Dünya ve ahiret mutluluğundan söz
ettiğimiz zaman, bütün insanlar ister kadın ister erkek olsun din ve inanç
farkı gözetmeden tüm insanlar mutluluk ve saadet içinde yaşamak ister.Her
birimizin mutluluk ve saadetten anladığı birtakım manalar vardır. İnsanoğlu o
manaları gerçekleştirmek için ellerinden geleni yapmaktadır. İslam toplumu ise
mutluluk ve saadet için Allah’ın emirlerini, nehiylerini, peygamber ve pak
ehlibeytinin sünnetlerini ve tarih boyunca nebevi alimlerin hikmetli sözlerini
esas almışlardır.
Bizler, insanların şura oluşturarak
aldıkları kararların peşinde değil, Allah’ın bizler için seçtiği emir
sahiplerinin emir ve nehiylerine uyarak gerçek mutluluk ve saadete
kavuşabiliriz. Allah’ın ve Resul’ünün icazetini almamış insanların kendi rey ve
kabulleriyle çıkardıkları kanunlar, yöntemler ve sözde mutluluk yolları
insanlığın mutluluğunu gerçek manada temin edemez. Onlar ancak belli bir
gurubun çıkar ve mutluluğunu gözeten kanun ve kurallar çıkarabilirler ama kısa
vadeli ve dünya hayatının bir kısmıyla sınırlıdır. Ancak peygamber (saa) ve
masum olan ehlibeytinin dünyadan ve partisel, gurupsal, kavimsel hiçbir çıkar
ve menfaatleri olmadığı için Allah’ın emirlerini insanlara ulaştırmadan başka
bir hedef gözetmediklerinden emir ve yasakları tüm insanlığın dünya ve ahiret
mutluluğunu temin edecek, onlara izzetli bir yaşam sağlayacaktır. İslam’ın
getirdiği ilahi kanunlar insanlığın kendi çıkarınadır. İnsanların bu yasalara
itaatleri ne Allah’a, ne Resul’üne ne de masum Ehlibeyt’te herhangi
bir çıkar sağlayacak ne de isyanları bir zarar verecektir. İbadet ve itaatleri
kendi dünya ve ahiret mutluluk ve menfaatlerini temin edecektir. Bu konuda
Kuran-ı Kerim bizlere birçok emirler verir. Onlardan en önemlisi hükmün
yalnızca Allah’tan olması, hükmü uygulayanın tüm zamanlarda Allah’tan
olması, ölçünün Allah’ tan olması böyle bir durumda mutlu bir yaşamın
bizleri kuşatması kaçınılmazdır. Allah; biz peygamberler gönderdik, onlarla
beraber kitaplar ve mizan gönderdik ki; o adil İslami toplumu oluşturmak
için, buyuruyor. Bu ideal toplumu oluşturmanın üç ana faktörü çok önemlidir
kanun ve hüküm, ölçü ve mizan, uygulayıcı emir sahibi eğer bunlar Allah
katından olursa toplum adalet içerisinde yaşayarak ideal toplumu oluşturabilir;
ancak bu etkenlerden birisinin yokluğu mesela emir sahibinin Allah’tan
olmayışını düşünürsek ki günümüzde olduğu gibi ilahi emir, yasaklar, ölçü ve
mizan ehliyetsiz ve yetkisiz ellerde bir lastik misali her tarafa sündürülmekte
akıl ve hayale gelmedik tevillerle ana mecrasından sapıtılmaktadır. Elimizde
ölçü, mizan ve kanunlar adına ne kadar mükemmel kurallar da olsa da bunlarla beraber kendisini
arındırmış, tertemiz olan, nefsi ve şeytani hilelerden beri olan bir rehberin
olması gerekir. Eğer, peygamber ve itaati bizlere farz olan emir
sahipleri bizler gibi nefislerine yenik düşüp, kendi menfaatlerini göz
önünde bulundurursa, hüküm verirken adaletli hüküm veremezler, bu da
onların eleştirilmesinin yolunu açacaktır. Emir sahibi olanların
nefislerine uyan, şeytani hilelere aldanacak, ilahi korumadan mahrum
kimseler olması durumunda insanlar adaletli bir hayata kavuşamaz, mutluluğu
asla elde edemezler. Allah-u Teala’nın emrettiği şekilde neye, kime, nasıl
itaat edileceğini bilerek insanlar hareket ederlerse, birlik beraberlik, adalet
ve mutluluk olacaktır. Toplumda bazı sapmalar olduğu zaman, ilahi ikazlardan
uzaklaşma yaşandığında hemen bir trafik polisine ihtiyaç olacaktır çünkü trafik
karışmıştır. Kazaya uğrayan sapmalar yaşanan toplumumda kimler cezalanacak, hangi
uygulamalarla sapmalar, kazalar önlenecek bunları yapan bir merciin
olması ve ilahi olması gerekmektedir ki kararları, hükümleri tartışmasız kabul
edilsin, şaibeden uzak olsun. Öncelikle İslam’ın evrenselliğini
kanıtsayıp teslim olunmalı, bu özelliğinden çıkarıp başka bir şekilde
değerlendirirsek İslam’da başka beşeri mektep ve ideolojiler gibi
ortaya çıkar.
İslam evrensel bir din olarak bütün
insanların çeşitli yer ve zamanlarda yaşayan insanların toplum halinde
yaşamasını da göz önünde bulundurmuş ve bunların sorunlarına cevap verme
konusunda her bir önlemi almıştır. Bir toplumu ele aldığımızda bir fert, aile,
kabile, bir şehir, devlet veya bir dünya şeklinde olsun fark etmez İslam
bunlarda oluşacak her türlü soruna cevap vermelidir, her sorunu tek tek
makul şekilde çözmelidir, evrensel bir dinin özelliği bu olmalıdır. Allah ve
Resul'ü bize bir işte bir şey hükmetmişse artık hiçbir kadın ve erkeğe seçim
hakkı yoktur. Mutluluğu yakalamanın da tek ve yegane yöntem ve yolu budur…
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.