Her
ne kadar siyasi konuşmalar ve siyasi yorumlardan özellikle kaçınmaya çalışsam
da bir şekilde bu konuşmalardan nasibimi alıyorum.
Belki
yanlış düşünüyor, gerçekleri göremiyor olabilirim ama karşımdakilerin de ne
kadar doğru görüp ve buna paralel ne kadar doğru düşündüğünü de bilemiyorum…
Hak
ve batılın ne olduğunu, kimlerin iyi kimlerin kötü niyetli olduğunu
karıştırdığımız bu süreçte ancak gördüklerimiz ve duyduklarımıza göre tahmini
yorum yapabiliyoruz.
Niyetim
hiçbir siyasi partiyi desteklemek veya eleştirmek değil sadece cevabını
bulamadığım soruları paylaşmaktır.
Bizlerin
bilmediği ve asla da bilemeyeceği siyaset dünyasında çok şeyler oluyor. Ya
olaylar oldukça abartılıyor yâda çok ciddi işler dönüyor.
Her
yerde bir şeyler yazılıp çiziliyor her tarafta bir şeyler konuşuluyor ama
nafile… Hiç bir şey hiçbir şekilde değişmiyor… Medyanın bizlere ulaştırdığı
kadarıyla yorumlar yapılırken sadece kafalar karışıyor… Çoğu işler kapalı
kapılar arkasında yürütülürken hiçbir şey netlik kazanmıyor…
Bir yanda Ergenekon meselesi, bir
yanda Kürtlerle ilgili problemler, diğer tarafta Ermenistan sınır kapısının
açılmasıyla ilgili sorunlarla karşı karşıyayız.Bütün bunlar tek başına bir ülkeyi yeterince yorup gerebilecek
sorunlardır. Tabiri caizse kargaşa yaşanıyor. Herkes kendince bir şeylerin
yorumunu yaparken, bir noktadan ötesine geçemiyor…Geride bu konuda söylenecek tek bir söz
kalıyor. “Ya bu ülke batacak ya da kurtulacak…”
Bundan
önceki hiçbir iktidar döneminde Türkiye’nin derin devlet işleri bu kadar su
yüzüne çıkmadığından bu heyecanı yaşamak bir yana, siyasi arenada kimse derin
devlet işlerine yorum yapma cüreti bile bulamıyordu… Biz kim DERİN DEVLET kim..
Boynumuz kıldan ince misali ne yapılsa sadece izlemek zorundaydık. Herkeste
böyle gelmiş böyle gidecek düşüncesi varken, bu ülkeden adam olmaz umutsuzluğu
yaşanıyordu. Şimdilerde ise bakalım sonuç nereye varacak umudunu yaşıyoruz.
Umutsuzluğun değil umudun yaşandığı bu süreçte karanlıklar dünyasına aydınlık
yansır duasındayız…
Büyük
siyasetçilerin, yorumcuların ve akademisyenlerin sonucunu kestiremediği bu
dönemde,umudu yaşatan iktidar
partisine yapılan eleştirilerde biraz daha vicdanımızın sesine kulak
vermeliyiz.
Bunlardan biride aylar öncesinde
yaşanan Davos olayına yapılan eleştiridir.. Halen
Başbakanın Davos’ta ki çıkışına türlü türlü
olumsuz yorumlar yapılıyor.
Ne
niyetle yapılırsa yapılsın ortada gözlerin kulakların şahit olduğu doğru bir
davranış vardı.
Bu
tür eleştiriler yapılırken düşüncelerimde Hz. Ali (a.s)ın şu sözü yankılanıyor.
“Hak ve batıl arasında dört parmak kadar
mesafe vardır. Hak gözlerimizle gördüklerimizdir batıl ise duyduklarımızdır.”
İslami
düşünen yorumcuların eleştirilerini yaparken bu noktayı kaçırmaması gerektiğine
inanıyorum...
Bu problemler Türkiyede senelerdir var . Yazanlar senelerdir yazıyor okuyanlar da okuyordu. Derin devlette dahil konuşuluyor ama resmi kanıtlar olmadığı için resmi konuşulamıyordu. Ya da zamanın hükümeti de derin devlete ait olduğu için bir şekilde susuyordu.
