Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Türkiye: 3 - Gürcistan: 1 | Molotof kokteyline müebbet hapis... | AK Parti'de "Uludere" çatlağı !... | “Amnesty International”ın 2012-ci il hesabatında – Azərbaycan | Nicat Əliyev Kürdəxanı istintaq təcridxanasına göndərilib | İtkin jurnalistin sorağı həbsdən gəldi | CHP'nin 4+4+4 iptal başvurusuna ret.. | İran ve 5+1 ülkeleri arasında nükleer kriz çözülüyor .. | Ay. Misbah Yezdi: Ayetullah Behcet, mücadelenin kültürel boyutunu vurgulardı! | Irak'ta iki İranlı ziyaretçi şehid edildi |
Spor-Aktüel | Bilim Teknoloji | Velayet-i Fakih | Güncel | Dünya | Siyaset | Eğitim Kültür | İnsan Hakları | Yaşam Sağlık |
Site içi Arama 
GENÇ KALEMLER
Hüseyin Tugay

Suçluyu Irak’ta mı Arıyorsun?
FATİH KAHRAMANİ

OLMAYAN SEVGİLİYE
Mustafa K.Taşpınar

DUA
Habib YAZAR

Kur'an Geldi, Fakirlik Kalktı
Serdar GÜNDOĞDU

KÖRLER ve SAĞIRLAR
Ali Mert

BİR ANAYASA TEKLİFİ DE BİZDEN-IV-
Ebuzer GÖKTAŞ

Dünya Müslüman Kadınlar Günü
Leyla GÖK

ERKEK VE KADIN
Feride Aliyeva

ANNEM
Öztürk ADIYEKE

YOBAZLIK MI, CEHALET Mİ, UŞAKLIK MI BİLİNMEZ
Aliekber Kocaaslan

TEPKİSİZLİĞE TEPKİ
Zehra Kıran

BAZEN
Arzu ÇETİNKAYA

FATIMA'NIN (S.A) ŞEHADETİ
Mehmet DEMİRER

BİR OLUP ÇÖZELİM KÖRDÜĞÜMÜ
HASİBE YEŞİL

HAZAN YAPRAĞININ SON BAKIŞI
ALINTI YAZILAR
Hüsnü Mahalli

İsrail Kıbrıs'ta
Orhan Dede

NATO zırvaları
Bülent ESİNOĞLU

"Amerika'ya Karşı Sorumluluklarımız Var"
Levent GÜLTEKİN

Hayrettin Karaman'a kızanlar neyi savunuyorlar?
Ahmet TAKAN

Gül’e gaz mı veriliyor?.. Yoksa Gül birilerine mi gaz veriyor?..
Sabahattin Önkibar

Haham Tuncay’dan, Ergenekon rejim değişikliğine araçtır itirafı
Murat ÇABAŞ

Füze kalkanı ve NATO, ABD’nin güdümünde
Hüseyin Vodinalı

İsrail’in “Düşman” Olmasında Nasıl Bir Yarar Var
Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL

Bayram değil, seyran değil, NATO bizi niçin öptü?
Haydar Cemal

İslam ülkelerinde bahara doğru
Hasan DEMİR

Belgelerle iktidarın Suriye harakirisi!
Prof. Dr. Ata ATUN

İsrail Üssü ve Oyunun Kuralı
İbrahim Karagül

O kurşun atıldı!
Semih İdiz

Dışarıda bizi sıcak bir yaz bekliyor
Abdulkadir Özkan

Isıtan ortada, ısıttıran nerede?
Arslan Bulut

Karaman Hoca’ya öğrencisinden uyarı...
Serdar Akinan

Suriye olmadı Lübnan verelim mi?
Prof.Hüseyin Hatemi

Dünya ve Türkiye
Mehmet UYSAL

Kilis'e Rahmet Olarak Gelen Muhacirler
Fikret Ertan

İsrail-Çin: Çok önemli ilişkiler
Taha Kılınç

“Allah’ın demokrasisi” ?!
Ali Haydar Aksal

Uludere gerçeği bize neyi anlatıyor?
Deniz Ülke Arıboğan

Suriye'de El Kaide devrede !
Mehmet Ali GÜLLER

Kosova’da Gerilla Eğitimi!
İsmail MÜFTÜOĞLU

Yalnız Kalan Şövalye
Yılmaz ÖZDİL

Minare burada peki kubbe nerede?
Ali Bulaç

'Türkiye İslamı'nın üç versiyonu
Muharrem Bayraktar

Suriye’de işler karıştı
Akın Aydın

Suriye halkı bakın ne diyormuş
Savaş SÜZAL

NATO zirvesi sonunu bekleyin
Ertuğrul ÖZKÖK

Suriye'de Durum Bize Anlatıldığı Gibi Değilmiş!
Akif Emre

Türkiye Irak'ın bütünlüğünü istiyor mu?
M. Hilmi Yıldırım

Uluslararası toplum, uluslararası yalandır
Türker ERTÜRK

Yetki ABD'den
Zeki Ceyhan

Karışık işler!
Mehdi aksu

Hz. Ali'den yöneticilere-3
ANKET

Yönetici :..

İslami İran Avrupa ülkelerine karşı yaptırımlarını kaldırmalı mı?

