Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İran ve 5+1 toplantısının ilk oturumu sona erdi | Tayyar'dan vahim iddialar !... | The Guardian: Batı, İran rejimini değiştirme çabasından el çekmeli | 10 yılda memur gerekeni almış! | “Bu ayda zindanda olan qardaşları unutmayaq” | Türkiye, S&P ile anlaşmayı bitirebilir | Mossad Eurovision'a destek için Azerbaycan’da! | İmam Hamanei: "Emperyalist cephe çökmek üzere" | Arınç, "Yemen Dostları Toplantısı" için Riyad'da | Lübnan iç savaşın eşiğinde |
Spor-Aktüel | Bilim Teknoloji | Velayet-i Fakih | Güncel | Dünya | Siyaset | Eğitim Kültür | İnsan Hakları | Yaşam Sağlık |
Site içi Arama 
GENÇ KALEMLER
Hüseyin Tugay

Suçluyu Irak’ta mı Arıyorsun?
FATİH KAHRAMANİ

OLMAYAN SEVGİLİYE
Hüseyin Tugay

Kim İçin Yaptınız İşe Yaramayan Devrimleri?
Mustafa K.Taşpınar

DUA
Habib YAZAR

Kur'an Geldi, Fakirlik Kalktı
Serdar GÜNDOĞDU

KÖRLER ve SAĞIRLAR
Ali Mert

BİR ANAYASA TEKLİFİ DE BİZDEN-IV-
Ebuzer GÖKTAŞ

Dünya Müslüman Kadınlar Günü
Leyla GÖK

ERKEK VE KADIN
Feride Aliyeva

ANNEM
Öztürk ADIYEKE

YOBAZLIK MI, CEHALET Mİ, UŞAKLIK MI BİLİNMEZ
Aliekber Kocaaslan

TEPKİSİZLİĞE TEPKİ
Zehra Kıran

BAZEN
Arzu ÇETİNKAYA

FATIMA'NIN (S.A) ŞEHADETİ
Mehmet DEMİRER

BİR OLUP ÇÖZELİM KÖRDÜĞÜMÜ
HASİBE YEŞİL

HAZAN YAPRAĞININ SON BAKIŞI
ALINTI YAZILAR
Hüsnü Mahalli

İsrail Kıbrıs'ta
Bülent ESİNOĞLU

"Amerika'ya Karşı Sorumluluklarımız Var"
Levent GÜLTEKİN

Hayrettin Karaman'a kızanlar neyi savunuyorlar?
Ahmet TAKAN

10 üstünden 10 yıldızlı yeni Amerikan rüşveti...
Sabahattin Önkibar

NATO Zirvesi’nde Tayyip bey ile Davutoğlu’na ‘yalancısın’ ithamı!
Yılmaz ÖZDİL

Minare burada peki kubbe nerede?
Hüseyin Vodinalı

İsrail’in “Düşman” Olmasında Nasıl Bir Yarar Var
Haydar Cemal

İslam ülkelerinde bahara doğru
Hasan DEMİR

Belgelerle iktidarın Suriye harakirisi!
Orhan Dede

NATO zırvaları
Abdulkadir Özkan

Isıtan ortada, ısıttıran nerede?
Serdar Akinan

Suriye olmadı Lübnan verelim mi?
Arslan Bulut

Gül’den, İslam adına Batı’ya hizmet itirafı!
Semih İdiz

Dışarıda bizi sıcak bir yaz bekliyor
Prof.Hüseyin Hatemi

Dünya ve Türkiye
Barış Doster

Suriye ve Tarih Dersleri
Akif Emre

Türkiye Irak'ın bütünlüğünü istiyor mu?
Fikret Ertan

İsrail-Çin: Çok önemli ilişkiler
İbrahim Karagül

'Kötü adam'ın sözü ve şehirlerin çağrısı
Mehmet UYSAL

Kilis'e Rahmet Olarak Gelen Muhacirler
Ali Haydar Aksal

Stratejik ortağımızı Abede Mekke ve Medine'ye kamikaze temrinleri...
Taha Kılınç

“Allah’ın demokrasisi” ?!
Murat ÇABAŞ

İstihbarat paylaşımı Türkiye’nin aleyhine
Deniz Ülke Arıboğan

Suriye'de El Kaide devrede !
Mehmet Ali GÜLLER

Kosova’da Gerilla Eğitimi!
Ertuğrul ÖZKÖK

Suriye'de Durum Bize Anlatıldığı Gibi Değilmiş!
İsmail MÜFTÜOĞLU

Yalnız Kalan Şövalye
Ali Bulaç

'Türkiye İslamı'nın üç versiyonu
Muharrem Bayraktar

Suriye’de işler karıştı
Akın Aydın

Suriye halkı bakın ne diyormuş
Savaş SÜZAL

NATO zirvesi sonunu bekleyin
Zeki Ceyhan

Karışık işler!
M. Hilmi Yıldırım

Uluslararası toplum, uluslararası yalandır
Yusuf Karaca

Kıblesi Beyaz Saray olanlar
Türker ERTÜRK

Yetki ABD'den
Mehdi aksu

Hz. Ali'den yöneticilere-3
ANKET

Yönetici :..

İslami İran Avrupa ülkelerine karşı yaptırımlarını kaldırmalı mı?

Seçenekler
A)evet. kaldırmalı
B)hayır. kaldırmamalı

Sonuçları Göster

ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

 
Şifre  
   

Üye Olun | Şifremi Unuttum

 
 
"NE ÜLKEMİZE HİYANET EDERİZ NE DE İLKEMİZE"
 
 

27-12-2011

Ehlibeyt Alimleri Derneği Genel Başkanı Hasan Kanaatlı Diyanet işleri Başkanlığının "Mele" ya da "Molla" açılımıyla ilgili kamuoyunda günlerdir tartışılan konuyla ilgili EHLİBEYT NEFESİ DERGİSİ’ne şöyle bir röportaj verdi:

SORU: Sayın hocam Diyanet işlerinin Caferi alimleri kendine bağlama düşüncesi ne zaman başladı?

