Ergenekon davası, asrın davası olarak bir yılı aşkındır Türkiye’nin gündemini oluşturmaktadır.
Yapılanmanın çok derinlerde olduğu, yapılan ifşaatlarla ortaya çıkmış; belki de
dışarıdan bakıldığında bir masa etrafında toplanıp da bir bardak çayı beraber içmeye tahammülü
olmayan etkin ve yetkin kişilerin nasıl da stratejik ortaklıklar kurarak, kirli
ilişkiler içinde bulundukları, akıl almaz entrikalar peşinde oldukları
zihinlerimizi sarsmaya devam etmekte. Bu; kanunsuz, hukuk dışı çeteleşmenin
uluslar arası boyutunun olmadığını düşünmek saf dillilik olur. Hangi devletler
bu organizasyona destek vermiş, bunların karşılığında hangi habis emellerini
gerçekleştirmiştir. Devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla, sivil toplum örgütlerde
yuvalanmaları sağlanmıştır, zamanla bu gerçekler de ortaya çıkacaktır. Şimdilerde
bu davayla ilgilenen ne mahkemeler ne de savcılardan bu yönde bir açıklama
yapılmamıştır. Ayrıca bu dava aleyhine amansız bir şekilde yayın yapan, daha
çok hükümete yakınlığıyla bilinen medya gurupları da olayın bu yönüne hiç
değinmemişler adeta görmezlikten gelmektedirler. Bu konuyla ilgili yorum ve
değerlendirme yapan düşünür ve yazarların da sanırım dikkatinden kaçmaktadır ya
da kaçırılmaktadır. Böylesine bir yapılanmanın ülkemizin içinde bulunduğu
şartlar açısından bakıldığında dış güçlerden bağımsız habersiz strateji
üretmeleri muhal gözükmektedir.
Bu
çeteleşme ki adına Ergenekon denilen örgütün etkin ve yetkin elemanlarının
bölücü terör örgütüyle ilişkileri net bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Yıllardır varlığından şüphe edilmeyen zaman zaman bazı siyasi liderlerin de
ağzından bu yönde açıklamalar yapılmasına rağmen hiçbir adım atılmayıp da;
neden bu dönemde gündeme geldiği, ellerinde bunca imkanı olan devletin en etkin
kurumlarını, sermayesini, medyasına hükmedebilen bu yapılanmanın bu gücüne
rağmen çözülmesi, bir bir kirli ilişkilerinin ve hukuk dışı amaç ve
eylemlerinin deşifre edilmesi. Bu bir uluslararası pazarlığın sonucu muydu,
hangi koşullar bu şartları oluşturmuştu?
Yirmi yılı aşkındır bölücü terör örgütü
hangi neden ve amaçlarla yerli ve yabancı güçler tarafından ülkemizin başına
bela edilmişti, onca maddi kaynaklarımızın heba edilişinin yanında, binlerce
mazlum ve masum insanımızın kanı üzerinden neler hedeflenmiştir, bu hedeflerine
ne ölçüde ulaşmışlardır, bu kirli oyun artık bitmiş midir?
Şimdilerde neler oluyor perde arkasında? Türkiye’deki siyasi ve askeri iktidar
neyin pazarlığını hangi amaç ve nedenlerle yaptı da bu gayri meşru örgütün
üzerine gidildi? Bu örgütün deşifre edilişiyle neden bölücü örgütün
eylemlerinde gözle görülür azalmalar yaşandı? Acaba Kuzey Irak’ta Irak’ın
işgaliyle başlayan Kürk yapılanmasıyla ilişkisi nedir? Türkiye devletinin
temsilcilik dahi açamadığı bölgede Fettullah Gülen’in liderliğindeki grup
hangi pazarlığın karşılığında orada eğitim kurumları kurabildi?
