerisinde en müsait zemini İran'da bulmuştu; çünkü halkın öz İslam inancı oturmuş ve tarihi kopuksuzluktan gelen ulema heyeti her zaman var olmuştu!


Müslümanların aynı merkeze bağlılığını esas alan ve haliyle milli sınırları aşan bir İslam düşüncesinin temellerini atan Seyyid Cemaleddin, geleneksel İslami yapıyı çözmekle kalmayıp, ona çökertici bir nitelik de yüklüyordu, onun bu çıkışına verilebilecek en uygun adlandırma ancak öz İslam olabilirdi. Seyyid'in yeni çıkışı bölgesel-geleneksel anlayışa dayalı yapıları diskalifiye etmeye zorlarken, (İhvan-ı Müslimin öncüleri buna örnektir) hem de Şii-Sünni birlikteliğini pekiştiriyordu.


Velayet-i Fakih akidesi, İslami ekoller içindeki geleneksel yapıları birer birer çözeceğine, geleneksel merciyetlerin yerini Velayet-i Fakih'in alması gerektiğini ısrarla eğitimli kesimlere telkin ediyor, nitekim bu görüş İslam dininin iki büyük ekolünden biri olan Şii ekolüne kendi geçmişini hatırlatıyor, ilmi merciler tarafından gündeme alınıyordu.


Öte taraftan 1400 yıldır sultanların ve şahların gölgesinde kalan İslami bazı alimler, gelenekçi ve edilgen kanaat önderleri, istiklallerinin tehlike ve tehdit altına girdiğini görüyorlardı.


Velayet-i Fakih çizgisinin bir başka anlamı da ümmetin vahdetiydi. Şu halde Tevhid'in yeryüzündeki bayrağıydı. Çünkü Velayet-i Fakih, pratik olarak öz İslam yayılmacılığın nihai mercii'dir.


Şu gerçeği de unutmamak gerekir ki, modern denilen bu çağın en büyük kâbusu, Velayet-i Fakih eksenli İslam'ın evrensel yayılmacılığı, çıkışı ve hareket noktası İran İslam Devrimi'dir. Devrim ‘'öz İslami'' kalıpların evrimini sağlamakla yetinmeyerek onu muhkemleştirmeyi de başardı. Böylece 1400 küsür yıl aradan sonra İslam'ın modern boyutlara cevap verecek pratikliğini de getirmiş oldu.


İmam Humeyni önderliğindeki devrimin getirdiği önemli yenilikler arasında, mustaz’afların ve müstekbirlerin yer değiştirmesi teorisiydi. Başka bir ifade ile üsttekiler alt, alttakiler üst olmalıydı ve bu devrimci hareketin kaynağını Kur'an'a dayandırıyor, ilahi iradenin bu yönde olduğunu işliyordu.
'Ve onları yeryüzünde iktidar sahipleri olarak yerleşik kılmak; Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakınmakta oldukları şeyi(devrimi) göstermek(istiyorduk)." Kasas suresi/6


Bazı şarkiyatçıların veya konunun hassasiyetini yeterli bir şekilde kavrayamayan, kimi saf müslümanların düşündüklerinin aksine, geleneksel merciiyet ile Velayet-i Fakih doktrini arasında herhangi bir çatışma yok ve olamazdı da. Çünkü geleneksel merceiyyet de meşruiyyetini fakihin genel velayetiet esasına dayandırır.

Velayet-i Fakih anlayışıyla milli çizgiyi temsil eden ferdi bazı merciiler arasında da anlaşmazlıktan öte bakış farkı var olabilirdi. Ancak bunlar teferruatta kalıyor ve öyle de olmalıydı.


