Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Suriye halkı başkanını özgürce seçme hakkına sahiptir | İşte S-400 füzelerinin ilk kez yayınlanan detayları / FOTO | Batı’dan yine çifte standart | O uçakla ilgili bir iddia daha | Altaylı'dan ateistlere zor soru! | Terörist kaçarken üzerindeki bombayı patlattı / VİDEO | Suudi Arabistan'da Corona virüsü buhranı | İşte Fethullah Gülen'in davalar için harcadığı para | Arabistan ve Fransa yeni komplo peşinde! | Teröristler Irak'ta hükümeti devirmeye çalışıyor |
ORTADOĞU | Velayet-i Fakih | Teknoloji | Spor-Aktüel | Güncel | Dünya | Siyaset | Eğitim Kültür | İnsan Hakları | Yaşam Sağlık |
DÜŞÜNCE YAZILARI
İMAM HAMANEİ

Şiir ve Edebiyat Sanatı Hakkında Görüşleri
Ayetullah Kemal Haydari

Sekaleyn Hadisi Dersleri (34)
SABAHATTİN TÜRKYILMAZ

İslami Siyaset İlkeleri(2)
MEHDİ AKSU

"İndirilen Din Uydurulan Din" (Hilal Kaplan'a...)
HAZIM KORAL

AŞURA GÜNÜ
Burhaneddin DAĞ

Aleviler mi Şii Yoksa Şiiler mi Alevi ve kim Sünnidir?
ALINTI YAZILAR
Sami Kohen

Sırf stratejik önem yetmiyor
Hasan DEMİR

MİT Kanunu Erdoğan’ı vuracaktır!
Murat ÇABAŞ

Suriye tamam şimdi sıra İsrailde
Yusuf Karaca

Dünyevileşmişmiş!
Ruşen ÇAKIR

“Paralel” diye diye...
Orhan Dede

Gül'e ısrar yok
Hüsnü Mahalli

Kimin katilleri?
Rafet Ballı

Erdoğan, zafer kazandı ise bu telaş niye?
Mehmet Ali Güller

İhvan eksenli Ortadoğu
Semih İdiz

Yazboz tahtası olan bir Türkiye
Bülent ESİNOĞLU

Türkiye’deki Afganistan ve kimliğimiz!
Fehim TAŞTEKİN

'Kullanışlı aptallar' ile 'Yeni Rusya'
ÇOK OKUNANLAR
n Şimdiden İslam’a saldırmaya başladılar!..
n Katar ve Suudi Arabistan IŞİD konusunda anlaştı
n Tarhan Erdem: Türkiye felakete gidiyor
n Ukrayna'ya ait askeri uçak vuruldu!
n IŞİD’in Almanyalı rapçı üyesi öldürüldü / Foto
n Terörist kaçarken üzerindeki bombayı patlattı / VİDEO
n Emniyet'in hafızasını Paralel Temizlik Ekibi sildi
n Biden: Rusya için zaman daralıyor
n İçme suyu sıkıntısı da kapıda
YORUMLANANLAR

 Dünya’ya son 14 yılda ‘nükleer’ güçte 26 asteroid çarpmış

 Güney Sudan'da korkunç katliam...

 Lavrov: Hazar’ın statüsü sorununda ilerleme sağlandı

 Biden: Rusya için zaman daralıyor

 Emniyet'in hafızasını Paralel Temizlik Ekibi sildi

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

 
Şifre  
   

Üye Olun | Şifremi Unuttum

 

Necef-Kerbela yolunda 80 kilometre yürüdüm, yadıma bu sözler düştü.

1 milyon insanla birlikte yoldaydım

06-02-2012

Birinci Günün Yürüyüş Notları (11 Ocak 2012)

 

  1. 07:07. Bismillahirrahmanirrahim. Allah’ım yardım et, bu uzun ve meşakkatli yürüyüşü tamamlamayı nasip et.
  2. Hakikati yaşamak isteği, bu zor yürüyüşü yapmayı zorunlu kılıyor.
  3. Samimiyetin sabırla imtihanı…
  4. Gayb ülkesinin kanlı yüzündeyim. Arayıp bulur musun beni Hüseyin?
  5. Adam protez bacağını çıkarıp yanına koymuş, dinleniyor. 80 km yolu protez bacakla yürüyecek.
  6. Yüksek arzuların uçurumunda yürüyorum.
  7. Yorgunluk iliklerime doğru gitmeye başlıyor, daha yolun başında.
  8. Pekmez gibi çaylarına da alışmaya başlıyorum.
  9. En güzel şiirimi yazıyorum Kerbela yolunda: Rabbimle konuşuyorum sessizce.

10.  İhsan, ikram bol ama temizliğe pek dikkat edilmiyor maalesef.

11.  İslam’a selam göndermişti Hüseyin. Alıyorum selamını Hüseyin.

12.  Yolun solunda numaralandırılmış direkler var. Her direk arası ellişer metre… Yürünmesi gereken 1450 direk var.  50 çarpı 1450, eşittir, 72 bin 500, direklerle yürünmesi gereken yol. Ayrıca, direksiz yol da, dokuz-on km varmış. Eder, seksen.

13.  Dünya görüş alanından çıkıyor, Hüseyin’in gövdesinden ayrılmış başını görüyorum sadece.

14.  Bugünün hakkını vermem için 547 direk yürümem gerekir.

15.  Gönlüm Fırat akar usul usul. Bir mücrim gibi, boynu bükük…Kerbela Yürüyüşü 2012

16.  Bir deve görüyorum. Sanıyorum eski zamanlar bu yola taşınmış, geçit yapılıyor.

17.  Bu kahraman yurdunda alelade bir hizmetkâr olabilirsem, ne ala.

18.  Kerküklü bir Türkmen terlik satın alıp ihsan ediyor bana. Yürürken tanıştık. İlgi gösterdiler, sağ olsunlar.

19.  Benimki açlık-susuzluk terazisinde bir tanıklık sadece… Açlık, Mekke, Medine, baba yurdu, dede yadigârı... Susuzluk, Küfe, Kerbela, hasret, şahadet…

20.  Hallac-ı Mansur’un hareketiyle, Muhtar’ın Tevvabin hareketi arasında benzerlikler vardır elbet.

21.  Hayatım boyunca ilk defa böyle bir yürüyüş yapıyorum. İlk başlarda bırakmayı dahi düşündüm, araca binip kafileyi Kerbela’da bekleyebilirim, dedim, kendime yakıştıramadım.

22.  Adımlarım hatıralara temas ettiğinde irkiliyorum, kendimden geçiyorum.

23.  Bırakmak düşüncesi hala beynimde var. Uçağa atlasam, memlekete dönsem… Yapamam, üç dünyama yaptığım yolculuk gereği bu yolu sonuna kadar yürümeliyim, kafileden ayrılmamalıyım.

24.  Kaderime yürüdüğümü biliyorum bu yolda. Eski Kıta’nın demir kafesinden Kerb û bela’ya.

25.  Aşk için düştüm yollara, zehrini kanıksadım sonra, zehrine yatmış bir akrep gibi kıvrandım kuytuluğumda, ruhum boğuluyor insicamında.

26.  Bu yolculuğun mesajını anlıyorum, alıyorum şimdi. Hakiki aşk nasıl olması gerekirmiş. “Beni böyle sev, böyle ara, bana böyle aşık ol” diyorsun Allah’ım. Bu gerçeği görmem için çıkardın beni bu yolculuğa bu insanlarla, böyle bir yere getirttin.

27.  İnsan yorgunluktan ölebilir mi? Mutluluk düşü kurabilir miyim, sonu kanlı olsa da?

28.  Bu yolun sonunda cehalete ulaşsam, cahil kalsam yeniden, hepten. Kanlı kâbuslar görmesem yeter ki.

29.  Rabbimle aramızdaki perdelerin kalktığını hissediyorum, ölümün soğuk nefesini ensemde hissederken.

30.  Bir çocuk yanıma geliyor, konuşuyoruz ama anlaşamıyoruz. İsmini soruyorum, anlamıyor. Çocuğa Ahmet ismini veriyorum.

31.  Yazmayı bıraksam, hep böyle yürüsem, kimse dokunmasa sineme, bilmese.

32.  Kaçmak diyorum böyle, bütün bir geçmişten. Öğrendiğim hayatı öğrenebileceğim kadar, yaşadım hayatı yaşayabileceğim kadar ve yazdım hakikati yazabildiğim kadar. Gelip durdum bu yola, girdim menzile. Daha ötesine gidemiyorum.

33.  Dün gece Ali’nin türbesindeydim, başucunda bekledim, kuyusunun etrafında dolandım durdum. Birkaç gün içinde de oğlunun yanında olacağım. Sonra? Yalnızlık, sadece yalnızlık, hep yalnızlık, kabir kabir, dupduru...

34.  Daha hafif elbiseler giyiniyorum, rahat yürümek için.

35.  Değirmen taşı kırılmış gecemin, bu şehrin içinden hiç çıkamayacağımı biliyorum. Nereye baksam, çöl fırtınası... Hızını almış işaret fişeğidir, ahir ömrüm. Gidemiyorum ki, yolumu bulamıyorum ki. Hep gecedir yüzümü ağartan, yeryüzüne bakan, ayaklarıma dolanan gökyüzünden sarkan kutsal kasem. Kanım benim, diyetim. Geceye kaldıkça yaşayabiliyorum, yani yürüyebiliyorum, gidebiliyorum. Oysa kırılmıştır değirmen taşı. Gayrı, ötesi malum… Ali’nin suskunluğu, çığlık çığlığa kalması, olacaklarının ağırlığı altında ıstıraptan kırılması, inlemesi…Kerbela Yürüyüşü

36.  Kadın sopayla kızının sırtına vuruyor. İçim sızlıyor. Annemi özlediğimi hatırlıyorum.

37.  Başladığım bütün noktaları bir araya getiriyorum, kendimi burada buluyorum. Gam ve bela yurdu, hüzün ve keder... Mahzundum, başıma belalar aldığımda. Mahzun ve yalnız, kanlı burgaç…

38.  Tek eylem: Yürümek… Salt yürüyüş kesilmek tepeden tırnağa…

39.  Yolculuğum getirdi beni buraya. İç dünyamın haritasını çıkaramıyorum nedense. Anlıyorum ki, hayat başlı başına bir yolculukmuş hep, kendine yetmediğin yerde başlasa da yanıtı ahirete sarkmış sorular. Böyleymiş bu, bu yola düşünce anladım.

40.  Ruhumun kirden, günahlardan arındığını hissediyorum yürüdükçe.

41.  Yaşamın oyununa gelmemek için düştüm yollara ve burada buldum kendimi birden. Ölümü bir yerde, dört duvar arasında beklemekten evla. Bir fark var: Ölümü beklemek ya da ölüme gitmek. Yola düşerek ölümü kabullendiğimi kabul ettim, burada olmam ölüme gitmenin kanlı, meşakkatli bir kilometre taşı.

42.  Attığım adımlar hala kirletiyor mu toprağı?

43.  Her şeyi ilk günkü gibi hatırlamak için çıktım yola, dedim, ben geldim Kerbela. Geldim ve kanlı günüme hazırla. Geçip gitsin içimden hançer, daralsın yaşama alanım.

44.  Okuduğum kitaplarla yürüyorum, Sâlik Yola Düşünce ve Gençliğim Eyvah. Ne diyordu Yılmaz Yılmaz, Sâlik Yola Düşünce’de: “Belki de, terk etmeliyim buraları. Gitmeliyim. Adım da Sâlik olmalı… Tam kırk gün. Sessiz, tenha, karanlık bir taş odada O’nu bulmaya, O’nunla dolmaya…” Beni ve bu yolculuğu anlatan satırlar.