CEVAP: BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Diyanet İşleri Başkanlığının Türkiye Caferilerini kontrol altında tutmak için Caferi alimlerini Diyanet'e bağlama düşüncesi ne şimdiki başkana ve ne de AK parti hükümetine ait bir düşünce değildir.Bu düşünce 30 yıldan fazladır,daha doğrusu İmam Humeyni'nin(r) inkılabı gerçekleştirmesinden hemen sonra devletin gündemine alınan bir programdır.Zira ben o dönemde(yani inkılabın ilk yıllarında)askerliğimi henüz yeni bitirmiş ve Kars İmam hatip Lisesine de dışarıdan sınavlara girip yeni diplomamı almıştım ki,(o dönemde İran'da okuyup Türkiye'ye gelen alimlerin sayısının çok az olmasına rağmen) Kars Müftüsü harekete geçmiş ve Emniyetin de sıkıştırmasıyla beni memuriyete almaya çalışmışlardı,fakat mektebimizin böyle bir şeye müsaade etmediğini bildiğim için benim öyle bir memuriyeti kabul etmem dinimi dinara satmam olurdu.

SORU: Peki neden ve hangi gerekçelerden dolayı kabul etmediniz, biraz açarmısınız ?

 CEVAP :Kanaatim odur ki,biz Caferi alimleri devlete memur olamamayla ilgili fıkhımızı ve inancımızı yeterince devlet yetkililerine açıklamış değilizdir.Türkiye'deki yetkin ve etkin alimlerimizden oluşan bir temas grubu heyetinin oluşturulup Devlet bakanlığına ve Diyanet işleri Başkanlığına gönderilmesi ve onlara bizim itikadımızın Devletten memuriyet kabulüne engel teşkil eden gerekçelerini şöyle izah etmesi gerekir.

Bizim inancımıza göre;

1-    "Cemaat ile Allah arasında aracılık yapan bir imamın(alimin) devlet tarafından atama ile değil, onun arkasında namaz kılan mümin halk tarafından tayin ile olması gerekir, zira devletin atamada imamın adalet, takva ve helalzadelik gibi iman kriterlerine bakmadığı(çünkü laik bir yönetimde buna bakılamaz ve yasalara aykırıdır,) mümin halk tarafından ise adalet ve imanında şüphe edilmeyecek nitelikteki bir imamın(alimin)arkasında rahat namaz kılınacağı,hem vicdani hem de fıkhımızın konusudur. Bizim fıkhımızda : “imam fasık ta olsa uyulur” hükmü yoktur.

2-    Halka imamlık yapan bir din aliminin, en yüce bir makam olan din’i temsil ettiği için, o din’in yüce hükümlerini özgürce ve Allah'tan gayri hiç kimseden çekinmeden halka anlatması gerekir ( Onlar,Allah’ın mesajını iletir,O’ndan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar.Ahzab/39) Diyanete bağlı olduğu taktirde ise kendinden üstte, resmi sistemin oluşturduğu bir çok makam ve amirlerin bulunduğu, böylece de dinin ve din adamının bağımsız AMİR olamadığı, bundan dolayı da üst makamlardan yetki verilmediği taktirde resmi yönetim tarafından dinin helalının haram ve de haramının helal edildiğinde dahi resmi din adamının kanunlara karşı gelmek olur kaygısıyla konuya müdahale edilemediğinin ve zamanın geçmesiyle de halk tarafından (Allah korusun)inanç zafiyetinin oluştuğunu İslam tarihinde defalarca tecrübe etmişizdir.

3-    Fıkhi açıdan da (diğer Devlet memurları değil !) "dini hizmet namına"müminlerin önüne geçen din adamlarının   yiyeceğinin ve de giyeceğinin helal olmasına dikkat etmeleri gerektiği,devlete ait bütçede ise helallar ile haramların karışık olduğundan(örneğin laik devletin mali sisteminde yalnızca gelirleri artırmak  anlayışı bulunduğundan devlet, genelevlerinden,bar ve pavyonlardan,birahane ve kumarhanelerden vergi almaktadır) Caferi fıkhının buna müsaade etmediğinin (tabiî ki diğer mezhepler de buna müsaade etmezler) iyi bir şekilde izah edilmesi gerekir.

4-    Cenabı Hakk tüm Müslümanların ortak değeri olan Kur’an’ Kerim’de müminlerin Allah’a olan vazifelerini belirlemenin yanında topluma ve biri birine karşı vazifelerini de belirlemiştir, manevi boyutlarla ilgili sınırları tayin ettiği gibi,maddi boyutlarla ilgili sınırları da koymuştur.Toplumun zenginlerinin kazançları üzerinde yoksulların hakkı olduğunu beyan buyurduğu gibi,dini müesseselerin,medreselerin,talebelerin ve o müesseselerde hizmet veren alim ve imamların da hakkını ihmal etmemiştir.HUMUS ve ZEKAT hükmünü her Müslüman çok iyi bilmekte ve her yıl büyük bir aşk ve iman huzuru içerisinde yerine getirmektedir.Böylesine arı,duru,berrak ve tertemiz İlahi haktan yararlanmak var iken,neden şüpheli şeylerden istifade edelim ki? Toparlayacak olursak bizim  devlete şunu çok iyi,net ve açıkça söylememiz lazım:1- " Din amirdir,temsilcisi asla memur olamaz" ve Allah'tan başka hiç kimseden emir alamaz (elbette dini konularda) 2-Bizler(yani din adamları) helal ile haramın karışık olduğu sofraya el uzatamayız 3-Mezhep imamınız Ebu Hanife'yi yeniden inceleyiniz,eğer o Emevi ve de Abbasiler'den bırakın üçüncü -beşinci sıradan memurluğu,Halifeden hemen sonraki sırada yer alan Baş Kadılığı kabul etmişse,bizde gelip size küçük bir memur olacağız!

SORU :Hocam bazılarının ortaya attıkları şöyle bir  iddia vardır,”efenim biz gittik,Müçtehitlerimize sorduk ve onlardan Diyanete memur olmanın hiç bir sakıncası olmadığına dair fetva aldık veya aynı şahısların iddia ettiklerine göre İmam Hasan veya İmam Hüseyin de Muaviye’den  maaş almışlardır,böyle bir şey var mıdır ?

