Salât ve selam nebimiz, mevlamız, Allah
Habibi Muhammed Mustafa ve onun tertemiz, pak, kullukta öne geçmiş Ehl-i
Beyt’ine olsun. Selamet Resul-u Ekrem’in sadık ashabına olsun.
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız…
Günümüz toplumlarında yüz gösteren ahlak
karşıtı söylemler ve daha da ilerisinde İslam’ın terörizmle eş tutulması
süreci, giderek İslam’ın dünya arenasında sesinin yükselmesine ve ittihad-ı
İslam’ın da temellerinin sağlamlaşmasına sebep olmakta. Acaba bu açıdan
sevinmek mi gerekir yoksa üzülmek mi, bunu da siz değerli karilerin ilgisine
sunuyorum. Ancak bana öyle geliyor ki İslamî hareketlerin temel aldığı çıkış
noktaları bir tepkiden ziyade gerçek bir hareketsel açılım olacaksa o zaman
süreç itibariyle biraz da olumsuz bir tablonun varlığı da düşünülebilir. Yine
de bizlerin ilişkilerimizi sağlamlaştırmamız ve mezhepsel taassuptan giderek
uzaklaşamamız ve içinde bulunduğumuz bu vahdet gününde bir “urvet’ul vuska”
olarak İslam’a sarılışımız gerçekten önemli bir ilerlemedir.
Bir dünya görüşü olarak tevhidin, ideolojik
temellerinin sağlamlaşması, diğer taraftan İslam’ın felsefî alanda kendini
yeniden-inşa etmesi ve İslamî çevrelerin selefi/ahbarî zihniyete hiç de prim
vermemeleri bugün İslamî düşüncenin bir dirilme sürecinde olduğunun açık
imidir. Hadid Suresinin ayetlerinden Allah’ın yanına bir nur vererek
desteklediği ümmetin, Allah’ın ipine sımsıkı sarılmış diyerek anlatılan türden
birlikteliğin ve Enam Suresinde dini fırkalara bölenlere edilen lanetlerin
kendini göstermeye başladığı bugünlerde, İslamî düşünce her yerde kendi
toplumuna uygun bir söylemle, özde birliği savunacak duruma gelmiştir. Allah’ın
diğer dinlerle bile ortak müşterekte birleşmeye çağrıda bulunduğu gerçeğini bir
kez daha dile getiren İslam hareketi, Hizbullah’ın Lübnan’da yarattığı hakiki
İslam’dan neşet eden söylemi kendine şiar edine dursun, Fransa’da da aynı
şiarın farklı bir şeklini “El-Zehra Vakfı” Şeyhi Seyyid Yahya Kasimî’nin
kurduğu “Anti-Sionist Parti” dillendirmeye başladı.
“Un front uni contre sionisme” yani
“Siyonizm’e karşı tek cephe” başlıklı bir sloganla insanlara seslenen Seyyid
Yahya’nın, Fransa’da okuduğum zamanlar Paris’te yaptığı bir konuşmasına şahit
olmuştum. O günlerde lezzetli bir konuşma yapan Şeyh’in konuşması hakkında
birkaç söz etmek istemişsem de nasibin bugünlere olduğunu bilemezdim.
Geçen günlerde partisince bana atılmış olan
elektronik postada partileriyle ilgili merak edilenleri açıklamıştı. Ve bu
açıklamalarda da çok önemli noktalar vardı şüphesiz. Fakat ben bu açıklamaları
müstakil bir yazıda incelemek üzere bırakıyor ve Şeyh’in Filistin’in müdafaası
için Paris’te Hahamlar ve Rahiplerin de aralarında bulunduğu bir topluluğa yaptığı
konuşmadan kesitler tercüme etmek ve partinin İslam âlemi için öneminden biraz
bahsetmek istiyorum.
Neden İslam ümmeti için böylesi bir partinin
önemi vardır? Bizler neden bir siyasi parti ile Fransa’da temsil edilelim ki?
Ya da Siyonizm karşıtlığı Fransa’da neden dile getirilmelidir ki? İşte bu
sorulara Seyyid Yahya şöyle yanıt veriyor:
Bizler ne Yahudilere düşmanız ne de
Yahudiliğe… Aksine, biz Musa’nın öğretilerini korumaya çabalıyoruz. Ancak
Fransa bugün özgürlükten yoksundur. Bir gurup Siyonist tarafından sömürge
haline getirilmiştir. Fransa, artık özgür değildir.
