Çok farklı bir dünyanın önündeyim. Öyle bir dünya ki,
adı yok anlatılsın; öyle bir dünya ki, yaşayayım desem yaşansın.
13 yıl öncesine dayanan bir yaşam.
Hayatının seyrinde birçok güzelliği olan
ve o güzellikleriyle insanlara kucak açan bir dünya.
Yaşamayı yaşamaya
çalışan yaşam ile birlikteyim. Ona her bakışımda başka âlemlere dalıyorum.
13 yıl önce
ailesiyle birlikte insanlara örnek olan bir dünya. Ay yüzlü çocukları, iman
dolu eşiyle, anlamlı bir aile hayatı. Eşi çevresindeki herkes tarafından takdir
edilen sohbetleriyle Allah’ı yaşayan, yaşatan bir alimdi. Yaşadığı şehirde,
evine gelen insanları konuşmasıyla, davranışlarıyla aydınlatıyordu.
Küçük
yaşlardayken bu yola baş koymuştu. Sevgiyi özüyle yaşamak için ,yüreğindeki
sevgiyi bu yola taşımıştı. Eşiyle tanımıştı ilk sevgiyi. Tanıştığı ilk sevgiyi
ilahi aşkla harmanlayabilmişti. Sevgi gerçek aşkla buluşmuştu artık. Tertemiz
olan çocukluk aşkı Allah aşkıyla buluşup evliliğe taşınmıştı.
Sonra karanlık
görünen yolda ışık olan gerçek aşkı bulmak için koyuldu Allah’ın yoluna.
Yıllarca Allah’ı tanımak için medresede ilim almaya
başladı. Gün geçtikçe öğrendiği ilmi yaşamına daha çok yerleştiriyordu.. Allah’ın
ilmiyle artık bir tek kendisini değil başkalarını da aydınlatıyordu.
Sonrasını
da eşinden dinleyelim:
“Benim âlimim,sen
bana ve çevremizdeki insanlara o kadar çok güzellik yaşattın ki, hangi birini
anlatsam…
-Kolay kolay onu hiçbir şey
üzmezdi –Allah’ı yaşayamamaktan başka-. Eğer
birisi ondan bir şey istemişse ve işin içinde Allah rızası varsa kesinlikle o
işi hallederdi. Nefsi için bir şey yapmayı sevmezdi. Çocuğunun ondan
istediklerinde bile Allah rızası arardı.
-
Bir gece hiç
uyuyamamıştı. Böyle huzursuz olduğu çok nadirdi. ‘Neden böyle keyifsizsin diye
sorunca?’ dedi ki: ‘Oğlum benden para istedi. Parayı ona nasıl vereceğimi
düşünüyorum.’ ‘niye?’ dedim ‘Paran mı yok?’ ‘Hayır’ dedi. ‘Benden alacağı
parayı Allah’ın rızası olmayan bir işte harcayacak. Onun için parayı ona vermek
istemiyorum.
Çok sabırlıydı. Hiç kimseyle münakaşa etmeyi sevmezdi. Evinde birileri ona
hakaret etse ona bile sabrederdi. Bir gün gözlerimle şahit oldum.
Evimizde haksız yere çok ağır hakaretlere maruz kalmasına rağmen o
susmayı tercih etti. Çünkü o evindeki misafiri kırmazdı.
Çok fazla maddi geliri olmamasına rağmen yüreği çok zengindi. O isterdi ki,
sofrasının başında hep birileri olsun. Çünkü misafir bereketti.
Bulunduğu yere küçük, büyük, yaşlı, genç kim gelseydi ayağa kalkarak o kişiyi
karşılardı.
Eğer
kalabalık bir ortamda ise onun yeri hep kapının yanı idi. Kapının yanında
oturarak mütevaziliğini orada da gösterirdi.
Yemek adabı da bir başkaydı. Ben hep biraz daha fazla yemek yesin diye uğraşır
dururdum. O ise doyduktan sonra bir lokma bile fazladan yemezdi. Bir gün:
‘Neden tabağındaki yemeğin hepsini bitirmiyorsun?’ diye sitem ettim. O da bana
: ‘Ben bedenimi ayakta tutmak için yemek yiyorum nefsimi doyurmak için değil.
Onun için benden fazla yemek yememi isteme.
Her gece karanlık aydınlığa bırakmak isterken yerini onu arardım yanımda.
