Brezilya'daki İslam tarihi, ülkenin tarihi ile parelellik arzetmektedir. İlk Müslümanlar, 1500'lü yıllarda Avrupa'dan giden beyazların arasındaki Endülüs asıllı Müslümanlardır.
Brezilya 8,5 milyon km² toprakları ve 180 milyon nüfusu ile dünyanın beşinci büyük ülkesidir. Ekvator ve Şili hariç Latin Amerika'nın bütün ülkeleri ile sınırı vardır. Federal Cumhuriyet ile yönetilen ülkenin başkenti Brasilia, para birimi Real, resmi dili Portekizcedir. Brezilya'nın tarihi 1500'lü yıllarda Portekizli Pedro Alveras Cabrol'un Latin Amerika'ya ulaşması ve Portekiz kralı adına bu ülkeyi sahiplenmesinden öncelere dayanmaktadır. Nitekim, Amerika kıtasının kuzeyinde olduğu gibi güneyinde de yerliler yaşamaktaydı. “Beyaz Adam”ın sayısı arttıkça, yerlilerin sayısı azaldı. Sonra 1550'li yıllardan itibaren Batı Afrika ülkelerinden Amerika'ya köle ticaretinin yapıldı. Afro-Amerikanlar olarak bildiğimiz siyah kölelerin en fazlası %37'lik oranla Brezilya'ya götürüldü. 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren ülkeye Ortodoğu ülkelerinden (Lübnan, Suriye, Filistin) göçler başladı ve bu göçler belirli zamanlarda çoğalarak devam etti.
Brezilya'daki İslam tarihi, ülkenin tarihi ile parelellik arzetmektedir. İlk Müslümanlar, 1500'lü yıllarda Avrupa'dan giden beyazların arasındaki Endülüs asıllı Müslümanlardır. Sonraları Batı Afrika ülkelerinden giden köle Müslümanlar Brezilya ile tanışmıştır. Esefle ifade edelim ki; Portekizler, Müslümanların dinlerini yaşamalarına müsaade etmemiş ve İslam'ı terk etmeyenlere idamlar dahil aşırı işkenceler yapmıştır. Buradaki siyahi Müslüman köleler Arap harfleri ile yazı yazmanın bile idam sebebi olarak görüldüğü kara günler yaşamıştır.
19. yüzyılın sonlarında Ortadoğu'dan giden Arapların %10'nu Müslümanlar, kalanını da Hıristiyanlar oluşturuyordu. Bugün kesin olmamakla birlikte, Müslümanların sayısının 2,5-3 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Avrupa'dan gelen Müslümanlar, siyahi köle Müslümanlar ve Ortadoğu'dan gelen Müslümanlara ilaveten Brezilya asıllı Müslümanların sayısı da her geçen gün artmaktadır. Tarihten günümüze; Türkiye-Brezilya ilişkileri Türklerin Brezilya ile ilişkileri, 1865 yılında yolu yanlışlıkla Brezilya'ya düşen iki Osmanlı savaş gemisine kadar uzanır. Osmanlı Devleti'nin Basra'ya gönderdiği iki savaş gemisi Afrika'yı dolanırken fırtınanın etkisiyle rotayı kaybederek Brezilya'nın Rio de Janerio sahiline çıkar. İlk defa Osmanlı askeri gören halk, gemiyi ziyarete gelir. İkinci günde gemiye gelenler arasındaki siyahlar, Osmanlı askerlerinin arasında bulunan ve kıyafetleri ile ulema sınıfını temsil ettiği belli olan Bağdatlı Abdurrahman Efendi'ye selam verirler. Abdurrahman Efendi, Frenk kıyafetleri ile kendisine selam verenlerin istihza ettiklerini düşünür ve selamlarını almaz. Birkaç gün sonra tekrar gemiye gelen siyahlar, namaz kılan Osmanlı askerlerine katılır ve beraberce namaz kılarlar. Bu manzarayı gören Abdurrahman Efendi siyahların selam vermekle kendileriyle istihza etmediklerini anlar ve onlarla tanışmak için tercüman arayışına girer. Sonunda Fas asıllı bir yahudi, Abdurrahman Efendi ile siyahi Müslümanlar arasında tercümanlık yapar.