45.  Hayret etmiyorum, hayreti bizatihi yaşıyorum, değişmez mekânda, hep aynı hakikatin gölgesinde.

46.  Aynı yolda milyonları buluyoruz, bir bir yanıyor, pişiyoruz, sinelerimizi dağlaya dağlaya.

47.  Çölde olsaydık, bu fırtına başımıza patlardı.

48.  Bu zahmeti yaşamadıkça Hüseynî aşkın olgunlaşamayacağını biliyorum. Ağacın meyve vermesi için, toprağın derinliklerine kök salarak toprağa acı çektirmesi gerekirmiş. Ne kadar çok acı, o kadar müstesna ve leziz meyveler, eserler. Allah’ın şaheseri olan insan, yolunu yürümedikçe sonuna kadar, kendi şaheserini yaratamaz. Yani aşk yoluna girip fevkalade müthiş acılar çekmek, nev’i şahsına münhasır, olmazsa olmaz. Nedir acı? Yalnız kalmak, aramak, anlaşılmamak… Hakiki arayışla yalnız kalanlar, anlaşılamazlar. Bir yerden sonra da, anlaşılmak için hiçbir çaba sarf etmezler. O noktayı, yeri geçtiğim için kendimi bu yolda buldum. Bahtiyarım, fıtratıma tâbi olup, hakikatime yürüdüğüm için.

49.  Mandalinayı kaptım.

50.  Ruhumun suyunu çıkarıyor yürümek. Suya bakıyorum, kirli ve savruk. Ömrümün yansıması işte…

51.  Kalbime oturuyor organizmamın sağaltıcı uyumu. Düşüp bayılabilir miyim? Kefenimi başıma çekebilir miyim hepten?

52.  Bana şimdi baktığını ve benden memnun olduğunu hissediyorum, Allah’ım. Bu bana yeter, şükürler olsun.

53.  İtimat veren nefsimmiş meğer

54.  Bilerek çıktım bu yolculuğa ya da bilmeyerek, fark etmez burada olduktan sonra. Aşk, dedim; hakikat, dedim; teslimiyet, dedim.

55.  Herkes kefenini yan yatırmış gibi. Giriftlik ve berraklık... Herkes neden burada olduğunu biliyor.

56.  Kaydı düşürülür artık bir başka düşün, düşüşün.

57.  Kanatlarım karıncalanıyor. Uçmak vakti geliyor. Kader ağlarını kollarımda hissediyorum.

58.  Çocuklar, çöplerin içinden işe yarar olanları seçip alıyorlar.

59.  Dua, hep dua…

60.  Samimiyet ve dürüstlüğümle buralara kadar gelebildim. Rabbimi sevdim, nefesim yetmese de.

61.  Neydi Vadius-Selam’dan yitirdiğim sırrım ya da karşılaştığım hakikat. Havf tutulması. Birisi, senin ruhun da burada toplanacak, demişti. Sanki âlem-i ervah memuruymuş gibiydi mübarek. Sordum, neden. Ali’ye bağladı. Hiç şaşırmadım.

62.  Ali’nin yalnızlığını yaşadım Küfe’de. Hanesinde ruhuma ilk temas eden de bu oldu. Hep yalnızlık ve Allah bize şahdamarımızdan daha yakın olduğunda, pek yakınında tuttuğu görevlilerini gönderecektir bize.Kerbela Yürüyüşü 2012

63.  Yazıcı meleklerden ricamdır. Yazdıklarınızın bir kopyasını bana verin, ölmeden evvel. Unuttuğum mühim yerleri alırım, tabii mühim yerler varsa.

64.  Milyonların yürüyüşü, Hüseyin’e… Tek yürek halinde…

65.  Ali’nin balmumu gibi erimiş ruhunu ellerimde tutuyorum, yeni bir suret almak istiyorum kendi ömrümden. Yalnızlık beliriyor karşımda.

66.  Ali’nin evinde dolaşıyorum, sırlarını dinliyorum eski gecelerden. Avluda dolanıyorum, gözyaşlarına basıyorum, utanıyorum.

67.  Çocuğa gıpta ediyorum, annesini tekerlekli sandalyede götürüyor.

68.  Aradığım ilahi aşktır.

69.  Servi ağaçlarının kokusunu duyuyorum. Yakınlarda mezarlık var mı?

70.  Yolum Kerbela’ya düşünce, ahiret âlemindeki ayağıma ağırlığımı daha çok verdiğimi görüyorum. Dünya, öteki ayağımın ucunda bir toz zerresi, uçup duruyor her rüzgârla, en ufak esintide.

71.  Sanırım kanatsız uçmak vakti geldi kendi göğümde, kaybolmak hepten, gayb olmak birden.

72.  Sabah kuşlarımı özledim. Yuvalarında yumulmuş, iklimlerini kuşanmış, bir çöl fırtınasının ihtimaliyle huzuru kaçmış, sabah kuşlarım.

73.  O kadar yorgun olmama rağmen, içim içime sığmıyor, ruhumun kanatlarında fırtınalar bir başka kopuyor, kıyametler bir başka çatılıyor.

74.  Dışarıda beklemek istemediğim için, içeride yol almaya başladım. İçerisinin en kanlı durağındayım. Kerbela. Tut beni Allah’ım, azat et kendimden, çıkar canımı ten kafesinden.

75.  Kendimi mahlûk kudretiyle yeniden yaratmak için terk ettim sahip olduğum her şeyi. Ölsem de yorgunluktan, tamamlayacağım bu yolu, ulaşacağım Kerbela’ya, evvel Allah.

76.  Günlük yaşamın tantanasından çıkıp, ebedi âlemin Hayy-Hû’yuna geçmek…

77.  Yol kenarındaki bir çadırda dinleniyorum, bir genç masaj yapıyor ayaklarıma.

78.  Ayaklarımın altındaki ölü kırlangıcı kaldırıyorum. Daha sıcaktır külleri, çocukluğumdan kalma. Toprağa hapsettiğim düşlerim. Oysa yer altı tünelinin iki ucunu kapatmıştım çocuk aklımla.

79.  Kağıt mendil getirdi verdi bana biri.

80.  Vefasız şarkılara hiç kulak verip de gönül indirmedim. O zaman nedir bu ayrılık telaşı.

81.  Kendimi bizim kafiledeki çiftin yanında buluyorum nedense. Sohbet ederek, dertleşerek yürüyorlar, el ele kol kola.

82.  Yegâne ümit ışığım, var oluş sebebim, Allah’ım. Hitamımda Sen karşıla beni yalnızca. Kulluğumu hür ve mütevazı kıl.

83.  Taşla toprakla ömrümü ekip biçiyorum, ölçüp tartıyorum, yıkıp inşa ediyorum. Biliyorum, ötelerde bir yerlerde, aşkın haram kılındığı bu gökler altında, Sen bekliyorsun Allah’ım. Ben yerdeyim hala, Kerbela yolunda, firakın en yakın durduğu noktada, fenalık kasıp kavuruyor, yokluk uğuldayıp duruyor, hiçlik yankılanıyor. Pervasızım. Biliyorum, hep var olacak olan Sensin Allah’ım, Hüve’l Baki.

84.  Mersiye okuyup dilencilik yapan dedeyle torunun üstü başı, kalın bir toz tabakasıyla kaplanmış.

85.  İçimdeki kıyametler çoğaldı bağcığı kopmuş, yarenlik olmuş şafaklarda. Gün başa döndü, yalana yaslandı sırtını insan, uhrevi rüyaları dünyevi düşlerle takas etti.

86.  Eziyet mi, nedamet mi?

87.  Her şeyin rengi değişti. Saçlarım daha beyaz, gözlerim daha kor, ayaklarım daha yalın, ellerim kangren. Ve onlar gittiler hepten, beni terk ettiler. Yalnızlığımla karşılaştığım yerdeyim. Körpe kuzularım koyun doğuracak sonra, bıçak bilenecek, taş düşecek tetikle bir, kar yağacak, fırtına kopacak tufanla. Ben ilk yalnızlığımla kalakalacağım. Hakikat.

88.  Hacca da böyle yürüyerek gitmek isterdim.

89.  Ayrılığın bela kapısındayım, gam kederle: Kerb û bela. Rabbim, merhametinle yargıla beni, o güne bırakma.

90.  Bir zamanlar bu ayaklarla mı koşardım, uzun menzilli kırlarda?

91.  Her adımla fena âleminde, başıboş bir gezegen misali feveran eden işsiz güçsüz ve huzursuz bir ruhu kaldırıyorum yattığı yerden. Her ruhun kanat çırpmasıyla gözlerimdeki ölü toprağı kalkıyor, ben özüme dönüyorum.Kerbela Yürüyüşü 2012

92.  Çocuk masaj yaptı, iyi geldi.

93.  Deri değiştiriyor yalnızlığım. Bembeyaz bir renge bürünüyor, çöl ortasında muhasara altına alınan Ehli Beyt tilavetinde, hep Hüseynî makamında. Ağırlık renk, siyah; iklim, matem… Bir çocuklar uçsuz bucaksız, mavi. Şam harabelerinde Rukiye, maviye çalıyor imgesiyle. Mahzun mavi.

94.  Hüseyince dua: Allah'ım kerb (gam) ve beladan sana sığınıyorum.

95.  Ey Ebuzer’in azatlı kölesi Cevn, nerdesin? Bir yol var mıdır Rebeze’den Kerbela’ya?

96.  Hüseyin’in atı Zülcenah’ı görür gibi oluyorum. Hüseyin’in kanıyla boyadığı yelesi, yüzüme değiyor adeta. Bütün temsillerde bu imge…

97.  İki yüzüncü direk, mola, yemek, namaz…

98.  Telefonumu şarj etmem iyi oldu. Annemlerle irtibat kopmaz.

99.  Geçmişimle, yorgunluk ve acıyla aynı yerde karşılaşıyorum, Kerbela yolunda. Bütün bir geçmişimi gözden geçiriyorum, hüsran ve nedamet, ne çok günah ve kayıp. İliklerimde hissettiğim yorgunluk, bedenimin, canımın emanet olduğunu hatırlatıyor yana yakıla. Ve acı, hakikate erişemeyeceğimi biliyorum, en azından halis kılarım niyetimi olabildiğince, gücüm yettiğince.

100. Molada bir sahne aklıma geliyor. Sağ yanımdaki, “Sofraya ayakla basmasalar, daha iyi olmaz mı?” Sol yanımdaki, “Türk insanın farkı bu işte!” Sağımdaki, “Dönmek nasip olursa, toprağı öpeceğim.” Geçen yıllarda bu duyguyu sık sık yaşıyordum, sonra alışıyor insan

101. Bir başka sahne… Biri, “Ayağım felçliydi, Meşhet’te İmam Rıza’yı ziyaret etmeye niyetlenmiştim daha, ayağım iyileşmişti gitmeden” demişti.

102. Yol kenarında maket bir gemi görüyorum. Bizim gruptan biri, Nuh’un Gemisi, diyor, gemiyi ve tufanı on iki imama bağlıyor. Dinlemiyorum, nedense. “Nuh’un gemisinde ne işleri var on iki imamın?” diye sormak istiyorum, vazgeçiyorum. Belki yorgunluktan ya da yanlış anlaşılmak yüzünden.

103. Yol arkadaşımla daha hiç karşılaşmadım, hayret doğrusu.

104. Bir dava adamı olmak isterdim. Bütün bir varlığını, hayatını, her şeyini davasına adamış bir adam. Hayal mi? Belki kabul görür hayalim Allah û Teâlâ katında, çatısı karılır Kerbela yolunda. Kim bilir?

105. Ne çok denizleri, dağları, yolları aştım da geldim. Şimdi uzun yol, düz bir ova, öylece uzanıp gidiyor, dağları, denizleri ayrıştırıyor, yolları birleştiriyor.

