Aşağıdaki söyleşi Irak’taki son durum üzerine Irak Milli Reform Hareketi’nin Türkiye temsilcisi Ali Ekber Veli ile yapılmıştır.
Irak Milli Reform Hareketinin birkaç komşu ve Avrupa ülkelerinde temsilcilikleri bulunmaktadır, hareketin Türkiye temsilciliği Ali Akbar Waly tarafından yürütülmektedir.
Rasthaber:Sayın Ali Ekber Veli söyleşiye başlamadan önce Irak Milli Reform Hareketi hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
Cevap: Her şeyden evvel bana bu fırsatı sunan muhterem Rast Haber yöneticilerine teşekkür ederim, size işinizde başarılar diliyorum.
Irak Milli Reform Hareketi2008 senesinde Irak eski başbakanı Dr. İbrahim Caferi tarafından kurulmuştur. Bu hareketin kuruluş amacı farklı toplumsal, ekonomik ve siyasi nedenlere dayanır. Irak’ın toprak ve millet bütünlüğünü korumak, bağımsızlığını gerçek anlamda hayata geçirmek, Irak’ta gerçek demokrasiyi yaşatmak uğruna değişimlerin yapılabileceği bir anayasaya sahip olmak ve bu anayasaya tabi olmak, Irak’taki farklı din, mezhep ve etniklere sahip olan insanların inançlarına saygı göstermek ve ülke yönetiminde rol sahibi olmalarına destek olmak ve İslam dininin kuralları ve ilkelerine sadık kalarak devlet müesseselerini adil bir şekilde kurmak en önde gelen hedefler arasında yer almaktadır.
Irak Milli Reform Hareketi genel başkanı Dr. İbrahim Caferi halihazırda Irak parlamentosu çatısı altındaki en büyük koalisyonun başkanlığını yapmaktadır.
Rasthaber:ABD askerlerinin Iraktan çekilmesinden sonra Irak’ı nasıl bir gelecek bekliyor? Irak’ın siyasi geleceği işgalden sonra nasıl olacaktır?
Cevap: Eski bir yılı arkada bırakıp yeni bir yıla girdik, yalnız bu farkla ki artık 2011’in son günü ile yabancı güçlerin son askerleri de Irak topraklarından çekilmiştir ve bunun sevincini de yaşayabiliyoruz ve bağımsız hale geldik, artık bizim de İngiltere'de 1688 yılında, Amerika'da 1783 yılında, Fransa 1789 yılında, Rusya’da 1917 Bolşevik Devrimiyle, Türkiye’de 1923 yılında, Çin’in 1949 yılında ve İran 1979 yılında olduğu gibi kutlayabileceğimiz bir istiklal ve bağımsızlık günümüz var ve bu vesile ile 31 Aralık 2011 tarihinde tarih sayfalarına ulusal bir başarı kaydetmiş olduk. Bu işgalin son bulmasıyla daha büyük bir mesuliyetimiz vardır o da ülkede hizmet düzeyini yükseltmek, güvenliği artırmak, vatandaşların yaşam standartlarını yükseltmek, ülkedeki mevcut iş gücünü kullanarak tarım, sanayi ve hizmet alanlarını geliştirmek ve yolsuzlukla mücadelede uygun planlar geliştirmektir ve ülkemizi gelişmiş dünya ülkeleri düzeyine çıkarmalıyız. İşgal sonrası Irak’ta siyasi taraflar arasındaki rekabetin yükselişe katkı sağlamasını diliyoruz. Yeni siyasi süreçte bütün tarafların katılımına ihtiyacımız vardır, katılmayan bir parti veya parlamentoda bir grubu hayal bile etmek istemiyoruz.
Rasthaber: ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesi ülke güvenliğini nasıl etkileyebilir?
Cevap:ABD askerlerinin çıkmasından önce de bu vatanın evlatları ülkenin güvenliğini sağlıyordu, hatta yabancı güçlerin güvenliğinden bile Iraklılar sorumluydu, silah ve mühimmat konusunda her ne kadar bazı eksikliklerimiz olsa da bu silah ve mühimmat Irak içerisinde terörist faaliyetlere başvuran grupları etkisiz hale getirmek için yeterlidir. Ayrıca Irak’ı tehdit eden her hangi bir dış etken yoktur ve olmayacaktır, dolayısıyla güvenliğimizi sağlamakta her hangi bir sorun yaşamayacağız.
