JİTEM’de çalıştığını maaş bordrosuyla ispatlayan eski JİTEM’ci ve PKK
itirafçısı Abdulkadir Aygan ne diyor? Ergenekon sanıkları Tuğgeneral
Levent Ersöz ve Albay Atilla Uğur’un dagörev yaptığı dönemde...
Onlarca kişinin infaz edildiğini ve cesetlerin Diyarbakır-Şırnak hattındaki ölüm kuyularına atıldığını söylüyor...
Bununla da yetinmiyor...
Daha önce iki ölüm kuyusunun yerini Google earth üzerinden star’a açıklayan Aygan... Bu kez de yeni krokilerde 15 cesedin daha atıldığı yerleri tek tek gösteriyor...
Ne var ki sayısız yargısız infazla suçlananların yıllardır ‘gizli eller’ tarafından ‘açıkça’ korunduğunu görüyoruz...
Askeri mahfillerde ‘hazırlık soruşturması’ 12 yıl süren dosyalar var...
* * *
Bizim faşistlere göre...
Hukukun işlemesini ya da gerçeğin ortaya çıkmasını istemek düpedüz ‘Türk düşmanlığı’...
Bu kaşarlanmış zevata göre olayları ve hukukun işlemesini tümden reddedeceksin...
Cinayetlerden...
Vahşetten...
Yasa dışılıktan yana taraf olacaksın...
* * *
Bu taifeye göre... Hukukun ırzına geçtiğin kadar milliyetçi sayılacaksın...
Bununla da yetinmeyecek...
Toplumsal arınmadan yana duranlara...
Hukuksuz bir ‘vatanseverliğin’ kanlı bir çetecilik olduğunu söyleyenlere...
Ana avrat küfredeceksin...
Çuval mızrağa sığmaz hale gelmiş ise...
Onu
da ‘münferit’ ya da ‘çürük elma’ edebiyatıyla abra kadabra usulü
buharlaştıracaksın... ‘Kuyucu Murat Paşa’ münferit miydi, çürük elma
mı?
* * *
‘Ölüm kuyularını’ sadece Abdulkadir Aygan
anlatsa, neyse... Belki daha yüksek bir şamatayla örtebilirlerdi...
Benzeri şeyleri...
Ve neredeyse yerleşik hale gelmiş ‘karanlık bir hukuksuzluk’ eylemini...
Eski
Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu da daha dünkü Sabah’ta Ecevit
Kılıç’a anlatıyordu... 10 yıl önce İdil Savcısı, 3 ceset buluyor ve
araştırma yapıyor. Cesetlerin Şırnak’tan kaçırılan kişilere ait
olduğunu belirliyor. Sanıkları da tespit ediyor. Bunlardan biri şimdiki
Ergenekon sanığı Arif Doğan... Ama nafile... Bugüne kadar JİTEM’le
ilgili açılan sadece iki tane dava var...
Biri, İdil
Savcısı’nın, 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili dosyası sonucunda açılan
dava. Genelkurmay Adli Müşavirliği izin vermediği için bu isimler
yargılanamadı. İkincisi de askeri mahkeme, yerel adli ve özel yetkili
yani eski DGM arasında gidip gelen bir dava... 1994’te Kulp’ta 11
köylünün helikopterle kaçırılması olayı... Üç yıl önce cesetleri
bulundu. Kimlerin öldürdüğü belli olmasına rağmen yargılanma izni
verilmiyor. 11 itirafçı var. 8 kişiyi öldürmek suçundan yargılanıyor.
JİTEM’ci subaylar yok.
Dosya şimdi Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nde ve daire nihai olarak kimin bakacağına karar verecekmiş...
* * *
Münferit çürük elmaların işlediği cinayet sayısı ne? 18 bine yakın faili meçhul var...
Sadece JİTEM’in öldürdüğü ya da kaybettiğinin dört-beş bin civarında olduğu söylenmekte... Peki, ‘JİTEM dağıtıldı mı?’...
Ne gezer... Tanrıkulu soruyu yanıtlıyor:
‘JİTEM’in
eleman ağı aynen duruyor. Değişik illerde görev yapıyorlar. O dönemde
üsteğmen, yüzbaşı olanlar şimdi binbaşı veya yarbay. Emekli olanların
da yerini yenileri aldı. Bu yapının ordu içinde dağıtıldığı görüşünde
değilim. Sadece aktif değil. Ama aktif hale getirilme çabalarının
bulunduğu eski Özel Harekát Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin’in
tutuklanmasıyla ortaya çıktı.’
Faşist ırkçıların yaklaşımı tüm
bu gerçekleri ‘inkár’ ya da ‘toptan ret’ etmek... Hálbuki... Kan kokusu
teneffüs ederek beslenen hastalıklı bir yalancı ‘vatansever’ olsa ne
olur, olmasa ne olur? Daha da vahimi katillikle ‘vatanseverlik’ bir
araya getirilerek bunu ‘milliyetçilik’ diye sunmak ne menem bir
küstahlık?
* * *
JİTEM cinayetleri... Faili meçhuller...
Abdülkadir Aygen’in yerini gösterdiği ‘ölüm kuyuları’... Sezgin Tanrıkulu’nun belgeleri... Bunların hepsi yalan... Doğrusu ne?
Hukuka...
Hukukun üstünlüğüne son derece riayet eden... Sıkışınca bir ölüm
makinesini ‘vatansever bir milliyetçilik’ olarak sunmayan...
Steril bir millet ve devletiz...
* * *
Yalancılığa...
Utanmazlığa...
Hukuksuzluğa...
Kanlı bir şiddete...
Vahşete tapınan...
Hatta
bunu ‘vatansever bir milliyetçilik’ olarak sunan lümpenlik tasfiye
edilmedikçe... Türkiye gürbüzleşemez... Hukuk düşmanlığıyla ne sağlıklı
bir devlet, ne de toplum olunamayacağını yaşayarak görüyoruz...
* * *
Çare... Ergenekon’la birlikte...
Bütün
faili meçhul dosyalarını bir araya getirmek... Geniş ve nitelikli bir
soruşturma ekibini kurmak ve hızlıca adli süreci başlatmaktan
geçiyor... Böyle bir arınma ve kendi kendimizle hesaplaşma ‘ne olup,
olmadığımızı’ ortaya çıkaracağı gibi, katillikle ‘milliyetçi
vatanseverliği’ de birbirinden ayrıştıracak...
Kimsenin ‘katilliği’ milliyetçi vatanseverlik olarak sunamadığı bir ülke haline gelince de...
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.