Eller
yükseldikçe semaya kalbim geliyor gözlerimin önüne. Kalbimde kirlenmiş bütün
noktalar boğulmak üzere ve ben nefes alamıyorum. Gözlerimde kalbim ve kalbimin siyahlığı.
Boğuluyorum!
Hıçkırıklar
dizilmiş boğazıma.
Namaz kılıyorum Kuran okuyorum ve bunun gibi
Allahın istediği başka amelleri yapıyorum. Allah’a karşı görevlerimi yerine
getirerek, o an mutlu oluyorum. Belki de Allahın sevdiği kullardan oldum
diyorum... Çünkü Allah küçük de olsa iyi bir amelin karşılığını verecektir diye
biliyorum. Adını anmakla bile, bizlere
cennet bahçesini bağışlayan sonsuz bağışlayıcı benim amellerimin karşılığını
elbette verecektir. Çok mutluyum, umutluyum da. Ne güzel birçok cennet bahçem var!
Ne güzel değil mi köşklerim var!
Tekrar kalbime dönüyorum kalbim yine kapkaranlık.
Allah’ım ben niye böyle boğuluyorum ki! Neden ben yine mutsuzum? Niye dualarım
kabul olmuyor? Neden seni tam anlamıyla hissedemiyorum?
Aslında biliyorum ama bildiğim halde
yinede yapıyorum. Her gün bir şekilde duyuyoruz, yapılan bir günah var ki bütün
amellerimizi yok ediyor!
O amel ki cennet bahçesini ve o bahçedeki
evleri yok ediyor birer birer... Evet, o günahı bile bile yapıyoruz gün içinde defalarca…
Çünkü toplum bu konuda bizleri yargılamıyor. Hatta önümüzü açık tutarak, bu konuda teşvik bile ediyor. Ben, sen ve o
tuzağına düşmemiz gereken ve Allah tarafından affedilmeyecek o günahı ne yazık ki
gün içinde defalarca yapıyoruz. Günahı işleyerek birbirimizin destekçisi
oluyoruz.
Uğraşıyoruz, didiniyoruz Allahın istediği
kul olma uğruna ve uğrunda öldüğün cennet karşılığında, ama nafile.
Amellerimizi bir kıvılcımla yakarak günahkâr kullardan oluyoruz ve o günahla
yok ediyoruz bütün amellerimizi…
Ne kadar acı bir gerçek değil mi? Bu tuzağa defalarca
düşüyoruz.
Düşünün
ki zinadan bile ağır olan günahı sürekli işlediğini. Akraban, komşun veya tanıdığın
biri zina yaparsa ona nasıl bakarsın! Nefret gözüyle değil mi?
Evet, o günahın ne olduğu az çok hepimizin
düşüncelerinde belirdi değil mi?
Kul
haklarının en büyüğü olan “GIYBET”. Toplumun
hastalığı olan “GIYBET”.
Resulullah(s.a.a.) gıybeti şöyle tanımlamıştır: “Birinizin kardeşini hoşlanmayacağı şeyle
anmasıdır.”
Kuranda gıybet edenler için Allah şöyle
buyuruyor.
“İnsanlarıdiliyleçekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp alay eden her
fesat kişinin vay haline!”(Humeze suresi 1.ayet)
“Biriniz
diğerinizin arkasından çekiştirmesin.Biriniz ölmüş kardeşinizin etini yemeyi
sever mi?İğrendiniz değil mi?O halde Allahtan korkun;şüphesiz Allah tövbeyi çok
kabul edendir”(Hucurat suresi ayet 12)
Peygamber efendimiz (s.a.a .)buyuruyor ki;
“Gıybet edipte tövbe ederek Dünya’dan
giden kimse cennete en son girecek kimsedir. Gıybet etmede ısrarlı olan kimse
cehenneme ilk girecek kimsedir.”
“
Gıybet etmekten mutlaka sakınmalısın,
zira gıybet zina etmekten daha ağırdırgünahbakımından. Ebuzer ya Resulullah nasıl
zinadan daha ağırdır arz edince, çünkü zina edentövbe edinceAllah
günahlarını affederama gıybet eden
adamı gıybeti edilen adam affetmedikçe Allah bağışlamaz”
Duada Allaha kaldıracak elimin gücü yok
yüreğimin dili yok ki konuşsun!
Niye neden diyorum kendi kendime? Uğraşıyorum
aman şu iyiliği yapayım da Allah bana nazar eylesin, aman şu iyiliği yapayım da
Allah bana acısın.
