Bölge politikamızın "stratejisinin Batı" tarafından tespit edildiğini, "taktik ve operasyon"un bize bırakıldığını yazmıştık.
Geldiğimiz nokta, dış politika stratejisi üzerinde yeni baştan düşünmemizi zaruri kılıyor. Fakat dış politika artık tıkanma noktasında. Türkiye istemediği halde komşularıyla savaşa girebilir. Bundan da geriye sadece on binlerce insan zayiatı, akan kardeş kanı ve yüzyıllara yayılan bir utanç kalır.
Size iki muhtemel "felaket senaryosu"ndan söz edelim:
1) Diyelim ki, Türkiye güvenli tampon bölge oluşturmak gerekçesiyle Suriye'ye girdi, 5 ile 30 km arası hattı işgal etti. Siz Suriye'nin Irak'ın ve İran'ın, Türk askerini çiçekle karşılayacağını, Rusya'nın bize 'başarı telgrafları' çekeceğini mi sanıyorsunuz? Türk askerinin tahkim edeceği hattın tek hedefi, Kuzey Irak Kürdistan'ını Akdeniz'e açmak. Bu "ikinci Çekiç Güç projesi" olacaktır. Oysa bölgenin ihtiyacı, birinin diğerinin aleyhine bölgeler ilhak etmesi değil, bölgenin tamamının hiç değilse AB ülkeleri gibi birbirleriyle entegrasyona gitmesidir.
2) Diyelim ki İsrail'in bugünkü çılgın yöneticileri İran'ın nükleer tesislerini vurdu. İran da doğal olarak İsrail'i vurmak üzere füzelerini ateşledi. Malatya'daki tesisler füzelerin yerini, hızını, hedefini tespit edip Romanya'daki NATO merkezine bildirdi, Romanya'dan fırlatılan NATO füzeleri İran'ı vurdu, İran da Malatya'yı vurdu. Ne olacak? İran'la yeni bir Çaldıran Meydan Muharebesi'ne mi girişeceğiz? Ve neden?
Değerli okuyucularımız:
Bu yazının devamını aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz...
http://www.rasthaber.com/yazar_8206_674_yeni-tehditler-tehlikeler.html