Karanlığın aydınlığa gidişinde, ben de olmak isterdim onun yolculuğunda.Gecenin
karanlığı yıldızlarla, Allahın varlığına şahitlik ederken ,doğan
güneşle aydınlanan her günde,beni de alsın isterdim gönlünün penceresine.
Benim âlimim! Yine gizemli bir gecede seni ararken yanı başımda sen
yoktun yanımda. Sessizliğin içinde, sessizce seni ararken evde, kapıdan süzen
loş bir ışığa doğru yöneldim. Kalpleri yumuşatan ‘Allah!’ feryadınla, göğe
yükselen ellerinle, Allah’ı yaşayan yüreğinle gece namazı kılıyordun. Seni
rahatsız etmemek için oradan ayrıldım.
Bir gün ona: ‘Basiret gözü açılmış insanlardan bahseder misin?’ dedim. O
anlatırken onu görüyordum karşımda. Konuşmanın arasında dedim ki: ‘Bu
özelliklerin hepsini sende görüyorum.’ O da gülümseyerek: ‘Nerede bende o
iman…’ dedi. ‘Her gecenin karanlığında Allah’ı zikrederek şahit oluyorsun
Allah’ın güzelliklerine’ dedim. Anlamıştı artık gece namazlarından benim
haberim olduğunu. Keşke söylemeseydim de yine nurlandırsaydı evimi o özel
ibadetleriyle. O günden sonra bir daha onu gece namazı kılarken evde görmedim.
Ertesi gecenin karanlığında yine ararken onu yanımda, yaklaştım pencereye doğru
caminin mihrabının önünden loş bir ışık sızıyordu dışarıya. Benim âlimim
evdekileri rahatsız etmemek için gece namazlarını camide kılmaya başlamıştı.”
Bunun gibi nice güzellikleri vardı diyerek sözlerini bitirdi.
Evet, böyle bir dünyayı tanıyamamanın acısını yaşıyorum. Ben o âlimin
güzelliklerine gözlerimle şahit olamadım; ama duyduklarım onu bana anlatıyordu.
Onu yıllar önce bir arkadaşın dilinden duymuştum. Arkadaşım çok büyük bir
âlimimizi kaza sonucu çocuklarıyla birlikte kaybettik. Kazadan kurtulan eşi şu
anda Iğdır’da yalnız yaşıyor. Hem bedenen hem de ruhen çökmüş durumda.
Sordum: “Kimdir bu âlim?”
Arkadaşım: “İzmir’in Bayraklı Camii’nde âlimlik yapan Ataman KOÇ.” diye cevap
verdi. Çok sevilen bir âlimdi. Ben ve benim gibi birçok üniversiteli arkadaşım
ondan çok şey öğrendik. Onunla çok sık görüşür onun ilminden faydalanırdık. O
her şeyiyle farklı bir âlimdi. Sadece diliyle değil kalbiyle de tebliğ ederdi.
Onun yanında Allah’ı hissetmek çok kolaydı. Her şeyiyle Allah’ı hatırlatan
büyük bir âlimdi. Oturuşunda,duruşunda yürüyüşünde, konuşmasında Allah’ı görmek
mümkündü. Keşke biz de onun gibi olabilsek, Allah’ı tanıyıp, yaşamımıza
yerleştirebilsek.
Bütün bu duyduklarımdan sonra büyük âlimi biraz daha araştırdım. Kime
sorduysam mükemmel bir âlimdi dedi.