 CEVAP :Bakınız  Müçtehitler sorulara göre cevap verirler,yani verilen fetva sorulan süale bağlıdır.Siz aynı müçtehitten bir konu hakkında hem onun helallığına hem de  aynı şeyin haramlığına dair fetva alırsınız.Örneğin Bilardo oyununun Türkiye’de ilk ortaya çıktığı yıllarda kimi alim arkadaşlar aynı Müçtehide gidip helal olduğu fetvasını aldılar,kimisi de aynı Müçtehide gidip  onun haram olduğu fetvasını aldılar.Helal olduğuna dair alınan fetvanın sorusu şu idi :”Efenim bizim Caminin etrafında bir çok gençlerimiz vardır,bunları elimizde tutmak ve yanlış yerlere gitmesini önlemek,Camiye sokup namaz kıldırmak için  bu gençlere bahissiz(kazanıp kaybetme olmaksızın) Bilardo  oynatmanın hükmü nedir? Böyle bir soruya Müçtehidin verdiği cevap :”Helaldir inşallah” olmuştur. Başka biri yine aynı müçtehide yine Bilardo hakkında şöyle sormuştu :”Efenim bizim gençlik içerisinde yeni ortaya çıkan Bilardo diye bir oyun yaygınlaşmıştır. İşin içerisinde bahis vardır, kazanıp kaybetme vardır, gençlerimiz işini gücünü bırakıp buralarda zamanlarını öldürüyorlar, bu işin hükmü nedir?  Aynı Müçtehit bu suale karşı “Haramdır” fetvasını vermiştir.”Nasıl oluyor da bir şey hem helal hem haram oluyor” diye işin içeriğini bilmeyenler arasında tereddütler çıkmıştı. Demekki Müçtehit’ten nasıl sorar isen öyle cevap alırsın.

   Şimdi gelelim Diyanete memur olmanın sakıncası olmadığına dair fetva aldıklarını iddia edenlerin konusuna: Böyle bir iddiada bulunanlar  acaba Müçtehitten nasıl sormuşlar, ya Türkiye’de kıyameti koparmış şöyle sormuşlardır :

“Hazreti Ayetullah… Türkiye’de Diyanet bizim elimizden Camileri almak istiyor,ya da Camilerimize hoca vermek istiyor,halkımızda bize bakmıyor,büyük ekonomik sıkıntı içerisinde yaşıyoruz,Camilerimizi elimizde tutmak,hocaların gelmesini önlemek ve de ekonomik sefaletten kurtulmak için Diyanetten yardım almanın! Hükmü nedir? (Yardım almak ile Diyanete memur olmak dikkat ederseniz ayrı şeylerdir, bunlar bir takım mazeretleri öne sürerek yardım almaktan bahsediyorlar). Müçtehit de bu soruya karşı ,”Sakıncası yoktur”diyor.

  Ya da şöyle sorulmuştur ;

“Hazreti Ayetullah… Türkiye’de Devlet bizi Diyanete bağlamak ve bizleri memur etmek istiyor, memur olmakla birlikte Camilerimizi de Devlete bağlamak istiyor. Camilerimiz devlete bağlanır, bizler de Diyanete kadrolu memur olur isek artık ileride (tüm kontrol ele alındıktan sonra Cuma güleri ,Cuma hutbeleri Diyanetten gelen yazılara göre okunacak,Diyanetin Caferi mezhebini hak mezhepten kabul etmediğinden dolayı mezhebimizle ilgili bilgiler en azından kısıtlanacak,Muaviye gibi şahıslara Hazret denilecek,zamanla da halkımız asimile olup silinip  gidecek,işte ihtimal de olsa  böyle bir konunun hükmü nedir? Diye sorulduğunda, burada da “Caiz değildir”  diyor.

   İmam Hasan ya da imam Hüseyin’in (Allah’ın selamı her ikisinin de üzerlerine olsun) Muaviye gibi zalim ve gasıp bir insandan maaş aldığını söyleyenlere ben gülüp geçerim. Bunu söyleyenler ya çok cahil ve İslam tarihinden habersiz insanlardır, ya da hain ve yapmış oldukları hıyaneti meşrulaştırmak için böyle bir yalanı uydurup halkı kandırmak için söyledikleri bir uydurmadır.İmam Ali’ye,yani İmam Hasan ve İmam Hüseynin hem babalarına Camilerde,kürsülerde (haşa) lanet  okuyacaksın ya da okutacaksın, hem de o imamın oğulları olarak babana küfür eden birinden gidip maaş alacaksın,bu onlara yakışmaz çünkü nesilleri şecere-i Tayyibe’dir(tertemiz bir soydandır),bu iş ancak bu iftirayı o masumlara atanlara yakışır,çünkü nesilleri malumdur.Ayrıca değil o masum imamların Muaviye’den maaş almaları,kendileri yüzlerce yoksulu doyurur ve etrafındakilere yardım dağıtırlardı.O kadar Ali Şia’sı yok mu olmuştu ki,bunlar Muaviye’den maaş alsınlar.O Humuslar nereye gidiyordu ? 

 SORU: Hocam biz Caferiler de bu memleketin vatandaşıyız, kendi verdiğimiz vergiden bize düşen hakkımızı alıp başka şeylere kullansak bir sakıncası olur mu?

