İran’dakiCumhurbaşkanlığı seçimleri, öncesinde olduğu gibi, sonrasında da dünya
kamuoyundaki güncelliğinikorumaya devam
ediyor. Seçim öncesiReformcu denilen
kesimin galibiyeti üzerine odaklanan, Batı ve yandaşlarının oluşturduğu hava,
seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra yerini tam bir şaşkınlık ve hüsrana
bıraktı.
Seçim öncesireformcuların, renkleri ve tavırlarıyla, eski
Sovyetler Birliğinin dağılması sürecinde , özellikle Batının vebaşta daen büyük tefeci(spekulatör)Soros’un paralarıylagerçekleştirilen ‘Kadife Devrimini’
hatırlatırcasına yaptıkları geniş çaplı gösterilerin niyetini, seçim sonrası
içte ve dıştaki yansımalarına bakarak daha iyi anlayabiliyoruz. İçerde ‘
yenilen pehlivan güreşe doymaz misali’ diyerek asıl dışardaki tepkileri
analizetmek istiyoruz.
Dünyada olan hiç bir seçime karşı
ağız birliği etmişcesine bu kadar alehte tavıra girildiğini ben hatırlamıyorum.
ABD den tutun da , Avrupa’da , Arap ve İslam dünyasında , özelde de Türkiye’deçeşitli kesimlerden gelen tepkileri görünce
insanın aklına türlü türlü şeyler geliyor. Biraz klasik olacak ama birincisi
başka bir ülkenin içindeki bir Cumhurbaşkanlığı seçimine karşı, seçim öncesinde
ve sonrasında bu kadar taraflıyaygara
koparıp,başka bir ülkenin içişlerine
karışmahakkını size kim veriyor? Seçim
sonuçlarının açıklanmasıyla beraber yine hep bir ağızdan seçime hile
karıştırılmışyaygaralarıyla ne elde
etmek isteniyor?Bakın dikkatedin! Seçim öncesinde Reformcuların zaferine
nerdeyse kesin gözüyle bakanlar, seçim sonunda Reformcuları hakları alınan
mazlum yerine koyarak,niyetlerinin üzümü
yemek değil bağcıyı dövmek olduğunu açıkça ortaya koymuşlardır. Daha da ileri
giderek özgürlük isteyen bir halka (Irak, Afganistan gibi)yardım ellerini!!!Uzatmaya kalkarlarsa, o ellerin kırılacağını
ve Hizbullahilerin ellerinin nerelere ulaşabileceklerini gayet iyi bildiklerine
eminiz. Olan Batının reformcular için akıttığı paralara oldu...eminiz kibazılarıdabunun için çok kızgınlar.
Bu batıcı ve İslam Cumhuriyeti
karşıtı yelpaze içerisinde yeralanlara baktığımızda,Müslüman mahallesinde salyangoz satanları da
rahatça görmekteyiz.Ülkemizde hemen her
güntv kanallarındaİran’daki olaylar tartışılıyor. Bu
tartışmaları dikkatle izleyen biri olarak , bu kadar seviyesiz, tek yanlı ve
kasıtlı konuşulan bir konu ben görmedim. Özellikle bazı stretejik kurumlarda,
İran uzmanıolaraktelevizyonaçıkıp ahkam kesenlerinsöylediklerini dikkate alanların vay haline. Adamlar kara propaganda
uzmanı, kasıtlı fakat aptalca, bilgileri istedikleritarafa doğru yönlendiriyorlar.. tv’lerinde
şimdiye kadar,kendi ülkelerindeki bir
Cuma namazınıbile canlı
yayınlamayanlar, İmamınkıldırdığı
muazzam Cumayı, öncesinde verdiğihutbeyle beraber tercüme ederek yayınladılar. Dahane diyelim Allahım sen herşeye
kadirsin...Vesselam
Hacı Bayazıt
Alser Strasse 30/26
1090 Wien Wien,21.11.2007
An das
Bezirksgericht Josefstadt
Florianigasse 8
1080 Wien
Betrifft:Bezirksgericht Josefstadt’ın 04.09.2007 tarihli değiştirme antrağını için; Verfahrenshilfe isteğimin red edilmesine etiraz ediyor dosyanın üst mahkemeye gönderilmesini arz ediyorum.