Avrupa birliğine girme aşamasında ,Türklere haçlı seferlerinin kinini hala taşıyan ülkelerin varlığını biliyor olmamız ve hala Roma imparatorluğunun torunları olarak İstanbul'u istediklerini biliyor olmamız,Ermenilerle Kürtlerin topraklarımızda gözü olduğunu ve ABD 'nin de Ortadoğuda güç sahibi olmak için bu etnik grupların varolmasını istediğini ve bunlara silah yardımı yaptığını biliyor olmamız ve günümüzde AKP hükümetinin, Cumhurbaşkanı da dahil bizzat Ermenistanla, bizzat kürtlerle birebir temasa devlet eliyle geçtiğini ve senelerce izlenen devlet politikasını değiştirdiğini biliyor olmamız bu sıcak olaylar yaşanırken de şimdiye kadar belki düşünen ama söylemeyen avam halkı bile harekete geçirmiştir. Bizlerin bildiğini elbette HÜKÜMETTE BİLİYOR DİYEBİLİRSİNİZ AMA halka daha açıklayıcı olmak zorundalar ve eğer gücünü halktan alıyorsa halkının da sesini duymak zorundalar.
Hükümetin halka rağmen yapamayacağı şeyler var .
Davos olayına gelince Başbakan benim başbakanımsa yapılan hareket beni de ilgilendirir. ''Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz'' sözünü kullandığı bir ülkeye karşı sonradan alınması gereken tavırların sorumluluğu da O kişiden beklenir. Ne yazık Türk halkı olarak bu tavırları göremeyince sözlerine sahip çıkmayan bir başbakan profili oluşuyor gayriihtihari zihinlerde.Gözler Davos'ta güzel bir olaya şahid oldu ama sonrasında da İsraille ilişkilerde verilen tavizlere yine şahit olunca bütün bunlar oy içinmiydi sözü söylenir olması oldukça doğaldır. Bazı olaylar ortalık durulduktan sonra daha iyi tahlil edilir. Ve eğer sadece oy için yapılmışsa İsraile karşı söylendiği için yinede doğru ama Tayyip Erdoğan'ın kişiliği adına yalnış bir davranıştır.
Ergenekon olayına gelince : Ergenekon olayı ne kadar çözülebilecek biz de bekliyoruz her ülkede hak bildiklerini hakolmayan yollarla ulaşmaya çalışan derin devletler olabilir.Bana zor gelen demokrasi adı altında bunların yapılıyor olması ve Cumhuriyete sahip çıkma adına Ergenekonun var olmasıdır .Düşüncelerin galip gelebileceği bir iktidar özlemime AKP ne kadar cevap verebilecek icraatları bekliyoruz . Derin devletin kökü çok derinlere gidiyor ve korkarım ki bu hükümetin gücü bunu sökmeye yetmeyecek.Umudum çözmesinden yana ama gördüklerim şüpheyle yaklaşmama sebep oluyor. Çünkü kendide yeni bir derin devlet oluşumu içinde ama bundan Baştakiler ne kadar haberdar ya da ne kadarını baştakiler organize ediyor biz takip ettiğimiz kadarı ile bilmiyoruz. .Elbette yorum yaparken amacımız AKP hükümetinin kendi yalnışlarını da görmesi ve geç olmadan kınadığı insanların konumuna düşmemesidir. Muhalefetin varolması da uyarı için vardır ve bir çeşit meşverettir. Olumlu davranışlarını taktir edecek elbetteki yalnış gördüklerimizi de tenkit edeceğiz. Gazeteler ve köşe yazarları karelerin tamamına vakıf olabilmek için ,yardımcı olarak varlar . islami olsun olmasın düşündüklerini yazarlar ve her zaman iktidar partisi halkın sesini duymak zorundadır. Çoğunluk istemezse de birdahaki seçimler ona cevaptır.
#FFFFFF">
AŞİNA
29-04-2009, 02:46:39
#FFFFFF">
Sayın Ülkü Aras hanım:Hakk-Batıl mücadelesi bütün dünyada devam ettiği gibi,(İkinci dünya savaşı galibi emperyal güçlerin adını ortadoğu koyduğu) Tevhid kokulu Peygamberler diyarı mukaddes beldenin siyonist israil kontrolünde yeniden dizaynına, ya da, bölgenin bağrında çıkmış bu çıbanın gayretli müslümanlarca kesilip atılmasına kadar sürüp gidecektir.
