Türkiye'de iki devlet var. Birisi bizim bildiğimiz konvansiyonel devlet.
İkincisi devlete benzeyen bir yapılanma. Bu derin devlet. Derin devletin
mahiyeti pek bilinmiyor ama günlük hayatımızda fertler olarak varlığını hissediyoruz.
Tabii devletin bir takım kuralları var. Anayasal düzen dairesinda bir işleyişi
var. Derin devletinde kendisine mahsus yapılanması var. Birkere derin devlet
kendisini Anayasal sistemden, hukuktan, demokrasinin gereklerinden üstün
görüyor. Kendisini bir ideolojiyle tarif ediyor. Mesela ''Atatürkçüyüz'' diyor.
Ne var ki, hareket tarzının Atatürkçülükle alakası yok.
Atatürkçülük
Mustafa Kemal'in fikirlerini yaşama geçirmek ise, dine saygılı, yeniliklere
açık, ülkesi muassır devletler seviyesinde, milli sanayisi, tarımı fevkalade
gelişmiş, halkı dünya şartlarına göre bölgenin en ferah içinde yaşayan
insanları vb. bir Türkiye Cumhuriyeti olması gerekirdi. Masonik yapılanmayı
ülkeden defeden, tam bağımsız bir devlet anlayışı içerisinde yeni ülkenin
temellerini atan Atatürk'ün takipçileri ülkeyi her alanda bağımlı bir hale
getirdiler. Türk halkı ezilen bir sınıf olarak ufak bir ''beyaz'' azınlığın
elinde inim inim inledi.
Batılı
devletlerde böyle bir yapılanma hissedilince ülkedeki münevverler, düşünürler
araştırmalara koyulur. Halkın önüne gayet ciddi eserler konularak toplum
aydınlatılır. Türkiye'de beyaz kalem erbabı statikonun rüzgarında devamlı
surette ideolojinin hizmetinde yazar dururlar.
Sağduyu sahibi kalem
erbabının da sesi bastırılır geniş kitlelere yansıtılmaz. Gerçeği
dillendirenler gerici, yobaz yaftasıyle karalanırlar.
Devletle
sistemi ayrı değerlendirmek gerekir. Türkiye'de bir devlet vardır bir de siyasi
sistem vardır. Bunları ayrı tutmak gerekir. Bugün statikocular sistemden
nemalanan beyaz Türkler devletle sistemi özdeş hale getirmişlerdir. Ve de
savunması kolay olsun diye zulümlerini ''Atatürkçülük'' perdesine
bürümüşlerdir. Bunlar Atatürkçü değidirler. Mustafa Kemal'in hatırasına en
fazla zararı bunlar vermektedirler.
Bu noktada
iğnenin bir ucunu da kendimize batırmakta yarar vardır. Kemalizim ve Atatürk
ideolajisinin Mustafa Kemal'in şahsı ve fikir yapısına verdiği benzer hataları
ne yazık ki islami kesimde de görmekteyiz. İslami kesimde bir takım cemaatler
kendilerini İslam diniyle özdeş hale getirdiler. İslam dini birtakım
gurupların, cemaatlerin, hiziblerin, tarikatlerin üzerindedir. Sözgelimi
Şafilik İslam dini ile özdeş değildir. Herhangibir tarikat İslam demek
değildir. İslamın içindedirler ama İslam demek değildir.
İslam dini
içerisinde hiç bir yanlışın asla barınamayacağı bir nizamdir. Ama İslam adına
yola çıkan oluşumların, gurupların yanlış hareketleri İslam'a mal olmaktadır.
Bunların kusurları yüce dinimize gölge düşürmemelidir.
Anayasal
kurallar çerçevesinde işleyen devlet ve kendi kurallarını kendisi koyan ve
ideolojisini halka zorla dayatan derin devlet. İkisini birbirne karıştırmamak
gerek.Sapla samanı iyi ayırmalıyız. Ülke imkanlarından azemi derecede istifade
eden masonik oluşumlar medya ve sermaye gücüyle Anadolu halkının kanını emdi.
Ne zaman ki birileri halka bunların gerçek yüzünü göstermeye kalkışsa gerici
dediler, yobaz dediler. Yeri geldi devlet düşmanı olarak etiketlediler.
Tekerlerine çomak sokanı kendi fikir yapılarından da olsa infaz etmekten
çekinmediler. Derin devletle iyi ilişkiler kuranlar da kahraman oldu, devletini
seven adam oldu.
Derin devlet
çarklarını çok iyi işletiyor. Dün devletine, medeniyetine sövenler halka
tepeden bakanlar bugün vatan sever oldular. Geçmişde Beka'da eşkiyayı
selamlayanlar bugün Lozan fatihi oldular. Dünün koministleri, din diyanet
düşmanları ulusalcı kimlikleriyle karşımızda. Yangın yeri kül duman ortalık toz
tuman. Sapla samanı iyi ayırmamız gerek.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.