106. Milyonlarca insan yürüyor, insanlar nehir gibi akın ediyor Kerbela’ya.

107. De ki, bu Hüseynî aşk, insana sadakati, vefayı ve muhabbeti öğretir. Birbirini kıran, inciten, üzen birilerine hiç rastlamadım.

108. Allah’ım, Hüseyin’in ruhunu yoldaş kıl bana, buna layık olmasam da.

109. İki Necefli çocuk yanıma geliyor, tanışıyoruz. Solumdakinin ismi Ali, sağımdakinin ismi Muhammet...

110. Allah’ım, Sende boğulmaya geldim, kendine en yakın olduğun demde. Bilmiyorum, nasıl, ne şekilde o dem. Sende yol alıyorum yeryüzünde, Kerb û bela ile.

111. Namaz kıldım. Tespihat. Suphanallah. Elhamdülillah. Allah-u Ekber!

112. İçim kanıyor damar damar, gönlüm Sana hasret. Sana kavuşmanın hayaliyle ayakta durabiliyorum, yaşıyorum. Seni hiç göremeyeceğimi bilsem de.

113. Koşuşturma, telaş, gruptan geri kalmamak için.

114. Bana daha çok acı ver Allah’ım, kendi şaheserimi meydana getirmek için. Acıların en büyüğünü ve en güzelini bahşet, Hüseyin hatırına.

115. Dört muz alıyorum. Aç gözlülük yapıyorum. Yine de gönül rahatlığıyla yiyorum. Nasibimmiş, diyorum.

116. Ali’nin geceleri ve kuyusu yine… Allah’ın Ali’ye bahşettiği ilmin iki yankısı, simgesi… Geceye bakıp çıldıracak gibi oluyorum, kayboluyorum. Kuyuya bakıp düşecek gibi oluyorum, sallanıyorum.

117. Bizimkilerden kimse gözükmüyor. Ya çok geride kaldım ya da herkesten öndeyim.

118. Arkadaşım ile Vadi’us-Selam’ın yanından geçerken, üzerindeki Arapça yazıyı, “Haşim oğullarının ay yüzlüsü” diye çevirdiği sancağı görüyorum. Ebul Fazıl Abbas’tır, Hüseyin’in bayraktarı, Sakka.

119. Dört yüz doksan altıncı direkteyim. Saat 15: 31. 51 direk kaldı. Çok ama çok yoruldum. Ayaklarımda müthiş ağrılar var.

120. Tek kişilikli yolculuğumun Necef-Kerbela durağının birinci gün yürüyüşü 17: 05’te bitiyor. Beş yüz kırk yedinci direkten sağa sapıyorum.

 

 
En güzel Müslümanlık tefekkür etmek!
 
 
 
En güzel Müslümanlık tefekkür etmek!
 

Necef-Kerbela İkinci Günün Yürüyüş Notları (12 Ocak 2012)

 

  1. Koltuk arkadaşımla beraber yola düşüyoruz. 547. direkten kalmıştık. 1001. direği bulmamız gerekir, ne pahasına olursa olsun. Yani bugün 454 direk yürünülecek, bu aşağı yukarı 25 km mesafeye tekabül eder. Allah kolay getire.
  2. Ebu Süfyan’ın imanının mahiyetini merak ediyorum. Gerçekten iman etti mi?  Ya da nasıl bir imansızlığı vardı? Şimdi ahirette ne âlemdedir?
  3. Buradaki Hüseynî sofralarda Rabbül âlemin bütün çocuklara güzel ikramlarda bulunuyor, envai çeşit semavi nimet. Kim neye muhtaçsa, ona göre nasipleniyor sofradan. Buraya gelip de eli boş dönmek yok. Herkes ihtiyacına göre alıyor.
  4. Erbain günü en az on beş milyon Şia’nın Kerbela’da olması bekleniyor.
  5. Ruhumda kangren tutmuş yaralar patlıyor, bedenimden daha ağır basıyor. Özümdeki Rabbimi görüyorum. (Aslında ‘öz’ yerine kendi diyecektim, ama nerdeyse tamamı Azeri olan kafilemizde kendi yerine kullanılan ‘öz’ bana da bulaştı, farkında olmadan ben de öz’ü kullandım.)
  6. Bu yolda gök âlemini daha çok düşünür oldum. Ayaklarım yerden koptu mu hepten? İki yorgun ayağım başımı daha çok yukarıya kaldırmama sebep oluyor.
  7. Karunluğumu toprağa gömüyorum bu yolda, İsa’mı tekrar, tekrar göğe kaldırıyorum. Yüce olan Rabbime sonsuz selam olsun. Biliyorum ki Sen her yerdesin Rabbim ve hiç görünmezsin. Musa’nın duasından biliyorum. (Araf; 143-144).
  8. Kimsesiz yalnızlığımı daha çok duyumsuyorum, çünkü yola aşığım, tek başıma kendi Kerbela’ma gidiyorum, kalemim mütemadiyen tutukluk yapıyor ve geleceğe kalmayacak yazılar kaleme alıyorum.
  9. Memlekete döndükten sonra yapacağım ilk şeylerden biri hamama gitmek olacak inşallah.

10.  İmandan daha büyük bir nimet yok. İmanın kıymetini hakiki iman sahipleri bilebilir ancak. Kıyamete kadar bilmem ne kadar insan içinde hem talihliyim hem de talihsizim. İmansız olanlara göre talihliyim, öte yandan iman derecesi çok yüksek olanlara göre… Peygamber imanına sahip olmak gerek.

11.   Dua: Allah’ım ruhuma muazzam hüzün ve sıkıntılar, sarsıcı acılar, kutsal ateşler, sürekli kanayan içsel yaralar, mütemadiyen fokurdayan akli volkanlar bahşet. Ali’nin kuyusuna benzer bir kuyu aç ruhumda. Bütün bir hayatım kuyudaki sesimin yankısını bastırmakla geçsin. Ali başkalarına anlatamadığı dertlerini, sıkıntılarını ve sırlarını kuyuya anlatırmış, yani içini dökermiş iç geçirerek. Böyle bir kuyu aç ruhumda ve böyle bir kuyuya uygun bir insan kıl beni. Gece sessizce geleyim kuyumun başına.

12.  Arkadaşım iç yaralayıcı mersiyesini okumaya başlıyor. Hatırlıyorum, Vadius-Selam’dan, Sar Resulullah. Bu kan üzerine.

13.  Katıksız yanmak aşk ateşinde, başkasının olma ihtimalinin dahi olmaması demektir. Yalnız doğmak, yalnız yürümek, yalnız ölmek… Hep görünmez Rabbinin huzurunda, aşikâr kılınmak.

14.   Saat yedi kırk dokuzda soluğu altı yüz birinci direkte alıyoruz. Düşünüyorum, şu manzarayı, doğayı ve tekmil varlığı Allah’la görüp Allah’la seviyorum.Kerbela Yürüyüşü 2012

15.  Yürüyüşçüler daha çok Irak’tan gelmişler. Sonra İran, Azerbaycan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Türkiye…

16.   Tarihi bana anlamlı ve çekilir kılan Ali gibi bir şahsiyetin çıkmasına sebep teşkil etmesidir. Tabii, Ali’den evvel Muhammet Peygamber gelir. Bütün insanlığın göz bebeği, peygamberlerin incisi, Muhammet, sana salât ve selam olsun ey en güzel insan.

17.  Kerbela yolu, yeryüzünden ahrete açılan gizli görünmez meşakkatli bir tünel. Herkes bu tünele giremiyor, girenler de kolayca tünelin sonundaki Hüseynî fenere ulaşamıyor ve bu tünele giren bir daha çıkmak istemiyor, yeryüzünden ahrete bu tünelden irtihal etmek istiyor.

18.  Yezid’in hakkından ancak Hüseyin gelebilirdi.

19.  Dün beyaz bir kuzu görmüştüm, bugünse siyah bir kuzu görüyorum. İnsanların kuzularla Kerbela’sına yürümesi, ilginç. Kurban edeceklerdir muhtemelen kuzuları.

20.  Altı yüz kırk altıncı direkte mola verdik. Yüzükoyun uzanıyorum, genç bir çocuğa sesleniyorum, gelip masaj yapıyor. Ayaklarımı üst üste koyup bastırması iyi geldi.

21.  Mahzun ve sıkıntılı bir mezarlık olabilirdi Kerbela. Hak geldi batıl zail oldu, zaten zail olacaktı da. Bunu yine gördüm burada, Kerbela’da.

22.  Arkadaşım anlatıyor. Yolun kenarındaki halıları, kilimleri yıkamıyorlar, eve götürüp saklıyorlar, Hüseyin’in misafirlerinin ayaklarının altındaki toz bize şifadır teberrüken, diyorlar, bu eşyaları getirenler.

23.  Bir gence, çay işareti yaptım, başını salladı. Geliyor çay. Her şey uzandığım yerde oluyor. Çayımı içiyorum. Pekmez gibi, çaylarına alışamadım bir türlü ama.

24.  Grupla mola verdik. Herkes toz-toprak içinde halıların üzerine uzanmış, yorgun ayaklarını salmış. Doğallık ve gaye... Kimse halinden şikâyetçi değil. Yorgunluktan uyumama ramak kaldı.

25.  Rabbim, ruhumla buluşuyorsun Kerbela yolunda, benim için. De ki, düğün hediyesi olsun bir başına yanmak, yol almak, yürümek. Bilenler hep sustu. Bilmeyenler seslerini çoğalttı zahirde. Ne olacak!

26.  Bir Ehle dâhil olacaksam, bu Ehli Hak ve Hakikat olsun. Hak, kaynak; hakikat, merkez…

27.  Bir çöl aslanın bitmeyen intizarıdır Ali.

28.  Din bütünüyle samimiyettir, diyor Peygamber. Din, yani aşk, hak hakikat aşkı, Allah. Bu insanlar da inançlarında samimi. O zaman nedir samimiyetin ölçüsü?

29.  Kendi isteğimle istem dışı yaratılan varlığımdan feragat ediyorum. Çünkü varlığımdaki yokluğu buldum, fenalıktaki bakiliği temaşa ettim.Kerbela Yürüyüşü 2012

30.  Aşkın güzelliği, ıstırabının benzersizliğiyle paralel… Bana ait, bana özgü olan ıstıraplar derinleşip katmerleştikçe hakiki aşka daha çok yakınlaşıyorum.

31.  Dua, ömrüm, hayatım, hak yolunda feda olsun.

32.  Hemen girişe bıraktım yorgun bedenimi. Masaj. İmkân olsa saatlerce masaj yaptıracağım Muhammet’e.

33.  İsa ve Hüseyin... Acının ve kanın kutsadığı iki şahsiyet.

34.   Koşmak istiyorum, eskiden olduğu gibi. Soluksuz ve uzun koşmak, arkama bakmadan, İstanbul’u hatırlamadan, kayıplarımı düşünmeden…

35.  Musul, Karakoyunlu Türkmen Gayıb’ın verdiği bilgi. Kerbela’ya üç koldan geliniyor. Necef, Bağdat ve Helle. Gece yürüyen insanların şimdi nerelerden geldiklerini daha iyi anlıyorum.

36.  Dua: Allah’ım, hayatı hakkıyla ve hakiki manasıyla yaşamayı nasip et. Senin istediğin gibi, razı olacağın bir hayat bahşet.

37.  İnsan olmayı ihsan et Rabbim.

38.  Arkadaşım bir alıntı yapıyor. Akıl her insanın kendi peygamberidir. Bu manada bir söz sarf ediyor.

39.   Terliğim çalındı, dedi adam. Arkadaşım düzeltti kibarca. Çalınmadı, kaybettin, dedi. Adam, mahcup utangaç, evet, dedi, kaybettim.

