Bükülen beli, titreyen elleri ve tutuk konuşması ile yaşlı adam minik torunun
elinden tutarak rabbinin emrine doğru yürümekteydi.
Her adımda soluklanması gerekliydi artık, ne koşabilecek takati ne de durmaksızın
yürüyecek mecali vardı. Torunu, bu halden çoğu kez şikâyetçi olsa da dedesi her
soluk arasında:”Sabretmek imanın yarısıdır, gözüm nuru.” derdi.
Günlerden cuma ve aylardan bahardı. Yürüdükleri yollarda hep neşeyle ötüşen
kuşlar, yeşeren ağaçlar, mis kokulu menekşeler onları karşılıyordu. Yanlarından
geçen gençlerin gülüşmeleri, yaşlı adama adeta can veriyordu. Yaşlı adam onları
yakalamak, neşelerine katılarak hemhal olmak istercesine hızlandı.
Torunu, etrafın güzelliklerine dalmış öylece yürüyordu, neden sonra fark etti
ki dedesi durmadan, soluklanmadan hızlanıyordu.
Ellerini daha bir sıkı sarmakta, ondan destek almaktaydı. Gözünün ucuyla
dedesine baktı, çok heyecanlıydı birini mi takip ediyorlardı?
Neden bu telaş?
Dedesi elindeki diğer bastona iyice dayandı, torunu peşinden sürüklenmekte:”
Dede ne oldu?
Dedesi:”Yürü bakalım.”
Minik çocuk, dedesinin ses tonundan ciddi bir hal olduğunu anladı ve:’’
Hızlanmaktan başka çare yok.’’ diyerek adımlarını sıklaştırdı.
Caminin avlusuna girdiklerinde, yere serilen halılarda birkaç saf dışında her
yerin dolu olduğunu gördüler.
Yaşlı adam, yolun yarısından bu yana takip ettiği gençlerin ardınca yürüdü,
onların tam arkasında bir kişilik boş yer buldu.
Minik torun, kalakalmıştı:” Dede ben nerede durayım?”
Dede:“ Senin daha zamanın çok evlat, sen git arkalarda bir yerde duruver.”
Minik çocuk hiç de memnun olmadığı bu cevap üzerine mahzunlaşarak arkalara
doğru yürüdü.
Yaşlı adamın gözlerinde garip bir heyecan ve sevinç vardı. Başını kaldırdı
gökyüzüne, mükemmel bir tablo, berrak mavi üzerine bembeyaz bulutlarla işlenmiş
nevbahar.. İyice keyiflendi yanında duran asık suratlı adamın dizine vurarak:”
Büyük nimet baksanıza yeniden dirilmek zamanı.”. Adam oralı olmadan çevirdi
başını, yaşlı adam gülümsedi:” Heyy gidi hey büyük nimet!”. Ellerini dizlerine
vurarak: “Yeniden dirilme zamanı…”
Namaz bitmiş, avlu boşalmıştı; yaşlı adam gençlerin kalkmasını bekliyordu,
kalkmadılar. Seslerini duyamıyordu, ne olmuştu neden kalkmıyorlardı? “Yanlarına
yaklaşmalıyım. “diye seğirtti.
Beş kişiydiler, yaşları birbirine yakındı; en büyükleri yirmili yaşlarda
olmalıydı ve hepsi onu dinlemekteydi yaşlı adam da kulak kabartı.
Genç: “Bu güzellikler sizce kimler için? Bu yeniden diriliş neden? Neden
soldurdu? Neden diriltti? Akleden yok mu hiç?
Yaşlı adam, iyice yaklaştı altıncı kişi olmak istercesine hevesliydi.
Genç, yaşlı adama bakarak gülümsedi, başıyla selamladıktan sonra kardeşlerine
dönerek:” Yeryüzünde her düşen yaprağın, her patlayan tomurcuğun bir sebebi
var, sizce nedir?”
İçlerinden en küçük olan atılarak:” Tövbe ağabey, tövbe.” dedi.
Yaşlı adam, bu cevabı beklemiyordu. Ne tövbesi? Mevsim bahardı, kuşlar öter,
ağaçlar yeşerirdi; olması gerekendi, dünya dönüyordu, mevsimler oluyordu…
Ellerine baktı, ne kadar da yaşlanmıştı, buruşmuştu; az evvel artlarınca
koşturduğu bu neşeli gençlerin içinde beli bükülmüş bir çınar gibiydi. Onlar
ise, yeni açan ıhlamur ağaçları, ne güzel kokuyorlardı.
Yaşlı adam, düşüncelere dalmıştı. Genç, ayağa kalktı diğerleri de ardınca
yürüdü, birkaç adım gitmişti ki genç duraladı, yaşlı adamın yanına geldi:”
Dedeciğim hayırlı günler. Can suyu derler bizim orda, yeni tutan fidana
verilir. Bizim sohbetimize can suyu kattın sağolasın.” dedi ve ellerinden öptü.
Yaşlı adam, yürüyen gencin ardından bakarak:” Can suyu ellerime, bükülen belime
ve kararan kalbime akıttın rabbim.” Olduğu yerde secdeye koydu mağrur başını,
secdeye koydu bükülen belini, secdeye koydu dirilen bedenini.
