Hamd önde de sonda da anılmakla yeterince anılmayan,
düşünmekle künhüne varılmayan, methedildiğinde methi layığına eriştirilemeyen
Yüce Allah’adır.
Allah’ın salât ve selamı âlemlere rahmet Muhammed
Mustafa ve onun tertemiz Ehl-i Beyt’i üzerine olsun. Selamet Resul’ün sadık
ashabına…
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız.
Bu
makaleyi kaleme alırken gözlerimizin kapakları kapanmaya hasret kalmış ve
acılara duçar olmuş bedenlerimizi doyurmakta zorlanıyor olsak daHak Teâlâ’ya olan umudumuz yıkılmadığından kalemimiz kendi
mecrasını bulmaktadır. Böylesi bir makalenin İslam ümmetinin kendi içinde
yapmaya korktuğu bir muhasebeyi gözler önüne sermek adına ilmi ve kalemi
gerçekten Hak Teâlâ’nın lütuf ettiği kadar ilerleyen biri tarafından kaleme
alınması bir yana İslam ümmetinin açmazlarını göstermesi açısından hayırlı olur
inşallah. Yine de büyük belagat üstatlarının salık verdiklerini kendilerinin
görmezden geldikleri, Nehc’ül Belaga’yı ezbere bilenlerin uygulamada neler
yaşadıkları, Kur’an hafızlarının İslam’ın açıkça yasakladığı alanlarda at
koşturdukları hepimizin malumudur. Buna rağmen susmayı tercih edip, İslam
tehlikedeyken birbirimizi takkiyecilikle suçlamaktan geri durmuyoruz. İftirayı
kendimize, ümmete ve hatta Allah’a atıyoruz. Ancak tüm bunları İslam ümmeti
yapsa da Muhammed – s.a.a. – in ümmeti bu değildir. Resul’ün(s.a.a) dini bu hiç
değildir.
Resul(s.a.a)
bu dini bu hale düşmesi için getirdiyse, anlamsız hülyalar peşine düştü
asırlardır uğruna can verenler, ama eğer O büyük efendinin, Allah’ın Resul’ünün
hülyası adalet dolu bir dünyayı İslam bayrağıyla yaşatmaktıysa o zaman
sesimizin soluğumuzun çıkmaması gafletin içine gömülüşümüzden, heyecanımızı maddeye
satışımızdan, aklımızı şeytana peşkeş çekişimizden, aşkımızı mahalle
partilerinde çektiğimiz birkaç tane esrarda bırakışımızdan, dinimizi afyon
kılışımızdandır. Halbuki İslam bir gerçeklik dinidir. Akıl dinidir. Bizlerin
derk ettiği ve telakkileri gibi bir sarhoşluk dini değil.
Allah’ın
ayetlerini kullanarak kendi dünya düzenimize kılıflar uyduruşumuz tüm İslam
ümmetini ataletin en büyüğüne hapsetmiştir. Allah kelamı bizlerin diline
düştüğü gün etkisini yitirmiştir bu toplumda. Bizler bu ümmetin/toplumun içini
oyup yerine başka bir dünya görüşünü
İslam adı altında dikmişiz. Her an Allah adını kalpten değil de durmadan dilde
çevirip Allah’ın kendisine değil ismine inananlar, kendi sapma vekendi
kapılışlarını meşrulaştırmak için yeni nesilleri kullandılar. Huseynî
hülyalarımıza Yezidi sevdalar diktiler. Zeynebi duruşumuza ciğer yiyen kadının
şehvetperestliğini aşıladılar. Gül kokusunu bilmeden gülden bahsettiler. Aşkı
bilmeden aşkımızı tükettiler. Kendi dünya görüşlerini meşrulaştırmak için gül
kokulu Resul’e(s.a.a) işkence ettiler. Yazıklar olsun bizlere ki kendi Huseynî
duruşumuzdan şüphe edip yazdığımız mektupları unuttuk, Zeynebi duruşumuzu
unutup şehvetlere koyulduk… Onların gerçek yüzünüzü görememek bize pahalıya
patladı. Dinimizi onların sonradan kurulan ve kendi yaptıkları ve taptıkları
putlara o anlamsız dine sattık. Bizler ahretimizi onların dünyasına sattık. Ne
de kötü bir alışveriş yaptık oysa. Ne de kötü davrandık o gül kokulu yâre, o
aşktan yaratılmış güzelliğe, Resul-u Ekrem’e(s.a.a). Ama yine de bilesiniz
bugün uyanış vaktidir. İslam’ın sancaktarlığını inkılâbın sevdasıyla yanıp
tutuşan yürekler aldılar. Alemdar olmak zordur bu yolda bilir hepsi. Ve hepsi
artık bu dünyadan geçip şahadet yeminleri ederek aşkı arzulamaktadırlar.