Sözkonusu bölgede İranın gün geçtikçe artan siyasal ve kültürel nüfuzuyla birlikte cesur yürek Ahmedi-Nejad'a duyulan büyük hayranlık ve sempatinin kırılması yönünde içeriği önceden hazırlanmış,safdiller tarafından öve öve birtürlü bitirilemeyen,başbakanın Davosta söylemiş olduğu sözlerin tıpkı bir saman alevi gibi parlayıp söndüğünü görmeyenimiz kalmadı sanırım.
İran ve Hizbullaha karşı bölgede Mısır,S.Arabistan ve Ürdün üçlüsünün ise öteden beri kendi gasıp ve batıl yönetimlerini ayakta tutabilmek için terörist israil ve amerikan çıkarlarına destek oldukları bir gerçektir.
Siyonist ve global güçlerin özellikle bölgedeki iran etkinliğini yoketme planlarıyla birlikte konuya baktığımızda, başbakanın davos dönüşü ayağının tozuyla anti-semitizm aleyhindeki (özür mahiyetinde) kendi adına beyan ettiği ifadeler,ikibin yıldır kanlı bıçaklı düşmanlıktan sonra İslama karşı ittifak etmiş olan batı ve yahudiliğin kalesi haline getirilmiş Telaviv'i hayli rahatlattı.
Konuya bu perspektiften bakıldığında,neredeyse hemen hergün Ahmedi-Nejadın siyonistleri çılgına çevirerek dünya müslümanlarının göğsünü kabartan,ümit veren o yürekli demeç ve çıkışlarından hiç bitmeyen şarkılar bestelemek gerektiği ortaya çıkar.
Mesela neden geçtiğimiz hafta cenevredeki ırkçılığa karşı konferanstaki A.Nejadın muhteşem konuşmasından,oradaki siyonist öğrenciler ve destekçilerinin planlı bozgunculuğundan gerektiği gibi söz edilerek gündem edilip sahiplenilmez.
Davos unutuldu, unutulmamalıdırki siyonizm canavarıyla nihai hesaplaşma gerçek duruş sahibi olan ve siyonistlerinde çok iyi bilip gerçekleşmesini engellemeye çalıştığı muvahhid müslümanların birliği ve eliyle olacaktır.
Vicdan meselesine gelince,Türkiyenin başka bölgeleriyle Iğdır'daki AK partiyi biribirine karıştırmanın ağır vebalini görmezlikten gelmek ığdırda iyi kötü inancını sürdürmekte olan ehl i beyt dostlarına yapılacak en büyük haksızlıktır.Sebebine gelince ığdırda ca'feri inancına karşı faaliyet gösteren ve bu hususta hayli mesafe kat etmiş olan ne kadar mutaassıp sünnici cemaat-tarikat grubu varsa akp çatısı altına toplanmıştır.Iğdır ve insanının geleceğini kendisine dert eden herkes bu durumu bilmektedir.
Sizinde ifade ettiğiniz gibi siyaset dünyasında çok şeyler oluyor,Iğdırda seçimleri DTP'nin kazanmasından sonra Başbakan yardımcısı Cemil Çiçek'in dtp ığdırı alarak ermenistan sınırlarına dayandı,veya Iğdır dtp milletvekili Hakkarili Pervin Buldanın önceki gün yaptığı konuşmada, ığdırı kazanarak kürdistan haritasını tamamladık mahiyetindeki talihsiz sözleri ve her iki beyanatın da Ankaradan söylenmiş olması tesadüfmü acaba.? Iğdırda eski başkan ve yakın çevresinin iktidar vaadlerine inanarak öz milletiyle aynı safta durmayanlar,seçimler öncesi aklıselim uzak görüşlü insanlarımızın bıkıp usanmadan anlattığı ve her iki beyanatla da hemen hemen aynı nitelikte olan sözlerini keşke biraz düşünebilmiş olsalardı.
Mesele sizinde ifade etmiş olduğunuz gibi bir partiyi desteklemek veya eleştirmekten öteye memleket gerçeklerini basiretle bilip görebilmek ve o sorumlulukla hareket etmektir.
İmam Ali'den yazdığınız o meşhur sözün tamamı:Hakla batılın arası dört parmaktır,gördüğün hak duyduğun ise batıl'dır,batıl ile amel etmek'se Allaha şirk koşmak gibidir.Nehc ul Belaga.
Yukarıdaki hadiseler ışığında gerçek hakkı görebilmemiz umuduyla başarılı yazılarınızın devamını diler saygılar sunarım.