10 gün kadar Rio sahilinde kalan gemiler hareket etmeye hazırlandığında, siyahi Müslümanlar Abdurrahman Efendi'nin Brezilya'da kalması ve kendilerine İslamı öğretmesi için ısrar ederler. Abdurrahman Efendi gemideki komutanlarla istişare ettikten sonra irşad, tebliğ ve davet çalışmaları için Brezilya'da kalır. İki-üç yıl muhtelif şehirlerde kalarak siyahlara dinini öğretir. İlk aylarda Faslı tercüman aracılığıyla yaptığı vaazların tesirini göremeyen Abdurrahman Efendi, Portekizceyi öğrenip, derslerini bu dilde yapar. Daha sonraları ise Faslı tercümanın Yahudi olduğunu ve kasıtlı olarak yanlış tercüme yaptığını öğrenir. İstanbul'a döndükten sonra yazdığı hatıratı geçtiğimiz yıl “Brezilya'daki İlk Müslümanlar” (Kitabevi, Ocak 2006) ismiyle basılmıştır.
Bunun dışında bir de Osmanlı sefirinden bahsedilir, Brezilya'ya tayin edilen ama görev yapmadan geri dönen… Rivayetler doğru ise Osmanlı Devleti Brezilya'ya sefir tayin eder. Karnaval günlerinde Rio de Janerio şehrine varan sefir, insanları çok ahlaksız bulur ve “Böyle fasit bir topluma sefirlik yapamam!” diye geri döner. Bu sebeple Brezilya halkının Osmanlılara küskün oldukları anlatılır.
Ortadoğu'dan giden ilk Araplar Osmanlı pasaportu ile gittikleri için, Brezilyada'ki bütün Araplar Turco (Türk) olarak tanınıyor. Bu tanıma göre Brezilya'da milyonlarca Türk var. Bizim bildiğimiz tanımı ile, Türkiye vatandaşı olup Brezilya'da yaşayan insanların sayısının yüzü geçmeyeceği tahmin ediliyor. Geçen yıllar Brezilya'ya giden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün girişimleri ve karşılıklı vizelerin kaldırılması ile iki ülke arasında yeni bir dönem başlatmıştır.
Brezilya'daki Müslümanların durumu Brezilya'daki Müslümanlar arasında izole olup kendi kabuğuna çekilen yok denilecek kadar az. Ancak asimilasyon oldukça yaygın; Müslümanların toplumun diğer kesimleri ile açık bir iletişim halinde olması da asimilasyonu hızlandırmış. Müslümanlardan çok az bir kısmı Hıristiyan olmuş, büyük bir kısmının sadece adı kalmış ve bir kısmı da kendilerini ve nesillerini kurtarma mücadelesi vermektedirler. Yabancılarla evlenme oranının %25'i geçmesi, Müslüman kızlar arasında yabancılarla evlenmenin normal hale gelmesi, asimile olma boyutunu gözler önüne sermektedir. Müslümanlarla evlenen gayrimüslim bayanların çok azının Müslüman olması, bunların da çok azının İslam'ı gerektiği gibi yaşaması, şuurlu Müslümanların müşteki olduğu konuların başında gelmektedir.
19. yüzyıl sonundan itibaren bölgeye yerleşmeye başlayan Ortadoğu kökenli Müslümanların sayısı günümüzde yüz binlere ulaşmış durumda; bu topraklarda yaşamalarına ve devlet tarafından da bir engel olmamasına rağmen, Brezilya'da din eğitiminin de verildiği özel okullar yaygın değil. Müslümanların en fazla yaşadıkları Sao Paulo şehrindeki bir okulun bir benzerinin daha olmaması, asimilasyonun gerçek sebebini göstermektedir. Latin Amerika'nın ilk camisi 1929 yılında Saou Paulo şehrinde açılmış. Şu an Sao Paulo eyaletinde 12, ülke genelinde ise 80 cami bulunmaktadır. Burada, yeterli sayı ve kalitede olmasa da birçok STK hizmet vermektedir. Mali olarak genelde orta tabakada olan Müslümanların en ciddi problemleri, örgütlenememiş olmalarıdır. İyi bir örgütlenme neticesinde dış desteğe ihtiyaç duymadan kendi güçleri ile kimliklerini korumaları ve hatta antiemperyalist çizgideki Latin Amerika halkına İslam'ı sevdirmeleri mümkündür. Bugün Brezilya'da 500'den fazla cami bulunmaktadır. Genelde sünni olan Müslümanların kendi aralarında bir problem olmadığı gibi, Müslümanlar halkın geneli ile ve resmi erkanla çok iyi anlaşmaktadırlar. Partner organizasyonumuzun (Latin Amerika İslam'a Davet Merkezi) başkanı Ahamed Ali Sayfi'nin, Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile arkadaş gibi samimi olduklarını duymak bizleri çok memnun etti. Brezilya'ya gitmeden önce bu ülke hakkında bilgilerimiz futboldan ve karnavallardan öteye geçmiyordu. Gittiğimizde, hem ekonomisi ile hem de gelecekte adından çokça söz ettirecek ülkeler arasında olması hasebiyle Türkiye'ye benzediğini gördük.
