25 Ocak'ta Mısır'ın başkenti Kahire'de Tahrir Meydanı'nı dolduran milyonlar, 18 gün sonra 30 yıllık Hüsnü Mübarek diktatörlüğünü devirdi.
Arap coğrafyasının siyasal ve ekonomik merkezlerinden Mısır'da diktatörlüğün bu kadar hızlı bir şekilde düşmesi, halkların devrime olan inancını kamçılarken, gerici diktatörlükleri ve bu diktatörleri ayakta tutan emperyalistleri telaşlandırdı.
25 Ocak'ın birinci yılında seçimleri boykot eden Mısır'ın yarısı, tüm ezilenler adına "Yeniden devrim" için sokakları dolduracak.
Arap dünyasında, giderek artan işsizlik ve yoksulluk; bir yandan elit yönetim kadrosunun süper zenginliği, diğer yandan halkın görülmemiş sefaleti ve daha çok çalışıp daha az kazanan, daha çok vergi ödeyen, sosyal güvencelerden daha çok yoksun kalan, işten atılan milyonlar. 2008'le birlikte ekonomik krizin yükünü halkın sırtına yıkmak için artan despotizm, kısıtlanan haklar, sansürlenen basın... Ve tüm bu çelişkilerin gerilimini çok yoğun yaşayan, işsizliğin ve yoksulluğun acısını en çok hisseden, despotizmin şiddetine en çok maruz kalan gençlik yığınları için iyi bir gelecek umudunun bütünüyle tükenmesi...
Çelişkilerin bu denli keskinleştiği, patlama öğelerinin bu denli biriktiği bir dünyada ve özellikle Arap coğrafyasında küçük bir kıvılcım, zapt edilemeyen patlayıcıların serbest kalmasına ve daha önce benzeri görülmeyen ayaklanmaların başlamasına neden oldu.
17 Aralık 2010 tarihinde kimsenin beklemediği bir coğrafyada, Tunus'ta genç bir seyyar satıcı Muhammed Bouazizi'nin kendisini yakması, önce bütün Arap dünyasında ardından tüm dünyada yüz milyonların sokağa dökülmesine ve devrimler yaşanmasına neden oldu.
Bu olay Arap dünyasında her gün yaşanan hak ihlallerine karşı bir kıvılcımdı. Tunus'ta ardından Mısır'da umutları tükenmiş diğer gençlerin kendilerini kıvılcım yapmaları, hayat pahalılığı ve işsizliğe karşı isyanı başlatan itki oldu.
Tunus'ta isyan daha bir ayını bile doldurmadan, 23 yıldır iktidarda bulunan Zeynel Abidin Bin Ali'nin 14 Ocak 2011'de Suudi Arabistan'a kaçmasıyla birlikte Tunus'ta halk gücünün diktatörü devirdiğini gören Mısır halkı, bu devrimden aldıkları özgüvenle 25 Ocak'ta 30 yıllık diktatöre başkaldırdı. Hüsnü Mübarek rejimine karşı başlayan isyan, sadece 18 gün sürdü. 18 gün sonunda halk iradesi üstün geldi ve 11 Şubat'ta Hüsnü Mübarek iktidarı devrildi.
Mısır ve Tunus halkı ayaklandığında emperyalist çevreler ve yerli egemenler, "İslami kalkışma" iddiasıyla ayaklanmanın asıl içeriğini gözlerden uzak tutmaya çalıştılar. Milyonlar, Mısır'daki Tahrir Meydanı'nı doldurduğunda ise Müslüman Kardeşler'i işaret ettiler. Oysa ne Tunus'ta ne de Mısır'da ayaklanmanın fitilini ateşleyen, ayaklanmanın belirleyici ve sürükleyici gücü politik İslamcılardı.
YÜZLERCE KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ
Devrim sırasında askerlerin ve de polislerin Tahrir Meydanı'na ve diğer şehirlerdeki meydanlara saldırılarında 846 kişi öldürüldü. Katliamlara rağmen devrilmekten kurtulamayan Mübarek, yetkilerini rejimin en güvendiği kurum olan orduya bırakarak Şarm El Şeyh'e kaçtı. Daha sonra hakkında yargılama başlatılan Mübarek, tutuklandı ve şu anda cezaevinde.
11 Şubat'ta Mısır'da iktidarı Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi (SCAF) devraldı. Ancak SCAF'ın iktidarı bırakmaması ve daha da güçlendirmek istemesine karşı muhalifler yapılan seçimlere katılmadı ve "ikinci devrim" şiarıyla Tahrir'i yeniden doldurdu. Mısır'da yapılan ilk tur seçimlerde yüzde 48'le boykot kazandı. Tahrir Meydanı hala direniyor.
Mübarek devrilmesine rağmen rejim tüm aygıtlarıyla devam ediyor. Özgürlük talebiyle isyan başlatan kesimler üzerinde hala devlet terörü sürüyor. Öyle ki, Mısır devriminin sembolü haline gelen Tahrir Meydanı, iktidara gelen SCAF tarafından eylemlere kapatıldı ve Mübarek'i deviren halka meydanda ordu tarafından saldırı düzenlendi.
YENİDEN TAHRİR'DE BULUŞACAKLAR
Mübarek'e karşı isyan hareketini başlatan ve seçimlerde SCAF'a karşı boykot tavrı alan sol ve liberal örgütler, 25 Ocak'ta Tahrir Meydanı'nı tekrar işgal ederek iktidardaki askeri yönetime karşı ikinci isyanı başlatacak. Bu grupların başını Mübarek'e karşı uzun yıllar mücadele eden Kifaye (Yeter) ve 6 Nisan hareketleri çekiyor. Mübarek rejimine karşı isyanın başladığı 25 Ocak'ta yapılacak yıl dönümü kutlamaları için "Yeniden devrim" çağrısı yapan örgütler, Tahrir Meydanı'na yeniden milyonları yığabilmek için çalışmalara başladı.
TUNUS VE MISIR DEVRİMLERİ DÜNYAYA İLHAM KAYNAĞI OLDU
Tunus'un ardından Mısır'da da devrim yaşanması Arap dünyasında güveni daha da yükseltti ve isyanlar sırasıyla birbirini takip etti: 14 Şubat'ta Bahreyn, 15 Şubat'ta başkent Şam'da başlayan isyanla Suriye, 1969'dan beri iktidarda olan Kaddafi'ye karşı başlatılan isyanla Libya ve Fas, Cezayir, Irak, İran ve diğer Arap ülkelerinde...
Arap devrimlerinden ve isyanlarından esinlenen Avrupa'da ilk olarak 15 Mayıs'ta İspanya'da elliden fazla şehirde on binlerce kişi sokaklara döküldü, 18 Mayıs'ta pek çok şehir meydanında kamplar kurdu. Hareket, kısa sürede Yunanistan başta olmak üzere diğer ülkelere de yayıldı. Meydanlara inenlerin çoğu daha önce hiç politik bir eyleme katılmamıştı. Avrupa ülkelerinden sonra isyan sırası ABD'ye geçti, "sosyal adalet ve eşit gelir" dağılımı isteyen on binlerce kişi, işgal eylemlerine başladı ve ABD'nin finans merkezi New York'ta "Wall Street'i İşgal Et" hareketini başlattı.
Etha-Yusuf Çobanoğlu