#FFFFFF">
garibane
29-04-2009, 09:52:30
#FFFFFF">
Sayın Ülkü hanım , birincisi yazmış olduğunuz hadis İmam Hasan(a.s)'a aitttir.(Tuheful-ukul 242.sayfaya bakabilirsiniz.)ikincisi ise yazmış olduğunuz hadisin nurlu ışığı doğrultusunda düşündüğümüzde ;Başbakanın davostaki çıkışını hak gibi görmüştük fakat daha sonrasında gördüğümüzünde ,duyduğumuzun da batıl olduğu ispatlanmadı mı?Çünkü seçim öncesi siyonizme karşı nefret kusma operasyonu ,seçim sonrası mülayimleşme taktiği...Davostaki söz yumağı çoktan toprağa gömülmedi mi? Rabbim hakkımızda hayırlı işler nasip etsin inş. saygılarımla...
#FFFFFF">
Sedat AKMERCAN
30-04-2009, 02:49:35
#FFFFFF">
Sayın Yazar!
Sahipsiz bırakılan köklü bir kültürün ve inanıldığı ifade edilen (!) bir mektebin acı feryadını iliklerimize kadar hissettiğimiz şu günlerde, düşündürücü bir milliyetçilik ve dindarlık teranesi dillerde dolaşıyor ki düşünce ufkunu saran örümcek ağı misali… !
Bir takım siyasi analizleri yapmadan önce, toplumsal bir karakter analizi yapmak gerekiyor galiba.
Sahip olunan kültür, milli ve manevi değerler ne ölçüde tanınıyor?
Bu değerler ne kadar önemseniyor?
Bu değerleri korumak adına nasıl bir duruş sergileniyor?
Akıl almaz bir propaganda kirliliğine tanık olduğumuz trajikomik seçim süreci ve yaşatılan düşündürücü sonuç, insanımızı yeniden düşünce üretmeye ve çareler aramaya itmiştir.
Ben merkezli tahakküm duygusuna yenik düşen nasırlaşmış zihniyetlerin, toplumun düşünce ufkuna ve özgür iradesine pranga vurma çabası, bu toplumun önündeki en büyük engeldir!
29 Mart seçimleri bu hastalığın tanısını ortaya koymuştur!
Evrensel Mehdi inkılâbını beklediğini iddia eden, kendi sığ anlayışlarını, İslam’ın anlayışıymış gibi dayatan ve insanlar üzerinde velayet hakları olduğuna inanan zihniyet, bu tanının bulgusudur!
Ehl-i beyt imamlarının fikri ve siyasi mücadelesi incelendiğinde, bu halka yaşatılan toplumsal travmanın boyutları ciddi anlamda görülmektedir.
Doğru gibi görünen kuru sloganlarla, batıla hizmet eden vehim dolu anlayışların tedavi edilemediği toplumlarda, milliyetçilik ve din anlayışı, İslam’ın temel prensiplerinden uzak ve kişisel bir din anlayışına dönüşür!
Kültürel ve mezhebi varlığımızı, mektebi dinamiklerin değil, ‘olmazsa olmaz’ şeklinde dayatılan siyasi partilerin koruyacağı fikri benimsendi!!!
‘Olmazsa olmaz’ olmadığı bilindiği halde, birilerini alaşağı etme pahasına çaba sarf edildi!
İhanetin tanımı vicdanlarda yapıldı zaten… !
Şimdi bu toplum, ‘olmazsa olmaz’ olduğuna inanılan o siyasi partinin, bu sorunu çözmesini bekliyor(!)
Tabi çözecek kadar gücü varsa!
#FFFFFF">
Ülkü ARAS
30-04-2009, 12:58:09
#FFFFFF">
Garibane Hanımın dikkatine!
"Ey insanlar, kim kardeşinin dininde bir sağlamlık, tuttuğu yolda bir gerçeklik olduğunu bilmiş, onu öyle tanımışsa, insanların, onun hakkındaki sözlerini dinlememesi gerekir. Çünkü ok atan atar, ok amacından sapar; söz bazı kere yanlış olur, seni gerçekten savurur, atar. O sözün butlanı yok olur gider; Allah’sa duyar ve tanıklık eder, hakla batıl arasında ancak dört parmak vardır."