Sebepler
42 R 314/07y sayılı kararın üçüncü sayfanın üst kısmında; Mit dem angefochtenen Beschluss wies das Erstgericht den Antrag auf Aufhebung der Sachwalterschaft ab.
im angefochtenen Beschluss stellte das Erstgericht im Wesentlichen fest, die behinderte Person leide nach wie vor an einer neuropsychiatrischen Erkrankung im Sinne einer anhaltenden wahnhaften Störung. Eine Besserung sei nicht zu erkennen. Es mangle bei der behinderten Person an der Einsicht in ihre Erkrankung und die Notwendigkeit einer regelmäßigen medizinischen Behandlung. Auf Grund diser Symptomatik bedürfe die behinderte Person weiterhin der Hilfe eines Sachwalters im bisherigen Umfang. (!)
Belirtilmiş şekilde rahatsızlığın olabilmesi için kitap olarak hazırlanıp hukuk üzerinden açıklanmış bilgilerde şeytanın geleceği tahribat yolu gerekir.
Aşağıdaki üç olayda görüldüğü şekilde yaşanmış olaylar yukardan aşağı aşağıdan yukarıya doğru yazılıyor. yani, insanların müsübete hazırlanması sonucu gelen müsübet tarikatın hak tarafı ile çözülüp aşağıdan yukarı mahkeme üzerinden insanların uyarılması için yazılıyor.
1: “Ülkeler kaos ve anarşiye nasıl hazırlanıyor.“
Allah(cc)selamı üzerinize olsun.1999 yazın türkiye/kırşehir cuma namazın'da, tayini çıkan müftü son vaizini merkezi aporlör’den verdi... Müftü 'samimi, cemati/türkleri islam’a ısındırmak istiyordu. Bunun için Ahmet Yesevi hazetlerinden bahsetdi; ama konu öyle bir hale geldi’ki, islam'ı türklere sevdirmek için; Ahmet Yesevi hazretlerini, islam ümmetine mal olmuş bir veli’yi milliyetcilik çizgisine getirdi... Yani 'öyle anlaşılacak hale geldiki', Ahmet Yesevi Hazretleride türk milliyetcisi idi, gibi algılandı. sakıncası, “ırki duygular şur altında gizleniyor.”
Buna çok canım sıkıldı; namaz'dan sonra cami'nin arkasında çay bahçesi var; sıkıntımdan orda dolaşıyordum.
Bir elin parmaklarından fazla futbol topu büyüklüğün'de siyah siyah şeytan tayfası yaklaştı; demek istedilerki, avrupaya çıkma;
yani,
mahkemeye gitme; yardımcılarımızı deşifre etme;bunları/türkleri biz böldük...
Peygamber efendimiz buyurmuş'ki, Ashabım delalet üzerinde birleşmez... Din'in dairesinden çıkan her gurup tefrika ehlidir; din'de tahribat yolu açan her insanın başın'da şeytana vardır. Din'i bölücülük / milliyetcilik meşrep farkı değil, tahribat yolu'dur. Din adamı bölücü/milliyetcilik yaparsa; arkasında'ki insanlar nefsen sarhoş olup şeytanın arkasından giderler; böylece dördüncü tahribat yolu fili/fiziki aranşi ve kaosun sebepleri hazırlanmış olur... Zihinsel kontrol, İnsanların hak’dan batıla, berteket’den uzaklaşıp müsübete yaklaşması, haram ve şüpheliye açılan beş duyu yolundan üç usul ile, “din’i müzük/nefsin sarhoşluğu”, “dişi/felsefe din’in siyasete aleti”, “oğlan/madde bölücü olarak”, şeytanın yaklaşıp izine düşürmesi bu şekilde gelişiyor. Hertürlü müsübet ve sıkıntının önündeki barikatlar bunlardır; bu barikatların bertaraf edilmesi; Sizlerin, geleceğiniz için en azından imanın en zayıfı ile, din iman hırsızlarına karşı buğuz etmesi ile mümkündür, değilse müsübet isabet eder. Bunlar anlaşılmadan ABD Irak'dan çıkmaz. Türkiye'deki terörde bitmez. Dinayet din’de tahribat yolu açmamıştır. Selam ve dua ile Allah(cc)emanet olun. Hacı Bayazıt 01.10.2007
2:Allah(cc)selamı,bereketi üzerinize olsun.