Seçenekler
A)evet. kaldırmalı
B)hayır. kaldırmamalı

Sonuçları Göster

ÇOK OKUNANLAR
n TIME yazdı: Gülen cemaati, para bağışı ve eğitim sistemi
n Toprak satışıyla ortaya çıkan yeni tehlike
n Suriye'de yaşanan son gelişmeler....
n Kırıkkale'de Hz Fatıma'nın (sa) doğum günü etkinliği yapıldı / FOTO
n 'Sözde Mücahitler!' İstanbul'da El Kaide ile görüşmüş
n Türkiye'yi ne bekliyor?
n Türkiye Bağdat yerine Kürtlere odaklandı
n Bahreynli kadınların direniş sembolu Zeynep Al Khawaja'dan mektup
n Ay. Misbah Yezdi: Ayetullah Behcet, mücadelenin kültürel boyutunu vurgulardı!
YORUMLANANLAR

 Kırıkkale'de Hz Fatıma'nın (sa) doğum günü etkinliği yapıldı / FOTO

 Iskarta tanka 500 milyon avro

 TIME yazdı: Gülen cemaati, para bağışı ve eğitim sistemi

 Gül: İleri görüşe sahip olmayan Avrupalı liderler, milyonların hayatını etkiledi

 'Nikotin, esrar ve eroinden daha fazla bağımlılık yapan bir madde'

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

 
Şifre  
   

Üye Olun | Şifremi Unuttum

 

 
BAŞKA BİR DÜNYA
08/04/2009 - 10:40

Ülkü ARAS

Bismillahirrahmanirrahim

 

        

      Çok farklı bir dünyanın önündeyim. Öyle bir dünya ki, adı yok anlatılsın; öyle bir dünya ki, yaşayayım desem yaşansın.

 

      13 yıl öncesine dayanan bir yaşam. Hayatının seyrinde birçok güzelliği olan

ve o güzellikleriyle insanlara kucak açan bir dünya.

 

      Yaşamayı yaşamaya çalışan yaşam ile birlikteyim. Ona her bakışımda başka âlemlere dalıyorum.

 

        13 yıl önce ailesiyle birlikte insanlara örnek olan bir dünya. Ay yüzlü çocukları, iman dolu eşiyle, anlamlı bir aile hayatı. Eşi çevresindeki herkes tarafından takdir edilen sohbetleriyle Allah’ı yaşayan, yaşatan bir alimdi. Yaşadığı şehirde, evine gelen insanları  konuşmasıyla, davranışlarıyla aydınlatıyordu.

 

         Küçük yaşlardayken bu yola baş koymuştu. Sevgiyi özüyle yaşamak için ,yüreğindeki sevgiyi bu yola taşımıştı. Eşiyle tanımıştı ilk sevgiyi. Tanıştığı ilk sevgiyi ilahi aşkla harmanlayabilmişti. Sevgi gerçek aşkla buluşmuştu artık. Tertemiz olan çocukluk aşkı Allah aşkıyla buluşup evliliğe taşınmıştı.

 

       Sonra karanlık görünen yolda ışık olan gerçek aşkı bulmak için koyuldu Allah’ın yoluna.

Yıllarca Allah’ı tanımak için medresede ilim almaya başladı. Gün geçtikçe öğrendiği ilmi yaşamına daha çok yerleştiriyordu.. Allah’ın ilmiyle artık bir tek kendisini değil başkalarını da aydınlatıyordu.

 

        Sonrasını da eşinden dinleyelim:

       “Benim âlimim,sen bana ve çevremizdeki insanlara o kadar çok güzellik yaşattın ki, hangi birini anlatsam…

 

 

-         Kolay kolay onu hiçbir şey üzmezdi –Allah’ı yaşayamamaktan başka-. Eğer birisi ondan bir şey istemişse ve işin içinde Allah rızası varsa kesinlikle o işi hallederdi. Nefsi için bir şey yapmayı sevmezdi. Çocuğunun ondan istediklerinde bile Allah rızası arardı.

-          

       Bir gece hiç uyuyamamıştı. Böyle huzursuz olduğu çok nadirdi.  ‘Neden böyle keyifsizsin diye sorunca?’ dedi ki: ‘Oğlum  benden para istedi. Parayı ona nasıl vereceğimi düşünüyorum.’ ‘niye?’ dedim ‘Paran mı yok?’ ‘Hayır’ dedi. ‘Benden alacağı parayı Allah’ın rızası olmayan bir işte harcayacak. Onun için parayı ona vermek istemiyorum.

 

       Çok sabırlıydı. Hiç kimseyle münakaşa etmeyi sevmezdi. Evinde birileri ona hakaret etse ona bile sabrederdi. Bir gün gözlerimle şahit oldum.  Evimizde haksız yere çok ağır hakaretlere maruz kalmasına rağmen o susmayı tercih etti. Çünkü o evindeki misafiri kırmazdı.

 

     Çok fazla maddi geliri olmamasına rağmen yüreği çok zengindi. O isterdi ki, sofrasının başında hep birileri olsun. Çünkü misafir bereketti.

      Bulunduğu yere küçük, büyük, yaşlı, genç kim gelseydi ayağa kalkarak o kişiyi karşılardı.

 

Eğer kalabalık bir ortamda ise onun yeri hep kapının yanı idi. Kapının yanında oturarak mütevaziliğini orada da gösterirdi.

 

       Yemek adabı da bir başkaydı. Ben hep biraz daha fazla yemek yesin diye uğraşır dururdum. O ise doyduktan sonra bir lokma bile fazladan yemezdi. Bir gün: ‘Neden tabağındaki yemeğin hepsini bitirmiyorsun?’ diye sitem ettim. O da bana : ‘Ben bedenimi ayakta tutmak için yemek yiyorum nefsimi doyurmak için değil. Onun için benden fazla yemek yememi isteme.

 

     Her gece karanlık aydınlığa bırakmak isterken yerini onu arardım yanımda. Karanlığın aydınlığa gidişinde, ben de olmak isterdim onun yolculuğunda.Gecenin karanlığı yıldızlarla,    Allahın varlığına şahitlik ederken ,doğan güneşle aydınlanan her günde,beni de alsın isterdim gönlünün penceresine.

 

        Benim âlimim! Yine gizemli bir gecede seni ararken yanı başımda sen yoktun yanımda. Sessizliğin içinde, sessizce seni ararken evde, kapıdan süzen loş bir ışığa doğru yöneldim. Kalpleri yumuşatan ‘Allah!’ feryadınla, göğe yükselen ellerinle, Allah’ı yaşayan yüreğinle gece namazı kılıyordun. Seni rahatsız etmemek için oradan ayrıldım.