(Bu sözün manası sorulunca, parmaklarını bitiştirip kulaklarıyla gözlerinin arasına koyup buyurdular ki) :
Herkes tarafından biliniyor ki bu İmam Ali (a.s) meşhur bir sözüdür.
Yine de oğlu İmam Hasan (a.s) tarafından da teyit edilmiş olabilir.
#FFFFFF">
AŞİNA
30-04-2009, 17:11:16
#FFFFFF">
Sedat bey yazınızdan anladığım kadarıyla maşaalah en büyük sosyologların boyunu aşacak kadar derinliğiniz olduğu belli.
Bu şehirde siyaset ve toplum konusunda birşeyler yapmaya çalışanlara sığ demenizden'de anlaşıldığı gibi, ne kadar önemli bir bilim adamı ve sosyolog olduğunuzu,ayrıca özdeğerlerimize sıkısıkıya bağlılığınızı anlamamak mümkünmü.
Neden gelip ığdırda bu pek değerli fikirlerinizi bi zahmet anlatmıyorsunuz millet ders alsın, buyurduğunuz gibi birdaha'da böyle cahilce hatalara düşmesin.
Siz eşi bulunmaz bu kıymetli görüşlerinizle birlikte boşuboşuna ziyan olup giderken,bizlerde fakr u zaruret ve çaresizlik içinde sürünüyoruz.Bu sitelerde bizler gibi birkaç kişi değil,toplumun çoğunluğu sizden istifade edip ilim-irfan ve siyaset sosyolojisi öğrense.
Böylelikle o bahsetmiş olduğunuz sığ fikir sahibi,dayatmacı ve insanlar üzerinde velayet hakları olduğunu iddia eden kişilerden'de toplum bir zaman sonra kurtulsa, manifestosunu sizin hazırlıyacağınız bir parti kurulsa, liderlerini sizin tavsiyelerinize göre seçerek hiçbir propoganda kirliliğine yol açmadan siyaset yapsa olmaz mı.
Ve böylece sahipsiz kalan köklü bir kültürün ve sizin parantez içinde ifade ettiğiniz biçimde inanıldığı ifade edilen bir mektebin acı feryadını ne siz,ne de sizin gibi feraset sahibi olanlar iliklerinde hissetmemiş olur.
Eğer böyle yaparsanız, siyaset bilimcisi ve toplum adamlığı mesuliyetini yerine getirir vicdan azabıda çekmemiş olursunuz, göğsünüzdeki ilmin ağırlığından bir nebzede olsa kurtulup hafiflersiniz. Yüksek ilminizin etrafınızda anlaşılmadığı belli oluyor yazık günah değilmi,burada anlaşılır ve çok büyük işlere imza atarsınız.
Tebrike şayan yazı-yorum ve tesbitlerinizden ötürü sizi kutlar,derin saygılarımın lutfen kabulünü arzederim.
#FFFFFF">
AŞİNA
30-04-2009, 19:23:57
#FFFFFF">
Göndermiş olduğumuz yorumları tarafsızlık ve tahammül göstererek yayınlayacağınıza dair iyi niyet ve saygımızı muhafaza etmekteyiz.
Çünkü bazen hiç gerekmediği halde yayın ilkelerimize aykırıdır gerekçesiyle diye başlayan maazeret belirtmeniz,bizleri tarafsızlığınızı gözetemediğiniz hakkında önyargılı düşünmeye sevketmekte ve bu da üzüntüye yol açmaktadır.
Neticede siz-biz veya diğer yazı-yorum yazan arkadaşlarımız olarak hepimiz kardeş ve aynı güzel mektebin evlatlarıyız.herkes fikrini beyan etmeli ama bununla birlikte, şöyle veya böyle iş yapanlarla,işgüzarlık yaparak herşeye ve herkese akıl-dane'lik edenler,iş pratiğe gelincede isim ve esamesi dahi okunmayan hatta hiç ortalıkta görünmeyenler aynı tutulursa ahlak ve adalet hak getire.
"Sıfır iş sıfır hata"anlayışı hangi inanç ve okulda var,imam hüseyin medinede başlayıp kerbelada sona eren o ilahi ve mukaddes serüveninde bir sürü aklı başında geçinen işgüzar-nasihatçiyle karşılaştı,
Bu misalden kastım; her devir ve ortamda,"Yüreğim kebap demesi sevap,Herşeye kılıf hersöze cevap"yetiştirenlerin bolluğudur.Kuru sevapçılık- kuru sözcülük.Rahmetli imamımızın deyimiyle xoşqe mukaddes takılmak.