Rasthaber: Uzun zamandır duyduğumuz bir şey var o da 2003’ten bu yana bir milyondan fazla Iraklının ölmesidir. Bu haber ne kadar doğru?
Cevap: Bu abartılı rakamları her zaman haberlerde ve gazetelerde görüyorum ama Allah’a çok şükür ki bunlar tamamen gerçek dışı rakamlardır. Birleşmiş Milletler raporlarına göre şiddet olayları sonucunda Irak’ta ölenlerin sayısı yüz bindir. Bu rakam bile oldukça yüksek bir sayıyı gösterir elbet. Ama bu süreçte çok çaplı ve farklı ülkelerden gelen düzenli terörist gruplarla mücadele içindeydik, bu terörist grupların hedefi sadece Irak’ta demokrasi süreci ve hükümet değildir aynı zamanda halkı da hedef alıyorlar maalesef. Eskiden bahaneleri işgal güçlerinin Irak’ta bulunmasıydı ancak gerçek niyetleri halktı çünkü Irak topraklarında artık işgal gücü yoktur ama son günlerde de gördüğümüz gibi bu gruplar hala bombalı saldırılarına devam edip suçsuz insanları hedef alıyorlar.
Rasthaber:Irakiye İttifakının parlamento ve hükümetten çekilmesi ve oturumları boykot etmesi Irak’ta siyasi istikrarı nasıl etkiler?
Cevap:Irak’ta şu an siyasi bir sorun ile karşı karşıyayız, bu sorunun bir krize dönüşmemesi en önemli meseledir diye düşünüyorum. Dünyanın bütün ülkelerinde siyasi taraflar arasında sorunlar var, ancak bu sorunlar çözülebilir ve siyasi güçler harekete katılınca ülkemizde imar süreci devam edecektir. Bütün siyasi tarafların bir araya gelip birbiriyle kardeş gibi konuşup anlaşması gerek, yabancı güçlerin çekilmesi ile Irak’ta artık yeni bir süreç başladı. Bütün dünyanın gözü bizim tecrübenin başarılı olup olmayacağına bakıyor.
Ülkede siyasi istikrarsızlık direk halkımızı etkiler, Irakiye İttifakının çekilmesi şimdilik istikrarsızlığa neden olmazsa da bu çekilme uzun sürerse istikrarsızlığa sürüklenebiliriz. Çünkü parlamento yasama görevine devam etmekte zorlanırsa hükümet de görevlerini yapamaz ve bu durumda halk en büyük zararı görecektir.
Rasthaber:Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Tarık Haşimi’nin yargılanmasına karar verilmesi Irak’taki tansiyonu yükseltti. Bu bağlamda ne tür siyasi gelişmeler yaşanabilir? Maliki hükümetine içeriden ve dışarıdan baskı gelebilir mi bu konuda?
Cevap:Bir süre önce Bağdat’ta meydana gelen bir saldırının soruşturulmasıyla başlayan bu süreç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi’nin korumalarının terör eylemlerine karıştığının ortaya çıkmasıyla başladı. Ondan sonra Irak İçişleri Bakanlığı’ndan bir yetkilinin Haşimi’nin yakın korumalarından birisinin emri Haşimi’den aldığını itiraf ettiğini ilan etmesiyle Haşimi hakkında tutuklama kararı çıkartıldı. Bu olay her hangi medeni ve demokrat bir ülkede olası bir şeydir, hatta en bariz örnek de Türkiye’yi verebiliriz ve bildiğimiz üzere bu kaç gün önce eski Genelkurmay Başkanı Sayın Başbuğ tutuklandı ama bu tutuklanma onun suçlu olduğunu ifade etmez, hukukta bir ferdin suçluluğu ispatlanana kadar suçsuzdur, Tarık Haşimi’nin meselesi de aynıdır. Sayın Haşimi kendini savunma hakkına sahiptir ve ispatlarsa onun hakkındaki bütün suçlamalar düşebilir. Bu arada önemli olan bir şey var o da Sayın Haşimi’nin olayı tamamen yargısal bir olaydır ama bazı taraflar bu olayı siyasi bir olay olarak göstermekte ve bu durumdan kendi emelleri yönünde yararlanmak istiyorlar ki biz buna karşıyız.