 

       Bir gün ona: ‘Basiret gözü açılmış insanlardan bahseder misin?’ dedim. O anlatırken onu görüyordum karşımda. Konuşmanın arasında dedim ki: ‘Bu özelliklerin hepsini sende görüyorum.’ O da gülümseyerek: ‘Nerede bende o iman…’ dedi. ‘Her gecenin karanlığında Allah’ı zikrederek şahit oluyorsun Allah’ın güzelliklerine’ dedim. Anlamıştı artık gece namazlarından benim haberim olduğunu. Keşke söylemeseydim de yine nurlandırsaydı evimi o özel ibadetleriyle. O günden sonra bir daha onu gece namazı kılarken evde görmedim. Ertesi gecenin karanlığında yine ararken onu yanımda, yaklaştım pencereye doğru caminin mihrabının önünden loş bir ışık sızıyordu dışarıya. Benim âlimim evdekileri rahatsız etmemek için gece namazlarını camide kılmaya başlamıştı.” Bunun gibi nice güzellikleri vardı diyerek sözlerini bitirdi.

 

        Evet, böyle bir dünyayı tanıyamamanın acısını yaşıyorum. Ben o âlimin güzelliklerine gözlerimle şahit olamadım; ama duyduklarım onu bana anlatıyordu.

        Onu yıllar önce bir arkadaşın dilinden duymuştum. Arkadaşım çok büyük bir âlimimizi kaza sonucu çocuklarıyla birlikte kaybettik. Kazadan kurtulan eşi şu anda Iğdır’da yalnız yaşıyor. Hem bedenen hem de ruhen çökmüş durumda.

 

        Sordum: “Kimdir bu âlim?”

        Arkadaşım: “İzmir’in Bayraklı Camii’nde âlimlik yapan Ataman KOÇ.” diye cevap verdi. Çok sevilen bir âlimdi. Ben ve benim gibi birçok üniversiteli arkadaşım ondan çok şey öğrendik. Onunla çok sık görüşür onun ilminden faydalanırdık. O her şeyiyle farklı bir âlimdi. Sadece diliyle değil kalbiyle de tebliğ ederdi. Onun yanında Allah’ı hissetmek çok kolaydı. Her şeyiyle Allah’ı hatırlatan büyük bir âlimdi. Oturuşunda,duruşunda yürüyüşünde, konuşmasında Allah’ı görmek mümkündü. Keşke biz de onun gibi olabilsek, Allah’ı tanıyıp, yaşamımıza yerleştirebilsek.

 

                Bütün bu duyduklarımdan sonra  büyük âlimi biraz daha araştırdım. Kime sorduysam mükemmel bir âlimdi dedi.

 

             Onun emaneti olan eşini en kısa zamanda ziyarete gittim. Kazadan 3 yıl geçmesine rağmen sanki olay dün yaşanmış gibiydi. İlk görüşmemizde ondan çok etkilendim. Karşımda tükendi tükenecek bir ruh ve beden vardı. Bakışları, davranışları donuk haldeydi. Sadece bedeni bizlerin yanındaydı. Elimle ellerine dokundum, buz gibiydi. Sanki kaza ile birlikte bedenindeki vücut sıcaklığı kaybolmuştu. Ona nasıl davranacağımı bilemiyordum. Tek bildiğim şey büyük bir âlimin emanetinin korunması idi.Elimden gelen her şeyi yapmalıydım. Çünkü o ilerlediğim yolda yardıma ihtiyacı olan mümin bir ablamdı. Mümin müminin kardeşiydi. Nasıl onlar yıllarca insanları kardeş diyerek kucakladıysa biz de onu sımsıkı kucaklamalıydık. Onun  çaresizliği ümitsizliğime yol açmıyordu. Desteğe ihtiyacı olan ablamın yanında olmak aksine bana güç veriyordu. O günden sonra birkaç arkadaşla birlikte onu ziyaret etmeye başladık. Manevi desteğimizle yalnız olmadığını, ihtiyacı olduğunda yanında olacağımızı hissettirdik. İçinde bulunduğu yalnızlık haletinden kurtarmak için bir şeyler yapmaya çalışıyorduk. Yapılan hiçbir şey boşa gitmiyordu. Biz samimi oldukça, ablamız bedenindeki soğukluğu üzerinden atıyordu.. Her defasında onu biraz daha iyi görüyordum. Böyle bir âlimin eşi bizlere emanetti. Çünkü  büyük âlim bizlere ışık olmak için bedeniyle yüreğiyle bu yola baş koymuştu.

 

        Ablamız sohbet etmeyi pek sevmezdi. Eşi dışındaki hiçbir sohbetten zevk almıyordu. Hatta sıkılıyordu. Eşi hakkında sohbet ederken adeta hayata yeniden dönüyordu.

 

         Sordum: “Abla neden onunla ilgili sohbet ederken bu kadar mutlu oluyorsun?”

         Şöyle dedi: “Çünkü eşim bana bu âlemin gerçek yüzünü tanıttı. Çünkü o bana doğruları gösterdi. Yaşamıma anlam kazandırdı. Şu an ayakta durabiliyorsam onu yanımda hissedişimdendir. Onunla tanıdığım güzellikleri onunla yaşayabiliyorum.

 

          Ben eşimin sevgisiyle doğdum onun sevgisiyle büyüdüm ve olgunlaştım onunla da öleceğim.   

        

     Ve bugün,

Kaza sonucu yok olan bir dünyanın günü. Bambaşka bir dünyayı yaşayan acı yürek. Yapayalnız yaşadığı küçük görünen evinde, aslında çok büyük olan bir dünya…

               Anlatıyor bana ben sordukça ona:

“Nasılsın abla, yaşam nasıl devam ediyor ailesiz?”

Cevap veriyor: “Ben ailesiz değilim ki, benim çocuklarım benim âlimim yaşıyor. Onlar benle birlikteler.”