Akıl veren çok yardım eden yok,asıl trajikomik anlayış ve nemelazımcılık bu değilde nedir lütfen söylermisiniz.
Bu meyanda istirhamımızın tarafınızdan hüsn ü kabul göreceğini ve yorumlarımızın kesintiye uğramadan sitemizce yayınlanacağını ümid eder saygılar sunarım.
#FFFFFF">
garibane
30-04-2009, 23:14:28
#FFFFFF">
s.a "Yazar bacımızın dikkatine " Birincisi ben bayan değilim ,ikincisi demişsiniz ki bu hadis herkes tarafından biliniyor ki İmam Ali (a.s)'a aittir .Ben Alevi kardeşlerimizin çoğundan bu hadisin Hz.Hasan(a.s)'a ait olduğunu duymuştum .Onlar herkesleriniz arasında değil mi?
caferilik.com -ahl-ul beyt.com - ehlibeyt -nuru.com .Bu adreslerdeki İmam Hasan (a.s)'ın hadisleri bölümüne baktığımızda bile aynı hadisle karşılaşıyoruz...
#FFFFFF">
Beklediğiniz sonuç çıkmadımı hala?
01-05-2009, 12:15:16
#FFFFFF">
Sonuç nereye varacak diye karşıt soru sormanızla bir önceki yazınız çelişmedimi acaba? Hani Beklenen Sonuç demiştinizde..benden hatırlatması..yazılarınızdaki kopukluklara dikkat ediniz,yoksa kişiliğinizin dışa yansımasımı?Bence siz bu sonucun nereye varacağınıza fazla kafa yormayın,sizi aşıyor çünkü.Siz duygusal açıdan ,incecik,sızıltılı yürek yazılarınıza devam ediniz,daha başarılı olursunuz inşallah.
#FFFFFF">
insafin ölcüsü
02-05-2009, 11:34:03
#FFFFFF">
sayin yazar
elinize saglik, bir analiz yapmis ve görüsünüzü belirtmissiniz, ele kalem alip birseyler yazma cesaretinizi alkisliyorum, yazilarinizin bazi bölümlerine katilmasam da - mesle yazinizin sonunda belirtmis oldugunuz hadisin yeri asla burasi degildi: davos olayi türk milletinin ve onlarin basbakaninin karekterini gösterir, inacini degil, hak ve batili degil. Unuttunuz galiba tayyibe, ve asagiya kadar bütün yetkililere türkürdüklerini yalattirdilar. Hz.Ali gözün gördügü hak derken, gercektir buyuruyorlar sizin anladiginiz hak manasi degil. Ve batil da sadece duyudklariniz manasina degildir. Muaviyenin söylediklerine Samlilar, kufeliler, medine diger müslümanlar duydular gördüler simdi muaviyenin dedikleri hakmidir, muaviyenin dedikleri gercektir yani gercekten söyledi ama hak degildir.
Lütfen hadisi anlarken ve bir konuya örnek verirken dikkatli olun, bu hataniz disinda sizi tebrik ederim, yazilarinizin devamini bekleriz.
Ama bir de yorumculara bir sözüm var, ya baylar bayanlar, birakinda yazar fikir ve düsüncelerini beyan etsin, kendi acizliginizi neden baskasinin yazisi altinda yorum yaparak gösteriyorsunuz, kiskancligin bu kadari da yeter, INFASIN ölcüsünü kacirmayin. cesitli adla , ki ben buna karsi degilim, yorum yapip birilerini yipratmanin ne alemi var
saygilarimla
#FFFFFF">
İNSAF UZMANINA
02-05-2009, 12:21:19
#FFFFFF">
İnsafın ölçüsü diye yazan sayın begefendi.Rasulullah buyurmamışmıdır'ki Her işi ehline tevdi ediniz.
Herkes anladığı işle uğraşsa memlekette birçok şey yoluna girerdi.
Kıskançlığa gelince;yazar kardeşimizin yazısının bir paragrafında;Büyük siyasetçilerin,yorumcuların ve akademisyenlerin sonucunu kestiremediği bu dönemde yapılan eleştirilerde biraz daha vicdanımızın sesine önem vermeliyiz VİCDANLI'lığıyla sizin tayyibe ve aşağıdakilere tükürdüklerini yalattırdılar sözünüzün İNSAFLI'lığı doğrusu bizi güldürmedi değil.