40.  Yolun üzerinde kesilmiş deve görüyorum. Derisi soyulmuş, parçalara ayrılmış. Belli ki Hüseyni konuklar için kurban edilmiş. Sandım ki dolunay düşmüş bir çocuğun kalbine, paramparça etmiş düşlerini.

41.  Tahin helvalı hurmaları yemek bir başka oluyor, tadına doyulmuyor.

42.  Aşuradan evvel cellâtlarına imam olan Hüseyin’in hissettiğini hissetmek, bildiğini bilmek. Tabii, hissettiren hissettirirse, bildiren bildirirse…

43.  Arkadaşım rakamların sırrını öğretiyor bana. Tebessüm ediyorum. Saat, 10: 33.

44.  Buralara, bu topraklara güneşin en dik açıyla gelmesi, aynı zamanda buraların dünyanın merkezi, olaylarının yeri olduğunu da gösterir. Dünyanın diğer yerleşim yerleri, güneşin diğer vakitlerine tekabül eder. Güneş, Mekke’de doğmuştur, buralarda öğleyi bulmuştur, sonra Rusya üzerinde ikindiye durmuştur, akşam ve yatsıyı Batı’da, Avrupa ve ABD’de geçirmiştir. Arkadaşım ne yazıyorsun, diye bana soruyor. Bunları okuyorum ona. Tebessüm ediyor.Kerbela Yürüyüşü 2012

45.  Yolun kenarında Kerbela olayını anlatan temsili bir resim görüyoruz. Her şey anlatılanlar gibi canlandırılmış. Hüseyin ile birlikte bir avuç insanı çembere alan Ömer İbni  Sad’ın kalabalık ordusu. Sonra Ömer’in aşere mübaşşereden Sa’d İbni Vakkas’ın oğlu olması.

46.   Sağ ayağım çok kötü, üzerine basamıyorum, topallayarak yürüyorum. Arkadaşıma ayağım çok fena, diyorum. Yapacak bir şey yok, yürüyeceğiz, diyor.

47.  Sekiz yüz altıncı direk. Saat, 11: 48. Arkadaşım dert yanıyor. “Şiilik özellikle görmezlikten geliniyor, dünyanın hiçbir yerinden hiçbir haber ajansı yoktur burada. Oysa burada tarihi bir olay yaşatılıyor hem de milyonlarca insan tarafından. Ama haber yapmıyorlar, bizden korkuyorlar çünkü.” Arkadaşıma hak veriyorum, gerçekten de hiçbir haber kanalı ya da gazeteci yok ve burada önemli bir olay oluyor.

48.  Bir grup kadın çocuklarını bir kamyonete koymuşlar, kendileri yürüyerek geliyorlar kamyonetin arkasından. Kamyoneti etrafını kalın bir sicimle çevirmişler, onun dışına çıkmıyorlar, birbirlerini kaybetmemek için. Sonuçta evlatları kamyonetin içinde... Bir çocuk dikkatimi çekiyor. Kamyonetin ortasında bir tahtanın üzerine oturmuş, krallar gibi. Arkadaşım söylüyor, çocuk her yerde çocuk, diyor.

49.   Bir çocuğun koştuğunu görüyorum. Onunla birlikte bütün özlemlerim koşuyor. Onunla koşmak isterdim.

50.  Arkadaşım kendi özel hayatından anlatıyor. Azeri bir kıza âşık oldum, o da Şii. Bana seninle cehenneme bile gelirim, demişti ama bizim mahalleye dahi gelmeyi kabul etmedi.

51.  İç dehlizlerimdeki boş testileri Kerbela aşkıyla dolduruyorum. Gözyaşı ve hüzün, yoksulluk ve yoksunluk.

52.  Peygamber torunları Fırat’ın kenarında susuzluktan çatlarsa, muhasara altında…

53.  Abasına yamanmış Hızır, Musa’ya bakıp hayıflanıyor: Hiç unutulmuyor ıstıraplar. Kim bilir daha kaç nesil boğulacaktır Kerbela çölünde dökülen kanda.

54.  Aynı sahne: Babasının ellerinde, boğazına saplanan okla şehit olan altı aylık Ali Asgar, Hüseyin’in en küçük evladı.

55.  Kana bulanıyor fıtratım. Kendime kızıyorum. O devrin değil, bu devrin kalıbıyım. Kan çanağı olsaydı gözlerim, hiç böyle yollara düşer miydim?

56.  Burada sadece hüzün, sıkıntı, dert, keder ve kor gibi yakıcı aşk var. Sabır taşının çatlaması işten değil hani.

57.  Arkadaşım anlatıyor. “Her yer nasıl da değişmiş. Geçen yıl geldiğimde bu evler bu kadar değildi. Bir senede bu kadar değişmesi ilginç...” Bana dönüp soruyor. “Ben de bu kadar değiştim mi?” Hüzünle bakıyorum arkadaşımın bu sorusuna.

58.   Sekiz yüz kırk beşinci direk. Mola veriyoruz. Açık alanda bir halı üzerinde kılıyoruz namazı. Bir şeyler yiyip içiyoruz. Yüz elli beş direk kaldı, bugün yürünülmesi gereken. Ondan sonra sabah namazına kadar istirahat… Bugün üç yüz direk yürümüşüz. Eder on beş km, beş saatte.

59.  Şu doğal ve yoksul ortam içinde toz toprak içindeki halılara oturmamız ve ihsan edilen çeşit çeşit yemekler, içecekler bana çocukluğumu hatırlatıyor. Böyle bir ortamda geçti çocukluğum.

60.  Her çadır, ayrı bir imtihan yurdu, bir tecelli membaı…

61.  Meşakkatin böylesini hiç görmedim. Kerbela yolunda, bütün bir hayatımı düşünüyorum. Yok böyle bir şey. Yalnızlığım dip yapmış, tavana vurmuş, mezada düşmüş. İnsan hayatında kaç defa yalnız ölür ki. Burada her an sayısız defa yalnız ölüyor insan.Kerbela Yürüyüşü 2012

62.  12: 45. Ehli Beyt’ten geri kalan esirlerin Şam’a götürülüşü temsil eden tiyatro gösterisi izliyoruz ayaküstü.

63.  Cenazemden rengârenk pullar dökülüyor yol aldıkça. Simsiyah noktalar düşüyorum, bembeyaz noktalarda uçuyorum. İki rengin kardeşliğinde yol alıyorum, kendi ukbama. Gönül verdiklerim, gönlümden geçirdiklerim, gönlümü kıran gönüldaşlarım.

64.  Bu zorlu yolda, güzelliğin en muteber yollarını yüzüme süren Rabbim, ömrümü hayırlı, yolculuğumu bereketli kıl.

65.  “Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü. Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi? Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır. Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul, yalnız Rabbine yönel.” Yine İnşirah suresine yakalanıyorum, İnşirah suresini yaşıyorum. Zaten İnşirah ile çıkmıştım kendimden, yol göstericiliğinde.

66.  Yaşamın bir sırrı varsa, o burada, Kebela yolculuğunun bin bir türlü olan meşakkatinde, zorluğunda. Bu sırrı arıyorum, sırra ermeden dönmek yok. Kaç defa uçağa atlayıp memlekete döneyim dedim, bu basit bir yolculuk değil, hak hakikat için çıkılmış içsel bir yolculuk, ölmek ve dönmek yok, dedim sonra kendi kendime.

67.  Beni Sen de arıyorsun Allah’ım. Seni bulmamı istediğin için çıkardın beni yollara. Sende bir ben var, sade Sana benzeyen. O bene iltica edip tekrar sana dönmek yeryüzü sürgünlüğünde.

68.  Aşura’dan Erbain Kerbela, kendini bütün varlığıyla adamak Ehli Beyt davasına.

69.  Kaderimle Kerbela’nın kesiştiği yerde susuzluktan ölüyorum, can çekişiyorum.

70.  Kalbimle beynimdeki uçurumlar Kerbela yolunda kapanıyor, her ne hikmetse.

71.  Onlar burada, bu yolda kalacaklar, ben yoluma devam edeceğim. Yürürken kurduğum yolculuk düşünü arkadaşıma söylüyorum. “Biraz da Uzak Doğu’nun yolunu tutalım.” “Sen uçmuşsun” diyor, tebessüm ediyor. Uçmak, hep istediğim.

72.   Concorde Meydanı’nda böyle bir çimenliğin üzerinde sırt üstü uzanmıştım geçen yaz. Mevsim farkı, o zaman yazın en sıcak zamanlarıydı, şimdi ise kış, ama oldukça günlük güneşlik güzel bir hava var.

73.  Arzularımdan kaçtım, nefsime savaş açtım, bu yolda buldum kendimi. Kış ortasında terliyorum. Her yer yiyecek ve içecekle dolu, yine de açlık çekiyorum. Sıvının her türlüsü mevcut, susuzluktan ölüyorum. Bir daha dünyaya gelmeyeceğimi biliyorum.

74.   Burada ne kadar çok çocuk var. Tatlı bir çocuk daha görüyorum, ismini soruyorum, Hasan, diyor.

75.   Tarihin ayak izlerini görüyorum, kanlı ve mahzun, gaipten çalınmış bir dilim mahşer, tarifsiz, benzersiz, asılmış.

76.  Kerbela yoluna düşmüş bir balçığım, ayaklar altında ezilmeye müstahak. Vakti geldi mi kan gülleri boy verecek balçığın içinden.

77.   Dokuz yüz yirmi ikinci direk. 13: 54. Sadece yetmiş dokuz direk kaldı.

78.   Terliklerimi çıkarıp çıplak ayakla yürümeye başlıyorum. Biraz yürümüştüm ki, birisi, zemin ayaklarına zarar verir, giy terliklerini diyor, giyiyorum terliklerimi. Çıplak ayakla yürümek iyi geldi.

79.   Bir kontrolden daha geçiyoruz. Polisler üzerimizi arıyor, öyle geçmemize izin veriyorlar.

80.   Her şeyi unutuyorum bir anlığına. Ne düş kurmuştum bir zamanlar ne uzun ya da kısa emellerim vardı dünyaya dair ne de yarına dair bir beklentim var.

81.  Dokuz yüz yetmiş beşinci direğe ulaşıyoruz. Saat, 14:49.

82.  Başım yerde. Neden? Utanç mı? Yoksa bir şeyi mi arıyorum yerlerde? Küskünlük mü, sitem mi? Unutmak, unutulmak sonra…

83.  Çöle düşmüş bir aslan gibiyim. Kurt-çakal ulumaları eksik olmuyor içimden. Nefsim yılan olup diş biliyor bana.

84.  Arkamda kal dünya, hiç öne çıkma. Suya düşen bir gül gibiyim şimdi Kerbela yolunda. Belirdim, hepten kaybolmak ilmindeyim.

85.  Bir an evvel bu yolu bitirsem, arzularımı tüketsem, düşlerimi kurutsam, diyorum. Bu yolun yolcusuyum artık, kabul biliyorum yorgunluğumu, kabule sayıyorum meşakkatimi. Rabbim Senin ruhuna iltica etmeyi nasip et. Bunun için sağlam ve kuvvetli bir irade ver.

86.  Nedir misyonerlik? Tek gerçek, benim inandığımdır. Her şeyi sorgulamaya başlıyorum. İnancımdaki yanlış fikirleri ayıklayıp, eksik olanları çıkarıyorum ve boşlukları dolduruyorum. Şialık bana ne olmam ya da olmamam gerektiğini öğretti. Sonra İslam’ın evrensellik mesajının ne manaya geldiğini öğreniyorum. İç çatışmaları tutarlı biçimde açıklamayan ya da gideremeyen hiçbir fikir evrensel değildir.

87.  En güzel ve makbul dindarlık, sessiz yürümek, tefekkür ederek…

88.  Hakiki hakikatler hiç tükenmezmiş, yola düşünce anladım, can verirmiş canından geçene, geç anladım. En güzel kokusunu sonra saklarmış tebessüm ederken, can çekişirken, solarken.