“Nasıl birlikteler abla?”

Dalıyor düşüncelere derinden ve ekliyor: “Her sabah yeni bir güne başladığımda, selam veriyorum hepsine teker teker. ‘Selamun aleyküm Fatıma kızım, selamun aleyküm, Muhsin oğlum, selamun aleyküm benim âlimim.’

 Sonra hep beraber kahvaltı yapıyoruz. Ben onların kahvaltıda ne istediklerini biliyorum, onların isteklerine göre kahvaltı hazırlıyorum ve hep beraber kahvaltı yaparak güne başlıyoruz.

 

           Allah’a mahsus olan yalnızlık insana güzel değerler katabilir mi? Uzaktan küçük gibi görünen dünyasında koskoca bir dünya saklanabilir mi?

 

          Öyle gizemli bir dünya ki, sadece o izin verdiğinde o dünyanın penceresinden içeri sızabiliyorsun. Öyle sevgi dolu bir dünya ki, hissedebilirsen, kapısından içeri girebiliyorsun.

        Yalnızlık bu kadar mı zor ve güzel olabilir? Yanında kimselerin olmayışı onu yalnız yaşamaya itmiş. Öyle güzel bir dünyanın yok oluşu ve yalnızlık. İşte hayatın gerçeği, işte gerçekler. Etrafında insanlar pervane misali dönerlerken bir anda şem`in yok oluşu. Evet, kim derdi ki iki evladını, âlim olan kocasını bir anda kaybedeceğini.

 

   Ve bir anda yalnızlığa itileceğini…

 Yalnızlığın içinde seyre dalıyorum seni. Düşüncede o kadar çok çelişki yaşanıyor ki. Ne hikmet vardı ki ne idin ne oldun. Ne güzellik vardı ki güzellikten güzelliğe yürüdün.

 

       Zahir yaşamda batini yaşamak ne kadar zor değil mi? Herkes gibi varsın bu âlemin içinde ve yaşıyorsun. Zahirde var olup batinde yaşamak…

 

      Hayatı görmek mümkün uzaklara bakışında… Daha benim göremediğim, görüp de tasvir edemediğim dünyanda neler yaşıyorsun?

 

      Gerçekler, gerçek gerçekler…

    Yalan görünüp de acı olan gerçekler.

 

  Yalnızlığı yaşaman sana o kadar büyük güçler vermiş ki, seni görünce senden güç alıyorum. Çünkü sen var olmayanı var etmeye çalışıyorsun.

 

 Eşinin, çocuklarının sevgisini yalnız olan büyük dünyanda yaşatıyorsun. Her sabah gözlerini yeni bir güne açtığında, adımlarını yeni bir güne attığında, her gece gözlerini karanlığa çevirdiğinde yaşatıyorsun sevgiyi küçük yürekte, büyük dünyanda.

 

                                                                                                                              ÜLKÜ ARAS

 


Yorum Ekle

Arkadaşıma Gönder

Yazdır

Facebook

Digg

Del.icio.us

StumbleUpon

Google

Yahoo

YORUMLAR

Nurcan Altun 09-04-2009, 12:01:48
Kalemine sağlık. Çok etkileyici bir yazı olmuş. Allah rahmetli Ataman hocanın değerli hanımının sabrını artırsın.
 
uzra 09-04-2009, 15:59:51
Rahmetli Ataman Ağa'nın bizlerin ve şu an iranda okuyan bir çok talebenin üzerinde emeyi çoktur. Dolayısıyla bu camiya emeyi büyüktür. Onun emanetine yani eşine destek olmak hepimizin vazifesidir. Eşi ile yakın irtibatı olan biri olarak şahsen bu konuda büyük bir ihmalin olduğunu düşünüyorum. Bizler liberal sistemin bireyselcilik anlayışını benimseyerek ''müslüman müslümanın kardeşidir'' anlayışını yitirmek üzereyiz. Eşininse maddi desteğe değil manevi desteğe ihtiyacı vardır ki onlar zaten maddeyi aşmış insanlardı. İmam Humeyni (r.a) in ''alimlerin eşine ve çocuklarına saygı ve sevgiyle yaklaşınız '' öğüdü geliyor aklıma..
Ağanın emeğine vefayı borç bilerek tüm müslüman kardeşlerimi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum...
 
birsen kocadağ 11-04-2009, 00:20:56
Dünyadan ayrıldığı gün, bu büyük alimin varlığından haberdar olanlardanım bende. Yetişen büyük alimlerin vefatını, toplumdan geri alınan büyük nimetlere benzetirim. Ve geride bıraktığı öğrencileriyle tanıştıkça, ettiğimiz her ahlaki sohbette onunda emeği var duygusuna kapılıp, nimetten bana da bir pay düştü diye rahmet gönderirim. Allah rahmet eylesin. Geride bıraktığı ailesi bizim baştacımızdır. Eşinin yerini hiçbirzaman dolduramayacak olmamız derdimiz, olmaya çalıştığımız manevi desteğimizse ilahi vazifemizdir. Rabbim layıkıyla ilgilenmeyi bizlere nasib etsin inşaallah.
 
hüseyni 11-04-2009, 19:18:45
Bu stresli ve biribirimize hüsnü zannı unuttuğumuz günlerde imanlı ağamızı bizlere hatırlattınız.
Allahın bizden istediği kulluk görevlerini mükemmel bir şekilde yaşayan merhum Ataman Ağamızın Ruhu şad olsun.
Bizleride alimlerimizin öğretilerinden ve gösterdikleri hak çizgide takipçileri olmaktan Yüce Rabbim ayırmasın.Sizdende mektebimizin bu nadide gülünü bizlere hatırlattığı için Allah razı olsun.
 