Bizler sizin meslekten değilizki kıskanç olalım.Hani derler ya,Hased gökten on mertebe inmiş Dokuzu filancalarda,biriside merdum'da.
Bilmem anlatabildim mi.? Saygılarımla
#FFFFFF">
İnsafın ölçüsü
02-05-2009, 17:05:11
#FFFFFF">
Ben önceki yorumumda kimseyi muhatap almamama rağmen bazilarına neden dokundu hayret. yazarın yazısını beğendiğimi ve bir noktaya katılmadığımı belirttim, yazar kabul eder etmez onun takdiridir.
Nedense bazıları sanki birilerine söz yetiştirme ihityacı duyuyorlar. Kendi eksikliklerini giderme çabasındalar gibi görünüyor. Bazı insanlar kendi yenilmişliklerini başlakarının başarısını gölgelemkte ve onları başarısız göstermekte didinip dururlar. En büyük acizlik de bu olsa gerek.
"Her işi ehline bırakmak sözünü" ne hikmetse herkes kendine yorumluyor ve başkasını ehliyetsiz görüyor bu da diğer bir hastalık olsa gerek.
Kıskançlık sözünde ise, "sözü söyle sahibi götürür ortada kalmaz" misali ortada kalmadı, bunun kendisi de en kötü hastalıktır.
Bazılarını pek yadırgamıyorum eskiden abilik konumunda olduklarından veya abilerine taş değdiğinden şimdilerde artık işlemiyor galiba bu abilik.
Ben üstü kapalı yazmasını da bilmem açıkca yazıyorum görüşümü, ama birilerini üstü kapalı kararlamak da insaf değildir.
Böyle yerlerde polemik ve kavga daha hoş oluyor galiba, "çamuru at tutmasa iz birakır" misali.
Yine de insaflı olmak lazım, hataların yanında güzellikleri de görmek gerek bence.
sayılarımı sunarım!
#FFFFFF">
İNSAF UZMANINA UYARI
02-05-2009, 20:14:44
#FFFFFF">
Kimi veya kimleri kastettiğinizi bilmiyorum ama bizi sorarsan,biz çook abiler ve ağa'lar eskittik,etrafımız neredeyse bit pazarına döndü,işe yarar olanlarını epey bir zamandır yurt dışına bile ihraç ediyoruz.Hani derler ya;Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı.
Eğer herkesi her işte ehliyet ve liyakat sahibi kabul ediyorsanız,Peygamber "Her işi ehline tevdi ediniz" sözünü meleklere söylemiş olmalı,yanlışımızı da cenabınız vasıtasıyla öğrenmiş olduk.
Kıskançlıkla ilgili demagojinize hiç gerek yok.Ne diyelim,diyen rahmetli öyle demiş " Onda/ Dokuz "Kimler için bu sözü kimin dediğini siz de iyi bilmektesiniz.Nafile yere başkalarının hata ve günahını üstlenerek kendinize eziyyet etmeyin.
Kimsenin başarısına sözümüz yok ve olamaz da,hele bu bizden birisi ise hiç olmaz.Ammaa biribirine düşmüş kardeşlerin arasındaki kırgınlıkları daha da derinleştirecek söz ve gereği olmayan yazıların pek muhterem tarafınızca bir başarı gibi algılanıp takdim edilmesi de sizin insaf anlayışınızı ortaya koymakta.
Kendi insanınız biribirini boğazlasa,biz demiştik kabilinden bir-iki kuru söz eder sayın yazarla biribirinizi teselli eder Allah sizi ıslah etsin diye de eklersiniz olur biter.
Kusura bakmayın ama sizinki "Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli"teranesinden başka birşey değil.
Kimseyi karalama niyetimiz olmadığı halde böyle niyet okuyuculuğu yapmanız da her türlü takdirin üstünde maşaallah.
Buradaki insanlarımızın biribirlerine karşı tahammülsüzlük ve garez duyguları içinde oldukları bir dönemde daha duyarlı yazılar yazmanız beklenirken.Yazar hanım da siz de ateşe benzin döktüğünüzü anlayın artık.herkes işiyle ilgilense mesuliyeti de Allah ve kul yanıda ona göre olur.
Düşmanın attığı taş rahmettir.Dostun gülünü ise Pir Sultanımız ne güzel demiş anlıyana..
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.