Brezilya halkı tam anlamıyla dünyalık bir halk. Bir arkadaşım Brezilya halkını şu kelimelerle tanıtmıştı: “Futbol, festival, fuhuş ve içki”. Tropikal iklimin Brezilyalıların karakterleri üzerindeki etkisi ne kadardır bilmiyorum ama gördüğüm şey, insanların çok mutlu (!) oldukları ve sözlüklerinde gam ve keder gibi kelimelerin olmadığıdır. Özellikle yılbaşı ve karnaval mevsimleri olan Ocak ayında çılgınlar gibi eğleniyorlar. Bu dönem aynı anda yıllık tatilin yapıldığı günlere tekabül ediyor. 14 milyon dolar para harcayarak kutladıkları yılbaşı programları sadece Aralık ayının son gecesinde değil, öncesi ve sonrasındaki günleri hatta haftaları içine alacak şekilde yapılıyor. Geçen yıl Sao Paulo'da iki milyon kişi bir araya gelerek yeni yılı karşıladılar. Santos plajlarında toplananların daha da fazla oldukları söylenmişti. Brezilya'ya hicret eden Müslümanlara, “Niçin Brezilya’” sorusunu sorduğumuzda ise şu sebepleri sıraladılar: Brezilya'nın global savaşlara katılmayan bir barış ülkesi olması, büyük afetlerin yaşanmaması, çok geniş ve verimli topraklarının olması, yabancıların dışlanmaması.
Brezilya kelimesi:
Brezilya imlâsına göre Brezil, İngilizce imlâsına göre de Brazil olan "Brezü" kelimesi, ne Avrupa ve ne de Brezilya (Amerika) kökenlidir. Bu kelimenin etimolojik yapısı, hala izah edilememiştir. Fakat Afrika ile ilgili olarak, yukarıda verdiğimiz bilgiler, bunu kolayca açıklamaktadır, şöyle ki: Yukarıda naklettiğimiz metnin başlangıcı, Mali deltasında yaşayan beyaz Berberler'den bahsetmektedir. Berberler arasında çok meşhur bir kabile vardır ki, adı Birzala'dır. Bu kabilenin fertlerinden oluşan topluluk da, kendisine "Brâzîl" demektedir. Çok ilginçtir ki, bu Brâzil Berberlerine, sadece Müslüman İspanya'da değil, Suriye'ye kadar olan yerlerde de rastlanmaktadır. Biyografik lügatler, önemli bir miktarda "Birzâlî"lerden bahsetmektedirler. Bu kabilenin şeceresi hakkında, Endülüslü meşhur âlim İbn Hazm'dan şunları okuyoruz:
''Berberlerin şeceresi: Zanâta'lar'a gelince, bunların, Benû Birzât, Benû Dammir, Mağrava, Benû Sağmar v.s. gibi büyük kolları vardır. Bir zahid olup, bu kabilenin (yâni kendi kabilesinin) şeceresini çok iyi bilen Ebû Muhammedi Buvaikini el-Birzâlî el- İbâdı bana aşağıdaki şu bilgileri verdi:
Benû Birzâl ve Benû Wassin dışında zikrettiğimiz. Berber kabilelerinin tamamı Mu'tezilî'dirler; Benû Mağrava ve Benû Yafrân'a gelince,' bunların ekseriyeti Sünnîdirler. Bunları bana anlatan râvi, Berber şecerelerine göre. Sadrata, Mazâta ve Lavâta'ların kıptî kökenli olduklarını ilâve etti. "O halde, Brezilya'ya ilk ulaşanlar, Benû Birzâl Berberleri olabilir ki, yeni vatanlarına kendi adlarını verdiler. Brezilya'daki Berberlere ait -varsa-, başka kuşakların keşfi için, lügâvî, sosyolojik ve arkeolojik yeni bir araştırmanın yapılması lâzımdır. Mamafih, buna benzer başka hususlar bu görüşü doğrulamaktadır. Filhakika, bugün Kanarya adaları içinde bulunan Palma adası, eskiden çok meşhur olan Berber kabilesi Huwâra'ya atfen Bene Hoare diye adlandırılmaktaydı. 14. yüzyılda, Benemarin (Bani Marin) ve Lekman (Lukmân’) adlarında iki ada daha vardı ki, bugün bunların her ikisinin de isimleri değişmiştir.