Onun emaneti olan eşini en kısa zamanda ziyarete gittim. Kazadan 3 yıl
geçmesine rağmen sanki olay dün yaşanmış gibiydi. İlk görüşmemizde ondan çok
etkilendim. Karşımda tükendi tükenecek bir ruh ve beden vardı. Bakışları,
davranışları donuk haldeydi. Sadece bedeni bizlerin yanındaydı. Elimle ellerine
dokundum, buz gibiydi. Sanki kaza ile birlikte bedenindeki vücut sıcaklığı
kaybolmuştu. Ona nasıl davranacağımı bilemiyordum. Tek bildiğim şey büyük bir
âlimin emanetinin korunması idi.Elimden gelen her şeyi yapmalıydım. Çünkü o
ilerlediğim yolda yardıma ihtiyacı olan mümin bir ablamdı. Mümin müminin
kardeşiydi. Nasıl onlar yıllarca insanları kardeş diyerek kucakladıysa biz de
onu sımsıkı kucaklamalıydık. Onun çaresizliği ümitsizliğime yol
açmıyordu. Desteğe ihtiyacı olan ablamın yanında olmak aksine bana güç
veriyordu. O günden sonra birkaç arkadaşla birlikte onu ziyaret etmeye
başladık. Manevi desteğimizle yalnız olmadığını, ihtiyacı olduğunda yanında
olacağımızı hissettirdik. İçinde bulunduğu yalnızlık haletinden kurtarmak için
bir şeyler yapmaya çalışıyorduk. Yapılan hiçbir şey boşa gitmiyordu. Biz samimi
oldukça, ablamız bedenindeki soğukluğu üzerinden atıyordu.. Her defasında onu
biraz daha iyi görüyordum. Böyle bir âlimin eşi bizlere emanetti. Çünkü
büyük âlim bizlere ışık olmak için bedeniyle yüreğiyle bu yola baş
koymuştu.
Ablamız sohbet etmeyi pek sevmezdi. Eşi dışındaki hiçbir sohbetten zevk
almıyordu. Hatta sıkılıyordu. Eşi hakkında sohbet ederken adeta hayata yeniden
dönüyordu.
Sordum: “Abla neden onunla ilgili sohbet ederken bu kadar mutlu oluyorsun?”
Şöyle dedi: “Çünkü eşim bana bu âlemin gerçek yüzünü tanıttı. Çünkü o bana
doğruları gösterdi. Yaşamıma anlam kazandırdı. Şu an ayakta durabiliyorsam onu
yanımda hissedişimdendir. Onunla tanıdığım güzellikleri onunla yaşayabiliyorum.
Ben eşimin sevgisiyle doğdum onun sevgisiyle büyüdüm ve olgunlaştım onunla da
öleceğim.
Ve bugün,
Kaza
sonucu yok olan bir dünyanın günü. Bambaşka bir dünyayı yaşayan acı yürek.
Yapayalnız yaşadığı küçük görünen evinde, aslında çok büyük olan bir dünya…
Anlatıyor bana ben sordukça ona:
“Nasılsın
abla, yaşam nasıl devam ediyor ailesiz?”
Cevap
veriyor: “Ben ailesiz değilim ki, benim çocuklarım benim âlimim yaşıyor. Onlar
benle birlikteler.”
“Nasıl
birlikteler abla?”
Dalıyor
düşüncelere derinden ve ekliyor: “Her sabah yeni bir güne başladığımda, selam
veriyorum hepsine teker teker. ‘Selamun aleyküm Fatıma kızım, selamun aleyküm,
Muhsin oğlum, selamun aleyküm benim âlimim.’
Sonra
hep beraber kahvaltı yapıyoruz. Ben onların kahvaltıda ne istediklerini
biliyorum, onların isteklerine göre kahvaltı hazırlıyorum ve hep beraber
kahvaltı yaparak güne başlıyoruz.
Allah’a mahsus olan yalnızlık insana güzel değerler katabilir mi? Uzaktan küçük
gibi görünen dünyasında koskoca bir dünya saklanabilir mi?
Öyle gizemli bir dünya ki, sadece o izin verdiğinde o dünyanın penceresinden
içeri sızabiliyorsun. Öyle sevgi dolu bir dünya ki, hissedebilirsen, kapısından
içeri girebiliyorsun.
Yalnızlık bu kadar mı zor ve güzel olabilir? Yanında kimselerin olmayışı onu
yalnız yaşamaya itmiş. Öyle güzel bir dünyanın yok oluşu ve yalnızlık. İşte
hayatın gerçeği, işte gerçekler. Etrafında insanlar pervane misali dönerlerken
bir anda şem`in yok oluşu. Evet, kim derdi ki iki evladını, âlim olan kocasını
bir anda kaybedeceğini.
Ve bir anda yalnızlığa itileceğini…
Yalnızlığın içinde seyre dalıyorum seni. Düşüncede
o kadar çok çelişki yaşanıyor ki. Ne hikmet vardı ki ne idin ne oldun. Ne
güzellik vardı ki güzellikten güzelliğe yürüdün.
Zahir yaşamda
batini yaşamak ne kadar zor değil mi? Herkes gibi varsın bu âlemin içinde ve
yaşıyorsun. Zahirde var olup batinde yaşamak…
Hayatı görmek mümkün
uzaklara bakışında… Daha benim göremediğim, görüp de tasvir edemediğim dünyanda
neler yaşıyorsun?