89.  Gözyaşlarım yokluğun kıyılarına vuruyor, sessizce yürümek gerektiğini hatırlıyorum. Hani Ebuzer has adamımdı, hiç unutmamalıydım Rebeze Günlüğü’nü.

90.  Modernizm, Allah’ın ahsan-ı takvim üzerinde yarattığı şahsiyetli insanın yeryüzünün şahikalarından indirip eşyanın kölesi bireylere dönüştürme ideolojisidir.

91. Lanet okuyan, taraf değil, taraftardır, yani fanatik.

92.   Ehil mevzusuna açıklık getirmek gerekir. Resulullah, Allah adına Ehli Hakikat sancağını açmıştır, isteyen istediği şekilde girebilir, tabii, Kur’an’a tabii olarak. Örnek alınmasını gereken, takip edilmesi gereken, yolundan gidilmesi gereken tek bir insan vardır: Muhammet. Başka bir fikri de kabul etmiyorum. Benim inancım böyledir. Şii Ehli Beyt, bu sancağın altına giriyorsa ve imam olarak Hazreti Muhammet’i kabul ediyorsa, başım gözüm üstüne. Peygamber torunu dahi olsa başka bir başı ya da imameti kabul etmiyorum. Hüseyin, Ehli Beyt’i temsil ederek, Rasulullah’ın açtığı Ehli Hakikat sancağının altına girebilir.

93.  Her abdest aldığımda kanlaşıyor benliğim, karıncalanıyor bedenim. Arap rakamlarıyla 1001 görünce çok seviniyorum. Saat, 15: 06. Bu anı yaşamak varmış. İmkânsızı başarmak bunun gibi bir şey olmalı.

 
 
Maksat varmak değil 80 km yürümekti
 
Maksat varmak değil 80 km yürümekti


 

 
Necef-Kerbela Üçüncü Günün Yürüyüş Notları (13 Ocak 2012)

1. Bin beşinci direk, 06: 45. Hava çok soğuk, üzerimde pardösüm olmasına rağmen üşüyorum, tiril tiril titriyorum.

2. İslam’ın hakiki sesini bulmak ve yankısı olmak için düştüm yollara, kendimi buldum burada.

3. Kalmasın içimde hiçbir çıkmaz sokak. Kerbela yolu dahi geçsin içimden Kâbe’ye, Beytullah’a. Ait olduğu yere dönsün Ehli Beyt, kalksın feryat û figanları Kerbela çölünde.

4. Bir çay alıyorum, yürürken içiyorum. Birden Hicret ediyorum Mekke’ye. Yine elimde bir çay, içerek yürüyorum.

5. İnancıma en çok zarar veren, inancımdan en çok beslenen oluyor nedense.

6. Birçok yerden hoparlörden okunan Kur’an sesleri geliyor.

7. Birileri sırf menfaati için hakkı, hakikati çarptırıp duruyorsa, kalamam yerimde, duramam yatağımda, vururum kendimi yollara.

8. İlk defa yaşadığım böylesine ağır bir yorgunluk, hayatı derinden yakalamama neden oluyor aynı zamanda. Bu yorgunluk, yaşadığımı hissettiriyor. Bu yürüyüşten bana kalan, canlı bir insan olduğum ve yaşamın emanet edildiği gerçeği.Kerbela Yürüyüşü 2012

9. El arabasıyla çocuğunu taşıyan annenin görüntüsü pek etkiliyor beni.  Bir gence gözüm takılıyor, annesini taşıyor Kerbela yolunda. Mesajı alıyorum.

10.  Bir zamanlar yerin göğün büyük bir utanç duyduğu bu topraklara ben de bütün günahlarımı döksem, bundan sonraki yolculuklarıma öylece devam etsem…

11.  Sahra çölleşiyor ayak parmaklarımın ucunda. İnsan bir başkası olarak evvela peygamberin canına kastediyor. İnsanlık peygamberin ah’ını alıyor. Kıyamet mahşerle uzlaşıyor. Varlığım eridikçe eriyor aşk vadisinde, yorgunluk noktasında. Zerreden daha küçük ne olabilir?

12.  Bana sadece Allah yardım edebilir. Allah’tan başka, başkasına muhtaç olmadan varlığını devam ettiren bir başka varlık yok. Acizliğimin zirvesindeyim.

13.  Peygamberin Taif ıstırabı karışıyor kanıma, kök salıyor yorgunluğuma. Mahzun bir çocuk gibi mütevekkil...

14.  İbrahim’e serin olan ateşten nasibi var mı ayaklarımın?

15.  İsmail’in teslimiyetine ulaşmak için değil mi bütün bu çileler, yolculuklar ve arayışlar. Dost, hiç kimseye belli ettirmeden bir başkasına hissettirmeden Hakka gidendir, hakikate hürmet edendir. Nerede böyle dostlar, dostluklar. Yanımda olsalardı, aradığımda bulsaydım, şimdi yollarda olmazdım, yolculuk yapmasını bu kadar sevmezdim. Bir şekilde bağlanırdım bir yere bir dost yüzünden.

16.  Yorgunluğum, yeryüzüne ait bir insan, alelade bir dünyalı olduğumu hatırlatıyor. Elveda İsa peygamber…Kerbela Yürüyüşü 2012

17.  Kalemim kan kaybediyor, bilhassa geceleri, uyku galebe çalmışken içimdeki gizli mahşerde. Elim kolum kırılmış içten içe. Eskisi gibi rahat hareket edemiyorum, zamanım daralmış, vaktim azalmış, görüyorum. Kopmuş damarlarım görünmez köprüleriyle ayaklarından. Uzun ve ince bir sızıymış yol, yanan ayak tabanlarımda.

18.  Bin elli dokuzuncu direğin tam karşısında yolun kenarına çekiliyorum, iki rekat işrak namazı kılmak için.

19.  Attığım her adım yükümün ağırlığını hissetmeme sebep oluyor. Başımı kaldırıyorum, sabah kuşlarımı göremiyorum. 97 Ocağından kalma bir kış güneşi başıma vuruyor, beynime işliyor, sızım sızı. Kar yatağına bırakmak istiyorum yorgun bedenimi ya da kan yatağına.

20.  Nedense dost oklar saplanıyor bedenime. Şimdi Kerbela yolunda yerden yere vurduklarım, içten içe çekiştirdiklerim, pek yakınlarım oluyor, yakınlardan kesiliyorlar. Annemin nasırlarında eriyor zaman, babamın gözlerinde boğuluyor asuman, dostlarsa pazarda görsünler hesabı bugün var yarın yok, akla ziyan.

21.  İlginçtir, ayak ağrılarımın eksildiğini hissediyorum.

22.  Ali ile Necef’teki evinde tek bir gece sohbet etseydim de bütün bir ömrüm Kerbela yolunda yürüyerek geçirseydim.

23.  Gözlerim kanlanıyor görünmez bir aklıkta. Kana dokunuyorum. Küfe mescidinden kalma hüzne yakalanıyorum. Ellerime bakıyorum, Ali’nin kanı, hep mihrabında bir başına.

24.  Kerbela’daki Yezid’i ortaya çıkarsam her veçhesiyle, belki ileride yeni Yezidilerin önüne geçebilirim, kendimce.

25.  Bölünmüşlük Hicri takvime yansımış. Muharrem Şia’nın, Ramazan Ehli Sünnet’in… Doğrusu, böyle bir bölünmüşlük yaşanıyor farkında olmadan, yaşatılıyor. Yanlış. Bu bölücülüğe Şialar sebep oluyor farkında olmadan. Allah, bin geceden daha hayırlı dediği Kadir Gecesini Ramazan’da anmıştır. Ama Şiiler nedense her olayı Muharremle, Kerbela ile ilişkilendiriyorlar. "Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar." (Kadir Suresi) Bu ayeti kerimeleri dahi Ehli Beyt’i katleden Emevilerin bin aylık iktidarlarının sona ermesiyle ilişkilendiriyorlar.

26.  Adamın biri bir kâğıt uzatıyor bana. Telefon numaranı yaz, işareti yapıyor. Kim bu adam? Neden telefonumu istiyor? Kâğıda yazıp veriyorum numaramı.

27.  Bütün asli ve yüce sözlerimi yollara saklıyorum, yollarda sarf etmeliyim. Söz ola, götürür hakka, ulaştırır hakikate. Allah’ım çıkar beni böyle bir sözün yolculuğuna, araştırıcısı kıl beni böyle bir sözün.

28.  Ruhumla nefsim arasındaki son köprü sallandıkça sallanıyor. Hakikat açık, aşikârdır. Ondan geldik Ona döneriz biz, ölmeden evvel ölmeliyiz biz.

29.  Rabbim, Senin razı olduğun bir kulu olmayı nasip et.

30.  Aslına avdet etmişti Hür, içinde fırtınalar onu rahmetin kapısına getirmişti. Şirk ordusunun ‘galip’ bir komutanı olmaktansa, Hüseyin’in yanında ‘mağlup’ bir mümin olmayı tercih etmişti. Böyle bir şeyi ancak Hür bir insan yapabilir.

31.  İnanan insan yazdıkça derinleşir, anlamlaşır, bağlantılar meydana getirir, bağlantıları birbiriyle ilişkilendirir, sarih olur, net görür, açık olur. Dosdoğru olur yazdıklarıyla. İnanmayan insan yazdıkça şüphelenir, içinden çıkılmaz bir hal alır, giriftleşir, muğlâklaşır, belirsizleşir. Bir labirente dönüşür yazdıklarıyla.

32.  Bedenim sınırlı olsa da, ruhumun imkânları sınırsız. Allah’ım ruhumun bütün imkânlarını kullanmayı nasip et.

Kerbela Yürüyüşü 2012

33.  İki kadın görüyorum, çarşaflarının uçlarını birbirlerine bağlayıp öyle yürüyorlar.

34.   Yolda birçok yerde kundaklar görüyorum, içinde temsili bebekler. Hep aynı acı: Ali Asgar, altı aylık ömründe hep öyle beklemekte. Yanından geçenler dokunuyor beşiğe, teberrüken.

35.  Daha dört yüz elli direk var, beş-altı km de direksiz, normal yol. Takriben eder altı yüz direk. Yani 20 km. Başım dönüyor.

36.  Güneşle savaşıyorum, bir an evvel Ali’nin gecelerine kavuşmak istiyorum. Geceler, geride kalmış olsa da. Fakat evladının kanına bulanmış yankıları ileride. Gecenin zifiri karanlığından, gündüzün kahrına kanına bütün bu yol, zahmet.

37.  Hüzün ve sıkıntı yağmurları yağıyor sineme gizlenmiş çöllere. Burası Kerb û bela, asıl yalnızlık yurdu kanla kutsanmış. Asil münzevilerin yolu düşer buraya. Yolu buradan geçen daha da iflah olmaz, kurtulmak istemez kendinden, yâdından ya da yoldan. Burası haşri içselleştirip sükûta gark olanların yurdu, burası Kerb û bela.

38.  Ayaklarıma geliyor ölü hatıralarım, sevgimden geçmezdim can çekiştiğim yerde. Kendimi ayıklıyorum geçmişimden bir solukta. Yaşanmışlık bu topraklarda, yoksulluk fakirlik içinde. Yaşanmışlık düşler ülkesine uğurlamak sevgiyi, sevgiliyi.

39.   Bin yüz ellinci direkteyiz, kafilenin toplanmasına elli direk kaldı. Bir toplansak. Saat erken daha… 08: 33. Biliyorum Allah’ım, beni mutlak olarak hür bıraktın, özgür yarattın. Sen yine de müdahale et bana, bilhassa zor durumlarda kaldır beni, değmesin ayaklarım yere, kalmasın izim hiçbir yerde. Nefsimle, kendimle baş başa bırakma hiçbir surette. Kendinle sıkı tut, kendinde tut.

