Bak, ben geldim. Yine yağmurlu bir akşamüstü, kuşlar
evlerine birer birer dönerken insanlar ise kimliği belirsiz bir şekilde
sevdikleriyle yürürken geldim. Sana geldim anne. Eskiden olduğu gibi
yağmurların gök gürültüsü ile düeti esnasında korkunca yanına geldiğim gibi.
Ama şimdi korkmuyorum artık; büyüdüğümden değil anne, yalnızlığa alıştığımdan.
Senden sonra o kadar insan beni yalnız bıraktı ki hayat sahnesinde, artık
bunlar sıradan şeyler geliyor bana.
Yolda gelirken bir çiçekçi dükkânına uğradım; binlerce
çiçeğin renk uyumuyla, cennet bahçesini andıran bir yerdi. Saksıların
içerisinde toprağın yoldaşı olan, özgürlük hayalleriyle yüzlerini güneşe dönmüş
çiçekler, bir de senin en çok sevdiğin beyaz güller vardı anne. Bir demet
yaptıracak kadar param olmadı hiç ama yine de sen seversin diye bir tanesine
razı oldum.
Sana da bu toprak parçasını
çok görüyorlar mı anne? Bahçıvanları, zalim kimseler
olan toprak parçasında sevgisizce büyütülen gülleri özgürlüklerine kavuşturmam
da ne gibi sakınca var sence?
Sana, yağmurun yumuşattığı
topraktan, dikenlerini sevgiden dolayı saklayan güllerden toplamak
isterdim, ancak buna kimse izin vermedi.
Güneşle Ay’ın nöbet değişimi şimdi.
Birazdan alacakaranlık saracak etrafımızı ve ardından sırdaşım olan gece
selamlayacak seni. Bak ezanlar okunuyor şehrimde. Kalk anne, yine beyaz
örtülere bürün de tut elimden namaz vakti geldi diye.
Neden toprağın bu kadar solgun?
Oysa ben seni yalnız bırakmaması için yağmur duasına çıkmıştım. Neden, isminin
yazılı olduğu tahta bu kadar toprağın içine batık? Oysa ben her tarafını
taşlarla sağlamlaştırmıştım. Aklıma senin uyuduğun kırık dökük yatağın geliyor.
Senin yaptığın gibi yapmıştım mezarını. Tıpkı yatağın gibi. Sahi mezar da
insanın bir yatağı değilmi dir? Sen hep böyle derdin bana, ölümden korktuğumu
sana söylediğimde anne.
Son zamanlarını hatırlıyorum anne,
hani bir seher vaktiydi, Allah’a hamd ile uyanmıştın, bir ayağını büyük taşla
sağlamlaştırdığın kırık yatağından. Ben ise, seninle namaza durmak için gecenin
odamızı mateme bürüdüğü karanlığın içinde seni takibe koyulmuştum. Lavaboya
gittiğini sandığımdan mutfakla yan yana olan odamızda seccadelerimizi namaz
için hazırlıyordum. Seninle namaz kılmak o kadar güzeldi ki, seninle birlikte
sabahın ilk ışıklarına ve güneşin bizi selamlamasına tanıklık ederdim. Ve seni
eskimiş beyaz entarinle meleğe benzetirdim. Hayatım boyunca ilk ve son
mutluluğumdu belki bu anlar. Uzun bir bekleyişten sonra, namaz vaktinin
geçişini haber vermek için sana doğru hareket ettiğimde ayın ışığı ile
aydınlanan mutfağın kapısı önünde yerde oturur halde buldum seni. Sen beni
görmüyordun Anne. Bir şeyler saklar gibiydin ve aceleci tavrın dikkatimi
çekmişti.
Bunu anlatmak kolay değil anne, o an
ki, güneş bile dünyayı aydınlatmayı geciktirmiş, mutfağı ışığıyla saran ay
nedense bulutlar ardına saklanmıştı. Yerde bulunan ve bağdaş kurup önünde duran
poşetler dikkatimi çekmişti. Neden sonra farkına varmıştım anne, birinin içinde
bayat ekmek parçaları diğerinin içinde ise çürümeye yüz tutmuş kayısılar vardı.
Ve sen sanki birinden saklarmışçasına hızlı bir şekilde ekmeklerin arasına
kayısıları yerleştiriyordun.
Dizlerim tutmaz olmuştu anne.
Yüreğim yangın yeriydi, ne yapmalıydım? Orada öylece durup seni mi
izlemeliydim, yoksa gözyaşları içinde seni beklemeden secdemi etmeliydim?
Bağışla anne!
Ben seher vakti ile sabah namazı
vaktinin aynı olmadığını sensiz olduğum gecelerde anladım.
Neyse anne!
Şimdi gitme zamanıdır. Seher vaktine
bekler melekler. Eğer tutsak olduğun bu toprak parçası içerisinden dışarı
çıkmak istersen, çatlaklar arasında yağmur damlalarının sızdığı evine gel, bil
ki, ben kışın soğuğunda bile mutfakla yan yana olan odamızda namaz için
seccadelerimizi açmış seni bekliyor olacağım.