Gerçekler, gerçek
gerçekler…
Yalan görünüp de acı olan
gerçekler.
Yalnızlığı yaşaman sana o kadar büyük güçler vermiş ki, seni
görünce senden güç alıyorum. Çünkü sen var olmayanı var etmeye çalışıyorsun.
Eşinin, çocuklarının sevgisini yalnız olan büyük
dünyanda yaşatıyorsun. Her sabah gözlerini yeni bir güne açtığında, adımlarını
yeni bir güne attığında, her gece gözlerini karanlığa çevirdiğinde yaşatıyorsun
sevgiyi küçük yürekte, büyük dünyanda.
Kalemine sağlık. Çok etkileyici bir yazı olmuş. Allah rahmetli Ataman hocanın değerli hanımının sabrını artırsın.
#FFFFFF">
uzra
09-04-2009, 15:59:51
#FFFFFF">
Rahmetli Ataman Ağa'nın bizlerin ve şu an iranda okuyan bir çok talebenin üzerinde emeyi çoktur. Dolayısıyla bu camiya emeyi büyüktür. Onun emanetine yani eşine destek olmak hepimizin vazifesidir. Eşi ile yakın irtibatı olan biri olarak şahsen bu konuda büyük bir ihmalin olduğunu düşünüyorum. Bizler liberal sistemin bireyselcilik anlayışını benimseyerek ''müslüman müslümanın kardeşidir'' anlayışını yitirmek üzereyiz. Eşininse maddi desteğe değil manevi desteğe ihtiyacı vardır ki onlar zaten maddeyi aşmış insanlardı. İmam Humeyni (r.a) in ''alimlerin eşine ve çocuklarına saygı ve sevgiyle yaklaşınız '' öğüdü geliyor aklıma..
Ağanın emeğine vefayı borç bilerek tüm müslüman kardeşlerimi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum...
#FFFFFF">
birsen kocadağ
11-04-2009, 00:20:56
#FFFFFF">
Dünyadan ayrıldığı gün, bu büyük alimin varlığından haberdar olanlardanım bende. Yetişen büyük alimlerin vefatını, toplumdan geri alınan büyük nimetlere benzetirim. Ve geride bıraktığı öğrencileriyle tanıştıkça, ettiğimiz her ahlaki sohbette onunda emeği var duygusuna kapılıp, nimetten bana da bir pay düştü diye rahmet gönderirim. Allah rahmet eylesin. Geride bıraktığı ailesi bizim baştacımızdır. Eşinin yerini hiçbirzaman dolduramayacak olmamız derdimiz, olmaya çalıştığımız manevi desteğimizse ilahi vazifemizdir. Rabbim layıkıyla ilgilenmeyi bizlere nasib etsin inşaallah.
#FFFFFF">
hüseyni
11-04-2009, 19:18:45
#FFFFFF">
Bu stresli ve biribirimize hüsnü zannı unuttuğumuz günlerde imanlı ağamızı bizlere hatırlattınız.
Allahın bizden istediği kulluk görevlerini mükemmel bir şekilde yaşayan merhum Ataman Ağamızın Ruhu şad olsun.
Bizleride alimlerimizin öğretilerinden ve gösterdikleri hak çizgide takipçileri olmaktan Yüce Rabbim ayırmasın.Sizdende mektebimizin bu nadide gülünü bizlere hatırlattığı için Allah razı olsun.
#FFFFFF">
MALİK EJTER
12-04-2009, 03:51:59
#FFFFFF">
ALEV HANIM ÖNCELİKLE ŞUNU BELİRTEYİMKİ BU DUYGUSAL YAZININ ALTINA BU KADAR TUTARSIZ YORUM YAPMANIZI ANLAMIŞ DEGİLİM,İKİNCİ OLARAK HACI BELGİN YALÇIN HANIMI DÜNÜ VE BUGÜNÜYLE İYİ TANIYAN VE TAVİZSİZ ZEYNEBİ DURUŞUNA YAKLAŞIK 30 YILDIR ŞAHİT OLAN BİRİ OLARAK ŞUNLARI YAZMAYI KENDİME VAZİFE BİLDİM. ŞÖYLEKİ( SANA ELHEMDULİLLAHI ÖGRETEN EMİN OLKİ ONA VELEZALLİNİ ÖGRETMİŞTİR.SON OLARAKTA EMİRİLMUMİNİN İMAM ALİ A.S DAN BİR HADİSLE SÖYLEMEK İSTEDİKLERİMİ TAÇLANDIRAYIM.EGER HERKES HADDİNİ BİLSEYDİ KİMSE HATAYA DÜŞMEZDİ.