Görüldüğü üzere Seyyid siyasi hareketin
merkezine özgürlükten yoksun Fransa’yı alıyor. Yani amaç olarak bir ayrıştırma
ya da yok etme çabası yok. Bir Yahudi karşıtlığı hiç yok. Burada Seyyid’in
hedef noktası Siyonistlerce işgal edilen sözde özgür Fransa’da, siyonizmin
etkisini kırmak ve ona rakip ideolojik bir hareket tasarlamaktır. Ki Fransa’nın
özgür olmayışına dair sözlerine şöyle devam ediyor Kasimî:
Biz bugün, Paris’te bir gösteri kararı
aldık. Ama engellendik… İzin verilmemek istendi. Siyonistler toplumda bizler
hakkında(Müslümanlara dair) korku tohumları ekmişlerdir ve bugün de bu şekilde
toplumu yönlendirmektedirler.
Görüldüğü gibi, Seyyid’in hareketi, temeline
aldığı yegâne olgu olan İslam’ın diğer insanların indinde aldığı eksil yönü yok
etme çabası içerisindedir aynı zamanda. Planlanan yürüyüş bir dinler mozaiği
planıydı. Allah’ın önerisi olan “dinler arasındaki ortak sözde yani Allah’ın
tekliğinde” birleşme sürecine işaretti. Öyle ki, yürüyüşte El-Zehra İmam
Cuma’sı Seyyid Cafer, Paris’ten Rahipler ve Hahamlar aynı safta yürümekte,
“siyonizme karşı” aynı sözleri savurmaktaydılar. Ve hepsi tek ağızdan Seyyid’in
sözlerini teyit ediyorlardı. Seyyid Siyonizm hakkındaki sözlerini şöyle sürdürdü:
Siyonizm’dir ki, biz Filistin’de onu
istemiyoruz. O insani ideallerden biri değildir. Siyonistlerin insanlıkla,
kanunlarla, demokrasiyle hiçbir ilişkileri yoktur. Bizse halkı siyonizmde
olmayan bu değerlere çağırıyoruz.
Siyonizm’in dünyada yarattığı kargaşa
ortamının tahlilini ne güzel yapıyor Seyyid. Onun sözlerine ek olarak şunu da
ilave edebiliriz ki, Siyonizm kendi başına bir düşünsel sistem bile değildir.
Bu düşünceyi savunanların hiçbir ahlaki bağlılıkları yoktur. Onlar için tek
gerçek, kendi içlerinde bir Haham’ın fetvasında geçtiği üzere diğer ümmetlerin
“hayvan”lığıdır. Öte taraftan, Yahudiliği yüceltmek ve diğer dinleri yok etmek
üzerine kurulu bir dinsel söylem olamaz. Dünyada bulunan semavi olsun, felsefi
olsun hangi dine bakarsak bakalım öncelikli hareket paradigması saygıdır. Fakat
Siyonizm kendi ürettiği din ile Allah ve onun kanunlarını kendi eliyle yazarak,
Kuran’da işaret edilen, “ayetleri bile bile değiştiren” kitlenin ta kendisi
olduğunu ispat etmiştir. Böylece de Filistin hareketinin haklılığı ortaya
çıkmıştır. Seyyid Filistin için şöyle sesleniyordu:
Ülkemizi geri alalım… Kudüs’ü geri
kazanalım… Sloganımız ise şöyle olmalı: Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerin
birlikte yaşadığı bir Kudüs! Biz tüm dinlerin mensuplarını bu amaç üzere
savaşmaya çağırıyoruz. Rahmetli İmam Humeynî’nin Kudüs’ün özgürlüğü için
başlattığı bu hareketi bugün biz destekliyoruz.
Seyyid’in hareketinin temelleri bu son
sözleriyle artık kendini alelade belli etmektedir. Dünyada muvahhid bir duruşu
savunan bu hareketin temellerinin de İmam Humeynî r.a’dan alındığını da
bildirmektedir. Ve konuşmasının sonunda ise, insanlara neden bu harekette
birleşmeliyiz sorusuna şu açıdan yanıt veriyor:
Çocuklarımız için ne yapabiliriz?
Geleceğin dünyasında nasıl birlikte
yaşabiliriz?
Gelecek nesillere miras bırakacağımız da
ne?
Evlatlarımız hep birlikte dünyanın
neresinde yaşayabilecek?
Onlara, savaşları, adaletsizliği,
bitkinliği mi miras bırakacağız?
Bugünün medeniyet şokları medya tarafından
yönlendiriliyor. Terörizmle mücadele diyorlar ama terörizm onlardan besleniyor
ve emperyalizm ve Siyonizm tarafından destekleniyor. İşte tüm bunların
yenilmesi ve gerçeğin bilinmesi için birlikte olmalıyız.
Bugünün koca bir keşmekeşe bürünen dünyasında
gün geçtikçe kendini bulan İslamî hareket, Fransa’da da yansımasını işte böyle
gösterdi. Allah’tan onlara yardım ve Siyonizm ile mücadele yolunda selamet
bahşetmesini niyaz ederim…
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.