Siz
ey İslam ümmetinin bireyleri!
Yetmedi
mi bunca zamanlık uyuyuş. Yetmedi mi Allah’ın kitabına ve Allah’a atılan bunca
iftira. Yetmedi mi bu gaflet uykusunu kendimize bir var oluş gibi atfedişimiz.
Uyanma zamanı gelmedi mi? Görmüyor muyuz ne halde olduğumuzu?
Herkes
görev üstlenmek ve hakkaniyetine yol alabilmek için bir diğerini beklemekte.
Hepimizi sürü psikolojisi sarmış durumda. Sürüdekiler güdülürler bilirsiniz. Bizler
ise Allah’ın hür yarattığı insanlarız. Allah’ın verdiği hürlüğü bizlerden kim
alacak? Ne çabuk haklarımızdan vazgeçiyoruz böyle. Sürü düşünmez, emredileni
yapar. Ama Allah bizlere O’ndan geleni bile düşünme izni vermiştir. Allah bize
şüphe gibi bir durak izni vermiştir. Neden böylesine az düşünmekte ve Muhammedî
İslam’ı, dünyevi İslam’a feda etmekteyiz? Hepimiz yarınlarda olacakları iyi
düşünelim. İnkılâp bizlerin gönüllerini nurla doldurmadığı sürecehakikatimize ulaşamayacak ve gerçekliğimizi
evlerimizdeki Kuran’a bakmadan fark edemeyeceğiz.
İndirelim
artık Kuran’ları duvarlardan. Kuran bizlerin gönlüne inmesi, sindirilmesi gereken
bir kitaptır, duvarlara asılmak için değil! Uyanış Kuran’la mümkündür, yalnızca
onunla… Kuran’ları güzelce muhafaza ettiğimizi mi düşünüyoruz duvarlara astığımızda?
İki karton kapak arasındaki sayfaların bir önemi yoktur bilesiniz. Asıl önemli
olan muhtevadır. İçerisi bilinmeyen, yararlanılmayan bir Kuran yaşamıyordur.
Kuran’ı öldürmek Allah’ın dinini tahrif etmektir. Kuran’ı koruyacak olan Allah
elbette bize bu nimetin şükrünü de soracaktır. Artık fark etmeden de olsa
taptıklarımızı bırakalım ve dönelim yüzümüzü dümdüz hanif dine, İslam’a.
Allah’ın katında tek hakikat odur. Bu bizlerin dinidir. İyi işlerde
yarışanların ve hayrı emredip, şerden beri edenlerin dini. Kuran bizler için
indi duvarlarımız için değil. Orada mümin, salih kullarının şerefi ve yüceliği
anılmaktadır. Ölülerinize okumak için elinize aldığınız Kuran ölülerden çok
dirilere faydası vardır. Bir toplumda Kuran ölüyse, diriye fayda etmeyeceği
gibi ölüye de fayda etmez. Allah’ın dinine dönmemiz Kuran’ın ve Kur’anın
müfessirleri Ehli Beyt(as)ın aracılığyla olacaktır.
Kesin
sınırlarla aramıza çizgiler koyduk bizler. Birbirimizi dışlamak ve farklı
mekteplerin mensubu olan din kardeşlerimizi yok saymak istedik. İslam bizlere
yasak kılmadı mı kavmiyetçilği, gurupçuluğu, mezhepçiliği? Halbuki bazılarımız
hala siyahı beyazdan ayrı mı tutmaktayız? Hâlbuki ikisini de Allah yaratmadı
mı? Allah’ın ayrı tutmadığını biz hangi hakla ayırabiliriz?
Babadan,
dededen duyma din kurallarıyla İslam yaşanmaz. İslam dünyanın gerçekçi yüzüdür.
Benim dinim dedemin uyguladığı gibidir diyenler cahiliye ateşinin göbeğinde
yanmaktadırlar. İslam’ı gerçekçilik aynasından okumayanlar, İslam’ı hurafeler
dini haline getirenlerdir. İslam benim babamın dinidir diyenler, İslam’ı babasıyla
toprağa gömenlerdir. İslam hakikatin özüdür. İslam, kabuğu kemirmek değil,
cevizin içini yemektir. Ama elbette bu babadan İslamcıların işine yaramaz.