Yaşar Nüri Öztürk bey, Türkiyenin dinsizliğe doğru sürüklendiğini acilen önlem alınmasını bildiriyor. Her iki cihanda geleceğinizin temini için bu feryada kulak verin. Din’i ve tarihi bağlarından dolayı islam alemi ve dünya’ya rahmet’de müsübet’de birinci derecede türkiyeden yayılıyor. Allah(cc) din ahlak maneviyat dairesinden çıkmış bir topluluğa hidayet/rahmet bereket vermez. Dua ve doğruluk ölçülerinde ilahi kurallar gereği herşey kendine döner... yani, insanlar siyaset ve menfati esas alırsa, dua ve doğruluk'dan uzaklaştığı için kaybeden tarafda; eğer, insanlar maneviat ve adalet üzeri olursa, dua ve doğruluk içerisinde olacağı için, kazanan taraf’da olur.
Unutmayınız, ülkeleri din adamı alimler ya zirveye veya zillete hazırlar; değişik usuller ile seçilmiş insanlar bu surecin taşınmasında rol alır.
-Ey Aklı selim sahipleri, icranın başına gelmişlerin yolunu açmak için, bölgeyi/ülkeleri müsübete hazırlayanların deşifre edilmesi gerekir.
-Kardeşler Ağbeyler, yazar çizerler toplum hayatının kandilleridir... A.Dilipak ağbey devletin din üzerinden elini çekmesini istiyor... Devlet herşeyin farkında... Hanım efendi, Mahmut efendininin önüne diz çökmüş mürid olmuş; yazılarını çicimli bicimli yazıyor; yani, satır aralarına şeytanı gizliyor. M.efediye mürid olmanın faydası. A.dilipak ağbey istiyorki din cematlere bırakılsın.
Süleymancılar resmen deccela çalışıyor; Allah(cc) buyuruyorki din'i biz indirdik biz koruyacağız;
onlar diyorki, 'sümme haşa', birgünde Kur'an ın hükmü kalktı; Kur'an,ı yüzünden okumuş her çocuk imtihana çekiliyor; imtihan da soruyorlar bu ayet önce bu da sonra geldi değilmi? Çocuk 'sorudaki manayı bilmeden' evet diyor!... İmtihan bitiyor... ama haram ve şüpheli ile çocuğun yanın indirdikleri şeytan telkin etmeye başlıyor; 'sümme haşa' sonra gelen öncekinin hükmünü kaldırmıştır. A.Dilipak ağbey istiyorki din cemate bırakılsın.
-İstanbul müftüsü islam'ı daha iyi anlatmak için kadınlı erkekli tasavvuf müzüğü korosu kurmuş... İslam/tasavvuf da müzük olmaz. müzük/milliyetcilik nefsin 'afyonu, sarhoşluğu, gözün önündeki perdedir. ama müftü müzük korosu kurmuş bazı şeyleri böyle anlatıyoruz diyor; başka care bulamamış. Çünkü namaz da imam'ın arkasına kadar şeytan yardımcılar/taşıyıcıları ile yaklaşıyor; eğer onun telkinleri doğrultusunda hoca efendi konuşmaz ise, dizlerine sinir uçlarına vurur düşürür veya abdesini bozar... İslam'da neden? haram ve şüpheli den korunmak vardır. Eğer fikren ve madden/fiziken haram ve şüpheliden korunmaz isen, nefes ve kan yolu ile damarlarda şeytan dolaşır abdesin kontrolunu ele alır; abdes artık onun elindedir istediği vakit bozar istediği vakit tutar. Neden müftü başka çaresini bulamamış?da, kadınlı erkekli tasavvuf müzüğü korosu kurmuş!...
-1999 türkiye/kırşehirde bir ceamatin temsilcisi ile mermerler camisinde yatsı namazında görüşmek için haberleştik. Yatsı vakti eniştem ile birlikte gittim, henüz cami açılmamıştı; abdes tazelemek istedim; abdeshanenin lambasıda yanmıyordu, karanlıkda abdes tazelerken dışarda sıgara içerek bekleyen eniştemin üzerine; sigaranın ateşine şeytan indi; “insanın içinde dışında haram şüpheli olursa'da iniyor” ordan bana geldi, korkutmak istedi!.. aradaki perdeler kalkdığı olay görüldüğü için korku olmuyor; Allah(cc) koruyor...