#FFFFFF">
Ülkü ARAS
12-04-2009, 09:18:14
#FFFFFF">
Belgin Hanımın, yazımla alakasız bir şekilde, Alev Hanım tarafından eleştirilmesi beni son derece rahatsız etti. Bu yorumda sadece kasıt görüyorum.Bu tür yorumların yapılmamasını rica ediyorum...
Belgin Hanımın bugün gideceği umre ziyaretinde bizleride hatırlaması dileğiyle...
#FFFFFF">
bir dost
12-04-2009, 17:55:49
#FFFFFF">
ülkücüm;yazınız güzel beyendim ama yorumlarda beni rahatsız eden şeyler oldu,alev bacımın kızgınlık sebebini anlamıyorum,vardır bır sebeb...
malik eştere gelince ZEYNEBİ DURUŞ NEDİR keşke bir ögrense...zeyneb benzetmesi hiç hoş deyil
#FFFFFF">
uzra
12-04-2009, 19:16:23
#FFFFFF">
Bu tarz üsluba ve ahlaka uymayan eleştirilerinizi lütfen başka bir zeminde yapınız. Ağa'yı anlatan bu güzelliklere gölge düşürerek vebal almayınız.
#FFFFFF">
Malik Eşter
12-04-2009, 19:50:01
#FFFFFF">
Zeynebi duruş,Tevella ve Teberra'nın tavizsiz savunucusu olmanının ismidir.
Zeynebi duruş,İmam Humeyninin R.A dostuyla dost düşmanıyla düşman olmanın İsmidir.
Zeynebi duruş İmam hüseyn'in şialarının bir kısmı fetullahlçı'laştırılırken evinde ziyareti aşura duası okuyup tesbih çekerek cennet talep etmenin değil, bu zilleti kabul etmiyerek gayretle ayağa kalkmanın ismidir.İmam Humeyni R.A
Zeynebi duruş, bu memlekette hiç gereği yokken takiyyenin ardına saklanmamaktır.
Zeynebi duruş, cennet tamahı veya cehennem korkusuyla hareket etmeyen,Ehli Beyt fedaisi aşıkların ismidir.
Zeynebi duruş, Kufeliler gibi gizlide Hüseyn dostu ama iş merd i merdaneliğe gelince biz etliye sütlüye karışamayız deyip yıkılası evine çekilenlerin mertçe kınanmasının ismidir.
Zeynebi duruş,mümin ve mücadeleci kardeşlerine hased etmenin ismi değil, bütün toplumun saygı duyup takdir ettiği, fedakarlık ve kahramanlık sözkonusu olduğunda ise Şia Mektebinin mazlum tarihinde örnekleri çok olan Sadık-Aşıklarla yarışanlara yakışan ismidir.
Tarihin en büyük ve emsalsiz inkılabını HZ:İmam ı Rahil Kahraman ve fedakar çağın Hüseyni ve Zeynebi duruşlularıyla gerçekleştirmedi mi ...? Yoksa Çıtkırıldım Hamfendive beyefendilerle mi gerçekleştirdi...?
"
Her okul gürültü istediği gibi,.Hüseyn Mektebi de gürültü ister.Evlerine çekilip Ziyareti Aşura duası okuyarak tesbih çekenler bilsinler ki bu amelleriyle bu mektebe bir yardım ve yararları dokunmaz..Aşura Konuşmaları..İmam Humeyni R.A "
Ülkü kardeşimi Yazısı ve yorumundan dolayı kutlarken dürüstlüğünü provoke etmeye çalışan bir dost ( ! ) ismiyle güya yorum yazmış olan Hased ehline de Allah'dan basiret ve idrak nasib etmesini niyaz ederim.
BİR DOST (!) Belgin Yalçına husumet ettiğiniz kadar Aşura Mektebinin düşmanlaıyla uğraşsaydınız Sizi mutlaka tanırdık,toplum da tanırdı, mücadeleci kişiler kısa zamanda toplumlarda tanınırlar ama filanca falanca diye hiç duymadığımıza göre yoksa yer-altında mı yaşamaktasınız.
