Her
şey bir aşura günü vuku buldu onun için. Hava soğuktu. Oysa annesiyle onun
yüreği, diğer matem tutan insanlar gibi sıcacıktı. İsmi Abdullah’tı. Yaşı ise
on bir. Sahip oldukları toprak evlerinle yaşlı annesiyle yaşamaktaydı.
Sabahın
erken saatlerinde uyanmıştı annesiyle birlikte. Bugün aşuraydı, herkes gibi oda
siyahlara büründü. Aşura olunca herkesi o günün üzüntüsü sarmaktaydı. Oysa
Abdullah herkesin aksine heyecanlı ve sevinçliydi. Öyle ki, heyecanından
kahvaltı bile yapmamıştı.
Onun
sevinci mateme iştirak eden binlerce Hüseyin (a.s) âşıklarına hizmet
edebilmekti. Her yıl olduğu gibi bu yılda öyle olacaktı. Üzerine komşusunun
vermiş olduğu eski bir montu alarak çıkmıştı evinden. Her yer karla kaplıydı.
Heyecanından olsa gerek yırtık ayakkabılarına dolan karlara aldırış etmeden ilerliyordu.
Soğuk terler akıtıyordu. Az sonra aşura meydanına geldiğinde, meydanı dolduran
insanları analiz ederek geçirdi.
Binlerce
insan, sine ve ağıtlarla ilerlemekteydi Aşura meydanına. Büyük siyah
bayraklarla insanları bu mateme davet ediyorlardı sanki. Meddahların matem
ağıtları ise görülmeye değerdi. Onların arasına katılıp matemlerine ortak
olmayı geçirdi içinden. Neden sonra biraz durakladı, matem meydanına sırtını
dönerek koşar adımlarla evlerinin yolunu kat etti.
Az
sonra evlerinin yıkık tahta kapısını hışımla araladı. Evlerinin ön kısmında
bulunan avluyu koşarak ilerledi ve evlerinin arkasında bulunan çadırda annesine
seslendi;
“
Anne, her şey hazır mı? Matem meydanı dağılmadan ihsanın bir bölümünü
tamamlamak istiyorum.” Dedi.
Annesi,
çadırın önünde bulunan kovayı işaret ederek;”limonata hazır, sen onu
dağıtıncaya kadar yemeklerde hazır olur” dedi.
Heyecanlıydı,
öyle ki, koşarak ilerlerken kovadaki limonatanın ayaklarına çarparak
döküldüğünü bile fark etmiyordu. Matem alanına vardığında, sınıf arkadaşı âli
ile karşılaştı. Ali yardım etme teklifinde bulunduysa da bunu kabul etmedi.
Arkadaşı ile sohbete koyulmuşken, ileride matemcilerin bölük bölük meydanı terk
ettiklerini fark etti. Bu terk ediş mateminde bittiği anlamına geliyordu. Az
sonra arkadaşına veda ederek ayrıldı meydandan. Hareket halinde olan insanların
arasına karıştı. Ve yapacağı işe koyuldu.
Soğuktu,
heyecanlıydı, ama yalnız değildi, onun gibi birçok kişi ihsanlarını yerine
getirmek için çabalıyorlardı. Kimisi gofret, kimisi meyve suyu, kimisi de
çikolata dağıtmaktaydı. Biran elindeki kovayı yolun ortasına bırakarak,
elindeki bardağı kovaya daldırdı.
Heyecanı
giderek artmaya başladı, öyle ki, kovanın içerisindeki limonatanın rengini
ayırt edecek durumda bile değildi. İstediği kısa bir süre içerisinde limonatayı
bitirip, evdeki Hz.Ebul-Fazl sofrası için matemcileri davet etmekti.
Kime
uzattıysa bardağı, bardak ya elinde kalıyordu, yâda ikrama icabet eden yarısını
içmeden geriye iade ediyordu. Soğuktan olsa gerek diye düşündü. Oysa diğer
ihsan dağıtan kişilerin ihsanları bitmiş sayılırdı. Biran için meyve suyu
dağıtan kişinin boş kartonuna gözleri ilişti.
Tereddüt
etti, daldırırken bardağı kovanın içine limonatanın rengini fark etti. Ardından
yudumlarken limonata değil de dağıtmış olduğu şeyin şerbet olduğunu anladı.
Şeker ve suyun karışımı bir içecekti şerbet.
Elindeki
kovayı yolun kenarına bıraktı, matemciler ilerlemekteydi yemek için davete
koyuldu. Ancak beş kişiden başka kimseyi ikna edemedi. Yolda matemcilerle
evlerine doğru ilerlerken, biraz düşünceli biraz da öfkeliydi, ancak bu öfkenin
kendisine mi annesine mi yoksa maddi durumuna mı olduğunu ayırt etmekte zorluk
çekti.
