12 Haziran 2007’de. Yani. Bundan tam iki yıl önce bugün. Ümraniye’de bir eve yapılan baskında ahşap bir sandıkta 27 adet savunma ve taarruz tipi el bombası ve TNT kalıpları ile fünyeler ele geçirilmişti...
Bu baskından 16 ay sonra, 20 Ekim 2008’de, İstanbul Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde Ergenekon Davası’nın ilk duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin asıl heyeti sadece bu davaya bakmakla görevlendirildi.
Dün de davanın yüzüncü duruşması yapıldı.
* * *
İlk duruşmada 60 avukat, 88 sanık ve 79 izleyici koltuğu bulunan salonun küçük olması nedeniyle izdiham yaşanmıştı.
99’uncu duruşma yapılırken izleyici ve avukat sandalyeleri neredeyse bomboşmuş...
Sayıları yüzlerden onlara düşmüş gazeteciler, yandaki salondan ‘son dakika’ haberi geçme telaşından çok uzak bir şekilde davayı izlemiş...
Öğleden sonra ise yarısı boş sanık koltuklarında öndeki sandalyenin üstüne kapanıp ellerini yastık yapmış uyuyanlar bile varmış...
Sanırım dün de bundan pek farklı değildi...
Galiba...
‘Ergenekon’ baskın çıkamayınca, şamatanın yerini hukuksal süreç aldı...
Tabii bir de...
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma kararı doğrultusunda Danıştay’a saldırı davasının ‘Ergenekon’ davasıyla birleştirilmesine karar vererek, dosyayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.
Davanın sessizliğe bürünmesinin bir nedeni de bu olmalı...
* * *
Sarıkız...
Ayışığı...
Eldiven...
Cumhuriyet Gazetesi’ne bombalı saldırı...
‘Şeriat geliyor’ avazeleri altındaki Danıştay Baskını ve bir yargıcın katli...
Yargıtay’ın son kararının da etkisiyle...
Hepsi aynı Ergenekon ipine toplanıverdi...
Şamata orada da işe yaramadı...
* * *
Şikáyet ne idi?
Soruşturmanın çok uzadığı...
Hálbuki duruşma çok hızlı ilerliyor.
Nasıl mı? 100. duruşma dün yapıldı... Mahkeme, dünkü duruşmayla yaklaşık 7.5 ayda 100 duruşma yapmış oldu...
Ağır ceza mahkemelerinde bir davada 1 yılda 4 duruşma yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, ‘Ergenekon’ davasında mahkeme adeta 25 yıllık bir yargılama gerçekleştirilmiş sayılacak.
Çünkü AB sistemine geçtik... Eskiden ‘sanıktan suça’ gidiliyordu...
Şimdi ise ‘delilden sanığa’ gidiliyor...
Savcı delilleri toplarken zaman ağır akıyor ama mahkeme deliller ortada olduğu için hızla ilerliyor...
* * *
İyice kekemeleşen ikinci AK Parti iktidarı döneminin hiç kuşkusuz en önemli gelişmesi Ergenekon Davası...
‘Asrın davası’ denmesi boşuna değil...
Neden mi?
Çünkü her aşamada hepimize ‘cinayeti gördüm’ çığlığı attıracak gelişmeler oluyor...
Ülkenin bağrına yerleştirilmiş bir ölüm makinası parça parça sökülüyor...
* * *
Azıcık güme gitti ama Poyrazköy’deki araziden çıkartılan silah ve mühimmatın da menşei aydınlandı...
Gözünüzden kaçtıysa haberi yeniden anımsatayım:
İstanbul Poyrazköy’deki araziden çıkartılan silah ve mühimmatın önemli bölümünün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait olduğu belirlendi.
‘Silahların orduya ait olduğunu belirleyen kurum Makina Kimya Endüstrisi Kurumu, yani askerin en önemli tedarikçisi.
Makina Kimya Endüstrisi savcılığın talebi üzerine, ele geçirilen silah ve mühimmatla ilgili incelemesini tamamladı, raporunu hazırladı.
14 Mayıs 2009 tarihli rapor 10 sayfadan oluşuyor. Raporda önce bulunan tüm silah ve mühimmat listelenmiş. Karşılarına da, hangi kurumlara verildiği belirtilmiş.
Listede bütün kuvvet komutanlıklarının isimleri var. Malzemelerin kimi Kara, Kimi Hava, Kimi ise Deniz Kuvvetleri’ne teslim edilmiş.
İlker Başbuğ haklı. Çünkü lav silahları tek kullanımlık. Yani boş lavı saklamanın hiçbir anlamı yok. Makina Kimya Endüstrisi Kurumu’nun raporunda, o boş lavlar da yer almış.
Onların bir kısmının dolu olarak Kara Kuvvetleri’ne, bir kısmının da Deniz Kuvvetleri’ne teslim edildiği belirtilmiş.
Rapora göre, Poyrazköy’de bulunan el bombalarının bazıları Hava Kuvvetleri’ne, bazıları da Jandarma’ya ait.
Kazılarda bulunan kimi silah ve mühimmat ise yabancı menşeli. NATO anlaşmaları kapsamında yurt dışından getirilmiş.
Onların kayıtlarını ise Milli Savunma Bakanlığı ve Silahlı Kuvvetler tutuyor. Yani savcının, silah ve mühimmat listesini oraya da göndermesi gerekiyor.
Raporda, menşei belirlenemeyen malzemelere de yer verilmiş. Onların arasında bazı lav silahları ve mühimmat var. Ancak üzerlerindeki seri ve kafile numaraları silinmiş. Ya da kuruma gönderilen listede, bu numaralar eksik bildirilmiş.’
* * *
Ankara’daki siyasal atalete...
Ergenekoncuların hamle etmek için hareketlenmesine rağmen...
Yüzüncü duruşma, sürece olan inancımı tazeledi.
‘Yeni devlet’ her şeye rağmen ‘eski devlete’ galip gelecek...
Bunun tersi söz konusu olsa...
Bu dava zaten başlayamazdı...
* * *
Dün, ‘Ergenekon Dalyası’ idi...
Bu zihniyet devlet içinden sökülüp atıldığında ise...
Sanırım bu, saydam ve demokratik bir devletin ilk yaşı sayılabilecek...
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.