CEVAP: Efenim Diyanete memur olmak ile Devletten bize düşen hakkımızı almak ayrı bir şeydir. Benim burada altını kalın çizgilerle çizdiğim şeylere çok iyi dikkat etmeniz gerekir. Benim vurgulamaya çalıştığım şey şudur: Biz Caferilerin Devletimiz ile hiçbir sorunumuz yoktur, biz ne ülkemize hıyanet ederiz ne de ilkelerimize ! Bizim Diyanet’le de bir problemimiz yoktur.Diyanet de kendine göre Devletimizin saygın kurumlarından biridir.Her şeyi kendi realitesi içerisinde değerlendirir isek,Diyanet ya da Devlet de kendi Devletliğini yapmak istiyor,yani dini ve de dolayısıyla din adamlarını kontrol altında tutmak ister.Realiteden bakar isek  sisteminin adı ister şeriat ,ister Demokrasi ve isterse de Krallıkla olsun Sünni Müslüman halkın tarih boyu Emevilerden bu yana gerek dinleri ve gerekse de din adamları her zaman Devletin ve yönetimin kontrolü altında olmuştur,kendilerince haklı olarak bizleri de kontrolleri altına almak isterler.Fakat biz Caferilerin  Devletimize anlatmamız gereken şey şu olmalıdır :Ey Devlet !,Siz Sünni gelenekten geldiğiniz için tarih süreci içerisinde her zaman realiteden yola çıkarak idealiteyi şekillendirmeye çalışmışsınız,yani dini perspektiften bakarak sisteme şekil vermemiş,aksine zaman ve konjoktöre göre dine ve dini kurumlara şekil vermişsiniz,biz Caferiler ise idealiteden yola çıkarak realiteyi düzene sokmaya çalışmışız,yani Din tarafından bakarak dünyamızı şekillendirmeye çalışmışız,işte Kerbela işte Aşura,bunlar niçin yapıldı ? Bizler Peygamberimizden ve masum imamlarımızdan şunu öğrendik ki; Bizler,önümüzde yalnızca Allah’ın,Resulünün,masum imamların ve zamanımızda da masum İmamın(Allah zuhurunu tacil eylesin)temsilcisinin olmasına razı kalır,bunların dışındaki her kes ile de omuz omuza ve  eşit şekilde yürür, bunların dışında hiç kimsenin  önümüze geçmesine  ve önümüzden yürümesine  rıza göstermeyiz,bu bizim mektebi anlayışımızdır !Kendi vergimizden bize düşen hakkımızı almaya gelince; şayet Devletin bize vermek istediği, dini inancımıza katkı sağlamak ise,o taktirde Türkiye’de yaşayan Caferi ve Ehl-i Beyt mektebine hizmet eden alim,sivil her kesten bir üst çıta oluşturulur,özel kanun ve tüzel kişilikle bir kurum kurulur,bu da Diyanete değil de direkt Başbakanlık ya da Devlet bakanlığına bağlı olur,Devletten alınan bu maddi imkanlar ile Camilerimiz,ilahiyat eğitimi veren üniversitelerimiz,vakıflarımız, basın ve yayınlarımız,Radyo ve Televizyonlarımız bu destekle hizmetini sürdürür ve denetlemesi de Devlet tarafından yapılır.Alimlerimizin geçimini de yine halkımız üstlenir.Zira halkın üzerinden şayet Cami yapımı,bakımı ve bununla ilgili giderler kaldırılır ise,alimlerin geçimi daha da kolaylaşır.

SORU :Hocam yasal garanti verilirse o taktirde Diyanete bağlanıla bilir mi ?

CEVAP ;Yasal garantiden bahsetmek akli değildir şöyle ki; Bir inancın veya bir ekolün yasalarla garantiye bağlanması hem tarihte görülmemiş,hem de realitede böyle bir şey uzun ömürlü olmamıştır.Tarihe baktığınızda Maviye de İmam Hasan (a.s) için garanti vermiş,hatta boş bir kağıdın altını imzalamış ve İmam Hasan üzerini neyle doldurursa doldursun kabulümdür demiş.İmam Hasan (a.s)da onun bu kötü niyetini açığa vurmak için gayet normal,makul ve öz hakkı olan birkaç madde yazmış.Hilafet mührünü İmam Hasan’ın elinden alır almaz,mührün mürekkebi daha kurumadan Maviye “Hasan’ın yazdıkları ayağımın altındadır”diye söylemiş ve düzenbazlığını bir daha  ortaya koymuştur.Şimdi soruyorum size ;Ashaptan olan,Müslümanların dayısı,peygamberin sır katibi,adil sahabe sıfatlarıyla tarif edilen birisi bunu böyle yaparsa ve Müslümanların başı,Halifesi bu güvenceyi böyle sonuçlandırırsa diğerlerine ne denilebilir?

Realite olarak da böyle bir şeyin mümkün olamayacağını söyledim şöyle ki; Şunu çok iyi bilmeliyiz ki Türkiye Cumhuriyeti, rejimi ne olursa olsun inançsal anlamda Sünni İslam dünyasının bir parçasıdır. Yani Sünni dünyadan bağımsız hiçbir şeyi yapamaz ve tek başına karar veremez. Caferi inancına yasal garanti vermesi için, Caferiliğin hak mezhep olduğunu kabul etmesi lazım. Bunu yapabilmesi içinse taassubun hakim olduğu tüm Sünni dünyasını karşısına alması lazım ve ayrıca da kendi gerçeğini inkar etmesi gerekir. Zira her ne kadar İslam tek dindirse de, o dinden  Caferi İslam algısı ile Sünni İslam algısı aynı değildir. Caferi İslam algısında “Dinin devleti” anlayışı varken, Sünni İslam algısında “Devletin dini” anlayışı mevcuttur. Yani birinde(Caferi de) Din devlete hükmederken, ötekisinde (Sünni de) Devlet dine hükmetmelidir.Caferi de İmamda adalet şartı aranırken,Sünni de “İmam fasık da olsa uyulur”Fasık yani ne ? Fasık yani açıktan dini meselelere uymayan ve uymadığını halkın içerisinde alenen yapan ! …Şimdi dine uymayan ve dindarların başında imam (Emir ) olan bu adam ne yapacaktır? Haliyle dini kendisine uyduracaktır!Zira şayet dine uysaydı fasık olmayacaktı, böylece de din,Devletin olacaktır !  Şayet  Devlet dinin emrinde olursa,dinin,Devletin başındaki imamın fasık olmasına müsaade etmeyeceği malumdur.  O açıdan bu iki algının böyle sözleşmeli bir hevesle bir araya gelmesi ve bunu sonsuza dek yürütmesi mümkün olamaz. Şu andaki Hükümet iyi de olsa ve Diyanetin başındaki şahıs iyi niyet de taşısa,algılar farklı ve  yasalar geçıci olduğu ve sürekli değiştiği için yasalara güvenip de bir mektebi tehlikeye atamazsınız.

SORU : Hocam Diyanet işleri başkanının “Caferilerin Kum’da gidip okumaları kabul edilemez” diye bir beyanı vardır,bu ne demektir?