MALİK EJTER 12-04-2009, 03:51:59
ALEV HANIM ÖNCELİKLE ŞUNU BELİRTEYİMKİ BU DUYGUSAL YAZININ ALTINA BU KADAR TUTARSIZ YORUM YAPMANIZI ANLAMIŞ DEGİLİM,İKİNCİ OLARAK HACI BELGİN YALÇIN HANIMI DÜNÜ VE BUGÜNÜYLE İYİ TANIYAN VE TAVİZSİZ ZEYNEBİ DURUŞUNA YAKLAŞIK 30 YILDIR ŞAHİT OLAN BİRİ OLARAK ŞUNLARI YAZMAYI KENDİME VAZİFE BİLDİM. ŞÖYLEKİ( SANA ELHEMDULİLLAHI ÖGRETEN EMİN OLKİ ONA VELEZALLİNİ ÖGRETMİŞTİR.SON OLARAKTA EMİRİLMUMİNİN İMAM ALİ A.S DAN BİR HADİSLE SÖYLEMEK İSTEDİKLERİMİ TAÇLANDIRAYIM.EGER HERKES HADDİNİ BİLSEYDİ KİMSE HATAYA DÜŞMEZDİ.
 
Ülkü ARAS 12-04-2009, 09:18:14
Belgin Hanımın, yazımla alakasız bir şekilde, Alev Hanım tarafından eleştirilmesi beni son derece rahatsız etti. Bu yorumda sadece kasıt görüyorum.Bu tür yorumların yapılmamasını rica ediyorum...
Belgin Hanımın bugün gideceği umre ziyaretinde bizleride hatırlaması dileğiyle...
 
bir dost 12-04-2009, 17:55:49
ülkücüm;yazınız güzel beyendim ama yorumlarda beni rahatsız eden şeyler oldu,alev bacımın kızgınlık sebebini anlamıyorum,vardır bır sebeb...
malik eştere gelince ZEYNEBİ DURUŞ NEDİR keşke bir ögrense...zeyneb benzetmesi hiç hoş deyil
 
uzra 12-04-2009, 19:16:23
Bu tarz üsluba ve ahlaka uymayan eleştirilerinizi lütfen başka bir zeminde yapınız. Ağa'yı anlatan bu güzelliklere gölge düşürerek vebal almayınız.
 
Malik Eşter 12-04-2009, 19:50:01
Zeynebi duruş,Tevella ve Teberra'nın tavizsiz savunucusu olmanının ismidir.

Zeynebi duruş,İmam Humeyninin R.A dostuyla dost düşmanıyla düşman olmanın İsmidir.

Zeynebi duruş İmam hüseyn'in şialarının bir kısmı fetullahlçı'laştırılırken evinde ziyareti aşura duası okuyup tesbih çekerek cennet talep etmenin değil, bu zilleti kabul etmiyerek gayretle ayağa kalkmanın ismidir.İmam Humeyni R.A

Zeynebi duruş, bu memlekette hiç gereği yokken takiyyenin ardına saklanmamaktır.

Zeynebi duruş, cennet tamahı veya cehennem korkusuyla hareket etmeyen,Ehli Beyt fedaisi aşıkların ismidir.

Zeynebi duruş, Kufeliler gibi gizlide Hüseyn dostu ama iş merd i merdaneliğe gelince biz etliye sütlüye karışamayız deyip yıkılası evine çekilenlerin mertçe kınanmasının ismidir.

Zeynebi duruş,mümin ve mücadeleci kardeşlerine hased etmenin ismi değil, bütün toplumun saygı duyup takdir ettiği, fedakarlık ve kahramanlık sözkonusu olduğunda ise Şia Mektebinin mazlum tarihinde örnekleri çok olan Sadık-Aşıklarla yarışanlara yakışan ismidir.

Tarihin en büyük ve emsalsiz inkılabını HZ:İmam ı Rahil Kahraman ve fedakar çağın Hüseyni ve Zeynebi duruşlularıyla gerçekleştirmedi mi ...? Yoksa Çıtkırıldım Hamfendive beyefendilerle mi gerçekleştirdi...?

"
Her okul gürültü istediği gibi,.Hüseyn Mektebi de gürültü ister.Evlerine çekilip Ziyareti Aşura duası okuyarak tesbih çekenler bilsinler ki bu amelleriyle bu mektebe bir yardım ve yararları dokunmaz..Aşura Konuşmaları..İmam Humeyni R.A "

Ülkü kardeşimi Yazısı ve yorumundan dolayı kutlarken dürüstlüğünü provoke etmeye çalışan bir dost ( ! ) ismiyle güya yorum yazmış olan Hased ehline de Allah'dan basiret ve idrak nasib etmesini niyaz ederim.

BİR DOST (!) Belgin Yalçına husumet ettiğiniz kadar Aşura Mektebinin düşmanlaıyla uğraşsaydınız Sizi mutlaka tanırdık,toplum da tanırdı, mücadeleci kişiler kısa zamanda toplumlarda tanınırlar ama filanca falanca diye hiç duymadığımıza göre yoksa yer-altında mı yaşamaktasınız.

Bıçağınız İmam Hüseynin fedakar dostlarına niye bu kadar keskin de düşman sizleri tanımıyor.Yoksa duruşu sağlam mı değilsiniz(!)
 
Malik Eşter 12-04-2009, 22:51:20
Bir dost nik'li arkadaşa Belgin yalçınla ilgili yazdığı yorumundan dolayı cevabi yazı yazmıştım bu vesileyle de Hz:İmamı R.A hatırlatan birkaç cümleyi de herkesin okuması için ilaveten eklemiştim.Teessüfle görüyorum ki yazım yayınlanmamış Olmadı şimdi Sayın Editör Saddamı ya da Meryem Recevi alçağını mı övmüştüm Ki ,yayınlamamışsınız, bahse konu o yazımı yayınlamanızı istirham eder hayırlı günler dilerim.
 