Evet, onlar İslamcıdırlar, tıpkı kralcı gibi. Ne severler İslam’ı ne de ondan
vazgeçerler. Onu tüketip yok ederler, kendileri zaten bir çıkmazın içine
düşmüşlerdir. İslamcıdır onlar, kendilerinde olmayanı satarlar, İslam satarlar
onlar… Ama bizim onlara ihtiyacımız yoktur. Bizler İslam’ın sancaktarlığını
yapmak isteyenlere açarız gönlümüzü artık.
Dünün
dünyasında İslam bizimdi. Bizler de İslam’ı iyi ya da kötü sahiplenirdik. Bugün
ise ne İslam bizim ne de bizler İslam’ınız. Hepimiz çıkmaz sokaklara
hapsetmişiz kendimizi. Bütün dünyamızı örümcek ağları sarmış. Hakikatin
penceresini aralamak şöyle dursun, hakikati talep etmek bile aklımızdan
silinmiştir. Sömürü dünyasında koca sömürgeler olduk. Hangimize sorsan ben
Huseyn’im der, ama çoğumuz Yezid’in sıfatlarından arınamadık.
Yeter
artık!
Bu
gidişe bir dur demek gerek. Ahlaksızlık, kapılarımızı çalmadan giriyor
evlerimize. Yatak odalarımız herkesin gözlem yeri oldu. Modern İslamcılar son
model arabalarıyla gezerken, başlarını sokacak evleri olmayan binlercesi
sokaklarda yatıyor. Yanı başımızdaki evde bir tas çorba pişemezken, bizler
çeşit çeşit yemeklerle ziyafetler veriyoruz. Hicretin kaçınılmaz olduğu yerde
hicreti bırakıp dinimizi satıyoruz. Züht nerede, hoşgörü ve güzele akmak
nerede?! Nerede İslam’ın sevecen yüzü? Nerede gerçek İslam’ın şehadet sevdalısı
koruyucuları? Nerede Ali’nin Ebuzer’i, Ammar’ı?
Ama yeniden başlamaksa dilek,
artık maddeciliğin, para aşkının kaleleri yıkılacaktır bilesiniz. Züht deryası
dalacaktır evinize. Hoşgörü denizine yelkenler açacaksınız birer birer. Ve
İnkılabî İslam’ın sevgi tohumları bizlerin gönüllerinde yeşerdikçe, hepimiz
Asr-ı Saadetteki güzellikleri tadacak, gül kokulu yâr ile buluşmayı özleyeceğiz.
Ey Tağut! Dinle!
Canını canan için harcamayı hiç de zor bilmez
bir âşık bilesin. Ve artık hissetmeli tağutlar İslam’ın aşkla çarpan
kalplerini. Şeytanın kaleleri yıkılacak bir gün elbet ve büyük bir heyecan ile,
yeni fetihler yapacak iman dolu gönüller. Yakındır Zaferi İslam’ın inşallah...
Gene iyi bir yazı olmuş . Dilerim çok çok daha iyi olur .
" Her nereye baksanız beni görürsünüz . Her yön benim . "
KURAM = KEHANET :
Allaha and olsun ki . Allah ve dini tarafından kendilerine verilmiş olan beş maddi duyu organı ile , hiç aralıksız Allaha ve dinine açık gözle = beden gözüyle tanıklık ettikleri halde , çok açık biçimde gözlerinin önünde olan , her türlü ihtiyaçlarına cevap veren , hayrını ve şerrini çok açık biçimde gösteren ve açık biçimde gördükleri halde , ,,,,
ALLAH ve DİNİ = dini ilkeleri , gene tanıklık edilebilir biçimde algılanıp tanımlanamıyorsa , bu doğrultuda ne yapmalı ne yapmamlı bilinci ile düşünce , söylem , eylem birliği , kişilik ve yaşam = inanç biçimine dönüştürülemiyorsa , hala bir hayvan misali iç güdüsellik ve geleneksellik bileşimli düşünce , söylem ve eylem birliği içerisinde olunuyorsa , ,,,,,,,,,,,,
İnsanlar istedikleri kadar Hz . İbrahimin tanımladığı Allah sıfatlarını ve kuran ayetlerini bir papağan , fişi takılmış bir teyip misali her an tekrar etselerde , şeytana ümmet olmaktan bir adım öteye geçemezler . Cehennem ehli olarak kalır , her boyutta batılı , şerri , kötülğü yaşar , yaşatırlar . Karanlık , günahlı nurun temsilcileri olurlar .
#FFFFFF">
eda erdem
08-04-2009, 14:45:11
#FFFFFF">
s.a.Gerçekten bu yazıyı herkesin okumasını isterdim.Kararmaya yüz tutmuş kalplerde silkelenme, uyanışa hazır gönüllerde filizlenen tohumlar görülecektir.Allah razı olsun, kaleminizin kuvveti eksilmesin inş...
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.