CEVAP :Doğrusu ben bu sözü Diyanet işleri başkanı sayın Prof. Mehmet Görmez beyefendiye yakıştıramadım,inşallah sürçü lisan eylemiştir.Ayrıca Caferiler ile Ermeni ve Rum öğrenim merkezlerine bir arada değinmesi ve”Türkiye’deki Ermeniler Ermenistan’a,Rumlar Yunanistan’a,Caferiler de Kum’a(İran’a)gitmemeliler,eğitimini burada almalılar”sözü,bana Osmanlı dönemini anımsattı ve aklımdan :acaba fısıltı gazetelerinde ağızdan ağza dolaşan: “bunlar genç Osmanlılar” olarak yeniden Osmanlılığı mı diriltmek istiyorlar gibi düşünceler geçti.Ayrıca Müslüman  Caferileri (küçümsemek için söylemiyorum!)Hıristiyan Ermeni ve Rumlarla birlikte zikretmesindeki müşarunileyhi nedir ,onu da anlayamadım! Caferi alimleri olarak  bununla ilgili bir açıklama isteyeceğiz ve hakkımızdır da.Ayrıca böyle bir çağda bilgiye kelepçe vurmak,yumurtasız omlet yapmaya benzer,olmaz,nitekim bu çağda demir perdeyle korunan Sovyet Rusyası dahi bunu başaramadı !

SORU:Hocam söyleyecek son sözünüz nelerdir ?

CEVAP:Söyleyecek son sözüm hem Devletimize hem de halkımızadır.Devlete ve özellikle de Devlet Bakanı sayın Bekir BOZDAĞ’ şunu söylemek isterim: Sayın Bozdağ yaptığı konuşmada “başkalarının kontrolüne girmeden” bahsetti.Sayın Bakan şunu çok iyi bilmelidir ki,Caferi alimleri ne Türkiye’de ne de dünyanın herhangi bir yöresinde,ne tarihinde ne de günümüzde Sünni ve Şia’nın ortak düşmanlarının kontrolüne asla girmemişlerdir.Yakın tarihimiz sayılan 1.Dünya savaşında Irak’ta Sünni Araplar ve de din adamları,İngilizlerle birleşip Osmanlıyı arkadan vururlarken,Şiiler ve de din adamları,Sünni de olsa Müslüman kardeşimizdir diye Osmanlıya tek kurşun dahi atmamış ve bunu haram bilmişlerdir?Şayet “başkalarının kontrolünden” maksadı İran ya da ırak’taki Müçtehitlerin ya da rejimin konrolüdürse,yine şunu çok iyi bilsinler ki,Müçtehitlerimizin bizlere her zaman tavsiyeleri,ülkemizi,bayrağımızı,Devletimizi her zaman mezhebi taassupların üstünde tutmamızı ve bunları İran,Irak ve diğer Devletlerden daha çok sevmemiz gerektiğini üstüne basa basa bize tenbihte bulunmuşlardır.Allah sayelerini üzerimizden bozmasın,şayet onların bu tembihleri olmasaydı,kim bilir beklide  Sünni el-Kaide veya Taliban ya da Vahhabiler gibi Şii alimler ve inançlı kesim de İslam ve insanlığın ortak düşmanlarının kontrolüne girmiş ve ülkesini tahribata yönelmiş olabilirdi! Fakat Allah’a hamd olsun ki,ne Caferiler ve ne de din adamları ne Türkiye’de ne de başka bir yerde böylesine yüz karası eylemlerde bulunmamışlardır.

Halkımıza söyleyeceğim söz ise şudur : Her meslekte ve her sınıfta olduğu gibi,din adamları içerisinde de zayıf iradeli,dünya,makam,şöhret ve şehvet düşkünü insanlar hep var olmuş ve kıyamete kadar da var olacaktır.Kur’an’i Kerimde  Bel’am tiplemelerinden,tarihte de para düşkünü   Şüreyhi Gazilerden hep söz edilmiştir.İmam Hüseyin (a.s)’ın kanı Şüreyh tarafından 500 dinara pazarlanmıştır ?. Dolayısıyla dinini dinara satanlar her zaman olmuş ve olacaktır da.  Ali dostları olarak bunlara aldanmayınız. İnşallah tövbe eder dönerler. Bunlara karşı muameleniz, ,Şüreyh Gaziye karşı muameleniz gibi olsun.Onu nasıl yad ettiğinizi biliyorsunuz !  Burada sözlerime son veriyor hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook

Digg

Del.icio.us

StumbleUpon

Google

Yahoo

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

ABUZER44 27-12-2011, 10:14:37
AĞZINA SAĞLIK DEĞERLİ ÜSTADIM. KONUYU HERKESİN ANLAYACAĞI BİR DİLLE ANLATMIŞSIN . HERKES ŞUNU BİLMELİ Kİ ALİ DOSTLARI HİÇ BİR ZAMAN HAKSIZLIĞA BOYUN EĞMEZLER VE DAİMA HAKLININ YANINDA YER ALIRLAR. AYRICA TÜRKİYE DEN DE DİYANETTE BAĞLANMAK İSTEYELER VAR SANIRSAM. BU TARZ ALİMLER VİTRİNE OYNAYAN ALİMLERDİR. BUNLARI ALLAH ISLAH ETSİN TABİİ Kİ HEPİMİZİ. TEK TEMENNİM TÜRKİYE DE Kİ BÜTÜN ALİMLERİN DOĞRU OLDUĞU KONULARDA HEM FİKİR OLMALARIDIR. AKSİ TAKDİRDE FESAT TOHUMLARI ATILIR VE KISA BİR SÜRE İÇERİSİNDE DE BU TOHUMLAR FİLİZLENİRLER. BU NEDENLE BÜTÜN CAFERİ ALİMLERİN ORTAK HAREKET ETSİNLER VESSELAM.
 
Cemal 27-12-2011, 11:05:34
Sayin Hocam, Repotjinizin deger bölümleri bötün alimlerimiz ve sia camiasi tarafindan her platfomda dile getirilen sözlerdir. Ancak söylesinizin bir bölümünde ki,asagiya aldigim bölümü ben anlayamadim,
yani mevcüt Hükümet siraladiginiz imkanlari saglarsa,Diyanete degilde Basbakanliga baglanmak caizmi olur.?
Saygilarimla.