UZRA 13-04-2009, 16:20:00
DAHA ÖNCEDE UYARMIŞTIM. YAZIYLA ALAKALI OLMAYAN BİR KONUDA TARTIŞMA ZEMİNİ OLMAYACAK KADAR ÖZEL BİR HATIRLATMADIR BU YAZI. EDİTÖRDEN RİCA EDİYORUM YAZIYLA ALAKALI OLMAYAN YORUMLARI LÜTFEN BURDA YAYIMLAMAYINIZ. RAHMETLİ AĞA'NIN ASLA TASVİP ETMEYECEĞİ TARZ VE ÜSLUPLARDIR.KİŞİLERİN HAKLARINA GİRMEK İÇİN BAŞKA ZEMİNLER BULUNUZ.
 
DEHLİZ -- DCL 15-04-2009, 10:31:32
SEVGİLİ ÜLKÜ HANIM BU DUYARLI YAZINIZDAN ÇOK ETKİLENDİĞİMİ SÖYLEMELİYİM.. BÖYLESİ BİR VAKİTTE SİZİN GİBİ GÜZEL VE İNSANCA BAKABİLENLERİN VAR OLDUĞUNU BİLE BİLMEK , UMUT VERİYOR YÜREKLERE..
 
reyhan 19-04-2009, 15:10:25
s.a gerçektende müslümanların bu denli yok edilmeye çalışıldığı,münafık ve kafirlerce müslümanların arasına fitne sokulmaya çalışıldığı ve imtihanımızın ağır olduğu bu dönemde dinimizi ve gereklilikleini çok iyi bilip sabır ve cesaretle imanımızı korumaya çalışmalıyız.ve ben ilk defa ismini duyduğum bu değerli alimin varlığından istifade edemediğime üzüldüm. ülkü hanımın silkelen ve kendine gel.der gibi bu güzel yazıyı yazmasından dolayı ona teşekkür ediyorum ve tüm ığdırlıların ülkü hanımın değerini bilmelerini umut ediyorum. orda yaşayıp o ve onun gibi insanlardan istifade etmek isterdim.çünkü bizlere çoksıradan ve yüzeysel gibi gelen konulara ülkü hanım çok ince ve farklı noktalardan yaklaşıp olayın gerçek boyutunu gösteriyor.alimin eşine Allatan sabır vermesini diliyorum.ayrıca malik eşter arkadaşın hz.zeynep ile ilgili yorumu çok güzel, bencede yerinde oturmak ve hiçbir şey yapmadan birşeylerin kendiliğinden olmasını beklemek islamda yoktur hz.zeynep de susup da oturmadı zaten ALLAHA EMANET OLUN.
 
Coşkun Sarsar 20-04-2009, 00:49:05
Mümtaz bir şahsiyeti hatırlamamıza vesile olmanızdan ötürü öncelikle teşekkür ediyorum.
Nankörlük vede vefasızlık perdesini araladığınız içinde ayrıca minnet duygularımı ifade etmek isterim.
Şeyh Ataman Ağa'yı yakinen tanıyan birisi olarak gerçekten duygulandım.İrfani boyutunu,takvasını,manevi dünyasının zenliğini müşahede eden aciz bir kardeşiyim.İran'dan Türkiye'ye kesin dönüş yaptığında Yaycı köyünde bir kaç arkadaşla evinde belkide ilk ziyaret eden gönül dostlarıydık.Yerleşeği şehir için henüz karar vermemişti.O engin tevazusu gereği bizden tavsiyelerde bulunmamızı istemişti.Hatta "Siz isterseniz Iğdırda kalıp,burada hizmetkarlık yapmayı düşünüyorum." diye ifadede bulunmuştu.Bir takım gelişmeler onu İzmir Bayraklı Camii'sine alim olarak gitmesine vesile olmuştu.Orada kısa sürede camii cemaatinin ve civardan gelenlerin sevgilisi haline gelmişti.Gerçekten vazifesini ifa ettiği süre zarfında kayda değer hizmetlerde bulundu.
Elim bir kaza sonucu vuku bulan vefatı,tüm ehlibeyt dostlarını olduğu gibi bizleride,yasa boğdu.Cenazesini almak için İran'nın Kum şehrine giden bir kaç kişiden birisiydim.Gerçekten çok duygusal anlar yaşamaştık.Allah ehlibeyt'le haşr etsin inşallah.....Nur içinde yatırsın...Çok sevdiği,bir an önce kavuşmaya can attığı o müstesna şahsiyetlere komşu etsin inşl..
Bizim vefamıza gelince......
Allah yüce kitabında buyurmuyor mu?
-"Sizin için yarattıklarımı ağaçlar kalem,denizler mürekkep olsa yazmakla bitiremezsiniz.Ama insan yine nankör,yine zalimdir."
Allah'a karşı nankör olan bizlerin yarattığına karşı mürüvvetsiz,vefasız olması çokta yadırganacak bir hal olmasa gerek.
Hazreti Hüseyin(A.S) in elçisi Müslim Bin Akil'e vefa gösteren Tav'a kadar olmayıp gece karanlığında evlerinin perdelerini çeken erkeğe benzeyenlerden farksız bir toplumun mensuplarıyız..
Aciz ve naçiz ifadelerimi Tertemiz Ehl-i Beyt İmamlarından nakledilen şu veciz sözle tamamlamak istiyorum....
_Vefada gitti...tıpkı iyi dostun çekip gittiği gibi.Şimdiyse,mihrapla minber arasında akrepler gidip gelmede...
Vefa yağmurunun bir damlamısının üzerimize düşmesi ümidi ve arzusu ile.....
 