Afrika'dan giden muhacirlerin hepsi Berber olmayıp, Zenci olanları da vardı. Daha ziyade bunların izleri bulunmuştur. Filhakika Kristof Kolomb'un, Avrupalılardan olan ilk arkadaşları, Amerika'da sadece Zencilerle karşılaştıklarını değil, aynı zamanda bu Zencilerin devamlı olarak Amerika yerlileri olan kızıl derililerle savaş halinde olduklarını belirtmektedirler.
RUHİ BOŞLUK
Arap asıllı Brezilyalı araştırmacı Faris Faris Brezilyalıların doğaları gereği ibadet etmeyi çok sevdiklerini ancak genç kuşağın, Avrupalıların gelip Güney Amerika kıtasını işgal ettikten sonra bu toprakların yerlisi olan’ Kızılderilileri’ yok etmesinden itibaren ülkenin resmi dini olan hristiyanlıktan uzaklaştıkları için büyük bir ruhi boşluk yaşadıklarını söylüyor.
El-Cezire’ye konuşan Faris Brezilya’da en çok yayılan dinin İslam dini olduğunu ve bu ülkede yaşayan Müslümanların sayısının her ay % 3 oranında arttığını çünkü Brezilyalıların kolaylıkla İslamı kabul ettiklerini söyledi.
İslami cemiyetlere göre sadece Sao Paolo’da her gün üç kişi Müslüman oluyor.
EN ÇOK GENÇLER VE KADINLAR MÜSLÜMAN OLUYOR
Sao Paolo’da bir camide imamlık yapan Hüsam el-Büstani ise Müslüman olan Brezilyalıların daha çok gençlerden ve kadınlar arasından çıktığını kendi tabiriyle bu da Brezilya’da İslamın geleceğinin çok parlak olduğunu gösterdiğini vurguladı.
El-Cezire’ye konuşan Brezilyalı gazeteci Ritha de Siba ise kadınların ve gençlerin İslamiyeti seçmesinin asıl nedeni Brezilya toplumunda gittikçe daha büyük bir sorun haline gelen aile dağılımından ve aile içi istikrarsızlıktan en çok kadın ve gençlerin etkilenmesini gösteriyor ve ekliyor: Kadınlar ve gençler yitirdikleri değerleri İslam’da buluyorlar.
Brezilya’da kadının Müslüman kadının aksine aile ve iş ortamında hatta sokakta gerekli saygı ve takdiri görmediğini ifade eden Rita bunun nedenini batılı medya organlarının kadını bir ticari meta olarak kullanmasına bağlıyor.
Rita’ya göre Brezilyalı erkeklerin eşlerine maddi ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmemeleri de Brezilyalı kadınların Müslüman olmalarının diğer bir nedeni.

MÜSLÜMAN OLANLARIN BİR KISMI ESKİ DİNLERİNE GERİ DÖNDÜ
Ancak yeni Müslüman olan Brezilyalılara dini destek amacıyla kurulan derneklerden biri olan Müslüman Brezilyalı Gençler Derneği son iki yılda Müslüman olanların bazılarının tekrar eski dinlerine döndüklerini ileri sürüyor.
Yeni Müslüman olanlardan biri olan Andrea Lewis Müslüman topluma entegre olmak ve dininin hükümlerini öğrenmekte zorluk çektiğini saklamıyor.
Lewis Brezilya’daki Müslüman toplumun kendi arasında Arap asıllı Müslümanlar ve Brezilyalı Müslümanlar olarak ikiye ayrıldığını, Arap asıllı olan Müslümanların Brezilyalı Müslümanları küçümsediklerini, Müslüman Brezilyalılarınsa İslam’la ilgili bilgileri öğrenip Brezilyalı kardeşlerine öğretecek yeterli imkanlara sahip olmadıklarını savunuyor.
Lewis Müslüman olan Brezilyalıların Müslümanların geldikleri ülkelerdeki farklı mezhep ve dini eğilimlerin çeşitliliğinden dolayı hangi mezhep ya da eğilimin doğruluğu konusunda şaşkınlık yaşadıklarını bu durumun Müslümanlar için doğal olmasına rağmen biz yeni Brezilyalı Müslümanların Müslüman topluma adapte olmamızın önünde bir engel olarak durduğunu vurguluyor.
HELAL KESİMDEN İŞADAMLIĞINA
Asıl adı Abdulhalim Muhammed el-Mekki olan Sudanlı Marcos Brezilya’da islami kesim işinde nasıl başarılı olduğunu anlatırken Faslı göçmen Ahmed Faruk aynı işte neden başarısız olduğunun nedenlerini aktarıyor bizlere.
