Yine bir gece karanlığını gösterdi bana.
Bu nakış biraz farklı, yorgun bir düğüm! Bu sevdanın kalemi biraz farklı!
Değişik bir aşk istiyor sanki. Ellerimi kaldırdım sanki hiç gündüz olmamış gibi
semaya, çığlıklarım esir oldu demirlerle, bugün yok gökyüzünde yıldızlar.
Bugün kapkara gece! Bugün kan damlıyor hecelerime… Bitap düştü kalemim…
Mısralarım ağlıyor yine! Vefasızlık yine orta çıktı 1400 yıl önceki gibi… Yine
dinin sütunlarını yıkmaya çalışıyor Müslüman görünen kâfirler… Pençelerini
çekemediler bir türlü! Evet bugün şu sözü söyledi rahmetli imam Humeyni: “Akıtın
kanımızı; böylece hayatımızın devamını sağlarsınız!... Öldürün bizi; milletimiz
daha çok uyanır böylece!...Ölümden korkmuyoruz!... Eğer Mutahhari şehit
edilmeyip de yatağında eceli ile ölseydi, bu inkılâp onaylanmış olmaz, bu
şahlanış gerçekleşmezdi…”
Evet, durmayın hadi, akıtın kanımızı; biz
bu dine verdik Beheştimizi, Mutahharimizi… Ve onlar da bu din için durup dinlenmeden
ve tek bir kere düşünmeden, dönüp arkalarına ikinci defa bakmadan canlarını
Allah yolunda verdiler ve esir ruhlarını şehadetle özgürleştirip, ölü
bedenlerini şehadet şerbetini yudumlayarak dirilttiler…
Ne kadar da güzel söylemiş rahmetli kıyam
önderi imam Humeyni: “İslam’ın adaletini gerçekleştirmek, Kur’an-ı Kerim’in
hükümlerini uygulamak, bağımsız ve özgürce yaşamak amacıyla süper güçlerin
canilerini kovmak üzere kıyam etmiş bir millet, aynı zamanda şehadete, şehitler
vermeye de hazırlanmış demektir. Ve böyle bir millet, en şerefli evlatlarını şehit
vermekle bir avuç profesyonel caninin yerine getirdiği süper güçlerin
niyetlerinden de korkmayacaktır…”
Ve korkmadılar! Onlar gerçekten
yaşayanlar…
Ve Mutahhari! Sözlerimin tükendiği,
dilimin düğüm düğüm olduğu sırrım! Kalemimin hıçkırıklara boğularak anlattığı
şehidim! Bu din bu isimlerle güzelleşti… Onun izzeti de Hz. Abbas’tan öğrendiği
şüphesizdi… Şimdi meleklerin :’’Hoş geldin.’’ dedikleri mücahitlerin kapısı
açıldı yüzüne ve Rabbin sana da katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve sürekli
nimetlerin bulunduğu cenneti müjdeledi… “Allah’tan daha çok ahdine vefa
gösterecek kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip
müjdeleşiniz, işte büyük mutluluk ve kurtuluş budur.” (tevbe/111)
Ve şimdi putlar yine kırıldı… Hz.
Ebulfazl gibi Mutahhari de gitti…
Artık gitti âşık maşukuna
Ve kavuştu likaullah makamına…
ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜRÜLENLERİ ÖLÜ SANMAYINIZ. ONLAR DİRİDİRLER VE
RABBLERİ KATINDA RIZIKLANMAKTADIRLAR(AL-I IMRAN: 168)
*
Şehid Mutahhari2 Mayıs 1979 tarihinde
münafıklarca şehid edildi.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.