Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu adına Diriliş Saati dergisi temsilcisi Berat Gürler tarafından okunan basın açıklaması eyleminde "Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak Siyonist rejim cumhurbaşkanın “herkes İran’ın karşısında durmalı ve onu kınamalıdır” çağrısını ayaklarımızın altına alıyor; ve açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz ki olası bir durumda Türkiyeli Müslüman Halkın desteği, İran halkının yanında olacaktır ve emperyalizm ile savaşta İran halkı yalnız bırakılmayacaktır" denildi.
BASIN AÇIKLAMASI METNİ
Bugün 4 Şubat; cumhuriyetin ilanından 3 yıl sonra, 4 Şubat 1926 tarihinde toplumun alim kişilikli önderlerinden biri olan İskilipli Atıf Hoca’nın Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından idam kararı ile şehit edilmesinin 86. yılı… İskilipli Atıf hocanın idamı, ülke yönetimindeki tehlikeli zihniyetin halkın İslami ve insani duyguları üzerinde nasıl tezahür ettiğinin açık bir göstergesidir. Bu minval üzere değerlendirildiğinde Diyarbakır’da yapılan kazı çalışmaları esnasında ortaya çıkan insan kemiklerinin de aynı zihniyetin son dönemlerdeki tezahürlerinden olduğunu söyleyebiliriz. En son dört gün önce yapılan kazılarda 3 adet daha kafatası bulunmuş ve toplamda faili meçhul cinayetlerin kurbanlarına ait olduğu düşünülen kafatası sayısı 26’ya yükselmişti. Türkiye halkının bu durumdan rahatsız olduğunu belirterek durumun bir an önce açıklığa kavuşturulmasını temenni ediyor ve yöneticilerin zalim zihniyetinin değişmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Ambargo ve Savaş Tamtamlarına Karşı İran’ın Yanındayız!
Emperyalizm, dünya halklarının başına bela olma kulvarındaki yarışta kendisine rakip tanımıyor. Büyük şeytan Amerika’nın başını çektiği emperyal siyasetin azgın bekçileri ise, özellikle Müslüman halkların ensesinde nefes alıp vermeye devam ediyorlar.
Orta Doğu’da bir takım değişimler gerçekleşirken; bu değişimlerin emperyalizm karşısında köklü birer adıma dönüşmesini engellemek isteyenler, öyle ya da böyle bir şekilde olaylara müdahil olmaya ve mazlum halkların fitilini ateşlediği İslami Uyanış sürecine engel olmaya gayret etmişlerdir. Fakat başlarındaki kukla rejimleri devirmeye muktedir olan halklar, Allah’ın izniyle enselerindeki nefes kesilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceklerdir.
33 yıl önce bugünlerde, mazlum İran halkı Orta Doğu’da yeni bir tarih yazmış; ABD’ye, siyonizme ve bunların bölgesel işbirlikçilerine ağır bir darbe indirmiştir. Emperyalizme ve kendi başlarındaki kukla rejime başkaldıran İran’ın Müslüman halkı, gerçekleştirdiği şanlı devrimle Orta Doğu’daki emperyal siyasetin tekerine çomak sokmayı başarmış ve geride bıraktığımız 33 yıl boyunca emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmeyi reddetmiştir.
O günden bugüne, İran birçok defa yaptırım ve ambargolarla karşı karşıya bırakılmış fakat buna rağmen hiçbir şekilde boyun eğmemiştir. İran’a karşı uygulanan yaptırımlardan bir kaçını şu şekilde sıralayabiliriz:
1) Evvela daha devrimin ilk günlerinde Irak-İran savaşı baş göstermiş; bu süreçte bütün batı dünyası ve bölgesel Arap işbirlikçileri Saddam’a sınırsız destek vermenin yanı sıra İran’a her türlü silah satışının da önüne geçmişlerdi. O dönemi anlatan bir İranlı, savaş sürecinde yabancı ülkelerin kendilerine bir metre dikenli tel dahi satmadıklarını belirtiyor.
2) 1995’te ABD başkanı Bill Clinton, İran’a yönelik tam ekonomik yaptırımları başlattı. Bu yaptırımlar çerçevesinde İran ile 20 milyon doları aşan bütçeyle ticaret yapan şirketler, boykotla tehdit edildi. Dolayısıyla gelinen süreçte İran bankalarının tamamının ismi özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerin boykot listesinde yerini almış durumdadır.
3) Geçtiğimiz günlerde kendini iyice hissettiren petrol ambargosu mevzusu, İran’a karşı yaptırımlarda son günlerin ana gündem maddesi haline geldi. Bu hamlenin İran’ı emperyalist siyasetin uşağı etme çabaları uğruna onu masaya oturtmak için yapılan son hamlelerden olduğunun farkındayız. Zira dünyanın bu ambargodan doğacak ekonomik buhranı kaldırabilecek düzeyde olmadığını biliyoruz.
İşte bu yüzden, NATO’nun Malatya Kürecik’te Türkiye eliyle nihayete erdirdiği füze kalkanı projesini; ABD ve müttefikleri tarafından Basra Körfezi bölgesine askeri savaş uçakları ve türlü mühimmatlar transfer edilmesini; Katar’a Amerikan bombardıman uçakları yerleştirilmesini; Ürdün krallığına ait olan ve Amerikan hava üssünün bulunduğu Masira adasına binlerce Amerikan askerinin gelmesini; İsrail’de bulunan 10 bini aşkın Amerikan askerinin İsrail’in füze savunma sistemini bir dizi teknolojik testten geçirmesini; Kuveyt’e 15 bin kadar Amerikan askerinin konuşlandırılmasını; Hint Okyanusundaki Diyego-Garsiya adasında bulunan Amerikan üssüne yüzlerce adet ‘bunker-buster’ cinsi ağır bombalardan oluşan bir cephanelik kurulmasını; Basra Körfezi bölgesinde Amerikan donanmasına ait iki uçak gemisi filosunun nöbet beklemesini ve Fransa ile İngiltere tarafından da bu bölgeye askeri birliklerin kaydırılmasını endişe ile takip ediyoruz.
Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak savaş çıksın istemiyoruz; fakat takip ettiğimiz kadarıyla İran’a karşı sürdürülen kara propaganda son virajı almak üzeredir… Siyonist rejim savaş bakanlığının yanı sıra Kanada, Fransa ve İngiltere gibi emperyal işbirlikçilerin son dönemde İran aleyhinde sarf ettiği sözler, bu dönemin kritik bir dönem olduğunu kanıtlar niteliktedir. Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak Siyonist rejim cumhurbaşkanın “herkes İran’ın karşısında durmalı ve onu kınamalıdır” çağrısını ayaklarımızın altına alıyor; ve açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz ki olası bir durumda Türkiyeli Müslüman Halkın desteği, İran halkının yanında olacaktır ve emperyalizm ile savaşta İran halkı yalnız bırakılmayacaktır.
Sakarya Adalet Girişimi Başörütüsü Platformu Adına
DİRİLİŞ SAATİ DERGİSİ