Bu konuda hiç kimsenin içeriden veya dışarıdan hükümete baskı yapmaya hakkı yoktur. Herhangi bir baskı bağımsız yargı organlarımızı şüphe altında bırakır ki bu da bütün devlet organlarımızın düzgün çalışmadığını gösterir. Her gelişmiş ve oturmuş ülkenin gelişmişlik göstergesi bağımsız yargı organlarıdır ve biz de bağımsız bir yargı sistemine sahip olduğumuzu iftiharla söyleyebiliriz.
Rasthaber:Son zamanlarda özellikle Batılı haber ajanslarının Irak muhabirlerinin Sünni-Şii ihtilafını körükleyen haberleri Irak’taki gerçek durumu yansıtıyor mu? Hem halk bazında hem de siyasi arenada Sünni-Şii çatışması söz konusu mu?
Cevap:Bu iddialara şaşırmıyorum, çünkü bu ajanslar zaten Irak’ta bir Sünni-Şii çatışmasını istiyorlar, bu ajanslara bakarsanız daha geçen haftaya kadar Bağdat’taki hiçbir Şii mahallesinde hiçbir Sünni yaşayamıyordu ama geçen günlerde çıkan haberlere göre Sünniler artık Şii mahallelerinden can korkusundan kaçıyorlar. Hani Şii mahallelerinde Sünniler yaşayamıyordu?! Yaşayamıyorsa şimdi nasıl o mahalleden kaçıp gidiyorlar? Söylediklerinin hiç biri ötekisini tutmuyor, bunlar sadece fitne peşindeler. Bunu çok iyi bilmemiz gerekiyor ki Irak’ın düşmanları Sünni-Şii ihtilafı komplosuna çok oynamak istediler ama bu girişimleri öncü ulemanın basiretli tutumlarıyla başarısızlıkla sonuçlandı. Çünkü halkımız bu birliktelik üzerine ısrar ediyor ve bunu sosyal normlar içinde de ispat etti. Bu Irak’ın tüm şehirlerinde bütün aşiretlerinde ispatlandı ve Iraklı ailelerin %26,9’u, yani Irak’ın dörtte birinden fazla bir bölümü arasında Sünni-Şii arası evlilik yapıldığını görebiliyoruz. Biz bu birliği korumak için her şey yaparız, hatta yeni Irak’ın temelini bu esas üzerine kurmakta kararlıyız.
Rasthaber:2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgali ve Saddam’ın devrilmesinden bugüne kadar geçen süreçte Irak’ta yaşanan sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel gelişmeyi kısaca özetleyebilir misiniz?
Cevap:Saddam rejiminin yıkılmasıyla Irak’ta yaşanabilecek en büyük gelişme özgürlük ve demokrasidir bence. Dolayısıyla sebepsiz idam ve hapis cezaları yoktur artık. Halk hükümeti özgürce eleştirip hatta gerekirse seçimlerle değiştirebilir hale gelmiştir. İnsanlarımız farklı din, mezhep ve etnik gruplardan olduğundan ve bunları desteklemekten artık kimse suçlanmıyor ve idam olmuyor. Bütün halk sadece tek bir kişi ve onun ailesi için çalışmıyor. 2003’ten önce halkımız açlık ve sefaletten ölürken Saddam halkın parasıyla kendine altmıştan fazla saray yapmıştır. Bu zalim yönetici karşısında 1991 senesinde yapılan halk ayaklanmasından dolayı 350 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Dışarıdan her ne kadar da Irak’ın durumu kötü görünse de Saddam zamanındaki durumdan çok daha iyidir.
Rasthaber: verdiğiniz değerli bilgilerden dolayı teşekkür ederiz.
Ali Ekber Veli: Irak hakkındaki doğru ve isabetli haber ve yorumlarınızdan dolayı ben rasthaber ailesine teşekkür ederim.