Eğer tövbe etmek pişman olmaksa, ben yeryüzünün en pişmanıyım.
İlahi! Bükülen belime, tükenen umutlarıma bakmaksızın bana can suyu verdin
ilahi! Karlar, boranlar estirdin; seller, sular akıttın; çamurlardan,
hazanlardan geçirdin. Koca bir ömrü senden habersiz, sana varmayan secdelerde
tükettim. Bir an düşünmedim kime, neye secde ediyorum! Gafleti örttüm de
üstüme, dirilen âleminde bir ben gafil kaldım.
Heyhat ne acıdır halim, yazıklar olsun bana, geçirdiğim gençliğime, peşinden
koştuğum dünya ne de vefasız çıktı. Şimdi ellerimden tutacak kimsem kalmamışken
bu nevbahar …
Hıçkırıklarının sesine torunu yetişti:” Dede, dedeciğim! Ne oldu? Neden
ağlıyorsun?”
Secde halindeki yaşlı adam, adeta başka bir diyardaydı torununu duymuyor
gibiydi.
Minik çocuk, dedesinin onu duymadığını sanarak korkuyla ona sarıldı. “Dedeciğim
kalk, eve gidelim. ‘’ Bir yandan ağlıyor bir yandan da etrafa göz
atıyordu. Minik çocuk, birileri yardım etse dedesi kalkardı belki diye düşündü;
iyice sarıldı dedesine, bırakmak istemiyordu onu, anlamıştı dedesi gitmekten
yanaydı.
” Dede
beni yalnız bırakma.” dedi gözyaşları içinde, bu ses yaşlı adamın yorgun
kalbine hançerlendi ve secdeden kalktı tövbekâr başı: “Korkma gözümün nuru, korkma
buradayım gitmiyorum. Yeniden dirilmişim, var mı öyle gitmek, bu fırsatı
değerlendirmeden, rabbe layığıyla kul olmadan, haydi ya Allah kalk bakalım.”
“Dede. “
“Canım.”
“Ne
kadar çok kır çiçeği var değil mi”?
“Evet,
yeryüzünde çoktur şimdi, peki onlardan daha çok olan nedir biliyor musun?”
s.a baharla gençliği ,tövbeyi bir arada işlemişsiniz çok hoş olmuş .keşke dilbilgisi kurallarına göre düzenlese editörtler!daha okunası olurdu...
#FFFFFF">
ali ihsan
05-04-2009, 19:47:55
#FFFFFF">
selam bacı güzel yazımışsın hoş olmuşta okuyana kadar gözlerim bitti.diğer kardeşin dediği gibi dilbilgisi kuralları biraz eksik düzeltilse daha iyi okunaklı olur.
#FFFFFF">
emine gülhan aydın
06-04-2009, 20:04:10
#FFFFFF">
selam,bazen yorum yaparken, yorum yapmış olmak için yapanları görürüz .dilbilgisi kurallarına riayet edilmemiş!!acaba yorum yazanlar bir satır yazdıkları yorumlarında ne kadar hatalar olduğunun farkındalar mı:)yazan kardeşe gelince vermek istediği mesaj anlamlı ve etkileyici.fakat diğer yazılarıyla kıyaslayınca zikzaklar çizdiğinizi söylemek zorundayım.başarılar dilerim.
#FFFFFF">
eda
07-04-2009, 17:05:38
#FFFFFF">
s.a arkadaşlar.Yazı yeniden edit edilerek konulmuştur.Yazıda ben dil bilgisi yönünden hata görmüyorum.Herhangi bir anlatım bozukluğu da yok.Acaba benim göremediğim bir yer mi var.Eğer hatanın nerede olduğunu iletirseniz, düzeltilerek yeniden konulabilir...Dua ile...
#FFFFFF">
h i s a n
10-04-2009, 17:13:27
#FFFFFF">
ben okudum da gözlerime nur geldi!!
gözlerine sağlık ablam baharı gören,tövbeyi gören gözlerine...
#FFFFFF">
Azer Özmen
28-04-2009, 17:00:13
#FFFFFF">
Yaradan ve Esirgeyen ALLAH'IN Adıyla...
Sa,bacım Allah razı olsun güzel bir paylaşım.Rabbim hepimize gençliğimizi en verimli şekilde geçirmeyi ve İmam SECCAD(as)'ın mübarek kitabındaki gibi bir tevbe nasib etsin inşallah.RAHMAN!bizlerin günahı çok ama senin RAHMETİN bizim günahlarımızdan daha da çok.Rahmetin herşeyi kuşatmıştır,bizleri bağışla.Mübarek SETTAR isminle günahlarımızı kapat.İLAHİ AMİN...sa.
#FFFFFF">
ediyeh
26-05-2009, 21:09:29
#FFFFFF">
bacı gönlüne sağlık rahman gönül güzelliğini artırsın
#FFFFFF">
fatma
07-07-2009, 16:14:13
#FFFFFF">
okurken büyük bir keyif aldım, her harf, kelime, cümle, anlam taaaa içime işledi, yazının sonu nasıl geldi anlayamadım. Bu güzelliğin içinde eksiklik gören gözler, anlama yoğunlaşamamış kalplerdir. eline, yüreğine sağlık, Allah başarılarını daim etsin, mükafatı her iki cihana yayılsın inş.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.