Bir çift yorgun bakış…Ve hicran acısıyla kıvranan hasta bir
kalp…Uzaklara duyulan sessiz bir özlem … Ve vaktini nakit edemeyen tutsak bir yürek…Vakit
kavramı tutsak yüreğin dünyasında çok farklıydı.Dışarıda çalışanlar boş vakte
hasret kalırken,o sevdikleri ile geçireceği dopdolu vakitleri hayal
ediyordu…Ama umutsuzdu…Çünkü uzakların onun için ne zaman yakın olacağını
bilmiyordu…Ve bir gece vakti aniden uyanıyordu gafletin hüzünlü uykusundan
…Yıllardan sonra yorgun kalbinde umudu hissediyordu yavaş yavaş…
Zindanın karanlığına mahkum edilen tutsak yürek,zifiri karanlıkta
bile aydınlığın deryasına dalıyordu…Yorgun ve bitkin bedeniyle titreyen ellerini
açıyordu semaya …Ve o anda duasını süsleyen tek kelime akıyordu ,yürek
pınarından “Allahım”… Sonra iki damla gözyaşı kavuşuyordu
yanaklarına ve kalbinin aynasına güneş misali bir nurun yansıdığını
hissediyordu “Ehl-i Beyt…”
Elinde okuduğu Kur’an’ın, hikmetli sözlerinde ,Allah Resulünün
gerçek takipçilerini bulmuştu, artık…Ve Tathir ayeti şimşek gibi düşmüştü onun
yaralı yüreğine…
Artık tutsak yürek, umutsuzluğunu zindanın toprağına gömmüştü…
Attığı her adım …yüz adım …bin adım…bedenini yorsa da onu umuda
bir adım daha yaklaştırıyordu…Artık kalbine yalnızlığın resmini
çizmeyecekti…Çünkü kalbine ektiği ondört tane gülün onu yalnız
bırakmayacağına sanki emindi…Söz veriyordu kendi kendine…Ve solmayacaktı
masumiyet kokulu güller yüreğinde. Kalbini kanatan bütün soruları cevap
buluyordu onların şifalı sözlerinde Sabır ile arkadaş olmayı ve zindanın soğuk
dört duvarı arasında ,takvanın zırhıyla kendini korumayı bu güllerden
öğrenmişti…
Zindanının güneşe doğru sadece küçücük bir penceresi vardı.Ama
gözleri pencereyi görmüyordu bile .Çünkü o,dünyaya kapatılan pencerelerini
Rahman’ın sevdiklerine açmıştı…
Öyle bir yakin etmişti ki; semaya açılan ellerinde ve secdeye
yönelen yüreğinde, sadece gelişini beklediği bir yari vardı…
Gözyaşlarıyla ,Yakub’un yaşlı gözlerine gıpta
eden tutsak yürek, karanlık gecelerde sürekli ağlayarak şöyle dua
ediyordu ;
Allahım! Kara zindanı güzelliğiyle süsleyen Yusuf(a.s)’ın hatırına
Fatıma(s.a)’nın Yusuf‘unu görmeyi bana nasip eyle…Yeter ki bir kez nur cemalini
göreyim.Yeter ki bir kez dönüp yüzüme baksın…Çünkü o yarin
gözlerinde bütün hasretlerim son bulacak…Allahım! Sen de biliyorsun ki onunla
kışım bahara dönecek …Ve onunla yüreğimde ki hicran ateşi sönecek…
Gözyaşları hıçkırıklara dönüşmüştü…
Ve o an…Kalbi yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyordu… Çünkü misk
kokan bir el dokunmuştu, tutsak yüreğine…
s.a .yazıların güzel insan okuyupta kendine olan dersi çıkarınca daha kapsamlı oluyor rabbim hiç kimseyi zindana atmasın orda olanlarda inşlh yusufu medresye olarak çıksınlar bekleyen içinde beklenen içinde zor bi durum anlatılmaz yaşanır misali. rabbime emnet.selam ve dua ile............
#FFFFFF">
segaleyn
25-06-2009, 16:14:07
#FFFFFF">
Allahım! Kara zindanı güzelliğiyle süsleyen Yusuf(a.s)’ın hatırına Fatıma(s.a)’nın Yusuf‘unu görmeyi bana nasip eyle…Yeter ki bir kez nur cemalini göreyim.Yeter ki bir kez dönüp yüzüme baksın…Çünkü o yarin gözlerinde bütün hasretlerim son bulacak…Allahım! Sen de biliyorsun ki onunla kışım bahara dönecek …Ve onunla yüreğimde ki hicran ateşi sönecek…
#FFFFFF">
zeynep akçaer
26-06-2009, 08:41:29
#FFFFFF">
S.A Hasret canım ALLAH razı olsun çok güzel o kadar duygulandımki anlatamam rabbim böyle olanlara yardım etsin. H Z Yakubun sabrını nasip eylesin inş böyle insanların sonu H Z Yusuf gibi ve HZ Yakub as gibi olmalarını nasib eylesin. Bir söz vardır kara yerin altında olmasın karlı dağların ardında olsun ömür olduktan sonra bir gün güneş o insanlarada doğar inş AMİN
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.