Allah’ın
salât ve selamı nebimiz, mevlamız, ilmin sahibi Muhammed Mustafa ve onun
tertemiz, pak Ehl-i Beyt’ine olsun…
Kovulmuş
şeytandan Allah’a sığınırız.
Ve and olsun nefs-i levvame’ye.(Kıyamet 2)
Tarihte kimi olaylar vardır ki içerikleri
açısından gelip geçici ve kendi dönemlerine aittirler. Ve kimi olaylar da
vardır ki tarih üstü, zaman üstüdürler. Örneğin Romalıların Persleri yenmesi
gelip geçici olaylara örnektir. Bu olay kendi devri için büyük ve görkemli bir
olaydır. Ancak sonraki çağlar için önemi yalnız o dönemin anlaşılması içindir.
Oysa Kerbela olayı, tarihi aşan ve onun sınırlarının ötesinde bir şekle sahip
olan olaylardandır. Bu olay tarihin kendisi kadar köklü ve tarihi aydınlatacak
derecede etkili bir olaydır.
Kerbela olayı, tarihin tüm tedriciliğine ve
yarattığı tüm cevheri harekete, tüm değişime rağmen dipdiri kalmıştır. Sebebi
ise onun kendi değerlerinin ötesinde tüm çağlara ışık tutacak, çağlar boyu var
olacak, insanlık var olduğu sürece sürekli dillendirilecek bir ülkünün
bayraktarı olmasındandır. Bu ülkü şüphesiz, iyiliği emir ve kötülükten
nehiydir. Bu insanın var olduğu sürece ister ilahi menşeli olsun ister insan
tarafından ortaya atılmış olsun, tüm sistemlerin ortak ülküsüdür. Ve İmam Huseyin’in
a.s Kerbela kıyamı da böylesi unutulmaya yüz tutmuş ya da yıpranmış,
değiştirilmiş bir ülküyü yeniden dile getirmek ve burada İslam ümmetinin
toplumsal nefsini bir kınamaya daha açık ifadesiyle bir öz eleştiriye maruz
bırakmaktır. İmam Huseyn a.s’ın mübarek kıyamı tüm bu açılardan tarih üstü ve
evrenseldir.
Tüm bu evrenselliğiyle birlikte, Kerbela
olayında şüphesiz birbirinden bağımsız ülküler ve ülküler zinciri de söz
konusudur. Cihat olgusu, büyük ve küçük cihadın şekilleri, tevhit, nübüvvet ve
velayet tartışmalarına verilecek amelî cevaplar. İmanın şekli ve uygulanışı
türünden sorunların pratik tecellileri vd… gibi amaçlar bu mübarek kıyamın
açığa çıkarmak istediklerindendir. Bu iman eden topluluğun imanlarının artışı için
daha fazla olanağın Allah’ın elinde olduğuna dair inancın sınanışıdır bir
yerde:
İmanlarını bir kat daha arttırsınlar diye
müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları
Allah'ındır. Allah bilendir, her şeyi hikmetle yapandır.(Fetih 4)
Ve Kerbela kıyamı azın çoğa galibiyeti
hakkındaki imana dair kuralı yani sünnetullahı doğrulamak adına atılmış
hatırlatıcı adımlardan biridir de. İmam Huseyn a.s ve yarenlerinin savaşı
batıla galip gelme yolundaki ameli bir tavırdı elbette. Bu ordu, gökten ve
yerden gelen yardımları reddedecek kadar şefkatli ve aşk dolu bir güruhtur.
Onların kazançları, ameli kazanç ve bıraktıkları iz ise tarih üstü bir izdi.
