İran, İslam
inkılabından bu yana gerçekleştirdiği onuncu Cumhurbaşkanlığı seçimini de büyük
bir olgunlukla geride bırakarak, dünya siyasi sistemi içindeki alternatifsiz
yönetim biçimini de bir kez daha test etmiş oldu. Her bir seçimi dünyanın
gündemine oturan aylarca gündemde kalarak dünya siyasetine yön verenleri yoğun
enformasyonuna rağmen, dış güçlerin etkisinin artık tamamen ortadan
kalktığının açık işaretini bir kez daha vermiş oldu. İran halkının uzun bir
seçme geçmişi olmamasına rağmen, seçimlerin en güzelini otuz yıl önce
gerçekleştirerek, dünya müstekbirlerine karşı zafer kazanarak İslam İnkılabını
Azizi İmam’ın(ra) önderliğinde gerçekleştirmiştir.
Aziz İmam’ın(ra)
çizgisinin hiç kopmadığı otuz yıllık zaman sürecinde gerçekleştirdiği atılımlar
dünyanın gözleri önünde pür dikkat izlenmekte, bir çok mazlum milletlerin
gönüllerinde sevinç , mutluluklar ve teselliler yaratmaktadır. Kimsenin şüphesi
olmasın ki bu İslam inkılabı evrensel ilahi adalet devletinin kurucusu olacak
İmam Mehdi(af) zuhurunun gerçekleştirmesindeki temelleri atmış, zemini de çok
kısa zaman zarfında hazırlayacaktır. Tüm uluslar arası güçlerin habis
emellerini boşa çıkararak yutmak istedikleri bu lokma boğazlarına düğümlenmiş,
onları nefessiz bırakmıştır. Bizler İran dışından İran’ı izlerken daha çok
İnkılabın dış politikasını daha çok görüyor gözlüyoruz, bu mihval üzerine
değerlendirmelerde bulunuyoruz. Bu seçimlerde gösterdi ki İran halkı
kendi coğrafyalarının dışında da daha etkin olmak, dünya siyasetine yön
vermeye daha hevesli olduklarını ve buna hazır hale geldiklerini
göstermişlerdir. Ortadoğu, güney Amerika, Afrika, Kafkaslar gibi dünyanın
sorunlu bölgelerinde artık İran’ın etkinliği daha da artacak, Arap dünyası da
er ya da geç kendine çeki düzen verecektir. Artık dünya jandarması olan
efendileri onları koruyamaz aslen hiç korunmamıştır, sadece korkutarak
yer altı ve üstü zenginliklerini sömürmüş halka dayalı olmayan iktidarlarını
bir süreliğine daha onlara bağışlamıştır. İran halkı Aziz İmam’a(ra) ve onun
halefi Rehberimize bağlılığını seçimlere katılarak göstermiştir. İran İslam
inkılabı tarihi hiçbir tecrübesi olmamasına rağmen İlahi İslami bir model dünya
milletlerinin önüne koymuştur bu model İran Anayasası ve Rehberimizin
sınırlarını çizdiği şu cümlelerde saklıdır; “Seçimler ülkemizde İslami
hareketin farklı bir semolüdür. Seçim, İslam’ın milletimize özel bir
armağanıdır. Aziz İmam İmam Humeyni, İslam’da devleti, seçimle bize öğretti.
İslam devleti, zihinlerde ve hatıralarda, hilafetin mirası şeklinde kalmıştı;
İslam’da devlet denildiğinde, Emeviler, Abbasiler ya da sonraki hilafetlerde
olduğu gibi, bir kişi zahiren halife olur ama uygulamada ve batıni olarak
firavun ve zorba krallar gibidir, öldükten sonra da yerine bir başkasını tayin
etme şeklinde ilkel bir durum ortaya çıkardı. Dünya halkının zihninde, İslam’da
devlet düşüncesi denilince işbu yanlış anlayış kendini gösteriyor ki bu,
İslam’a ve İslam devletine en büyük ihanettir. İmam Humeyni, İslam’da devletin
seçimle, halkın katılımı ve halkın görüşüyle olması gerektiğini milletimize
öğretti ve bu, toplumumuzda uygulamaya girdi.Bugün ülkemizde çok değişik
konumdaki yetkililer, dolaylı ve direkt olarak halk tarafından seçilmiştir.
İslam Cumhuriyeti sisteminde, tepeden inme atamalar, babadan oğula devrolan
sorumluluklar, para ve maddiyata dayalı dünyalıklar uğruna tayin olunun
yetkililere yer yoktur. Cumhurbaşkanlığı seçimi, İslami Şura Meclisi seçimi,
Rehberliği tayin eden Uzmanlar Meclisi seçimi, Belediye Şurası gibi seçimler,
İran halkının iftiharıdır, İslam’ın iftiharıdır, İmam Humeyni’nin iftiharıdır.
Anayasamız, bu hassas ve belirli dönemlerde yapılan kader belirleyici
seçimlerle, İslam dünyasında, mümin ve aydın düşünce ve fikirler ile ilerleme coşkusuna
vesile olmuştur. Dine dayalı demokrasinin temeli ile Batı demokrasisinin temeli
farklıdır. Halka dayalı dini yönetim demek, seçimler, insanın ilahi görevleri
ve hakları doğrultusundaki istekleridir. Bu, yalnızca bir anlaşmadan ibaret
değildir. Bütün insanlar seçim ve geleceğini tayin etme hakkına sahiptirler;
zaten İslam cumhuriyeti sisteminde ve ülkede seçime değer veren asıl konu da bu
noktadır. Bu elbette, bugün Batı liberal demokrasisiyle mukayese edilemeyecek
kadar çok farklı, çok ileri, mana dolu ve köklüdür. İftihar vesilesi olan bu
değerler korunmalıdır.”
Bu son seçimlerde
İran halkının verdiği mesaj odur ki İlahi rehberiyetin yolunun Velayeti fakih
çizgisi olduğu, İnsanlığın kurtuluşunun Peygamber ve onun pak soyunun
öğretilerinden geçtiğini, Hizbullahi oluşun yolunun Ali(as) hizbi olmaktan
başka bir kapsının olmadığını vurgulamış, mazlum milletlerin gönüllerinin
süruru olan Ahmedinejat seçerek göstermiştir. Bu sonuçların tüm dünya
mazlum halklarına yeni bir kurtuluş getirmesini, Yürüttüğü onurlu siyasetinin
bir an evvel dünya üzerinde gerçekleşmesini, Öncelikle bu döneminde Siyonist
gasıp işgalci rejimin sonunun gelmesini sağlayacağını ümit ediyoruz. Kutsal
beldelerimizin yine bu dönemde gerçek sahiplerine döneceği ümidiyle.. İran’ın Hizbullahi
halkını, onların tercihi olan Ahmedinejat’ı ve tüm bu güzellikleri
metanet, dirayet, cesaretiyle ve örnek takvasıyla tüm insanlığa bizlere dünyaya
bahşeden Rehberimize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Allah ömrünü uzun
etsin tüm Salih hedeflerini gerçekleştirsin…
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.