"Türkiye’de yaşayan Caferi ve Ehl-i Beyt mektebine hizmet eden alim,sivil her kesten bir üst çıta oluşturulur,özel kanun ve tüzel kişilikle bir kurum kurulur,bu da Diyanete değil de direkt Başbakanlık ya da Devlet bakanlığına bağlı olur,Devletten alınan bu maddi imkanlar ile Camilerimiz,ilahiyat eğitimi veren üniversitelerimiz,vakıflarımız, basın ve yayınlarımız,Radyo ve Televizyonlarımız bu destekle hizmetini sürdürür ve denetlemesi de Devlet tarafından yapılır.Alimlerimizin geçimini de yine halkımız üstlenir.Zira halkın üzerinden şayet Cami yapımı,bakımı ve bununla ilgili giderler kaldırılır ise,alimlerin geçimi daha da kolaylaşır"
 
asç 27-12-2011, 14:36:25
İhtilaf Şartı!
Biliniği gibi Akidede ve Naslarda ne ihtilaf caizdir ne de taklid ama düşmanlığe ve ayrılığe götürmeyen ferı meselelerdeki ihtilaf değişken ve talıdır niyet halissa ve amel sadıksa tevfik muhakkaktır umulur
 
Hakan 27-12-2011, 16:13:10
Açıklama çok net ve şeffaf,Allah razı olsun hocamdan,hücceti tamamlamış ve tüm gerekçeleri apaçık ortaya koymuştur.Ben bu açıklamayı görmeyene kadar,doğrusu konuyu tam anlamış değildim.Hocam açıktan açığa Diyanete kayıt olunamayacağını ve şayet devlet destek olacaksa,onu Ehlibeyt dostlarının alimiyle,halkıyla oluşturacağı bir üst kurula verebileceğini,bylecede asimile korkusu taşıyanların da kaygılarının giderileceği ve böylece de tplumsal kardeşliğin böylece daha iyi sağlanacağını gayet net bir şekilde ortaya koymuştur.Hasan hocama yakışan da bu.Çok sabırlı davranır ve son noktayı koyar.Gerçeği söylemek gerekirse bizim böyle saf,sade ve şeffaf açıklamalara ihyiyacımız vardır,onu da bulduk ve mesajı aldık.Allah kendisinden razı olsun,Alimlerimizin ve halkımızın üzerinden eksik etmesin.Alimlerin başkanı Hasan hocamızı cooook seviyoruz.Tek kişilik bir millettir hocam
 
Bir dost 27-12-2011, 16:18:42
Hasan Hocamızın bu değerli konuşması acaba neden Ehlader de yok,merak ediyorum
 
Musa 27-12-2011, 16:25:49
Molla veya Mele konusu ortaya çıkalı neredeyse bir ay oldu.Avrupa,ığdır,zeynebiye ve ehlader alimleri derneği açıklama yaptılar da fakat çoook muallaklı sözler söylediler.Hasan ağamızın bu açıklamasına ilk baştan çok ihtiuaç vardı,çünkü alimlerimizin sözleri çok anlaşılır gibi olmadığı için bir çok insanlar biribirlerinin belki de günahını aldı ve kalbini kırdılar.Hasan ağamızın pozisyonunu biliyoruz,karanlığqa kurşun sıkmayanlardandır ama,bu kadar da geç kalımamalıdır
 
nihat aydın 27-12-2011, 16:52:12
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

selamın aleyküm değerli hocamız ve içinde bulunduğumuz toplumun önde gelen isimlerinden olan hocamızın bu eşsiz ve net anlaşılır yorum ve yazılarından ötürü çok mennun kalmakla beraber kalemine ve gönlüne sağlık demek istiyorum keza şia mektebinde ve içtihatlarında eline yazılı kağıt verilerek deklara edilecek bir hutbe ve fetva yoktur ve olmamalarıdır da bunun içinde zaman şia mektebinde birlik ve bareberlik zamanıdır bu konuda hocamızdan allah (cc ) yar ve yardımcısı olmasını temenni ediyorum ...

saygılarımla


nihat aydın

(kayışdağı imam hüseyn camii cematinden rahmetli kelbayı kemal in torunu ) rahmetle anıyoruz .
 
Murtaza AKSU 27-12-2011, 17:53:39
Sayın Hasan Hocam Allah razı olsun. Gerçekten konuyu çok güzel beyan etmişsiniz. İnanın yüreğime su serptiniz. Yalnız şu kısmı biraz açabilirseniz memnun olacağız:

"Türkiye’de yaşayan Caferi ve Ehl-i Beyt mektebine hizmet eden alim,sivil her kesten bir üst çıta oluşturulur,özel kanun ve tüzel kişilikle bir kurum kurulur,bu da Diyanete değil de direkt Başbakanlık ya da Devlet bakanlığına bağlı olur,Devletten alınan bu maddi imkanlar ile Camilerimiz,ilahiyat eğitimi veren üniversitelerimiz,vakıflarımız, basın ve yayınlarımız,Radyo ve Televizyonlarımız bu destekle hizmetini sürdürür ve denetlemesi de Devlet tarafından yapılır.Alimlerimizin geçimini de yine halkımız üstlenir.Zira halkın üzerinden şayet Cami yapımı,bakımı ve bununla ilgili giderler kaldırılır ise,alimlerin geçimi daha da kolaylaşır"

HA DİYANET HA BAŞBAKANLIK! AYNI DEĞİL Mİ HOCAM? DİYANET İSTESE BU CAMİAYI UZUN SÜREÇDE BAŞBAKANLIK ÜZERİNDEN İDARE EDEMEZ Mİ? YÖNLENDİREMEZ Mİ? VE BAŞBAKANLIĞA BELİRTTİĞİNİZ ANLAMDA BAĞLANMAK CAİZ Mİ? BUNUN İÇİN FETVA ALINDI MI?
 
turgay tan 27-12-2011, 22:44:50
S.a yazının başın şöyle bir ibare var bizim alimlerimizi halkın kendisi tayin eder diye her halde sayın Hasan hoca başka bir memlekette yaşıyor ben bir çok hoca tanıyorumki birileri tarafından camiler atanmış bunlarn içinde ehlader mensubu hocalarda var nasılolcak şimdi bunlar atanmış diye arkalarında namaz kılmayalımmı?( lütfen yorumumu yayınlayın)
 
meveddet 28-12-2011, 07:09:55
Çok güzel bir açıklama, kalpten teşekkürler..
Hasan Kanaatli hoca, liderliğe aday hocalardan biri olabilir,
selamlarımla..
 