-Melun şeytan tam namaz da yaklaştı, 'telkin ediyorki ihlası al, maneviyat/adaleti bırak... melun ihlasın kendin de olduğunu telkin ediyor;
yani, taşıyıcıları yolu ile cematin arasına girdiğini; “tağbi hoca'nın da arkasına kadar yaklaştığını”, namazda rahat bırakmayacağını telkin ediyor... “kalp namaza meyilli olur ise namazdan çıkartamaz aldatamaz; eğer çıkartmış olsa onun/şeytanın istekleri ağırbasar aldatır..” çıkartması durumunda namazın iadesi, tekrar kılınması gerekir.
-Namaz'dan sonra imam odasında beklediğimiz şahıs ile görüştüm;
karşılıklı oturduk hoş beşden sonra bana sordu, nasıl olduğumu ne yaptığımı, ben de başımdan geçenleri anlatdım; ama bir yerde insan utanıyor karşıdaki insanın yüzüne gözüne bakmaya, yere bakıyor; yani kafasını eğiyor;
bu arada nefes ile yer arasında mesefa kısaldığı için; yaklaşmış yaklaştırılmış şeytan nefesden kaçıyor;
yani karşıdaki insan sebebi ile açılmış kalbe, yanlardan altdan yaklaşıp telkin atamıyor; sekr 'sarhoş' hali olmuyor;
tam bu sırada dedimki;
ağbey Allah(cc)istemiş, dostlarıda yıllardır beklemişki; içerde hazırlanayım 'tahribat yolları açmış' diğer tarafı, 'hazırlanma sürecinde engellemeye çalışanları', teşifre edeyim; deyince, orda görüştüğümüz ağbey dediki tüf/tükürdü. (!) A.Dilipak ağabeyde istiyor ki devlet din'i cematlere bıraksın.
-A.Dilipak ağbey ile H.Aksoy bir ayakkabıyı ortaklaşa giyerken, Erbakan süvari parası diye müslümanın karısında gelinde kızında altın, küpe bırakmadı; en son çektiği numara binlerce fakir fukaranın çocuğunun kaldığı yurt binalarını kapatdırmak. A.Dilipak ağbey devlet din işini cemate bunlara bıraksın istiyor.
-Devletin görevlerinden biriside neslin emniyetini sağlamak; yani, nesli din iman hırsızlarının menfatine malzeme olmakdan kurtarmak...
-Ey Aklı selim sahipleri, kübratül mahkemede vebal/sorgudan kurtulmak istiyorsanın hertürlü vasıta ile devlete ihtiyaçınızı bildirin; devlet akıl baliğ çağından başlamak üzere gerekli din'i eğitimi müslümanın çocuğuna versin; müslümanın çocuğunu din iman hırsızlarının tuzaklarından korusun. Din'i olmayanın devleti'de olmaz. Unutmayın, evladın ata üzerinde üç hakkı var, islam'i isim vermek, din ahlak maneviyat üzere yetiştirmek, ergenlik çağına gelince evlendirmek. Selam ve dua ile Allah(cc)emanet olun. Hacı Bayazıt 05.10.2007
3:Allah(c)selamı üzerinize olsun.
Allah(cc)sevgili kulları, Din’i, menfat/madde ve siyaset/felsefe üzerine bina etmek gizli şirki ile müsübet ve kaosun sebebini hazırlamaktır. Bu gurupların amacı aşağıda açıklanmış. şüphesiz bazıları bunun farkında değildir; ama, Vatikan din’ler arası diyalog masası artık biliyor. Din’ler arası diyalog masası1967 yıllarda kurulmuş; yani bu yıllarda türkiyede din’in siyasallaşması kurumlaşmaya başlamış. Beş duyu yolundan kalbin üzerindeki perdelere ne yansır ise zihin onu algılar eğer nefs, din’i müzük, haram, şüpheli, milliyetcilik/bölücülük ile sarhoş ise felsefe ve madde aracılığı ile bireysel menfate dönük insanlar üç bataklığa sürüklenir. YANİ Vatikanın din’ler arası diyalok masasını kurması türkiyeden dünyaya yayılan müsübetin orada zahire dönüşmüş hali. Wien,11.08.2006 OGH üzerinden yazılmış bilgilerden sonra; Papa’nın Almanyada siyasi kiriz çıkarması farkına vardıklarının diyalogçular ile arayı açmalarının işareti.