Sudanlı Markos 1980’li yılların başında hayalini kurduğu ABD’ye göç etmek üzere bir gemiye biner.Ancak gemi arızalandığı için Rio de Jenairo limanında mola vermek zorunda kalır. Markos, ABD’ye girişi vizesi taşımadığı için Brezilya’da kalmak zorunda kalır.
KASAP OLACAĞI AKLININ KÖŞESİNDEN BİLE GEÇMİYORDU
Abdulhalim kendisine iş imkanı sağlayacak herhangi bir mesleki kariyeri yoktur. Portekizce de bilmiyen Abdulhalim'in aklına Arap ve İslam ülkelerine İslama uygun et ihraç eden kesimevlerine gitmek gelir. Bu kesimevlerinin birinde kasap olarak çalışmaya başlar ve daha sonra bu kesimevinde yönetici oldu.
Abdulhalim el-Cezire’ye yaptığı açıklamada Müslüman bir gencin Brezilya’da helal kesimevlerinde iş bulması son derece kolay çünkü kesim işiyle ilgilenen Müslümanların sayısı oldukça az iken helal kesim ete yönelik talep inanılmaz boyutlarda olduğunu söylüyor.
El-Mekki kasap olarak çalıştırmak üzere Sudan’dan 18 tane kasap getirir. Bu arada Brezilya ile Sudan arasında ticari işlemleri kolaylaştırmak için kendisine bir ofis açar. Böylece basit bir kasaptan başarılı bir işadamlığına adım atar.
FASLI AHMED VE HAYAL KIRIKLIĞI
Ancak Sudanlı Abdulhalim’e gülen şans üç yıl önce Brezilya’ya gelen Ahmed Faruk’a gülmez. İki yıl kadar iş ararken helal kesimevlerinden birinde işe başlamak zorunda kalır. Ancak bir nevi gizli kölelik olarak nitelendirdiği bu işte daha fazla kalmak istemez.
El-Cezire’ye konuşan Faruk, bu kesimevlerinde 24 saat boyunca kesim işinin devam ettiğini, burada çalışanların ise çok düşük maaşlar aldıklarını, iş esnasında maruz kalınan bir çok hastalık ve iş kazalarına rağmen sağlık sigortasının olmadığını iddia ediyor.
Kesimevlerinde çalışan gençlerin maaşlarını genellikle zamanında alamadıklarını ifade eden Faruk, bu işte çalışan Arap gençlerinin maaş ve ödemeler konusunda aldatıldıklarını öğrendiklerini ileri sürdü.
Sao Paolo Üniversitesi’nde İş Hukuku dersleri veren Dr. Alfredo Baros’a göre et ihracatı yapan firmaların turistik ya da ziyaret vizeleriyle gelip Brezilya’ya yerleşen Arap gençlerinin durumunu istismar ettiklerini bu gençlerin ayakta kalmak için çok zor şartlarda çalışmayı kabul ettiklerini savunuyor.
Dr. Baros, Brezilya’da bu tür durumlarda iş yasasının çok hassas olmasına rağmen herhangi bir ihbar olmadığı takdirde bu durumun ortaya çıkarılamadığına dikkat çekiyor.
Öte yandan firmalar kesim işinde çalıştırılan işçilerin maaşlarıyla ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmediklerini bunun sorumluluğunun tamamen helal kesim sertifikaları sağlayan islami merkezlere ait olduğunu belirterek bu sertifikalar olmadan Arap ya da Müslüman ülkelere et ihracatının yapılamayacağını ve bu sertifikalar karşılığında bu ülkelerden para alındığını iddia ediyor.
BREZİLYA’DAKİ FİLİSTİNLİ MÜLTECİLERİN ÇİLESİ
Bilindiği gibi Ürdün’de bulunan er-Rüveyşid, mülteci kampından çıkarıldıktan sonra hiçbir Arap ülkesinin kabul etmek istememiş 100 kadar Filistinli Brezilya’nın daveti üzerine bu ülkeye sığınmak zorunda kalmıştı. Ancak bu mülteciler Brezilya’da konuşulan dil ve ülkedeki gelenek ve göreneklerin oldukça farklı olması nedeniyle yeni sosyal çevreleriyle iletişim kurma konusunda çeşitli zorluklarla karşı karşıyalar.
Mültecilerle ilgili hazırlanan programa göre Filistinlilerin bu yeni çevreye adapte olması en az iki yılı bulabilir. Brezilya Hükümeti tarafından birer ev ve maaş verilen mültecilere Portekizce öğrenmeleri için de bedava kurs imkanı sağlanmış durumda.
www.furkanradyo.com