40.  Bir arkadaşım Kerbela toprağını istemişti benden. Unutmamalıyım.

41.  De ki, adam Meşhet’ten çıkıp gelmiş, herkes yapamaz böyle bir şey.

42.  Kerbela, gariplerin yeryüzüne vurmuş sızısı, ağrıyıp duran.

43.  Neresi burası? Ne arıyorum burada? Bu iki soru bilinçaltımda hiç rahat bırakmıyor beni. Yanıt verdiğim, sükûnete kavuşturup ortadan kaldırdığımı sanıyordum. Gündüz yorgunluğunun en demli saatlerinde, gece uykusunun en ağır vakitlerinde cellat kesilip karşıma çıkıyor bu iki soru. Ben doğru yerdeyim, doğru yoldayım, o zaman ne demek oluyor bu şüpheli haller, zor sorular.

44.  Sanki bütün bir ömrüm bu yolda yürümekle geçmiş, Kerbela’da doğup Kerbela’da ölmüşüm, ölümümle gelen anılarım yollara düşmüş, üşümüş ürpermiş ve solmuş hatıralarımın peşine düşmüş. Biliyorum, bütün bu yaşadıklarım anlık bir rüya, geçip giden toz duman, çöle vuran kargı, eyvanında bir sanrı.

45.   Bütün bunları yazmayacak olsaydım, çıkar mıydım yollara hiç, katlanır mıydım bu yorgunluğa? Fakat şunu da biliyorum, kayıt altına alınmasaydı yaşamım, durmazdım yine yerimde ben, alıp başımı giderdim kendiliğinden.Kerbela Yürüyüşü 2012

46.  Kaderimde ne ile imtihan ediliyorsam, o şeydir beni buralara getiren. Elbette vardır her insanın kaderinin bir sırrı, ya içte kanayan dört duvar arasında hapsolunan ya da dışa vurulan yollara savrulan.

47.  Çocuğunu çarşafına bağlayan kadını görüyorum. Kaybetmemek için.

48.  Sonumu bilmeliyim, encamımı kalem kalem çizmeliyim, satır satır okumalıyım, ince ince dokumalıyım. Konarsa ölümün kanatları bir yüze, tebessüm eder ağaçlarında sabah kuşlarım. Vurulurum sonumla her bir adımda, yürürüm encamıma, yaratanla bir.

49.  Başkalarına benzememeliyim; çünkü hiçbir düğüm aynı biçimde atılmamıştır, gitmeliyim, hep gitmeliyim, sonuna kadar, ne pahasına olursa olsun, elden ayaktan düşene dek.

50.  Necef sınırlarıyla Kerbela sınırını birbirinden ayıran kontrol noktasındayız. Güvenlik görevlileri kadınları ayrı bir yöne yönlendiriyorlar. Üst-baş kontrolleri daha ciddi yapılıyor.

51.   Kaderimin ellerini üzerimde hissediyorum, yazgımın elleri bedenime dolanmış, ruhumda hissediyorum sonsuzluk gibi gür yankısını. Âli bir tabakaya gerilir ruhum, arza değer başım, arza geçer ayaklarım, orta yerde kalbim.

52.  Herkesin üzerinde kalın bir toz tabakası oluşmuş. Kaşların üzerindeki tozlar insanlara bir lahitten kalkmış izlenimi veriyor.

53.  İlmiyle amel etmeyen her müminle arama Kerbela yolunu koyuyorum.

54.  Bin iki yüzüncü direği görmek çok güzel bir duygu. Tebrik ediyorum kendimi. Buraya kadar gelebildimse, yolun sonunu gelir artık. Şükürler olsun Rabbim. Saat, 09: 10. Boş bir yer bulan, bırakıyor kendini hemen, boş bir çuval gibi yığılıp kalıyor. Kafileden geri kalanları bekliyoruz. Yemek, içmek, sohbet…

55.  Espriyle, tam karşımda uzanmış yatan gence, “Annemi özledim” diyorum. O ise, “Ben ne annemi ne eşimi ne de iki çocuğumu (uşak diyor çocuğa) özledim.” “Neden?” diyorum. “Çünkü yıllardır bu özlem içindeyim, onlar hiç aklıma gelmiyor.”Kerbela Yürüyüşü 2012

56.  Hacı Kurban tam karşımda, gelmiş demek ki. Nasıl geldi acaba? Yürüyerek mi, araçla mı?

57.  Baktım adamın elinde Halley çikolataları var, önüne gelene veriyor. Bir tane de ben istedim. Sağ olsun, verdi. Hayatı, yaşamı oldum olası sevdim.

58.  Ayaklarıma ağrı kesici krem sürüyorum.

59.  Espriyle, “Yaşlılık ne zor şeymiş!” diyorum. Yaşlı bir adam, “Desene biz ölmüşüz” diye karşılık veriyor, herkes gülüyor.

60.  Kafileden Salman, Ehli Beyt’in Şialığını şu ayetle savunuyor. "Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden har türlü kiri gidermek ve sizi tertemiz bir hâle getirmek istiyor. Siz de Allah ve Resulünün emirlerine itaat ederek temizlenin." (Ahzap; 33). Sonra da buraya gelirken başından geçen bir olayı anlatıyor. Habur’da pasaportunun İstanbul’da unutulduğunu öğreniyor. Bekletiyorlar orada. Hemen birileri devreye giriyor. Bir, iki gün içinde pasaportunu getiriyorlar. Hiçbir şey anlamadığımı görünce, açıklıyor. “İmam Hüseyin bereketiyle oldu bütün bunlar bir günde, işim hemen görüldü.”

61.  İki rekat kuşluk namazı kılıyorum. Seviyorum kuşluk namazını kılmasını. Saçlarım ağarsa da bu saatlerde, yorgunluk had safhaya ulaşmış olsa da.

62.  Yürüyüşümüze kaldığımız yerden devam ediyoruz. 10: 50. İdeal bir insan olmak, yani ölmeden evvel ölmek, insan-ı kâmil olmak. Filozofların ideal dediğine İslam insan-ı kâmil diyor.

63.  Gözlerimde soluyan Rabbimin ruhu, ayaklarımdan düşüyor, insan payıma düşen kokuşmuş balçık, harlanmış ateş ve suyla karılmış çamur.

64.  Hicret edeyim balçıktan esîre. Yine muhacir olayım eskisi gibi ashabı kiramın sararmış sayfalarda kaybolmaya yüz tutmuş suretlerinde. Mekke olayım sokaklarda, Medine gibi bakayım gecelerde.

65.  Bir kayboluş ve bir yitirilmiş bir kurtuluş edebilirmiş Kerbela çöllerinde, duaların yüzsuyu hürmetine. İhlâs.Kerbela Yürüyüşü 2012

66.  İnsanlarla birlikte yürüyorum insanları yitirdikçe, gerilerde bir yerlerde bıraktıkça. Ne insanla ne de insansız. İnsan ne melek ne de hayvan, ara yerde can çekişen, mütemadiyen gidip gelen gri bir can.

67.  Bu yol bir araçtı buraya gelmeden evvel, yola girildikten sonra, aşılması gereken bir engel olarak görünüyor bana. Çünkü yolu gaye edinenler var bu yolda, hayatını feda edenleri unutarak.

68.  Bir ömür boyu aynı yolu yürümekten daha fena ne olabilir şu fani hayatta. Oysa yola çıkış gayeni unutmuşsundur, işaretlere takılmışsındır, işaret edileni görmüyorsundur artık.

69.  Öksürüyorum, karanfil kokuyor nefesim. Menekşeler boy veriyor nasırlarımda, çiçekler açıyor ağrıyan yanlarımda. Kan kırmızısı güller bitiyor damağımda.

70.  Derviş hırkası, sonunu düşünmeden yol almak, gönüldeki bütün bataklıkları kurutmak, kirli sulardan arınmak. Bunun için bir ömür boyu gidilir, gerekirse.

71.  Sivereklinin vermek istediği mesaj: Böyle acıyı seviyorum, böyle bir acıyla var olmak istiyorum, ey insanlar beni bu acıyla tanıyın. Acı rengi, Hüseynî tabii ki.

72.  Karşımıza bir tabela çıkıyor. Okuyorum: Kerbela: 5 km. 12: 14. Öğle ezanı okunuyor. “Haşim oğullarının ay yüzlüsü Ebel Fezl” sancağı dalgalıyor. Yol arkadaşımı hatırladım. Bugün hiç görmedim daha. Gariptir. Dün hep birlikteydik oysa. Oldu mu hep oluyor yanımda, olmadı mı da hiç olmuyor.

73.  Nefsim elden ayaktan hepten düşse, bir daha önüme düşmese, yoluma çıkmasa, hiçbir şekilde engel teşkil etmese, uhrevi kırıntılarla günler devrilse, düşler teneşire çıkarılsa.

74.  Bir yandan kendini kaybettiği için yolda olanlar, bir yandan da kendini bulduğu için yollara düşenler.

75.  Ebediyete koşuyorum, her yolculuk bir menzil soluklanma, bir adım yakinlik peydahlama, bir avuç harlanma, bir tutam sayıklama.

76.  Doktor ile konuşuyorum. Kerbela’da kalacağımız yerde ağrı kesici iğne yapacak bana. Her yerim ağrıyor.Kerbela Yürüyüşü 2012

77.   Gecelerim asıl bundan sonra tatlanacak, yalnızlığı bütün çıplaklığıyla yaşamak kevir burcunda, asil ve aykırı bir münzevilik dolaşacak damarlarımda, ıssızlık tek libasım olacak bozkırda gün batımında, bir başıma yol aldığımda.

78.  Ebediyet yurduna hicret temrinleri, bir parça sahra salkım saçak dal budak, açık uçlu hançer çıplak ve yasak. Sevdasına mağlup bir Leyla en leyli gecelerde, ne yana baksam fecri atmış heyuladır Kerbela.

79.  Çölde bir başka görüyorum kendimi, bir başka hissediyorum, bir başka duyumsuyorum. Evvela Muhammed Esed’in Mekke’ye Giden Yol’unu hatırlıyorum. Sonra kâinatın yüzünden alınmış peçe, fenalık uzanıp gidiyor uzanabildiği kadar, ölüm dahi kabre konulmuş, kavli dolmuş, korkunun bekçileri tebelleş olmuş, yollara hakikate giden tek yol, git gidebildiğin kadar, kavlince, nasibince. Sonra James Morier’in İsfahan’dan İstanbul’a Hacı Baba’nın Maceraları, pamuk pınar günlerinden kalma, hep aşkın, hep müteheyyiç.

80.  Bin üç yüzüncü direkten sonra sağdan yürümeye başlıyoruz. Direk numaraları sıfırlandı. Hayatın da benden alacağı varmış. Sâlik olup yollara düşünce anladım, sonra boynumdaki Melamilik halkası, omuzlarımdaki dervişlik hırkası.

81.  Karşı tarafa meramımı anlatamıyorsam, muhtemelen yanlış yerdeyim, yanlış yoldayım, ters istikametteyim.

82.  Bir eski zaman kervanı geçer şimdi önüm sıra, alıp beni yol yatağından. Götürür beni hüznün ve acının yurduna, gam keder içinde bırakıyor beni aslan.

83.  Bu yolda kâinatın ruhunu yakalıyorum, kâinatın aslına temas ediyorum, hep çöl havasında geçip giderken günlerim, aslıma rücu ettim. Velhasıl, burada bitiriyorum kâinatı, bilmem kaç milyon insanın gıyabında, dost suretlerde. Gerisi çetrefili tumturaklı lafı güzaf, kısa taksimli hikayat.