Kuzey Irak’ta yerel Kürt yönetimi
işgalin hemen ardından özerklik ilan etmesi, birtakım uluslar arası anlaşmalar
dahi yapmaya kalkışması hangi güce ve desteğe dayanmaktadır. Bir devlet
yapılanmasına doğru hızlı adımlar atması hangi pazarlıklar ve tavizler sonucu
uluslararası destek ve yardım almaktadır. İran’daki İslami sisteme karşı
onca kanlı eylemleri gerçekleştirmiş, Amerika ve Siyonist rejimin açıktan destek
verdiği Pejak terör örgütü yuvalandığı Kuzey Irak’tan çekilmeye zorlanması ve
örgütün kendini feshettiğini, artık eylemlerde bulunmayacağını açıklaması, bu
güne kadar destek veren güçlerin onlar üzerinden de el çekmeleri neyin
ifadesi acaba?
Türkiye ve İran devletlerinin
kendilerine karşı mücadele eden terör örgütlerine karşı ortak eylemler ve sınır
ötesi askeri operasyonlar yaparak ağır darbeler indirmeleri reel politik
olaylar mıdır? Emperyalist işgalci güçler Kuzey Irak’ı terör
örgütlerinden temizleyerek her iki ülkenin de İran Ve Türkiye’nin görünürde
Kuzey Irak’tan kendilerini güvende hissetmelerini sağlanmaya çalışılmaktadır?
Burada İran’a hangi tavizler verilmiştir, neler vaat edilmiştir bilemiyoruz.
Ama Türkiye için devlet içinde çöreklenmiş onlarca faili meçhul
cinayetleri işlemiş, bölücü terör örgütüne yataklık yaparak onca masum
insanımızın kanına girmiş, kaos senaryolarıyla toplumu kamplara bölme
girişimleriyle hep gerginlik yaratmış bu örgütün tasfiye edilişinde yardım
ettikleri, bu oluşumdan kendi ellerini çektikleri, artık onlara yaptıracakları
işlerinin kalmadığını göstermişlerdir.
Çok yakın zamanda şahit olacağız ki
bölücü terör örgütü de silah bırakacak ve eylemlerini sona erdirdiğini, siyasi
mücadele vereceğini açıklayacaktır. Türkiye artık bunaldığı derin devlet
yapılanmasından ve ülkenin güneydoğusundaki bölücü terör örgütünden kurtulmanın
bedelini neyle karşılayacak, ödeyecektir. Uluslar arası güçler artık terör
örgütleriyle ve derin yapılanmalarla bir yere varılamayacağını anladılar da,
artık halkın seçtiği meşru hükümetlerle ve Irak’ın kuzeyinde kurduracakları
kukla devletler eliyle mi habis emellerine kavuşma arzusundalar mı acaba? Abant
platformu Erbil’de gerçekleşti; buradaki gündem konuları, bölgesel yönetimin
katkı ve katılımları acaba bizlere neyi çağrıştırmalı, Türkiye devletinin bile
giremediği temsilcilik dahi açmadığı ya da açamadığı Erbil’de bu grubun
yoğun faaliyetlerinin arkasındaki hesapları şimdiden kestirmek çok hızla
değişen gündem için de zor gibi gözüküyor. Ergenekon derin yapılanması tasfiye
edilirken, yenisi de Fettullah Gülen önderliğinde teşkilatlanarak görev
başı yapıyor.
Sayın: Mesut BORHAN bölücü terör örgütü hakında yanlıyorsunuz yıllardır silahı bırakmadılar ellerinden.çünkü hedeflerine ulaşamadıları için,hedeflerine ulaşıpta devleti tamamen ellerine geçirdiklerinde silahı bırakıp,siyasi mucadeleye başlayacaklardır .çünkü hedefleri, t.c çökertip kürdistan devleti kurmak amacları, bu hedefede ulaşamadıkları için silaha devam diyorlar.
#FFFFFF">
rustem-ul mahir
28-02-2009, 15:31:57
#FFFFFF">
yazarımızın da değindiği gibi ülkemizde bazı gizli çevrelerin gerçekleştirdiği eylemler gün yüzüne çıkarılırken, ülkemizde yeni oluşumlar da gerleşleşmektedirler.bu oluşumlar sadece bizim ülkemizde değil, bu kişilerin değişik ülkelerde yapılanmaları ile daha nice gayr-ı muşru işlemler olacakır.biz de elimizden geldiğince bu hareketlere karşı önlemimizi almalı ve yaknlarımızı uyarmalıyız.yazarımıza da yazılarından dolayı teşekkür ederiz...
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.