Velayet-i Fakih'in önemli görevlerinden biri de, müçtehitler arasında onların velisi(ilmi) olarak doğabilecek sorunları çözmek, nihai sözü belirlemek, merciiler arasındaki farklı bakış açılarından en doğruya yönlendirmek, olası muğlak yönleri netleştirmek de denilebilir. Velayet-i Fakih çizgisi, aslında İslam'ın olmazsa olmazı olan özel bir çizgisiydi. İlginç olan şu ki, Sünni camiasında, her dönem bir müceddidin varlığını zorunlu kabul edenler, Velayet-i Fakih felsefesine derinlikli bir boyutta inmeyi başaramadı. Bunun ötesinde böyle bir merciye tabi olmaktansa, sultanların, kralların, hatta laik yöneticilerin gölgesinde yaşaması, kimi din alimlerin tercihleri anlaşılacak türden değildir!
Oysa İslam dininin öğretilerinde; zulme zerre kadar meyletmeyin, sonra size ateş dokunur, Yahudi ve Nasranilere söylüyor gibi bir hava estirilmekten geri kalmayan söz konusu cenahın yanı sıra, Şii kimi fırkalar da Allah’ın   yeryüzündeki son hücceti Hz. Mehdi(a.f)'nin zuhuru için yeryüzünde zulüm ve fesadın yaygın olmasının kaçınılmazlığında ısrar ediyordu.

Tarihte Mehdi (a.s)'nin takipçileri, İslam dünyasındaki iki büyük ekolün her ikisinde de parlak şahsiyetli ve temiz geçmişi olan alimler, daima ilmi hareketlilik içinde kalarak, bu merciiyetin ayakta tutulması gerektiğini, bunun için ilmi ve irşadi faaliyetlerde bulunmuş, kimi zaman da kıyam yolunu seçmeyi ihmal etmemiş ve bu metodu İslam devriminin arifesine kadar getirmeyi başarmışlardı.


Özet olarak denilebilir ki, İslam'ın irfan boyutu ile Mehdilik felsefesinin ayrılmazlığı, yaşam için gerekli olan havayı teneffüs etmek gibiydi. İslam mektebinin her iki büyük mezhebindeki değerli alimler, bu konuyu ısrarla gündemde tutmayı başararak sönüp küllenmesini engellemiş oluyorlardı.
Nihayet bu çizgi inkılaba kadar sönüklüğe dönüşmeden, geleneksel tasavvufi ekollerin çok ötesinde ve insan-ı kâmil olgusu ile örtüşen ve asla ayrışmayan noktalardandı. İşte Rahmetli Ayetullah Humeyni'nin Velayet-i Fakih müessesesini ihya edişi, her iki mezhebin kabul ettiği Velayet akidesinin üstüne bina edilmiştir. Velayet-i Fakih mercii göstermektedir ki, daha önce de var olan İslami bir manevi kurum idi. Değil ki, İmam Humeyni daha önce var olmayan bir terim üretti ve buna da Velayet-i Fakih dedi. Bugün İslam mektebinin evrene ivmeli bir şekilde yayılmasının en önemli etkeni, Ehl-i Beyt muhabbeti ile birlikte, yeniden öze dönüşü getiren, akide netleşmesinden ötürü ise bunun en kilit noktası da Velayet-i Fakih'tir, diye ısrarından vazgeçmedi. Velayeti fakih uhdesindeki İslam hükümeti, İmam Mehdi(a.f)'nin imametinden bağımsız olmayıp, onun imameti doğrultusunda, o hazretin Gaybet-i Kubra döneminden zuhuruna geçiş dönemi olarak kabul edilmesi gereken bir İslami hükümet şeklidir. Velayet-i Fakih eksenli İslam anlayışı, tarih boyunca Kur'an kaynaklı olmayan hiçbir güç ve devlet sistemine boyun eğmemiş, devamlı kendi dönemlerinin zalim yönetici ve sistemlerine karşı şanlı kıyamlar gerçekleştirmişti.


İmam Humeyni'den sonra Velayet-i Fakih'in ağır sorumluluğunu üstlenen Ayetullah Seyyid Ali Hameney, gösterdiği basiret ve sergilediği ferasetli siyasetleriyle, İmam Humeyni'yi hiçbir zaman aratmadı. Nitekim devrim yapmaktan daha zor olanı, devrimin sürekliğini sağlayabilmekti.
İslam Cumhuriyeti'nin ezeli düşmanı olan İsrail, ABD ve Batı, İran'da iktidar olan Velayet-i Fakih sistemini, bir fırsatını bulup yıkabilemeyi, hiçbir zaman gündeminden düşürmedi ve düşürmeyecektir.
Bunun için de Velayet-i Fakih sisteminin, aslında diğer diktatör rejimlerden farklı olmadığının propagandasını, bu sistemin inceliklerine ve detaylarına vakıf olmayan müslümanlara yaymaya başladı.
Halk için en uygun sistemin Batı tipi demokrasi olduğunu, bunun ideal örneklerinin Batı'da bulunduğunu, dolayısıyla halka dayalı bir rejimin gelmesi gerektiği görüşünün yaygınlık kazanması, bunun için milyonlarca hatta milyarlarca dolar harcadığı görüldü. ABD dünya değişiyor, İran da değişmeli terennümleri ile gerçekte kendi hayallerini empoze etmeyi düşünürken, bu düşünceye uygun sloganlar da üretmeyi ihmal etmiyordu.