Bıçağınız İmam Hüseynin fedakar dostlarına niye bu kadar keskin de düşman sizleri tanımıyor.Yoksa duruşu sağlam mı değilsiniz(!)
#FFFFFF">
Malik Eşter
12-04-2009, 22:51:20
#FFFFFF">
Bir dost nik'li arkadaşa Belgin yalçınla ilgili yazdığı yorumundan dolayı cevabi yazı yazmıştım bu vesileyle de Hz:İmamı R.A hatırlatan birkaç cümleyi de herkesin okuması için ilaveten eklemiştim.Teessüfle görüyorum ki yazım yayınlanmamış Olmadı şimdi Sayın Editör Saddamı ya da Meryem Recevi alçağını mı övmüştüm Ki ,yayınlamamışsınız, bahse konu o yazımı yayınlamanızı istirham eder hayırlı günler dilerim.
#FFFFFF">
UZRA
13-04-2009, 16:20:00
#FFFFFF">
DAHA ÖNCEDE UYARMIŞTIM. YAZIYLA ALAKALI OLMAYAN BİR KONUDA TARTIŞMA ZEMİNİ OLMAYACAK KADAR ÖZEL BİR HATIRLATMADIR BU YAZI. EDİTÖRDEN RİCA EDİYORUM YAZIYLA ALAKALI OLMAYAN YORUMLARI LÜTFEN BURDA YAYIMLAMAYINIZ. RAHMETLİ AĞA'NIN ASLA TASVİP ETMEYECEĞİ TARZ VE ÜSLUPLARDIR.KİŞİLERİN HAKLARINA GİRMEK İÇİN BAŞKA ZEMİNLER BULUNUZ.
#FFFFFF">
DEHLİZ -- DCL
15-04-2009, 10:31:32
#FFFFFF">
SEVGİLİ ÜLKÜ HANIM BU DUYARLI YAZINIZDAN ÇOK ETKİLENDİĞİMİ SÖYLEMELİYİM.. BÖYLESİ BİR VAKİTTE SİZİN GİBİ GÜZEL VE İNSANCA BAKABİLENLERİN VAR OLDUĞUNU BİLE BİLMEK , UMUT VERİYOR YÜREKLERE..
#FFFFFF">
reyhan
19-04-2009, 15:10:25
#FFFFFF">
s.a gerçektende müslümanların bu denli yok edilmeye çalışıldığı,münafık ve kafirlerce müslümanların arasına fitne sokulmaya çalışıldığı ve imtihanımızın ağır olduğu bu dönemde dinimizi ve gereklilikleini çok iyi bilip sabır ve cesaretle imanımızı korumaya çalışmalıyız.ve ben ilk defa ismini duyduğum bu değerli alimin varlığından istifade edemediğime üzüldüm. ülkü hanımın silkelen ve kendine gel.der gibi bu güzel yazıyı yazmasından dolayı ona teşekkür ediyorum ve tüm ığdırlıların ülkü hanımın değerini bilmelerini umut ediyorum. orda yaşayıp o ve onun gibi insanlardan istifade etmek isterdim.çünkü bizlere çoksıradan ve yüzeysel gibi gelen konulara ülkü hanım çok ince ve farklı noktalardan yaklaşıp olayın gerçek boyutunu gösteriyor.alimin eşine Allatan sabır vermesini diliyorum.ayrıca malik eşter arkadaşın hz.zeynep ile ilgili yorumu çok güzel, bencede yerinde oturmak ve hiçbir şey yapmadan birşeylerin kendiliğinden olmasını beklemek islamda yoktur hz.zeynep de susup da oturmadı zaten ALLAHA EMANET OLUN.
#FFFFFF">
Coşkun Sarsar
20-04-2009, 00:49:05
#FFFFFF">
Mümtaz bir şahsiyeti hatırlamamıza vesile olmanızdan ötürü öncelikle teşekkür ediyorum.
Nankörlük vede vefasızlık perdesini araladığınız içinde ayrıca minnet duygularımı ifade etmek isterim.