Öyle ki onlar hakkında söylenecek söz Talut’un imametine iman edip savaşanlar
hakkında nazil olan şu ayetlerdir:
“(O zaman) Elbette Allah'a kavuşacaklarını
umanlar (şöyle) dediler: “Nice az bir topluluk, daha çok olan bir topluluğa
Allah'ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.”(Bakara 249)
Bu imana dair hareket, ameli düzlemde
meyvelerini tarih üstü bir ülküye bağlayan ve adalet, mazlumun yanında olup
zalimin karşında olma, doğruyu güzeli isteme gibi fıtrıyata dair güzel
özellikler, insanlar arasında var oldukça adı hatırlanacak ameli bir hareketin
doğmasını sağlamıştır. Bu isyansızlık hareketi aynı zamanda hayatın sürekli bir
cenaha karşı isyan ve diğer bir cenaha karşı ise sakitliği, teslimi, selamı
gerektirdiğini bizlere bir kez daha göstermiştir. Bu isyansızlık hareketinin
temelinde yatan da bizlerin asıl konusu olan “nefs-i levvame”dir. Nefs-i
Levvame yani kendi kendini kınama durumunda olan nefis. Ve Kerbela’nın ana
ülküsü olan “iyiliği emir ve kötülükten nehiy” asla böylesi bir nefsin
yokluğunda ortaya çıkamaz. Çünkü bizim imana dair şartlarımızdan, fürumuzun en
merkezi konularından biri olan bu emir ve nehiy süreci nefs-i emmarenin
devrilmesi ve Allah’ı şahit tutarak üzerine yemin ettiği nefs-i levvamenin
ortaya çıkmasıyla mümkün olacaktır. Bu aşamada Kerbela’nın ana ülkülerinden
birinin de ümmetin ortak nefsinde ya da toplumsal vicdan denilen mekanizmada
bir öz eleştiri sistemi yaratmak, ortak bir nefs-i levvame yaratmak olduğu
söylenebilir. İmam Huseyn a.s’ın bu Kerbelaî ülküsü elbette tarihin sınırlarını
aşacak bir ülkü olmakla birlikte daha Kerbela’da kendi meyvelerini vermiştir.
Bunlardan ilki de “Hürr”dür. Hürr, küfrün
ordusunun komutanı olmasına rağmen İmam Huseyn a.s’ın harekete dair teorik
söylemlerle dolu onlarca hutbesini dinleyince, Allah’ın imanını kat be kat
artırması için kendini yoklamaya karar verir. Bu yoklama yani öz eleştiri,
Kerbela’nın ilk ciddi galibiyetidir. Bu ilk başarı aslında Kerbela’nın amacı
olan İslamî değişimi müjdelemiştir bizlere. Hürr, kendinde bulduğu eleştiri
gücüyle nefsini kınama yoluna koyuldu. “Bir tarafta Peygamberin evladı ve bir
tarafta bizler…” diye başlayan ve kendini ilahi mizanın kefelerinde ölçmeye
karar veren bu özlem dolu savaşçı, İmam Huseyn a.s’ın nurunun feyziyle
kendinden geçmiş ve nefs-i levvame sahibi olduğu ilk dakika, kendini iyiliği
emir ve kötülükten nehye zorunlu bilmiştir. Böylece bir anda kendini İmam
Huseyn a.s’ın önünde bulmuş ve tövbe ederken görmüştür. Burada İmam Huseyn
a.s’ın Hürr’e ettiği sözlerin de büyük bir önemi vardır:
“Ey Hürr, sen hür doğdun ve hür olarak
öleceksin”
Şimdi buradaki hürlükten kastın da elbette
ameli bir hürlük olduğu herkesin malumudur. İmam a.s burada zahiri bir
hürlükten bahsetmiyor. Burada imana dair ameli bir hürlük söz konusudur. Bunu
da İmam Ali a.s’ın şu hadisinden anlamak mümkündür:
İşte İmam Huseyn a.s’ın da Hürr’e verdiği
müjde budur. Bu, ibadetlerinin bu tövbeyle birlikte hürlerin ibadetine
dönüştüğü ve böylece cennetin bekledikleri arasında yer aldığını söylemek
demektir.