-Wien,13.10.2005 Adalet Bakanlığına mahkeme ile ilgili yazı verdim; o günü Süleymancılardan Ali hoca benimle karşılaştı; şeytan oraya kadar sürmüş, ima ediyorki; BİZ deşifre olduk insanlar uyandı...
-O günden sonra mail adresime Fetullah Gülen gurubundan günlük yaklaşık 20 mail gelmeye başladı; gelenleri blokür yapıyorum adres değiştirip tekrar gönderiyorlar.
-Yıl 200610’uncu ay olabilir, Magistrat’da işim vardı; memur mesele çıkartmak istedi; eve geldim mail adresine baktım Fetullah Efendi gurubundan saat 11 kadar 60 mail gelmiş.
-Yani, şeytan bu gurupdan 60 taşıyıcıyı harekete geçirip onların üzerinden güç elde ederek mesele çıkartmak için gelmiş.
-Din’de tahribat yapmış guruplara karşı kalbi yakınlık olmaz haram ve şüpheli de üzerinde bulunmaz ise yaklaşamıyor. “...Allah(cc) bu sebepler ile dünyayı şeytan ve yardımcılarına karşı uyarıdı.”
Wien,12.02.2007 Bezirsgericht Josefstand verilmiş bilgilerden sonra.
Fetullah Efendi,
Mahmut efendi, Erbakan hoca, Ben ve Harun yahya kendimizi Çocuklara adadık dedi.
-Yani 12.02.2007 deki yazılarda belirtilen ilmi siyaset ile din’in tahribini Çocuklar için yaptıklarını ima ediyor... şeytan menfat telkin ederek din’de tahribat yolu açtırır; açılan tahribat yolu açıklanmaz ise araya menfat girer insanları felakete hazırlayan tahribat yolundan sorumlu olunur.
-Eski Meclis Başkanı B.Arınç bey, Bu guruba ait okul ziyaretinde dediki, bir öğrenciye. Bu duvarların dibinden Hoca efendi sizi görür… Yani, Yurtlarında kalmış olan, Y.N.Öztürk beyin Yiyeninin açıklaması ile; 30 kusur defa Risalei Nurları okuyarak telkinlerini almaya alıştığınız şeytan, Sizi, Hoca efendiye haber verir.
-Bu usul ile ABD istihbaratını sarmaladılar; başka türlü dünya nasıl kaosa hazırlanacak..?
ABD’nin Afganistan harekatı öncesi bir yandan bunlar’ki, CİA raporlarında gönüllü ajan Wolk’in olarak belgeleniyor; diğer yandan Şeyh Nazım Kıbrısi, Vekili aracılığı ile Tihink thank ofislerine çöreklenip ABD’yi Arabistana karşı tahrik ederek bölgeye sürdüler sürüklediler.
-ABD’li yetkililer yanıltıldıklarını kabul etdi.
T.Milli İstihbarat raporlarında Fetullah Hoca gurubu CİA’nın bölgedeki en etken Sivil toplum kuruluşu(aslında yanıltan)olarak belgeleniyor.
-ABD deki Papaz okulu’da Fetullah Hoca gurubu tarafından, modern Kur’an tefsir yapımı için Rahiplere verilen 2 milyon doları afişe etdi.
-Rahipler samimi biliyorki;
din’de menfat esas alınır bir kısmına uyulur bir kısmı hafife alınır kutsala emanete eziyet edilir ise şeytanın izine;
din’de ihlas esas alınır harfiyen uyulur kutsala emanete hürmet edilir ise Peygamberin izine düşülür. Selam ve dua ile Allah(cc)emanet olun. Hacı Bayazıt10.11.2007
Açıklanmış bilgiler üzerinde, Sachwalterin bağlayıcı etken olmadığını belirtir gerekli hukuki düzenleme için Avukat verilmesini veya Sachwalterin çekilmesini arz ederim.
Haci Bayazit
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.