Yenilik, reform, revizyon, ıslahat, sivil toplum gibi süslü ve kulağa hoş gelen kavramlar üretip İran'a postalıyor, oradaki kimi saf ya da art niyetli kişiler tarafından bu kavramların arkasına sığınarak İslam İnkılabını köşeye sıkıştırmayı, böylece sistemi değiştirmeyi, hiç değilse rotasından çıkarmayı umuyordu. Buna karşılık bütün bu kavramların içinin İslami içerikle doldurulması için Velayet-i Fakih şimdiye kadar üstüne düşeni fazlası ile yerine getirmiştir.


Elbette ABD ve Batı, bu sloganların arkasına gizlenerek kendi sistemlerini ve kültürlerini tekrar yerleştirmeyi, böylece sömürü zincirinin kopan halkasını yeniden kaynatmayı  amaçlarken inkılaptan önce ve inkılap sırasında Batı kaynaklı kültürün, bir ahtapot gibi İran'ı saran kollarını kesmek için yüz binlerce genç şehadeti seçmemiş miydi? Batı’nın bu alandaki çalışmaları da nihayet bir sonuç vermedi. Buna rağmen Anayasayı Koruma Konseyi (Şura-i Nigahban)'nin ve Velayet-i Fakihin yetkilerinin çok olduğunu, bunun demokratik tutumlarla asla bağdaşmadığından her daim dem vurmayı da ihmal etmemektedir.


Batı dünyasının bir türlü anlayamadığı asıl nokta, İran'ın müslüman halkına bir şeyler sunulduğunda; ancak Velayet-i Fakihin onaylamasıyla kabul edecekleri, aksi takdirde kesinlikle bu aziz millet tarafından red olunacağıydı. Batı bunu bir türlü anlamadı ya da anlamak istememektedir! ...

 (Devam edecek)

 


Yorum Ekle

Arkadaşıma Gönder

Yazdır

Facebook

Digg

Del.icio.us

StumbleUpon

Google

Yahoo

YORUMLAR

salih durmaz 10-07-2009, 16:15:03
kardes bu guzel sozlerinden ve imamnindan allah seni mukafatlandir/kardesim
 
Erkan Ayyıldız 11-07-2009, 20:15:26
Tebrik ederim ve yazınızın devamını beklediğimi belirtmek isterim. Allah kaleminize kuvvet versin.
 
muhlas 19-07-2009, 09:17:39
Velayeti Fakih Modeli tüm insanlığın selametinin ve kurtuluşunun yegane ve tartışmasız tek kaynağıdır.
 
Yasin 20-07-2009, 22:39:43
Yazarımız öngörüsü ile gerçekleri önceden teşhis ettiği ve bunun sitemizin kalitesi ve sitede yazanların olaylara bakıştaki sağlıklılığı gösteriyor örnegin Bugün Fars Haber ajansı yayınladığı :
//Amerika, Velayet-i fakihsiz bir İran istiyor!FHA – Suriye’de yayınlanan Es-Sora gazeteszi, Amerika’nın İran’da kargaşa çıkarma çabalarından güttüğü amaçlara değinerek, Washington’un İran’da velayet-i fakihsiz bir rejim istediğini yazdı.FHA – Suriye’nin Es-Sora gazetesinde ‘İran’dan ne istiyorlar’ başlıklı makalede Amerika ve batının İran seçimlerine yönelik tutumlarını gündeme getiren yazar, Başkan Obama’nın Netanyahu’nun ırkçı açıklamalarını duymazdan gelerek kendisini, İran’da muhalif adayı savunmakla meşgul ettiğini belirtti.

