Bütün yaratılmışlardan ve yaratılacaklardan üstün
olan varlıklar ; Allah’ ın nuruyla yaratıldığı vakit , o ondört nur beliriverdi
; nasıl bir alem olduğu bilinmeyen bir mekanda…Yeryüzünün en parlak ondört
yıldızı.Kalbimin en hızlı on dört çarpış sesi.Günler arasında en çok
ışık saçan on dört gün.Geceler arasında en çok aydınlık saçan on dört ay.Kahhar olan Allah ‘ın en güzel on dört tecellisi.Hayata desen ve mana kazandıran on dört renk.Her biri birbirinden güzel on dört gül.İçlerinden biri en güzeli ; Muhammed…Alemlere rahmet olarak
yaratılan , maşuğuna aşık , içi merhamet dolu bir kul.Yaratıldığı gibi
rahmetini ve merhametini saçtı aleme. Dünya anlamını kazandı.Alemler onun
hörmetine varedilmişdi.Yaratıcılığını ıspat eden Allah kainata en güzel insan
eserini göndermişdi. Muhammed dünyaya gelmişdi. Emindi , güvenilirdi ,
sıkıntılar onun eliyle giderilirdi.
Rahmanın aşığı bu
mukaddes varlık , aldığı görev ile yaratıcısını aleme sunacaktı.İslamın
bayrağını yüce Rahman onun eline
vermişdi.O bayrak Muhammedin eliyle dalgalandı , hafif esen rüzgara karşı.Uzun
vuslat sonrası , bu şerefli insanın hasretine dayanamayıp yoktan vareden Allah,
aşığını katına , huzuruna aldı .Muhammet dünyaya gözlerini kapamışdı.Son
görevini yerine getirerek İslam’ı tamamladı Muhammed. "Ey peygamber , Rabbinden sana indirileni apaçık tebliğ
et.Eğer bunu yapmazsan , onun elçiliğini yapmamış olursun.Allah seni
insanlardan korur.Şüphesiz Allah kafirleri doğru yola iletmez."(maide 67)
Ve Ali'yi insanlığa ilan etti.Fakat gün ortasında , güneşe karşı uçuşan kör
sinekler insanların gözlerine dolmuşdu.Göremediler Ali ‘ yi. Muhammed’in beka
alemine göçmesini arzulayan ,makam ve mevki derdiyle yanıp tutuşanlar İslam’a
en ağır darbelerden bir tanesini vurdular. Arsızlık diz boyu olmuştu. Muhammed’in
dini ar perdesini delen katil sinekler tarafından delindi. Zalimler elinde
çiğnenen İslam sancağı ,
yirmi beş yıl sonra kainatın ikinci efendisi Ali ‘ nin eline geri
dönmüştü. Anlamını kazanmaya başlamıştı ki İslam ; o sırada ise dinini
dünyalarına satanlar tarafından katledildi Ali .Ve "Kâbenin Rabbine andolsun ki kurtuldum" diyerek ,
mevlasına göçetti Ali. Sıra güzelde idi . Güzele anlam kazandıran
Hasan . Çöl ortasında etrafındaki onca sıcaklığa , susuzluğa , kimsesizliğe ve onca
haşarata karşı direnen ve ayakta durmaya , meyveler vermeye çalışan yalnız
Hasan . Korumak için dedesinin getirdiği mukaddes dini , etrafındaki zalimler
yetmiyormuşcasına , üstelik sadık dost olarak bildiklerine karşı da mücadele
etti. Geçici dünya zevkleri kör etmişdi hakkı göremeyen gözleri .En sadık olarak bilinen insanlar tarafından bile terk edildi
Hasan.Yaralanıp da kanadı kırılan bir kelebeğin , çöl ortasındaki haşaratlar
arasına düşüp de toprağa çekildiği gibi mezara gönderildi Hasan. Peygamber evladı olan ve cennet gençlerinin efendisi olan bu
insanın tabutu ok yağmuruna tutuldu. Zira insanlık artık peygamber emanetine
bile saygı ve sevgi göstermiyordu...
Sıra İslamın sancağına
en büyük oku atacak soysuz oğlu soysuz Yezid’e gelmişdi."Andolsun ki , dünyada tatmadığım zevk kalmadı "diyen
mel-un Muaviye'nin oğlu zalim Yezid.Ve bu sancağa vurulmak
istenen bu en büyük darbeye karşı , rahmani duruşunu sergileme sırası
güzelcikteydi.Yezid, Muhammed’ in dinini saltanat dinine dönüştürmeyi amaçlıyor
ve Allahın emir ve yasaklarını çiğniyordu. Muhammed’ in getirdiği yasaklar
artık caiz hale gelmiş ve İslam unutulmaya yüz tutmuştu.Rahmanın en sevgilisi Muhammed’in eliyle dalgalanan bu sancak ; zalimlerle
savaşıyordu. Gelmiş , geçmiş ve gelecek olan tüm insanların en zalimine karşı ,
Muhammedi adımlar atma sırası güzelcikdeydi.Adı Hüseyin. Ondört gül içerisinde
rengi kırmızı olan tek gül..Kanı rahmanın dini uğruna akmak için çağlayan ve
akacağına dair ahdetmiş bir gönül.Takvalılar silsilesinde en mahzun ve en
zalimce koparılan , soldurulan bir gül.