Şeyh Ataman Ağa'yı yakinen tanıyan birisi olarak gerçekten duygulandım.İrfani boyutunu,takvasını,manevi dünyasının zenliğini müşahede eden aciz bir kardeşiyim.İran'dan Türkiye'ye kesin dönüş yaptığında Yaycı köyünde bir kaç arkadaşla evinde belkide ilk ziyaret eden gönül dostlarıydık.Yerleşeği şehir için henüz karar vermemişti.O engin tevazusu gereği bizden tavsiyelerde bulunmamızı istemişti.Hatta "Siz isterseniz Iğdırda kalıp,burada hizmetkarlık yapmayı düşünüyorum." diye ifadede bulunmuştu.Bir takım gelişmeler onu İzmir Bayraklı Camii'sine alim olarak gitmesine vesile olmuştu.Orada kısa sürede camii cemaatinin ve civardan gelenlerin sevgilisi haline gelmişti.Gerçekten vazifesini ifa ettiği süre zarfında kayda değer hizmetlerde bulundu.
Elim bir kaza sonucu vuku bulan vefatı,tüm ehlibeyt dostlarını olduğu gibi bizleride,yasa boğdu.Cenazesini almak için İran'nın Kum şehrine giden bir kaç kişiden birisiydim.Gerçekten çok duygusal anlar yaşamaştık.Allah ehlibeyt'le haşr etsin inşallah.....Nur içinde yatırsın...Çok sevdiği,bir an önce kavuşmaya can attığı o müstesna şahsiyetlere komşu etsin inşl..
Bizim vefamıza gelince......
Allah yüce kitabında buyurmuyor mu?
-"Sizin için yarattıklarımı ağaçlar kalem,denizler mürekkep olsa yazmakla bitiremezsiniz.Ama insan yine nankör,yine zalimdir."
Allah'a karşı nankör olan bizlerin yarattığına karşı mürüvvetsiz,vefasız olması çokta yadırganacak bir hal olmasa gerek.
Hazreti Hüseyin(A.S) in elçisi Müslim Bin Akil'e vefa gösteren Tav'a kadar olmayıp gece karanlığında evlerinin perdelerini çeken erkeğe benzeyenlerden farksız bir toplumun mensuplarıyız..
Aciz ve naçiz ifadelerimi Tertemiz Ehl-i Beyt İmamlarından nakledilen şu veciz sözle tamamlamak istiyorum....
_Vefada gitti...tıpkı iyi dostun çekip gittiği gibi.Şimdiyse,mihrapla minber arasında akrepler gidip gelmede...
Vefa yağmurunun bir damlamısının üzerimize düşmesi ümidi ve arzusu ile.....
#FFFFFF">
Muhammed KOC
20-04-2009, 03:43:47
#FFFFFF">
Basta Ülkü ablaya yasizindan dolayi ve yorum yazanlara alaka gösteren herkese ilgilerinden dolayi cok tesekkür ederim.Babam icin yazilan,söylenen sözler en az siz degerli doslari kadar benim de kögsümü kabartti.Baska Bir Dünya ,gerek konun anlatimi gerekse budenli özenle secilmis övgü dolu sözler, tarifi mümkün olmayacak kadar güzel ve bir okadar benim icin degerlidir.
1996 yilindaki elim kazadan sonra babam ve annemin arkadaslari aile dostlarimiz daha nice bizim bile tanima firsantimizim olmadigi degerli sevenlerinin göstermis oldukalri ilgi alaka ve destekler, ayni bir kardes bir abla bir abi sicakliginda ve samimiyetindedir.ümid ederim ki Allah mükafatlarini ,Imam Ali Imam Hasan Imam Hüseyn Hz. fatima´nin eliyle verir.
Bir Baska Dünya ´yi defalarca okudum. Yanliz benim takildigim nokta annemin kazadan sonra sanki tüm ailesini kaybetmiscesine yapa yanliz kimsesizler gibi yasiyor mus gibi anlatiliyor olmasi. yada benmi öyle anladim?Annemin kazadan sonra halen devam, eden arkadaslarinin destelkeri hem pskolojik acidan hem sosyal cevreye acilmasi aciindan önemli derece olumlu etki etmnistir. Allah hepsinden razi olsun emeklerinin karsiligini dünyada ödemek mümkündegil.