Yazar, Avrupa devletlerinin İran’ın seçim sonuçları ile ilgili tutumlarına değinerek, bu zümrenin dünyanın tüm önemli meselelerini bir yana bıraktığını ve dikkatlerini asrın en büyük olayıymış gibi bir kaç gencin gösterisine odakladıklarını vurguladı.

Yazar dünyanın tüm dikkatinin İran ve Ahmedinejad üzerinde odaklandırıldığını ve böylece Irak ve Afganistan işgallerinden doğan yıkımların ve Pakistan’da işlenen cinayetlerin unutulmaya çalışıldığını, Amerika’nın sadece İran’ı da hedef almadığını ve esas amacının İran, Pakistan ve Afganistan üçgeninde bir kargaşa üçgeni yaratmak olduğunu belirtti.// haber ile yazarın konusu teşekkür muhammed can
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

12/10/2011 Şeriati, İslamcılar ve Kürtler -1
09/08/2011 TAŞLAR YERİNDEN OYNAMIŞ!
10/05/2011 İSTİKRAR BOZULMUŞTUR!
04/08/2009 Velayet-i Fakih’in evrensellik süreci mi? (2)
08/07/2009 Velayet-i Fakih’in Evrensellik Süreci mi?(1)
22/06/2009 İran seçimleri; Batı’nın Nehrevan hazırlığı mı?
 
 
YAZARLAR
Y. ZİYA T.YILMAZ

YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNER
ABDULLAH ÖZGÜR

Azerbaycan’ın Gayretli Müslümanlarının Direnişi
MUHAMMED AK

Devrimci bir Sufi: İmam Humeyni!
Hüseyin TAŞ

İslami İran ile Türkiye Rakip Ülkeler mi?
MEHMET YETKİN

Bahreyn ve Halk Kıyamı
Abdulkadir Çuhacıoğlu

AKAN KANLAR VE ÂLİMLERİN SESSİZLİĞİ
MUHSİN KÜÇÜKER

İKİ ALİ ÜNAL MI?
KEMAL KEMAHLI

ALİ ÜNAL’IN, ŞİA VE İRAN YANILGILARI
MEHDİ AKSU

SEYYİD ALİ HAMENEİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ-3
KONUK YAZARLAR
Ali ERDEM

SİNCAN OLAYI VE BİR HUKUK SKANDALI
Mikail GÜREL

En Büyük Kusur Kibir ve En Büyük Allah
RIZA BAKIRLI

AKLIN ÖNÜNDE SET OLUŞTURMAK
Rahmi Onurşan Rahmani

Adın “Ali” ama gözlerin “Muaviye”ye benziyor (1)
HAZIM KORAL

SIFFİN SAVAŞI
Bilgehan Ova

SANAT YAZILARI (II)
FUAT TÜRKER

Özgürlük Değil Şeytan’a Tutsaklık
AZERİ YAZARLAR
Muhammed Mustafa

Evroviziyon-Gaylar, İnsanlığı çökertmeye yönelik sinsi planlar
Meşedi Natıq

Gənc Hüseynin anası Zəhraya və bacısı Rüqəyyəyə ünvanladığı məktub
Tural Əli

Zindanda bir gün...
Emin Gənciyev

AYIL EY AZƏRBAYCAN !!!
Emin İmanlı

Dinin gövhər və sədəfi
Gönül İsmayılkızı

Təhqir edilən ŞƏHİDLƏR
Hacı Arzu

Açıq!
Devran Abdullah

Quba aksiyası ilə inanclıların aksiyalarını birləşdirən məqamlar var
Kənan Rövşənoğlu

AZƏRBAYCANDA RUHANİLİK
Vüsal Hətəmov

Hər zadı tərsinə ölkəm…
Ali Caferi

Ölümüzü dəfn etməyə bir molla var?ali
NAMAZ VAKİTLERİ
TV KANALLARI
Türkçe Kanallar
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Yumurcak Tv
Kudus Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU

TARİHLİ ARŞİV



GAZETELER

DERGİ ve MECMUALAR

BAĞLANTILAR

YABANCI GAZETELER

 

Ana Sayfa   |   İletişim   |   Giriş Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle |   Sitene Ekle

Yazarlar ve makalelerin Yayınlanan  haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur

 
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.
2008 © RAST HABER   www.rasthaber.com
Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım :Networkbil.net
Atanur Evden Eve Nakliyat Küçükçekmece Evden Eve Nakliyat