İslam ağacının
dalları budakları kesilmişdi , solmaya meyilleniyordu.Zalimler anlaşılan
unutmuştu yüceler yücesi Rahmanın şu sözünü :
”Bu dini ben getirdim ve ben koruyacağım.” Muhammed’ in eliyle gönderilen bu İslam
sancağı Hüseyin’ in eliyle tekrar
dalgalandı. Mekke-i Mükerreme'de zuhur eden , Medine-i Münevvere'de yayılan
İslam dini KERBELA'da Huseynin eliyle korundu. Zalimlerin ellerinde
solmaya yüz tutan bu ağaç Hüseyin’in , onuncu günde ; "Allahım teslimim emrine ve razıyım rızana" nidasıyla yeşerdi.” Allahım bu zalim
topluluğun ellerinde nasıl bir duruma düştüğümü sen görüyorsun” sözü dışında;
bütün kelimeler anlamını kaybetti o gün.
Onuncu gün ; on dört gül içerisinde rengi kırmızı olan o tek gül rengini
sararttı ve akıttı damarlarında akan o kızıl kanını.Rahmana aşık tüm
yaratılmışlar adına aşikar etti Hüseyin aşkını mahbubuna. İslam ağacını kanıyla suladı
Hüseyin.Yılmadan , biran duraklamadan , başı dik , rahmani duruşunu sergiledi .
Ve yetmiş iki kişiydiler zalime direnen , ölümü bile yenen ölümsüzler. Muhammed’
in ahlakının , güzelliğinin canlı duruşu olan oğlunu , hakka doğru yürüyen bu
sayılı kervanın bayraktarı ve güven kaynağı olan kardeşini ,kardeşinin emaneti
olan yiğenini ,anne kucağında henüz dil açmamış ve peygamber ashabının eş ve
kız kardeşlerinin çocuklarının neşe kaynağı olan altı aylık bebeğini feda etti Kur-an’a . Gökyüzü
o altı aylık bebeğin kanıyla boyandı.İnsanlık aleminden
seçilmiş yetmiş iki yiğit ; "Bin canımız olsa senin
yoluna feda ederiz" dedikleri Hüseyin
için vazgeçtiler dünyadan. Hüseyin’siz dünya onlar için amaçsız ve gayesiz
yaşam idi…
İslamı yoketmeye , Muhammedi unutturmaya , yeniden cahiliye adetlerine dönmeye
, kadınları satılık eşya gibi tanıtmaya , kız çocuklarını diri diri toprağa
gömmeye , taştan ve topraktan putlar yapıp onlara tapmaya ve yüceler yücesi
rahmanın güzelliğini örtmeye çalışan zalim yezide karşı , İslam gemisine
kaptanlık etti Hüseyin. Çünkü o ceddinin buyurduğu gibi kurtuluş gemisidir."Huseyn kurtuluş
gemisidir , ona binen kurtulur , binmeyen ise helak olur
gider."(Hz.Muhammet (s.a.v)) .İslam dini uğruna nelerin yapılması
gerektiğini ve rızasını kazanabilmek için rahmanın ; nelerden vazgeçilmesi
gerektiğini canlandırdı Allah ; tarihin en beyaz ve en temiz sayfasında.O denli canlandırdı ki Rabbi ondan razı , oda Rabbinden razı
oldu."Ey huzura eren nefis,sen Rabbinden hoşnut , Rabbin de senden hoşnut
olarak Rabbine dön.Gir kullarımın arasına.Gir cennetime.(Fecr 26-30)
Onuncu gün , doğudan ve batıdan doğdu güneş …Kan
ağladı toprak.Fırak tersine akmaya başladı ve utandı.Ağaç Hüseyin'e ağladı.Huseyin'in başını arkadan kestikleri hançer ağladı.Fakat başı
kesilirken bile o mukaddes varlık ; karşısındaki bu zalim topluluğa iyiliği emretmeye devam ediyordu hâlâ. Makam ve mevki
uğruna , zalimlerin ellerinde solduruldu o kıp kızıl gül , ümmeti gerçekleri
bildikleri halde… Hak dinin o gün ki canlı duruşu ; dünyada bile özgür kişiler olmayı bilemeyenlere karşı ,
ahtlerine vefa etmeyenlere karşı ve atalarının gittikleri sapkın yolu
arzulayanlara karşı yaratıcısı olan Allah’ın güzelliğini ortaya çıkardı .Bü yüzden Hüseyin , tarih sayfalarından asla silinmeyecek o kıpkızıl kanıyla , kızıl
destanını yazmış , mahbubuyla sürekli halvette olan ve duruşu kıyametedek
insanlık aleminde , mazlumun zalime direnişine örnek olacak bir EKOLDÜR HÜSEYN
…
maşallah çok güzel bir eser olmuş gerçekten...Allah kaleminize kuvvet ilmnize bereket versin inş.
#FFFFFF">
Ali GÜVEN
12-08-2009, 13:10:15
#FFFFFF">
Bismillah,
Allah razı olsun. İslâm tarihini çok güzel bir şekilde özetlemişsiniz. Muhammed-Ali-Hasan ve Hüseyn'e karşı olanların en temel karekteristik özelliği olan "dinini dünyalarına satma, Makam ve mevki arzusu ile Lanetli Yezid'in "dünyada tatmadığım zevk kalmadı" şeklindeki hayvani hedeflere tekrardan vurgu yapmışsınız.
Bunun karşısında Allah'ın Celal ve cemal sıfatlarının mazharı olan, tüm güzellikleri özlerinde barındıran 14 nuru da tekrardan bize hatırlattığınız için teşekkür ederim.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.