Ama bunu , yakin cevresi ailesi tamamen ilgi göstermiyormus gibi aksedilmesi beni binebze olsun rahatsiz etti. Annem kazadan simdiye dek hep ailesinin yaninda oldu. teyzelerim,halalarim dayilarim dedem amcam vs.. yakininda uzaginda kimvarsa kim varsa hep destek olmustur ve halende olmaktadir. Onun ailesi onu hicbir zaman yapa yanliz kücük evin de (100m2)birakmadi.Hepimiz ona bir nefes kadar uzaktayiz.
Bu yanlis veya yanlis anlasilmaya acik bölümler disinda hersey tekkelime ile cok güzel olmus.ülkü ablanin aline yüregine saglik.
KIYAMET GÜNÜ OLDUGUNDA ,ALIMLERIN KALEMLERININ MÜREKKEBI,SEHITLERIN KANLARIYLA ÖLCÜLÜR.
ALIMLERIN KALEMLERININ MÜREKKEBI SEHITLERIN KANLARINDAN DAHA ÜSTÜNDÜR.
( leal´il Ahbar c.2 s.272 )
#FFFFFF">
ülkü ARAS
20-04-2009, 20:02:58
#FFFFFF">
Öncelikle yazımda istemeyerek yanlış anlaşılmaya vesile olduğum için ,Muhammed kardeşim ve ailesinden özür diliyorum.Bu yazıdaki amacım onun ailesi tarafından desteklenmediğini göstermek değil bizlerin suna ablaya gereğince ilgi göstermediğimize dikkat çekmekti.Hedefim sizi kırmak veya rencide etmek değildi.Elbetteki sen başta olmak üzere ,bütün ailesi onun yanındasısnız.Öylede olması gerekmektedir.Buna gerek görmediğim için yazıda değinmedim.
Ataman ağadan bir nişane olarak senin nekadar çok annene destek olduğuna ben şahidim.Yolların uzaklığını dinlemeden...Yazının yazıldığı dönemlerde suna abla özellikle yanlızlığı tercih ediyordu.Ne dostlardan nede aileden destek almak istemiyordu.Bahsedilen yanlızlık zahiri bir yanlızlık değil batini bir yanlızlıktı.Eşini ve çocuklarını kaybetmenin acısında yaşadığı bu doğal süreci sizlerle paylaşmak istedim.
Bilmeden yanlış anlaşılmaya vesile olduysam hakkınızı helal edin.a.e.o
#FFFFFF">
Coşkun Sarsar
20-04-2009, 22:34:26
#FFFFFF">
Bir önceki yorum yazısında İmam Muhammed Bakır (a.s)'dan rivayat olunan hadiste düzeltme yapmam gerekiyor.
İmam şöyle buyuruyor; "Hey hat! Vefa da gitti tıpkı iyi dostun çekip gittiği gibi.....İnsanlar mihrapla minber arasında akrepler gidip gelmede."
şeklinde olmalıydı.Düzeltir özür dilerim.
#FFFFFF">
Muhammed KOC
21-04-2009, 03:22:40
#FFFFFF">
Ülkü abla gösterdigin hassasiyyetten dolayi cok tesekkür ederim.
saygilar...
#FFFFFF">
KADER TEZŞAH
21-04-2009, 11:16:26
#FFFFFF">
Bende o değerli alimin ve eşine çok zor raslanan o suna hanımın izmirden talebesi olarak birkaç söz yazmak istedim.ben onların örnek bir aile olduklarına ve herşeyleriyle her durşlarıyla her sözleriyle başka bir dünyaya götürüyorlardı bizleri.kıbtayla baktıgımız bir aileydi.desem inanın abartmamış olurum.biz hala agamızın o çok değerli alimimizin acısını yüreğimizde yaşıyoruz.allah onun şefatini bizlere nasip etsin.çünkü onlar şahidlerdir kızı ilim için gidiyordu irana.(ben kendimi oyönde çok şanslı buluyorum benim siğa bacımdı)allah hepsini imam huseynle hz.zeyneple haşr etsin inş.allah sizdende razı olsun bacım eline yüreğine saglık.
#FFFFFF">
BÜŞRA EKER
22-04-2009, 16:02:09
#FFFFFF">
S.A
YAZINIZI OKURKEN ÇOK DUYGULANDIM VE GÖZYAŞLARIMA HAKİM OLAMADIM BEN ÇOCUKKEN TANDIM RAHMETLİ ATAMAN AGAYI YAZIYI OKURKEN GÖZLERİMDE CANLANDI SÜRETİ AGAM ALLAH RAHMET EYLESİN SANA ....
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.