84.  Yirminci direkteyiz. Saat, 12: 32. Yorgunluk alıp başını gitmiş. Nasıl yürüdüğümü bilemiyorum.

85.  Nazarlarım bilendikçe ben eksiliyorum.

86.  Arkadaşıma söyledim, gece yürümek isterdim bu yolu. Tehlike olur, hiç tavsiye etmem, dedi, kapattı ama ben kapatamıyorum bu yolu gece yürüme düşüncesini. Bu şehrin, bu yolu geceleri daha güzel, her şey daha sessiz oluyor, ölüm düşüncesi bile.

87.  Ağlayan ruhumdur, can çekişen benliğim, susayan bedenim. Kibrim paramparçadır tek celsede, bu da mütekebbir bir düşünce değilse.

88.  İsmi en çok lanetle anılan kişilerin başından geliyor Saddam Hüseyin, daha evvel Kerbela yolunu yürüyüşe kapattığı için.

89.  İmamet mahreçli Şiilik, Ali’yi ve Ali ve Fatıma’nın soyundan gelenleri Hazreti Muhammet’e bağlama hareketidir.Kerbela Yürüyüşü 2012

90.  Otuz ikinci direkte yeni bir tabela görüyorum. Imam Hussain Shrine: 3000 m. 6 km yüz yirmi direk demek. Hayatımı bilinmez kılmak için çıktım içeriden, vurdum kendimi yollara. Bilinmez kılmak, bir gün mutlaka unutulacağını bilmek, fenalık üzerine kurulan faniliklerin yok olacağından emin olmak, ismin gibi.

91.  Zamanın ince ayarlarıyla oynuyorum bu uzun ve meşakkatli yolda. Geçmiş ve gelecek yer değiştiriyor ayaklarımın iki ucunda, hem belleğimde hem de önümde. Istırabımı yüklüyorum bir anın yoğunluğuna, kütlesi sahraya çalıyor bir çırpıda. Kıyamet kopabilir, ölüm gelmeden, savaş barış gibi yaşanabilir, nice zamanlarda. Terk ettiğim yerlere dönebilirim, son bir defa veda etmek için. Vefalı dostlarım hayırla yad edebilirler beni ne olursa olsun, bütün unutulmuşlar adına yarın diye bir şey hiç olmayabilir, geçmiş köpürürken hemen yanı başımda. Kavli ihtar üzeredir dini mübin: Teslim olandır Müslüman her dem her mekan. Şirazesi kopmuştur zamanın gayrı. Yürümeli.Kerbela Yürüyüşü 2012

92.  Öğle namazı için mola veriyoruz. Yanıma biri oturdu, sohbete başladık. Söz döndü dolaştı, benim buraya nasıl geldiğime. Dışarıdan gelen bir ‘Ehli Sünnet’ olarak çok şanslıymışım, Allah’ın sevgili kuluymuşum. Merak edip tekrar soruyor bana: Ne yaptın da buraya gelebildin? Ne yaptın da gelmek nasip oldu? Salman’ın sözü aklıma geliyor. “Hüseynî Defter’e yazıldığın için çok şanslısın.” Allah’ım, ne diyorlar bu insanlar böyle. Ben sadece Senin razı olduğun bir kul olmak, Sende yazılmak, kayıt altına alınmak, tutulmak istiyorum.

93.  Allah ile sessiz konuşmalar. Ne et-kemik ne sözcük-kelime ne de iz-yankı. Onlar namazda kıyamdayken ellerini bağlamıyorlar, biz bağlıyoruz. Doğrusu hangisidir? Kendin arayıp bulacaksın, Ben söylersem bir anlamı olmaz, bir kıymeti kalmaz.

94.   Bu yolun sonunda bizi bekleyen somut bir hedef yok, mekândaki türbelerden başka. Asıl gaye, seksen km yolu yürümekti. Yolu yürümek, başlı başına bir gaye…

95.  Öksürük nöbetlerine tutuluyorum, insan yüklü kamyonlar geçince karşı şeritlerden. Her yer toz-toprak içinde.

96.  Otuz dördüncü direk. 13: 33. Fincanı su ile bir kahve içeyim dedim. Çocuk hemen ellerimden tuttu, engelledi. Ellerimi tutup, gösterdi bana. Benzinmiş. Ne arıyor burada. Belki de odunları ateşlemek için; çünkü Bağdat’a girmeden evvel mola verdiğimiz yerde odunları hortuma bağlanmış benzinle yakıyorlardı. Az kalsın kendimi yakacaktım durduk yerde. İçtim kahvemi ama her şeye rağmen.

97.  Bilerek kafileden ayrılıyorum, en arkada yürüyorum. Mola vermek iyi geldi, biraz kendime geldim. Arkada kalarak istediğim gibi hareket edebilirim.

98.  Köfteler pek lezzetliydi.

99.   Kalbimdeki kelebekleri ateşe sürebilirim. Yağmur kuşlarını sabah namazlarında vurabilirim ellerimi kıpırdatarak. Yalnızlığın içinden yapayalnız geçebilirim.

100. Fani dünyada vefalı dostlar aramak, ahdini yere düşürmemek, sözünü kırmamak. Allah’a giden kavi bir yol vardır fani dünyadan. De ki, ağlar vefalı dost, yol olur gözyaşları. De ki, uzanır eller ahde, gümrah olur meclisler. De ki, bilenir söz umman olur, geçilir bir gün yardan, anadan, serden.

101. Sırrımı Ali’den aldığım muma katıyorum, gece yalnızlığım daha da büyüsün diye, yetişemeyeyim kendime.

102. Sürekli akmalıyım bir yol bulup bir ırmak olup. Bir yolunu bulup ulaşmalıyım hakikat deryasına, vakit zevale erişmeden.

103. Biri baygınlık geçiriyor. Yol kenarındaki bir sandalyeye oturtuyorlar. Yardıma ihtiyaçları olup olmadığını anlamak için yanlarına gidiyorum, soruyorum, gerek yok, diyorlar. Yoluma devam ediyorum.Kerbela Yürüyüşü 2012

104. Onlar, “Ya Hüseyin!” diyor, ben “Ah Hüseyin!” diyorum.

105. Arka bahçede gezmek, halkın arasına karışmak... Bunun için sık sık kafileden ayrılıyorum, ayrı yürüyorum.

106. Ayaklarım eskisi gibi ağrımıyor. İyileşti mi yoksa? Yolun sonuna geldik ondan mı acaba? Kendimi pek dinç hissediyorum, saatlerce yürüyebilirim.

107. Elektrikli makine ile masaj yaptırıyorum. İyi geldi.

108. Şimdi de kremle masaj yaptırıyorum. Yaşamak gerçekten güzel bir şey…

109. Imam Hussain Shrine: 3000 m. Mutluluk verici bir tabela, bir rakam. Yolun bundan sonraki direklerinde rakam yok.

110. Gruplar hepsi burada bir araya gelmiş. Demek ki pek yaklaştık. Hoparlörden bizim gurubun adı söyleniyor. Güzel bir duygu, ülkemin ismini burada da duymak… Büyük bir ülke olduğumuz duygusuna kapılıyorum.

111. Ağrı kesici kremle bir masaj daha yaptırıyorum. Masajı seviyorum, yaşam gibi. Gruptan çok geri kaldığımı düşünüp süratle yürümeye başlamıştım ki, önümde bekliyor buldum grubu. Acele etmeye, telaşa hiç gerek yokmuş.

112. Dar bir yerden geçiyoruz. Birisi, “Dar geçit dedikleri yer burası olsa gerek, baksanıza nasıl sıkıştık” diyor. Hak veriyorum. Soluk almakta güçlük çekiyoruz. İzdiham var.

113. Arkadaşımın bir sözü aklıma geliyor. Asıl gözyaşları Kerbela’ya saklanır, Kerbela’da dökülür. Sanırım ne demek istediğini anlıyorum; çünkü birçok kişi gözyaşlarına boğulmuş, ağlıyor da ağlıyor.

114. Sinesine ve başına vuran vurana… Ne oluyoruz böyle! Adama Hüseyin’in türbesini soruyorum. Beni yolun içine biraz çekiyor ve parmağıyla işaret ediyor. Mesafe çok uzak olmasına rağmen altın sarısı iki minareyi görüyorum, yaz güneşinin altında parlayan iki olgun buğday başağı gibi. Saat, 15: 08.

115. Aşka gelindi, ağlamayan, gözleri ıslanmayan, duygulanmayan yok. Müthiş bir duygusal atmosfer var.

116. Imam Husain Shrine: 1500 m. Saat, 15: 45. Adam terliklerimi çıkarıp yürümem için ısrar ediyor. Pek gönlüm yok, çünkü yollar pek çamurlu. Şifadır, diyor adam, çıkar terliklerini. Başımın belası, nerden çıktı. Baktım kurtuluş yok adamdan, terliklerimi çıkarıp çıplak ayakla yürüyorum ben de. Kirli, çamurlu sulara basarak yürüyoruz. Ayak ağrılarım yine başlamış.

117. İnancımı zayıflatan her şeyi, bir yerlere bağlayan bütün bağları, kendime dönmeme engel olan bütün araçları, ötelerin sesini duymamı engelleyen mütehakkim duvarları, hakikatle arama giren hafi suretleri, sürmeliyim Kerbela çölüne, kurtulmalıyım kendimden.  De ki, peygamber torununun kanının döküldüğü yerde, olur mu hiç ye’is, kasvet ve enaniyet. Kurtulmam gerekir kendimden, içime kök salmış zilletten, ruhuma nüfuz etmiş zulmetten.

118. Kadın erkek kafilenin tamamı Hüseynî acıyı içselleştirmiş vaziyette. Acı bütün varlıklarına nüfuz etmiş. Hüseynî acıdan başka bir şey değiller.

119. Gözyaşımın düştüğü her yer, asıl olmak istediğim insana bir işaret, bir haber, bir gönderme, bir selamdır. Neresidir kalbimin yeri? Neredesin kalbim?

120. Akşamüzeri Harem’e giriyoruz. Saat, 16: 08. Üç günlük uzun ve meşakkatli yürüyüş burada bitiyor. Yolun sonunu getirmeyi nasip eden Rabbime sonsuz hamd ü senalar olsun.

Faik Öcal -dünyabizim.com

Not: Bu notların her bir tohumu Kerbela’da, Necef-Kerbela yolunda atılmıştır.

 
Paylas

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

01/02/2014 - 02:58 Kitapları hiç böyle görmediniz/FOTO

29/12/2013 - 08:01 Seçim dönemi yayın ilkeleri belirlendi

26/11/2013 - 07:30 12 bin yıllık tarih daha 80 yıl kazılacak

17/11/2013 - 05:10 Bakan Yılmaz'dan kısa dönem ve bedelli askerlik açıklaması

07/11/2013 - 07:34 Boru hatta inşaatında dinozor fosili bulundu

11/10/2013 - 08:01 19 kişi tutuklandı

14/09/2013 - 07:15 Bodrum'da 1200 yıllık Kur'an-ı Kerim bulundu

20/08/2013 - 06:54 SGK'dan 'sigara' açıklaması

03/08/2013 - 06:37 Bayraktar: Kentsel dönüşümün üçüncü adımı 17 Ağustos'ta başlıyor

01/08/2013 - 04:12 Benzin 7 kuruş ucuzladı

24/07/2013 - 06:43 Hükümet, kamudaki işçisiyle anlaştı

17/07/2013 - 07:39 İskoçya’da en eski takvim bulundu

15/07/2013 - 06:34 İSDEMİR’de bugün 5 bin işçi grev başlatacak

25/06/2013 - 07:17 Süper dolunay

15/06/2013 - 06:57 İstanbul'da araçlar suya gömüldü

14/06/2013 - 06:46 Eylemciler: Hiçbir yere gitmiyoruz

17/05/2013 - 07:05 Muğla'da 4,4'lük deprem

21/04/2013 - 06:58 İşte memurun maaşını artıracak değişiklik

01/03/2013 - 07:07 Marmaris'te 57 bin kutu okul sütü boş arazide bulundu

22/02/2013 - 06:58 DİKKAT! Elektrik faturasında fazla var!