Vesveselerle
boğuşmaktaydı, oysa evlerinin önüne vardıklarında, yamalı eteği ve çıplak
ayakları ile matemcilere hurma dağıtan annesini görünce, gözlerine dolan
yaşlara hâkim olamadı.
Az
sonra, yer minderleriyle kaplı odalarına geçtiklerinde, sofranın hazır olduğunu
fark ettiler. Tandır ekmeği, tuz ve helvanın süslediği sofraya az sonrada
annesinin getireceği, un çorbası ve kızarmış patates eklenecekti.
Yemek
fazlaydı ve az kişinin iştiraki sebebiyle fazla da kalmıştı. Annesi üzüldüğünü
fark etmiş olacak ki, kalan yemekleri kendileri gibi fakir komşularına vermesi
söyledi. Son bir umutla bu işi de yapmaya koyuldu. Ve son işini başarmanın
memnuniyeti sebebiyle sevinçle evlerine döndü.
Üzüntüsü
geçmemişti, düşünceleri limonatanın rengine değil, neden davetlerine az kişinin
icabet ettiğiydi. Fakir oldukları için miydi? Yoksa kimseler tarafından
tanınmamaları mıydı?
Odasına
geçerek bütün günün yorgunluğu ile uykuya daldı. Rüya âleminde bir nur göründü.
Elini uzattı yetim başını okşadı. Bir an için rahatladığını hissetti. Sustu bu
nur karşısında, daha sonra nurun evlerinin tüm odalarına yayıldığını gördü.
Az
sonra o nur konuştu;
“Ey
Abdullah! Sanır mısın, “Hz.Ebul-Fazl” sofrasına “Ümmül-Benin de iştirak
etmesin. Allah hayrınızı kabul etsin ey Ehli-i Beyt’in küçük hizmetkârı.”
Nur
kayboldu ve uyandı yatağından, bütün gün bedenini saran heyecanın yerini şimdi
korku almıştı. Koşarak annesini aramaya koyuldu ve bulduğunda ise rüyadaki
nurun ismini sordu.
“Anne
Ümmül-Benin kim?
Annesinin
söylediği söz bir kez daha şaşırmasına neden oldu
ustam ellerine sağlık çok güzel bi konuya değinmişsin
#FFFFFF">
h i s a n
23-04-2009, 21:55:12
#FFFFFF">
hayır hayır !
yine kalemle değil yürekle yazmışsınız...
Allah yariniz olsun
#FFFFFF">
HACI RIDVAN
26-04-2009, 12:14:12
#FFFFFF">
Sevgili Fatih gerçeklerle tamamen uyumlu olan bu anlamlı öykü'nün vesile olduğu gözyaşlarımı aşk damlayan kalemine hediye ettiğimi bildir, başarılarının devamını dilerim.Sağlıcakla.
#FFFFFF">
malik
26-04-2009, 16:17:36
#FFFFFF">
ALLAH razı olsun,kalemine sağlık kardeşim.
#FFFFFF">
ali kaçan
26-04-2009, 22:03:49
#FFFFFF">
mükemmel.yine mükemmel bir yazı.allah kalemini eksik etmesin.allah seni kötülüklerden gorusun.eeee kimin ezizi...
#FFFFFF">
MUHAMMED HOCA
26-04-2009, 23:01:40
#FFFFFF">
SELAMLAR OLSUN SANA FATİH KAHRAMANİ. YAZILARINI, DAHA DOĞRUSU ESERLERİNİ OKUDUM. TEBRİK EDERİM GÜZEL YAZMIŞSIN. ALLAHA EMANET OL. ( M.İ )
#FFFFFF">
Azer Özmen
28-04-2009, 17:15:33
#FFFFFF">
Sa,İhsan yemeğinin önemini bir fakirin dilinden,bizlere tasfir tabloları çizerek çok güzel aktarmışsınız,Allah'u Teala razı olsun.Rabbim bütün insanlara amellerinde samimiyet ve bilinç nasib etsin insallah.
#FFFFFF">
misbah
28-04-2009, 21:57:18
#FFFFFF">
yüreğinize sağlık kardeşim maşallah çok güzel içten ve samimi kalbe dokunur bir yazı yazmışsınız.rabbim yolunuzu açık etsin.
#FFFFFF">
Ali GÜVEN
11-08-2009, 13:54:38
#FFFFFF">
Yine ağlattın Fatih Kardeşim. Allah hayrını kabul etsin.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.