Eee ...Sonuç elde var koca bir sıfır. Bir gıybet yaktı kül etti o güzelim
amellerimi. Neticede elde var koca bir sıfır.
Kendi ellerimle kurduğum cennete ki evimi
kendi dilimle yok ettim.
Hani derler ya bir insanın kendine ettiğini
bir ordu toplansa yapamaz misali…
Yüzümüzü karartacak zinadan ağır olan
günahı kuruyemiş gibi tüketiyoruz.
Biri birini uyarma gereği duymuyor ki!
Arkadaş şu anda cennet bahçendeki evini yakıyorsun. Yazıktır yapma etme!
Bu dünyadaki evini yakabilir misin ki kendi ellerinle?
Ebedi dünyadaki evini yok ediyorsun. Çok basit görünen ama çok acı bir gerçek…
Geçenlerde
bir arkadaşla gıybeti konuşurken ona şöyle sordum. Nasıl yenebiliriz bu tuzağı?
O da bana şöyle cevap verdi. Öncelikle gıybetin büyük günahlardan olduğunu
kabul etmeliyiz. Bedenimize bu günahın işlememesi için yasak koymalıyız.
Kendimize bu günahı bir daha işlememek üzere söz vermeliyiz. Her günah gibi
gıybeti de arada bir işleme lüksümüz olmamalı. İnsan arada bir hırsızlık yapamayacağı,
zina yapamayacağı veya alkol içemeyeceği gibi gıybeti de arada bir yapamaz.
Hepimizin bu günahı oldukça hafife alıp peynir ekmek gibi tüketmesi o günahı hafifletmez.
Eş dost veya bir başkasının bu günahı basite alması bizi de gıybete teşvik etmemeli. Hırsız hırsızdır, yalancı yalancıdır,
dolandırıcı dolandırıcıdır arada bir yapması onun suçunu hafifletmez…
Bir anda nasıl temizleneceğim diye
çırpınıyorum. Çırpınırken öylece dalgalarda, tövbe etmek geliyor aklıma son
anda. Karar veriyorum, bir daha gıybet etmemek üzere Allah’a sığınıyorum ve
kararımı uygulamaya koyuyorum.
Sabah yeni bir karar ile yeni bir güne
başlıyorum. Allah’a söz verdim ve sözümde durmalıyım ki Allah beni bağışlasın.
Yapıyorum bir iyilik kendime ve diyorum ki; gıybetini ettiğim bütün insanlardan
helallik alacağım. Bundan sonrada kesinlikle kimsenin gıybetini yapmayacağım.
Bunun için de kolları sıvazlıyorum…
HADİ HEP BİRLİKTE ELELE VERİP cennet
bahçemizde soldurduğumuz gülleri yeşertelim. Ölüm günü yaklaşmadan birbirimizle
helalleşip, bir daha GIYBET etmemek
üzere son noktayı koyalım. Allah yar ve yardımcımız olsun.
sa doğrusu diğer yazılarınıza nazaran bu yazınız çok güzel konu hakkında verdiğiniz örneklemeler çok aydınlatıcı allah hellallık alma çabanızı arttırsın yüreğiniz ve kaleminiz aynı doğrultuda gitsin.
#FFFFFF">
doğan çelik
21-03-2009, 18:07:00
#FFFFFF">
Kötülüğün = günahın çıktığı yer evrimsel = dinsel gerçeklik bağlamında , Allahın vermiş olduğu beş duyu organı ile , tanıklık edilebilir biçimde bilinmedikçe , her hangi bir kötülüğün = günahın karşılığında kesin ölümcül cezada konsa , o günah ve kötülük koşulu oluştuğunda ( burası kesinlikle unutulmamalı ) genede ortaya çıkar .
İlkel sınırsız ve sınıfsız komün toplumda yalanda yoktu , hırsızlıkta . Çünkü yalan söyleyecek veya hırsızlık yapacak koşul = sebep yoktu . Eğer hiç bir şey , hiç bir kimseye ait değil , sadece Allaha aitse , Allahta istediğimizi = özgür fıtrati tercih hakkı , istediğimiz kadarını = ihtiyacımız kadarını vermişse , kimin neyini çalacağız .
Neden gıybet günahını işleriz . Daha doğrusu işlemek zorunda kalırız . Her hangi bir kişi hakkında neden içimizdeki gerçeği kişinin yüzüne söyleyemeyiz .