Harika bir yazı...Duygular ancak bu kadar ifade edilebilir...Gözyaşlarımla okuduğum bu yazı beni geçmişe götürdü...Kaybettiğim, ama yokluğuna alışamadığım birinin yanına...Bu güzel ve duygu yüklü yazı için teşekkürler...
#FFFFFF">
Ali B. Rızaoğlu
05-04-2009, 20:45:16
#FFFFFF">
Herzaman olduğu gibi yine beni gururlandırdın ... Seni tebrik ediyorum ...Allah yolunu açık ilmini daim etsin...
#FFFFFF">
özgür kölan
08-04-2009, 22:36:24
#FFFFFF">
müthiş bir yazı... çok duygulandım... bu duyguları tatmayıpta tattırmak büyük beceri ister... Allah yolunu hep açık eylesin.. bu duyguları tatmamak dileğiyle...
#FFFFFF">
h i s a n KIRAN
10-04-2009, 17:03:02
#FFFFFF">
güller her dem olmaz,her dem gülü sağ tutamaz...
geçtimi gül zamanı ardında bir demet göz yaşı birakır.göz yaşlarınla toprağı yıkarsın ki tekrar açsın güllerin..heyhat..giden gitmiştir ömründen...
bir demet gülümüze gitsin bu gül kokan sözcükler..bir demet gül ki vakitsiz soldu..
#FFFFFF">
mazlume nisa
16-04-2009, 06:49:59
#FFFFFF">
cok dokunakli bir yazi olmus gercekten... Allah razi olsun... dolan gozler uzaga daliyor bu yaziyi okurken...
#FFFFFF">
Azer Özmen
28-04-2009, 17:33:06
#FFFFFF">
Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın Adıyla...
Yazılarınız çok içten ve etkileyici.Masalımsı ve betimleyici bir uslupla söylemek istediklerinizi sıkmadan aktarabiliyorsunuz,ne mutlu size.Allah hak ve hakikat yolunda kaleminize kuvvet versin.Baki slm ve iltimasi dua ile...
#FFFFFF">
Ali Selam
23-06-2009, 15:09:48
#FFFFFF">
Selamun Aleykum. Üstadım Bilirmisin Annesi sağken ve yanında iken Anne hasreti ceken biriyim. Nedenini belkide biliyorum ,Ama Anne kelimesini duyar duymaz ,okuduğumda, Göz yaşlarıma hakim olamıyorum, çünkü hep aklıma yasadığım bir olay gelir ve sonrasıı...
Yasım vaktinde 14-15 di yaramazlık dönemlerimdi, ve kavga etmesini sevmediğim halde hep kavga ederdim. birkeresinde beyaz gömleğim kanlar içinde eve geldim, gömleğimin yarısı kırmızı yarısı ise beyaz dı , Annem beni kanlı gömlekle gördüğünde tarifi imkansız ağlamaklı bir çığlıkla HUSEYNNNNN diye bağırdı ve bayıldı.. (ismim Ali). neden öyle bağırdığını anlayamamıstım. başında uğraslardan sonra ayıltabildim. Anne neden beni görünce Huseyn diye bağırdın diye sorduğumda Göz Yaşlarını tutamayarak anlatmaya başladı
EVLADIM HZ.PEYGAMBERİ (s.a.a) BİLİRMİSİN ? EVET ANNE , PEKİ YA ONUN HEM KIZI HEM ANNESİ OLAN FATIMATUZZEHRA'YI (s.a) EVET ANNEM ANLATTIĞIN KADARIYLA BİLİYORUM, İŞTE OĞLUM ONUN UĞRUNA ALEMLER FEDA OLUNUCASI OĞLU VAR, ADI HUSEYNDİR. VE BACISI ZEYNEP (s.a) VAR, HUSEYN (a.s) KERBELA DA CANİCE ŞEHİT EDİLDİ, VE BEYAZ GÖMLEĞİNİ KANLAR İÇİNDE HZ.ZEYNEB (s.a) nın önüne getirdiler.. ve zeyneb orda öyle bir çığlık attıki, tüm insanlığın ciğerini dağladı ve o esnada bayıldı..
Evladım bende seni o halde görünce kendimden geçtim ve Aklıma Kurban olduklarım Hz.Huseyn ve Hz.Zeyneb (a.s) geldiler..
evet Anne kelimesini duyduğumda aklıma o an öksüz olusum gelir, diğer öksüzler gibi anneye hasret biri olarak görürüm kendimi. Şimdi ise Bu güzel yazınızı okuyunca Birkez daha öksüz olusum geliyor Aklıma..
Allah razı olsunüstadım...
#FFFFFF">
Merve DİNDAR
31-08-2009, 02:55:17
#FFFFFF">
Temiz kalpliligini burdada belli ettin. İnsan insanın içini iste böyle okur. Tam ruh halimi yansıtan bir yazı. Beni nasıl bir derde saldın farkında mısın? İnsanların yüregine hükmedebilmek her baba yigidin harcı degildir. Yigitler ölmez..! Allah eksikliginizi göstermesin. Tesekkürler...
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.