İşte nefs-i levvamenin konumu budur. Nefs-i
levvame derecesindeki insan, artık sürekli emreden nefsin hâkimiyetinden çıkmış
ve onu kınamaya başlamıştır. Öyle ki Allah bu insanlardaki halin yüceliğine
işaret etmek için daha yazının başında alıntıladığımız ayet-i kerimede onun
üzerine yemin etmiştir. “And olsun nefs-i levvame”ye diyerek nefsini kınamanın
bir arınma ve temizlenme vesilesi olduğunu göstermiştir. Ve Kur’an-ı Mecit’te
bu tür insanları şöyle tanıtmıştır:
Onlar, kötü bir iş işlediler mi yahut
nefislerine bir zulümde bulundular mı Allah'ı anıp suçlarının yargılanmasını
dileyenlerdir ve Allah'tan başka kimdir günahları yarlıgayan? Onlar,
işledikleri suçta, bile bile ısrar da etmezler.(Al-i İmran 135)
Hürr’ün örneğinde İmam Huseyn a.s’ın
hatırlattığı İslamî hakikat budur işte. Bu insanı her türlü halinde ilahi yolda
olmaya iten hakiki düsturdur. Bunu kavramak adına da İmam Huseyn a.s’ın yıkılan
düzen içerisinde, bozulan Muhammedi nizam karşısında,Kur’an-ı Natık olarak gerçekleştirdiği kıyam,
zahirinde gerçekten de bozulmuş olana karşı bir hak mücadelesi olarak görülse
de kendi cüzlerinde insanlığın geçirmiş olduğu tüm peygamberlik tecrübelerini
kendi içerisinde saklayan büyük bir derya gibidir. Ve bu deryanın en büyük
ispatı da şüphesiz Muhammedî risaletin yükselişi ülküsüdür. Böylece İmam Huseyn
a.s Aşura’da şöyle buyurdu:
“Bilin ki sayımızın azlığına ve
yardımcılarımızın da yardım etmemesine rağmen bu ailemle birlikte hedefime
doğru yürümekte devam edeceğim”.
Allah da bu sözlerin tecellisi olarak şöyle
buyurmamış mıydı?
De ki, ‘İşte benim yolum budur. Ben bir görüş ve anlayış
üzere Allah’a davet ediyorum insanları. Ben ve bana tabii olanlar
böyleyiz’(Yusuf 108).
beheşti kardeş yazılarınızı büyük keyf alarak okuyor ufkuma farklı pencereler açıyorsunuz.allah razı olsun sevgili dostum allah başarılı kılsın
#FFFFFF">
bekka
05-02-2009, 23:45:37
#FFFFFF">
sa diğer bütün yazılarınız gibi bu yazınızda ufkumu açtı allah razı olsun .allah başarılı kılsın
#FFFFFF">
FATİH KAHRAMANİ
06-02-2009, 14:29:48
#FFFFFF">
TÜM YAZILARINI BU MÜKEMMEL ÇALIŞMANDA ANLAMIŞ OLDUM KARDEŞİM.HANİ SÖYLERDİN YA TEK BİR KELİME İNSANA REHBER OLARAK YETER.VE REHBER OLARAK KENDİNE SEÇTĞİN HER DEFASINDA DİLLENDİRDİĞİN O AYETİ DE SENİN VESİLENLE İDRAK ETMİŞ OLDUM.
De ki, ‘İşte benim yolum budur. Ben bir görüş ve anlayış üzere Allah’a davet ediyorum insanları. Ben ve bana tabii olanlar böyleyiz’(Yusuf 108).
EVET,ŞİMDİ DAHA İYİ ANLAMAKTAYIM.YOLUN AÇIK OLSUN KARDEŞİM.
#FFFFFF">
EBU HUSEYIN
19-02-2009, 12:54:11
#FFFFFF">
Yaziniz çok guzel ve çok derin, kavramak ve yasamak iste iki soru iki cevap.
Devami ile,
Allaha emanet ol,
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.