1 - ) Daha bebekliğimizde yanlış olan ayıplar , yasaklar , korkular , ön yargılarla büyütülmüşüz .
2 - ) Daha bebekliğimizde özgür ifade ve eleştiri hakkımız elimizden alınmış .
3 - ) Ekonomik sosyal çıkarlar , içimizdeki gerçeği dile getirmemize engel olmuş .
4 - ) Başka birilerinin hakkımızdaki olumsuz fikrine , elştirisine hoş görü , sabır , fedakarlık gösterecek insanlaşma düzeyine sahip olamamışız . Karşı tarafında bizim gibi olduğunu biliyoruz .
5 - ) Çok büyük oranda evrimsel = dinsel gerçeklerden = bilimden yoksun kalmışız .
6 - ) Karşı tarfı sevgiden + korkudan + çıkardan ve bazende değmez deyip kırmak istememişiz .
Bu sebepler dolayısıyla , her hangi bir kişi hakkında , içmizde ki gerçeği söyleye bilme cesaretine + dürüstlüğüne + adaletine sahip olmadığımız gibi , böyle bir şeyi kabullenecek goş görüye + sabıra + alçak gönüllülüğe + bilince + fedakarlığa da sahip değiliz .
Yani kısacası , her ne konuda olusa olsun , her kim hakkında olursa olsun , Biz dolayısıyla Allahın bildiği içimizde ki düşünce = fikir = eleştiri gerçeğini özgürce ifade edemiyor , GIYBET yapmak zorunda kalıyoruz .
Elbetteki doğrusu = hak olanı kesinlikle yapmamaktır ama . İnsan ve toplum içerisinde GIYBETİN oluşumuna sebep olan tüm bu koşullar ortada iken , GIYBET yapmamak mümkünmü . Ben kesinlikle mümkün görmüyorum . Çünkü GIYBETİ var eden koşullar = ihtiyaçlar = sebepler ortadan kalkmadan , cezası cehennemide olsa , toplum içerisinde alçak düşürücü bir sonuçta yaratsa hep var olacaktır .
Yanlızca gıybet günahını = kötülüğünü değil , tüm günahları = kötülükleri yaratan olgular + oluşlar + koşullar + sebpler birliği vardır . Bunlar ortadan kalkmadıkça , her kim neye inanırsa inansın , kişilik ve yaşam = inanç biçimi = inancı , cezası her ne olursa olsun , günah ve kötülük hep var olacaktır . Taki o günah ve kötülükleri yaratan sebepler ortadan kalkana dek .
Allah dini ( evren evrimselliği ) bu cehennemi günahlara ve kötülüklere , vakti ve zamanı geldiğinde elbette ki bir son verecektir . Bu arada biz gibi , yanlışları en azında sorgulayan , oluşum sebplerini araştıranlara düşen ilahi sorumluluk , bu son veriş gününün oluşumuna , insancıl değerler ve bilimsel verilerle katkı sunmak olmalıdır .
#FFFFFF">
MELİKE
01-04-2009, 15:50:52
#FFFFFF">
s.a ben yazınızı okuduktan sonra,asla yapamayacağımı sandığım ve gerçekten çok önemli olan itirafta bulunma yani birine gidip ben senin arkandan konuştum hakkını helal et diyebilme olayını gerçekleştirdim.ve bunu yaptıktan sonra üzerimden bir yük kalktı ve bu beni çok mutlu etti.artık gıybet etmemeye ve edenleride uyarmaya çalışıyorum gerçektende gıybet çok çirkin, insanı aşalık bir duruma düşüren, ancak son derece zavallı ve korkak olan insancıkların baş vuracağı bir davranıştır.ve ben doğan çelik arkadaşa olayı olumsuz yönde bukadar büyütüp dramatize edip bunu başarmanın mümkün olmadığı düşüncesini kafasından atmasını öneririm.elbetteki söylediklerinin doğruluk payı var ama bence çok abartmış.çünkü ben gıybet etmemeye ve ettiklerimdende helallik dilemeye başladım.herkes ülkü hanımın dediklerini okuduktan sonra unutmayıp biraz düşünse ve uygulamaya geçirse kardeşlik dediğimiz olayın ne anlama geldiğini daha iyi anlarız.ALLAHA EMANET OLUN.ÜLKÜ HANIM ALLAH SİZ VE AİLENİZDEN RAZI OLSUN VE AİLENİZ BÖYLE BİLİNÇLİ BİR HANIMA ANNEYE SAHİP OLDUĞU İÇİN ÇOK NASİPLİLER.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.