Muhammed KOC 20-04-2009, 03:43:47
Basta Ülkü ablaya yasizindan dolayi ve yorum yazanlara alaka gösteren herkese ilgilerinden dolayi cok tesekkür ederim.Babam icin yazilan,söylenen sözler en az siz degerli doslari kadar benim de kögsümü kabartti.Baska Bir Dünya ,gerek konun anlatimi gerekse budenli özenle secilmis övgü dolu sözler, tarifi mümkün olmayacak kadar güzel ve bir okadar benim icin degerlidir.
1996 yilindaki elim kazadan sonra babam ve annemin arkadaslari aile dostlarimiz daha nice bizim bile tanima firsantimizim olmadigi degerli sevenlerinin göstermis oldukalri ilgi alaka ve destekler, ayni bir kardes bir abla bir abi sicakliginda ve samimiyetindedir.ümid ederim ki Allah mükafatlarini ,Imam Ali Imam Hasan Imam Hüseyn Hz. fatima´nin eliyle verir.
Bir Baska Dünya ´yi defalarca okudum. Yanliz benim takildigim nokta annemin kazadan sonra sanki tüm ailesini kaybetmiscesine yapa yanliz kimsesizler gibi yasiyor mus gibi anlatiliyor olmasi. yada benmi öyle anladim?Annemin kazadan sonra halen devam, eden arkadaslarinin destelkeri hem pskolojik acidan hem sosyal cevreye acilmasi aciindan önemli derece olumlu etki etmnistir. Allah hepsinden razi olsun emeklerinin karsiligini dünyada ödemek mümkündegil.
Ama bunu , yakin cevresi ailesi tamamen ilgi göstermiyormus gibi aksedilmesi beni binebze olsun rahatsiz etti. Annem kazadan simdiye dek hep ailesinin yaninda oldu. teyzelerim,halalarim dayilarim dedem amcam vs.. yakininda uzaginda kimvarsa kim varsa hep destek olmustur ve halende olmaktadir. Onun ailesi onu hicbir zaman yapa yanliz kücük evin de (100m2)birakmadi.Hepimiz ona bir nefes kadar uzaktayiz.
Bu yanlis veya yanlis anlasilmaya acik bölümler disinda hersey tekkelime ile cok güzel olmus.ülkü ablanin aline yüregine saglik.
KIYAMET GÜNÜ OLDUGUNDA ,ALIMLERIN KALEMLERININ MÜREKKEBI,SEHITLERIN KANLARIYLA ÖLCÜLÜR.
ALIMLERIN KALEMLERININ MÜREKKEBI SEHITLERIN KANLARINDAN DAHA ÜSTÜNDÜR.
( leal´il Ahbar c.2 s.272 )
 
ülkü ARAS 20-04-2009, 20:02:58
Öncelikle yazımda istemeyerek yanlış anlaşılmaya vesile olduğum için ,Muhammed kardeşim ve ailesinden özür diliyorum.Bu yazıdaki amacım onun ailesi tarafından desteklenmediğini göstermek değil bizlerin suna ablaya gereğince ilgi göstermediğimize dikkat çekmekti.Hedefim sizi kırmak veya rencide etmek değildi.Elbetteki sen başta olmak üzere ,bütün ailesi onun yanındasısnız.Öylede olması gerekmektedir.Buna gerek görmediğim için yazıda değinmedim.
Ataman ağadan bir nişane olarak senin nekadar çok annene destek olduğuna ben şahidim.Yolların uzaklığını dinlemeden...Yazının yazıldığı dönemlerde suna abla özellikle yanlızlığı tercih ediyordu.Ne dostlardan nede aileden destek almak istemiyordu.Bahsedilen yanlızlık zahiri bir yanlızlık değil batini bir yanlızlıktı.Eşini ve çocuklarını kaybetmenin acısında yaşadığı bu doğal süreci sizlerle paylaşmak istedim.
Bilmeden yanlış anlaşılmaya vesile olduysam hakkınızı helal edin.a.e.o
 
Coşkun Sarsar 20-04-2009, 22:34:26
Bir önceki yorum yazısında İmam Muhammed Bakır (a.s)'dan rivayat olunan hadiste düzeltme yapmam gerekiyor.
İmam şöyle buyuruyor; "Hey hat! Vefa da gitti tıpkı iyi dostun çekip gittiği gibi.....İnsanlar mihrapla minber arasında akrepler gidip gelmede."
şeklinde olmalıydı.Düzeltir özür dilerim.
 
Muhammed KOC 21-04-2009, 03:22:40
Ülkü abla gösterdigin hassasiyyetten dolayi cok tesekkür ederim.
saygilar...
 
KADER TEZŞAH 21-04-2009, 11:16:26
Bende o değerli alimin ve eşine çok zor raslanan o suna hanımın izmirden talebesi olarak birkaç söz yazmak istedim.ben onların örnek bir aile olduklarına ve herşeyleriyle her durşlarıyla her sözleriyle başka bir dünyaya götürüyorlardı bizleri.kıbtayla baktıgımız bir aileydi.desem inanın abartmamış olurum.biz hala agamızın o çok değerli alimimizin acısını yüreğimizde yaşıyoruz.allah onun şefatini bizlere nasip etsin.çünkü onlar şahidlerdir kızı ilim için gidiyordu irana.(ben kendimi oyönde çok şanslı buluyorum benim siğa bacımdı)allah hepsini imam huseynle hz.zeyneple haşr etsin inş.allah sizdende razı olsun bacım eline yüreğine saglık.
 
BÜŞRA EKER 22-04-2009, 16:02:09
S.A

YAZINIZI OKURKEN ÇOK DUYGULANDIM VE GÖZYAŞLARIMA HAKİM OLAMADIM BEN ÇOCUKKEN TANDIM RAHMETLİ ATAMAN AGAYI YAZIYI OKURKEN GÖZLERİMDE CANLANDI SÜRETİ AGAM ALLAH RAHMET EYLESİN SANA ....