18/02/2013 - 06:24 Türkiye'nin ilk araştırma gemisi suya indirildi

07/02/2013 - 07:13 Mavi Marmara baskınında sürpriz rapor

22/01/2013 - 11:48 Filistin’in yaşayan efsanesi Leyla Halid: Suriye ordusunun ve halkının yanındayız!

27/12/2012 - 07:30 Antikapitalist Müslümanlar da ODTÜ'lülerin yanında

12/12/2012 - 01:22 200 el’Kaide üyesi Suriye’ye gitmek üzere Türkiye havaalanlarında

25/11/2012 - 06:44 Emniyet Müdürü evinde ölü bulundu

19/11/2012 - 07:54 Kazıdan 600 yıllık Kuran-ı Kerim çıktı /FOTO

19/11/2012 - 07:38 4 şiddetinde deprem

02/11/2012 - 02:27 Afrika'nın 2+1 müstakil köy evleri/FOTO

30/10/2012 - 02:46 Toprak Altında Bir Cami / Foto

16/10/2012 - 06:47 Bayramı görmeden mezbahaneyi gördüler

12/09/2012 - 07:36 Arapça el yazması eserler dijital ortamda

05/09/2012 - 06:58 Dünyanın en uzun Kur'an-ı İstanbul'da /FOTO

03/09/2012 - 10:31 'Apaydın Kampı' hakkında CHP'den suç duyurusu!

03/09/2012 - 07:22 Kasımiye "Bilim Merkezi" oluyor

31/08/2012 - 10:21 Hat sanatı tarihçesi

28/08/2012 - 10:25 İstanbul'da muhteşem manzara

14/08/2012 - 02:51 Ölüm bir kefaret bu yolculukta

20/06/2012 - 01:35 100 yıl önce KABE

16/06/2012 - 07:18 İmam Kazım'ın (a.s) Türbesinin Genişletilme Çalışmalarından Kareler - Foto

13/06/2012 - 06:17 Majid Majidi’nin Hz. Muhammed Filmi’ndan Kareler / Foto

05/06/2012 - 07:09 Hz. Ali'nin Türbesinden Görüntüler /FOTO

03/06/2012 - 11:56 İmam Humeyni'nin Necef-i Eşref'teki Evi - Foto

01/06/2012 - 07:24 İmam Cevad ve İmam Kazım'ın Türbelerinden Görüntüler /Foto

26/04/2012 - 07:57 Üzerinden uçak geçmesi yasak!/FOTO

24/04/2012 - 03:11 Bahreyn’de İngiliz televizyon ekibine gözaltı

05/04/2012 - 12:24 Allah'ın Evi Kabe'nin Özellikleri - Foto

30/03/2012 - 08:36 Saraybosna: Yıkım ve diriliş /FOTO

28/03/2012 - 05:43 Ateşten bir göl / FOTO

05/03/2012 - 11:09 100 yıl önce 100 sonra İstanbul....

20/02/2012 - 02:11 Kıtlık sonrası Somali

17/02/2012 - 02:50 Hocalı katliamı Taksim'de sergileniyor

10/02/2012 - 04:34 Dünyanın en büyük toprak camii

09/02/2012 - 05:30 Almanya'da bir cami tarihi eser ilan edildi

06/02/2012 - 02:55 Necef-Kerbela yolunda 80 kilometre yürüdüm, yadıma bu sözler düştü.

01/02/2012 - 03:04 Garip İmamların Türbesi Askeriyeyn (a.s) - Foto    

24/01/2012 - 02:49 Hüseyn-i Meşreb Nijeryalılar! -Foto-

12/01/2012 - 08:10 'Fetih 1453' Yunanları öfkelendirdi

02/01/2012 - 11:06 Hz. Fatıma'nın çeyizinde neler vardı?

24/12/2011 - 02:38 LÜBNAN

23/12/2011 - 10:24 Tsunami'de kayboldu, 7 yıl sonra geldi!

23/11/2011 - 05:17 CIA'ya Hizbullah darbesi: Hedef Beşşar Esad mıydı?

12/11/2011 - 02:38 Irak'ın yağmalanan kütüphaneleri

01/11/2011 - 03:17 Hollywood, ahlaki çöküşün aracı

26/10/2011 - 06:26 Vizematik ile sıra artık beklemek yok

16/10/2011 - 02:02 Suriye politikasından kaygılar!

08/10/2011 - 03:40 Hz. Mehdi (a.f) Hükümeti ve  Kum Kenti

29/09/2011 - 03:48  İşte Akdeniz'deki petrol rezervi!

07/09/2011 - 09:57 5.300 Yıllık Mumyanın Bilinmeyenleri +Foto

07/09/2011 - 09:52 21.Yüzlyılın En Büyük Kültür Cinayetine Bir Bakış

18/08/2011 - 11:15 Meydan-ı İmam'ı görmeyen ne gördü ki!

14/08/2011 - 11:46 Bakiy

13/06/2011 - 10:46 Necef i Eşref- 2012 İslam Dünyası Kültür Başkenti -FOTO-

09/06/2011 - 01:16 İran'da 3000 yıllık tarihi eser: Hızır Peygamber(s.a) Dağı-FOTO

09/05/2011 - 10:19 Darusselam Çocukları-FOTO

06/05/2011 - 10:48 Hz. Ayetullah Seyyid Necefi Maraşi  Halk Kütüphanesi

14/04/2011 - 08:14 'Mescidi Nebevi ' den görüntüler

07/04/2011 - 10:33 Devrim sonrası Mısır

01/04/2011 - 04:59 Hz. Yusuf dizisinin yönetmeni:"Sinema Hakk'a hizmet etmelidir!.."

30/03/2011 - 08:52 Genel Hatlarıyla, Libya

15/03/2011 - 01:51 İslam dünyasının en büyük üçüncü kütüphanesi – Foto

04/03/2011 - 03:25 Bahreyn İntifada ve Ayaklanmasından Görüntüler-Foto-

01/03/2011 - 02:20 Ayetullah Hamanei: Sanatın en güzeli, “İslâmî” olanıdır- FOTO

07/02/2011 - 10:46 Mevlana’nın ‘Gel’ çağrısı rekora gidiyor

06/02/2011 - 09:22 Tunceli’de gerginlik

03/02/2011 - 03:30 Hz. Peygamberimizin(s.a.a) rihlet yıl dönümünde  kutsal  ''NECEF ve KUM'' kentlerindeki matem proğramından görüntüler

26/01/2011 - 02:36 Tunus ve Şialar

26/01/2011 - 01:19 ERBAİN GÖRÜNTÜLERİ -KERBELA-2011

12/01/2011 - 10:54 Hz.Rugayye'nin  (s.a) Pak Kabri-  ŞAM

04/01/2011 - 09:41 İran'da ''Yeşil Fitne''  hareketine karşı , Rehber Hamanei'ye destek yürüyüşü

29/12/2010 - 09:29 "İran’ın da bombası var!.."

27/12/2010 - 10:35 İmam Hüseyin (a.s)'ın hareminin içi - FOTO

27/12/2010 - 08:55 Zımbave  Ve   Bosna'da ''Muharem Matem Merasimi''  Görüntüleri

27/12/2010 - 08:29 İmam Hüseyin (a.s)'nın Türbesi  İçin , Kum'da Yapılan 'Altın Parmaklıklar'

16/11/2010 - 13:51 Arnavutluk

16/11/2010 - 13:49 Sudan

08/11/2010 - 09:28 İstanbul Barosu'nun yeni başkanı Ümit Kocasakal

15/10/2010 - 15:57 Nijer

15/10/2010 - 15:56 Umman

30/09/2010 - 18:34 Terör örgütü PKK eylemsizlik kararını bir ay uzattı
 
YAZARLAR
ABDULLAH ÖZGÜR

AKP Türkiye’yi Nasıl Sekülerleştiriyor
Kemal Ş.SEVİNDİK

Cemaat’e ‘Paralel’ Sorular
ALİ ERDEM

Seçim ve Anayasa
MUHSİN KÜÇÜKER

AKP VE ŞİA
BETÜL HANZALA

Lanetli Soyun İhtiras Bekçileri
HÜSEYİN TAŞ

Genel özellikleriyle Gülen hareketi
SADIK ÇELİK

AMERİKAN UŞAKLARI
Salih YAKUP

İran Amerika'dan daha güçlüdür
MUHAMMED AK

Başbakan, günahının sarmalında
Gürkan BİÇEN

İyiler Kazanacak
GENÇ KALEMLER
ARZU ÇETİNKAYA

Ey Fatimam...
Muhsin SOLHAN

Hasedin Zararları(2)
Hüseyin BELGİ

Kedi olmadan Kaplanlığa soyunanlar
HÜSEYİN TUGAY

İmam Humeyni (ra) ve F.Gülen arasında “benzerlikler”(!)
Mehdi KUL

Avrupa İranꞌda Başӧrtüye Büründü!
EBUZER GÖKTAŞ

Cemel Savaşı
Mehmet YÜKSEK

Dünyanın en Değerli Misafirinin Biyolojik Yapısı -2-
MEHMET DEMİRER

MAŞA’DIR BUNLAR.
MUSTAFA K. TAŞPINAR

EHLI BEYT (AS) SEVGISI
AZERİ YAZARLAR
Fuad Cəfərli

Azərbaycanda islamofobiya
Ruhullah Novruzzadə

Bu cümə İmam zühur edərsə...
Hafiz Mirzə

Türkiyə nurçularının Azərbaycanda yaratdıqları şah əsər - Fazil Mustafa!
Samir Cavadlı

İsrailin dünəni
Feryad Vüqar

İslamda Mübarizə
Nərmin Məmmədli

Morqa dönmüş ordumuz
Abdullah Özgür

Öldürün şiələri ! Çünki ...
Fərid Abdullah

8 MART HƏYƏCANI
Seymur Abbasov

Niyə hacı Abgülə qarşı növbəti qanunsuz əmələ yol verilib?
Mir Qasim Əliyev

Özümüzə sahib çıxmağın vaxtı çatmayıbmı?!
Anar Sadıllı

8 mart əslində qanlı bir hadisə günüdü...
Masumə Əlizadə

Hicab - istədiyimiz kimi bağlayaq, yoxsa...?
ALİ Əli Həsən

İrəvandakı çıxış və Hacı Abgül Süleymanovun yada düşən cümləsi
İlkin Məmmədov

“Hacı Abgül Süleymanov qırmızı xəttimizdir”
Tural Əli

Mətbuatımızın vəhhabi sevgisi
Ramilə Qardaşxanqız

Ölüm ayrılıqdır, ayrılıqsa onun güzgüsü
Ramin Bayramov

Dünyada baş verən hadisələr və zühur əlamətləri (II hissə)
Rövşən Məmmədli

Aldanma, qadın!
Mayis Güləliyev

İsrail dəyişə bilərmi?
NAMAZ VAKİTLERİ
TV KANALLARI

Türkçe Kanallar
On4 Tv
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Kudus Tv
Çağrı Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU

TARİHLİ ARŞİV



GAZETELER

DERGİ ve MECMUALAR

BAĞLANTILAR

YABANCI GAZETELER

 

Ana Sayfa   |   İletişim   |   Giriş Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle |   Sitene Ekle

Yazarlar ve makalelerin Yayınlanan  haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur

 
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.
2008 © RAST HABER   www.rasthaber.com
Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım :Networkbil.net
Atanur Evden Eve Nakliyat Küçükçekmece Evden Eve Nakliyat