Ahmet 28-12-2011, 16:22:56
Ben bir hukukçu ve aynı zamanda da bir sosyolog olarak,Hasan Kanaatlı hocanın devlete,diyanete ve halka(Caferi halkı kasdediyorum)verdiği mesaj gayet objektif ,hukuki ve de insan hakları normlarına uygun bir açıklamadır.Gerçek Velayet öğrencisi olan hoca,toplumsal olguyu,düzeni,tarihi ve mektebinin değerlerini harmanlamış,karşıdakini ötekileştirmeden,kırıp dökmeden,hırçınca saldırmadan ve kendisini kabullendirmek için karşıdakinin de gerçeklerini kabullenerek,kendi ifadesiyle, idealitesini realiteyle birleştirmiş ve güzel sonuç vereceği ümit edilen iyi yaklaşımlar sergilemiştir.
Bu röportajından anlaşılan o ki,Hasan hoca Türkiye gerçeklerini okumayı çok iyi başarmış ve Devlet yetkililerine şu mesajları vermiş :
1-Biz ülkemize hıyanet etmeyiz.Bu sözünün ardından hemen söylediği "ilkemize de hiyanet etmeyiz" cümlesi,bir önceki paragrafı açıklar türdendir. Yani "ilkemiz ( inancımız) buna cevaz vermez,çünkü İslamda hiyanet yasaktır.Bu cevap çok anlamlı ve aynı zamanda da hikmet dolu !
2-Bizde " fasık ta olsa imama uyulur" hükmü yoktur ifadesiyle,biryandan mektebin ne kadar temiz ve seçici olduğuna vurgu yaparken,diğer yandan hem kendilerinin güvenilirliğine işaret etmiş hem de kırmadan ve üstü örtülü olarak karşı tarafa bir mesaj vermiştir.
3-" Biz yalnızca Allah'ın ,Resulü'nün ve imamların önümüzde olmasına razı oluruz,onun dışındakilerle omuz omuza yürürz" ifadesi ise,mesajın tam anlamıyla can suyu olmuştur.Hoca bu sözüyle, şii mektebinin imamet anlayışını bir cümlede ifade etmiştir.Bu cümlesi beni bir gece uyutmadı",mektebin öğrencisi bu! " diye dua edip durdum.Kendisinden de dualarını beklerim.Rabbim sayılarını çoğaltsın.
Kendi halkına verdiği mesajında ise,halkının durumunu çok iyi anlamış.Yani duygusal bir yaklaşım sergileyerek ne devletin teklifini reddetmiş ne de kabul etmiş.Bir taraftan inancının ve fıkhının gereği olan devlete memur olmama konusuna vurgu yapmış,diğer yandan da düşüncesine halkının içerisinde zemin bulabilmek için,"alimlerden ve halkımızın ileri gelenlerinden oluşturulacak bir üst çatının kurulmasından"bahsetmiş.Böylece hem kamuyu yanına çekmek istemiş hem de devletle "inancının gereklerini yerine getirme"dışında her hangi bir sorununun bulumadığını anlatmaya çalışmış.Hocam üzerine düşeni yapmış,bakalım hayırlısı...
 
simurg 01-01-2012, 15:21:08
Devletçi dilden kurtulmamız gerekir, habire "devletimiz devletimiz". Nereden bizim devletimiz oluyor? "Devlet" desek kimse kurşun sıkmaz başımıza. İkincisi, diyanete değil de, başbakanlığa bağlanırız ne demek? İkisi de uzak olsunlar.
 
Cemal 01-01-2012, 17:57:49
Sayin yazar ,27.12.2011 de bir sorum olmustu ve daha sonra Murtaza Aksu Kardeste sormustu ,muallesef henuz bir cevap alamadik, yaziyi benimde corbada tuzum olsun veya doslar pazarda gönsün diyemi yazdiniz. yoksa ileri dönük bir yatirim diye düsündünüz. belkide ne sis yansin ne kebap .Herkesi razi edecek bir yazi gibi geldi bana , Cünkü yazinin basligi böyle düsünmeme neden oldu.Insallah ben yanilirim.

 
caferi genci 07-01-2012, 14:26:28
yayınlanması için ihtiyaten tekrar gönderiyorum
selamun aleykum;
benim bu yazıda anlayamadım bazı şeyler var umar yazar buna bir açıklık getirir;
1. si: "Fıkhi açıdan da (diğer Devlet memurları değil !) "dini hizmet namına"müminlerin önüne geçen din adamlarının yiyeceğinin ve de giyeceğinin helal olmasına dikkat etmeleri gerektiği,devlete ait bütçede ise helallar ile haramların karışık olduğundan(örneğin laik devletin mali sisteminde yalnızca gelirleri artırmak anlayışı bulunduğundan devlet, genelevlerinden,bar ve pavyonlardan,birahane ve kumarhanelerden vergi almaktadır) Caferi fıkhının buna müsaade etmediğinin (tabiî ki diğer mezhepler de buna müsaade etmezler) iyi bir şekilde izah edilmesi gerekir."
denilmiş bu ülkede yaşlı hocalarımızın (bildiğimiz tüm) hocalar ssk veya bağkurdan emekliler ve hocalıkta yapıyorlar; bunu dikkate aldığımızda devletinde hazine ve maliyesinin tek çatı altından ödeme yaptığına dikket edecek olursa bu taktirde onlarında hocalık yapmamaları gerekir sonucu çıkmakta; ama bu güne kadar kimse onlara böyle bir şey söylememiş ve tepkide göstermemiştir.
diğer bir unsur eğer bu parada şüphe var ise ve hocanın bunu alarak hocalık yapmasında sakınca var ise maşını alıp o para ile hocaya nezir veren bir memurunda parasını hocanın almamsı gerekmekte; ama bu güne kadar böyle bir hocayı ne duyduk ne de gördük hasan hoca da dahil olmak üzere.
2. si: özel şartlar oluşursa bakanlığa bağlanılabilir gibi bir ifade oluşmuş; diğer arkadaşların dedikleri gibi ha diyanet ha bakanlık her ikiside aynı olmuyormu?
3. sü: Yazar sanırım başka bir memleketten söz ediyor Türkiyede hiç bir camide hocayı halk seçmez cami dernek yönetimleri hocaları getirir ve hocaları da onlar gönderir bu yüzden camilerde her zaman bu konuda ihtilaflar oluşmuyor mu? buda bir atama değilmidir. birinde atamanın merkezi devlet diğerinde dernek yönetimi ama her ikisinde de halkın seçimi değildir.
4.sü: camilerde ki hocalarında dernek yönetimlerinin baskı ve dayatmalarından haberdarız o zaman alimin memur olmaması için dernek yönetimlerinin de emrinden çıkması gerekmez mi?
5.si: eğer gerçekten hocalarımıza bu kadar humus ve zekat geliyorsa neden camilerden maaş alıyorlar? tüm hocalarımıza bu humus ve zekatlar geliyor mu? neden bu humus ve zekatlar bir havuzda toplanıp tüm hocaların faydalanabileceği bir kurum oluşturulmuyor?
6. sı: "İmam Hasan'ın Barışı" isimli kitabın 311. sayfasında antlaşmanın 4. maddesinde her yıl imam Hüseyin'e 2 milyon dirhem verme şartı var ama hasan hoca bunu iddia edenleri cahillikle suçlamış ama asıl cahilin kim olduğu veya neden yanlı ve taraflı konuştuğu ve kendi sözlerini meşrulaştırmak adına neden dinde yalan ve iftaraya baş vurduğu bence sorulmalıdır?
soracak çok soru var ama eğer bunlara cevap alabilirsek
ve yorumumuz yayınlanırsa memnun olurum;
gerçek hidayet ve doğru yolu bulmak ümidi ile her kese selamlar.
 