SELAM VE DUA İLE
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

16/03/2012 GÜNÜMÜZÜN HASTALIĞI VESVESE
19/02/2012 TUHAF
16/01/2012 EŞYALARIN HİZMETÇİSİ OLDUK
21/12/2011 DOST OLMALI MI?
21/11/2011 Bir umut bir arayışla...
30/10/2011 Her Şey Ona Ayarlanmış
17/10/2011 HAYAT DEVAM EDİYOR
06/06/2011 BAŞARILI OLABİLMEK
09/05/2011 NASİP
08/04/2011 DÜŞÜNCEDE ÖZGÜRLÜK
09/03/2011 NEREYE GİDİYORUZ?
18/02/2011 BABAMIN ÖLÜMÜ
19/01/2011 KURU SLOGANLAR
10/01/2011 AŞK ve VEFA’dır KERBELA!
20/11/2010 ÖYLE BİR GEÇER Kİ ZAMAN
31/10/2010 KÜÇÜK ZEYNEBİN ÖYKÜSÜ
28/09/2010 KERBELA YOLCULARI
31/08/2010 BAĞIŞLANMA GECESİ
06/08/2010 AZGIN NEFSE SESLENİŞ
07/07/2010 ŞEYH HAMZA GÖLELİ
05/06/2010 KANLI EYLEM
30/05/2010 BİR YILDIZ DAHA KAYDI
12/05/2010 ÇARESİZ KADINLAR
29/04/2010 UMUTLARIM
28/03/2010 ÇALIŞTAY ve FARKLI GÖRÜŞLER ÜZERİNE
13/03/2010 VAHDET HAFTASINDA KADIN SEMPOZYUMU
24/02/2010 GECENİN RENGİ
29/01/2010 GÜÇSÜZLÜĞÜN SEYRİ
29/12/2009 KERBELANIN BİZLERE VERDİĞİ MESAJLAR
02/12/2009 YARATILANI SEVELİM YARATANDAN ÖTÜRÜ
01/11/2009 AKILLARA YERLEŞEN DOMUZ GİRİBİ
21/10/2009 YAHUDİLER
27/09/2009 FEDAKARLIK
09/09/2009 RAHMET GECESİ
22/08/2009 ŞEYTANIN TUZAĞI
10/08/2009 ANNE VE BABASI AYRILAN HALİL’İN DİLİNDEN
17/07/2009 YAŞAMIMIZ VE DİN
20/06/2009 DİZİLERİ YAŞAMAK
30/05/2009 YİNE SİYASİ KRİZDEYİZ
22/05/2009 AYETULLAH BEHÇET
10/05/2009 KARDEŞLİK ZAMANI
28/04/2009 SONUÇ NEREYE VARACAK
08/04/2009 BAŞKA BİR DÜNYA
01/04/2009 IĞDIR'DA BEKLENEN SONUÇ
12/03/2009 BAHÇEMİ YAKAN GÜNAH
19/02/2009 ERBAİN HATIRASI
05/02/2009 ŞİMDİ ALKIŞLAMA ZAMANI
29/01/2009 ÖLÜMÜN ARDINDAN
19/01/2009 ERGENEKON MASALI
04/01/2009 GAZZE’Yİ GÖRMEMEK
09/12/2008 YALNIZLIK
 
 
YAZARLAR
Y. ZİYA T.YILMAZ

YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNER
ABDULLAH ÖZGÜR

Azerbaycan’ın Gayretli Müslümanlarının Direnişi
MUHAMMED AK

Devrimci bir Sufi: İmam Humeyni!
Hüseyin TAŞ

İslami İran ile Türkiye Rakip Ülkeler mi?
MEHMET YETKİN

Bahreyn ve Halk Kıyamı
Abdulkadir Çuhacıoğlu

AKAN KANLAR VE ÂLİMLERİN SESSİZLİĞİ
MUHSİN KÜÇÜKER

İKİ ALİ ÜNAL MI?
KEMAL KEMAHLI

ALİ ÜNAL’IN, ŞİA VE İRAN YANILGILARI
MEHDİ AKSU

SEYYİD ALİ HAMENEİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ-3
KONUK YAZARLAR
Ali ERDEM

SİNCAN OLAYI VE BİR HUKUK SKANDALI
Mikail GÜREL

En Büyük Kusur Kibir ve En Büyük Allah
RIZA BAKIRLI

AKLIN ÖNÜNDE SET OLUŞTURMAK
Rahmi Onurşan Rahmani

Adın “Ali” ama gözlerin “Muaviye”ye benziyor (1)
HAZIM KORAL

SIFFİN SAVAŞI
Bilgehan Ova

SANAT YAZILARI (II)
FUAT TÜRKER

Özgürlük Değil Şeytan’a Tutsaklık
AZERİ YAZARLAR
Muhammed Mustafa

Evroviziyon-Gaylar, İnsanlığı çökertmeye yönelik sinsi planlar
Meşedi Natıq

Gənc Hüseynin anası Zəhraya və bacısı Rüqəyyəyə ünvanladığı məktub
Tural Əli

Zindanda bir gün...
Emin Gənciyev

AYIL EY AZƏRBAYCAN !!!
Emin İmanlı

Dinin gövhər və sədəfi
Gönül İsmayılkızı

Təhqir edilən ŞƏHİDLƏR
Hacı Arzu

Açıq!
Devran Abdullah

Quba aksiyası ilə inanclıların aksiyalarını birləşdirən məqamlar var
Kənan Rövşənoğlu

AZƏRBAYCANDA RUHANİLİK
Vüsal Hətəmov

Hər zadı tərsinə ölkəm…
Ali Caferi

Ölümüzü dəfn etməyə bir molla var?ali
NAMAZ VAKİTLERİ
TV KANALLARI
Türkçe Kanallar
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Yumurcak Tv
Kudus Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU

TARİHLİ ARŞİV



GAZETELER

DERGİ ve MECMUALAR

BAĞLANTILAR

YABANCI GAZETELER

 

Ana Sayfa   |   İletişim   |   Giriş Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle |   Sitene Ekle

Yazarlar ve makalelerin Yayınlanan  haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur

 
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.
2008 © RAST HABER   www.rasthaber.com
Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım :Networkbil.net
Atanur Evden Eve Nakliyat Küçükçekmece Evden Eve Nakliyat