Hayatta hiçbir zaman
olması istenen, tahayyül edilenle önümüze çıkan gerçekler birbirine
uymamaktadır. Bu bakımdan insanların çoğu iç dünyalarında besledikleri düşünce
ve tasavvurlarının dış dünyadaki açık ve çiğ gerçeklerle karşılaşması ve bu
karşılaşmanın kendilerinde meydana getirdiği çatışma neticesinde yersiz bir
kötümserliğe uğramakta, hatta çok kimse bu kötümserlik yüzünden hayata
küsmektedir. Bahis konusu olan şey insanların tasavvurlarıyla gerçek
idealleriyle yaşanılan hayat, istekleriyle hayal kırıklıkları, ihtirasları ve
hayalleriyle vardıkları netice arasında meydana gelen açık tezattan ibarettir.
İstisnalar bir tarafa bırakılacak olursa hemen hiç kimse hayattan istediği kadarını
elde edemez. Çok gerçek ve de çok da acı olan bu şeylerden çok bahsedilmiş,
çeşitli yönlerden olmak üzere birçok eserler meydana getirilmiştir.
Bazı kimseler insan
kaderinin akışını değiştirmeye imkân olmadığını, yaratılışla her şeyin alnımıza
yazılmış bulunduğunu kabul ederek kötümser bir boyun eğişle herkesin kaderine
razı olması gerektiğini ileri sürmüş, kimisi de irade ve gayret sarfı ile kötü
talihin yenilebileceğini iddia etmiştir. Fakat çok genç olanlarla unutmaya yüz
tutan kimselere bu konudan tekrar söz açmak faydalı olur. Aşırı derecede
duygulu, hayalperest, istek ve ihtiraslarla dolu, kısaca iç yaşayışı bakımından
çok zengin bir karaktere sahip olup da içine çekilmiş muhafazakâr ve mahcup
kimselerin hayatın acı darbelerini yemeleri mukadderdir. Onlar hiçbir zaman
kolay kolay istek ve ihtiraslarını gerçekleştiremezler ve sonunda büyük bir
hayal kırıklığına uğrarlar. Bu duruma düşen bir insan tamamıyla kendi içine
kapanır, yavaşça kendi nefsine ve hayata karşı olan güvenini kaybetmeye, kendi
iç yaşayışının istekleriyle, dış hayatın apaçık ortada duran gerçekleri
arasında devamlı bir bağdaşmazlık ve çekişme yaratmaya başlar.
Başlarından böyle bir acı
tecrübe geçmekte veya geçebilecek olan kimselere hemen şunu hatırlatmak gerekir
ki, hayat ne ise odur. Bütün acıları tatlılıklarıyla önümüzdeki açık bir gerçek
olarak durmaktadır, hiçbir zaman onun istediğimiz gibi olmasına imkân ve
ihtimal yoktur. Hayatın kendi isteklerimize uygun bir akış takip etmesini
istemek bile bile gerçeklere yüz çevirmek demektir.
Bunu söylemekle asla
insanların kendi ideallerinden prensiplerinden vazgeçmeleri gerektiği düşüncesi
akla gelmemelidir. Ancak mümkün olduğu kadar iç dünyamızdaki çatışmaları yenmek
ve onları asgari bir sınıra indirgemek suretiyle gerçek dış hayatın icaplarına
uymayı da bir parça olsun bilmek gerekir. Bu şekilde hareket edemeyenler
gerçeklerden kopar ve böylece bir cemiyet içerisinde kendilerini tamamıyla
yalnız hissederler. Hiç değilse ideallerimizin çeşitli sebeplerle
gerçekleşemeyeceği zamanlarda bu veçhile hareket etmek en akıllıca bir tutum
olur.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.