caferi genci 07-01-2012, 22:04:29
lütfen daha önce göndermiş olduğum yorumu yayınlarmısınız
 

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

03/04/2012 - 08:51 İlköğretimde bir ilk:7'nci sınıflara Caferi inancı anlatıldı

19/01/2012 - 09:30 EHLADER HEYETİNİN ANKARA TEMASLARI

07/01/2012 - 10:50 TAŞLIÇAY EHLİBEYT YARENLERİNDEN LAÇİNER'E KINAMA

05/01/2012 - 12:28 Avrupa Ehlibeyt Alimler Birliği,Sedat Laçiner ve TRT'yi şiddetle kınadı

04/01/2012 - 03:12 IĞDIR EHLİBEYT ALİMLERİ DERNEĞİ’NDEN LAÇİNERE SERT TEPKİ

03/01/2012 - 10:27 Türkiyeli Şiilerden Sedat Laçiner’e tepkiler...

27/12/2011 - 09:32 "NE ÜLKEMİZE HİYANET EDERİZ NE DE İLKEMİZE"

22/12/2011 - 09:21 Diyanet Projesinde Halk Yanlış Yönlendiriliyor

21/12/2011 - 02:18 "Caferilerin çocuklarını din adamı olması için Kum'a göndermesi kabul edilemez"

18/12/2011 - 05:56 Ehlibeyt Alimleri Derneği'nden (EHLA-DER) Basın Açıklaması

16/12/2011 - 06:21 Iğdır Ehlibeyt Alimlerinden Ortak Basın Açıklaması

15/12/2011 - 08:56 ATEAB Alimleri, Hükümetin Kadro Önerisini Reddediyor

13/12/2011 - 09:14 Memur olmak istemiyoruz

04/12/2011 - 10:03 BİR CUMA HUTBESİ VE TAHRİK

24/09/2011 - 05:43 Iğdır Ehl-i Beyt Alimleri Basın Bildirisi Yayınladı
 
YAZARLAR
Y. ZİYA T.YILMAZ

YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNER
ABDULLAH ÖZGÜR

Azerbaycan’ın Gayretli Müslümanlarının Direnişi
Hüseyin TAŞ

İslami İran ile Türkiye Rakip Ülkeler mi?
MUHAMMED AK

Şaşırıp kalmışız!
MEHMET YETKİN

Bahreyn ve Halk Kıyamı
Abdulkadir Çuhacıoğlu

AKAN KANLAR VE ÂLİMLERİN SESSİZLİĞİ
MUHSİN KÜÇÜKER

İKİ ALİ ÜNAL MI?
KEMAL KEMAHLI

ALİ ÜNAL’IN, ŞİA VE İRAN YANILGILARI
MEHDİ AKSU

SEYYİD ALİ HAMENEİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ-3
KONUK YAZARLAR
Ali ERDEM

SİNCAN OLAYI VE BİR HUKUK SKANDALI
Mikail GÜREL

En Büyük Kusur Kibir ve En Büyük Allah
RIZA BAKIRLI

AKLIN ÖNÜNDE SET OLUŞTURMAK
Rahmi Onurşan Rahmani

Adın “Ali” ama gözlerin “Muaviye”ye benziyor (1)
HAZIM KORAL

SIFFİN SAVAŞI
Bilgehan Ova

SANAT YAZILARI (II)
FUAT TÜRKER

Özgürlük Değil Şeytan’a Tutsaklık
AZERİ YAZARLAR
Muhammed Mustafa

Evroviziyon-Gaylar, İnsanlığı çökertmeye yönelik sinsi planlar
Meşedi Natıq

Gənc Hüseynin anası Zəhraya və bacısı Rüqəyyəyə ünvanladığı məktub
Tural Əli

Zindanda bir gün...
Emin Gənciyev

AYIL EY AZƏRBAYCAN !!!
Emin İmanlı

Dinin gövhər və sədəfi
Gönül İsmayılkızı

Təhqir edilən ŞƏHİDLƏR
Hacı Arzu

Açıq!
Devran Abdullah

Quba aksiyası ilə inanclıların aksiyalarını birləşdirən məqamlar var
Kənan Rövşənoğlu

AZƏRBAYCANDA RUHANİLİK
Vüsal Hətəmov

Hər zadı tərsinə ölkəm…
Ali Caferi

Ölümüzü dəfn etməyə bir molla var?ali
NAMAZ VAKİTLERİ
TV KANALLARI
Türkçe Kanallar
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Yumurcak Tv
Kudus Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU

TARİHLİ ARŞİV



GAZETELER

DERGİ ve MECMUALAR

BAĞLANTILAR

YABANCI GAZETELER

 

Ana Sayfa   |   İletişim   |   Giriş Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle |   Sitene Ekle

Yazarlar ve makalelerin Yayınlanan  haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur

 
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.
2008 © RAST HABER   www.rasthaber.com
Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım :Networkbil.net
Atanur Evden Eve Nakliyat Küçükçekmece Evden Eve Nakliyat