Küçükken annemin dikmiş olduğu bir bebeğim vardı.. .Gözlerini siyah düğmeden
dudaklarını kırmızı örgü ipinden dikmişti …Benim ilk oyuncağımdı o bez bebek
.Daha sonra birçok bebeğim oldu:Ağlayan ,gülen ve şarkı söyleyen . Ama hiçbirisini
o bez bebek kadar sevemedim.
Peki neydi o bez bebeği farklı kılan? Neden o bez bebeği daha çok sevmiştim?
Emek ,özlem ,sevgi...
O bez bebekte annemin göz nuru, sevgisi vardı. Bendeki hasret, ulaşamamanın
verdiği özlem vardı.
Bugün çocuklarımıza
aldığımız oyuncaklar, hediyeler onları mutlu etmeye yetmiyor
maalesef…Sevinçlerini de mutluluklarını da yalnızca bir anlık yaşıyorlar.Bir şeylere
kolaycaulaşmak, o şeyin değerini
azaltıyor çocukların gözlerinde.
Kurban bayramından dolayı
oğlumun anaokulunda Türk kadınları toplanıp, çocuklara kendi el emeğimiz bir
bayram hediyesi yapmaya karar verdik. Ben işlerimin yoğunluğundan dolayı o gün
gidememiştim okula .Oğlum mahcup olmasın diye aramadık yer bırakmamış sonunda
arkadaşların yapmış olduğu koyun figürüne benzer bir koyun figürü satın
almıştım.
Çocukların hediyesinin verildiği gün oğlumun mutluluğu görülmeye değerdi.
Benim koyunum satın alındığı için diğerlerininkinden çok daha güzeldi fakat
oğlum satın aldığımı bilmiyordu. Gizlice kulağıma söyle söyledi.
'"Anne senin yaptığın koyun hepsininkinden çok daha güzel olmuş."
Şimdiye kadar almış olduğumuz hiçbir oyuncakla uyumayan oğlum o gece o keramik
koyunla uyumuştu.
Geçen, çarşıda o koyuna benzeyen bir
koyun gördü oğlum:
"Anne bu koyun da senin yaptığın koyun gibi tatlı dedi." Demek ki o
koyunu aradan iki sene geçmesine rağmen halen unutmamıştı oğlum.
Eminim aldığımız onca oyuncak arasında, oğlumu en çok mutlu eden oyuncak ,benim
yaptığımı sandığı koyundu.
Tıpkı benim bez bebeğim gibi...
Vermiş olduğum her iki örnekte de farklı çağlarda yaşayan ama emekle, sevgiyle
yapılmış şeylerden mutlu olan iki çocuk var…
Birisi ben birisi oğlum, aradan seneler geçse de değişen hiçbir şey olmayacak.
Erişilmesi güç seyler insan ruhunda kalıcı olurken; çabuk ulaşılan şeyler,insanları
yanlızca çok kısa süreli mutlu etmeye yarayacaktır.
Paranın, zenginliğin kendisini mutlu edeceğini sanan insan aldanmıştır..
Bunlar geçici mutluluklardır.
Asıl mutluluğu insan, inanırsa yaşar; severse yaşar; kanaatkar olup şükrederse
yaşar.
Birçok mutsuzluğun sebebi, inançsızlıkta ,kanaatkar olamamada ve en önemlisi de
dünyada bulunma sebebini unutmaktan kaynaklanmaktadır.
Allah( c.c) bu gerçeği Kuranı Kerim’de şöyle yansıtmaktadır;
O, amel (davranış ve
eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü
ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi, 2)
Eğer gerçekten mutlu olmak istiyorsak halimize şükretmesini bilmemiz
gerekir.Bizde olmayan nimetleri düşünüp üzülmek yerine, bizde olan nimetleri
düşünüp şükredersek eğer, ne bunalım söz konusu olur bizim için ne de depresyon.
Her zaman kendimizi bizden daha kötü durumda olanlarla kıyaslayarak halimize
şükr edersek eminim mutsuz olmak için sebebimiz kalmayacaktır.
Hz Ali (r.a) bir hadisi şerifinde şöyle der;
Allah razı olsun,çok önemli bir konuya değinmişsiniz,küçük şeylerde mutlu olmanın yollarını aramalıyız.Allah ilminizi daim etsin bacım.
#FFFFFF">
Arzu cetinkaya
24-02-2009, 09:39:56
#FFFFFF">
Allah sizdende razi olsun
#FFFFFF">
Azer Özmen
20-04-2009, 16:33:43
#FFFFFF">
Yine çok güzel bir bakış açısı ve aktarımı,Rahman razı olsun inş.Allah(cc) bütün kardeşlerimizle birlikte bunları hayata geçirmeyi nasib etsin inşallah.Sizin gibi annelerin sayısını arttırsın.HİDAYETE TABİ OLANLARA SELAM OLSUN.Sa.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.