EHLA-DER'den gündeme ilişkin basın açıklaması....
Ehlibeyt Alimleri gündemdeki konuları istişare etmek amacıyla EHLA-DER binasında biraraya geldi.
EHLA-DER BASIN AÇIKLAMASI
Ehlibeyt Alimleri, daha önce duyurulduğu üzere istişare amacıyla 18 Aralık Pazar günü saat 14.00’da gündemdeki konuları istişare etmek amacıyla EHLA-DER binasında biraraya geldi. İstanbul ve civarından yoğun katılımın sağlandığı istişare toplantısı sonunda aşağıdaki metin kamuoyuna sunuldu.
Bismillahirrahmanirrahim
Ehlibeyt Alimlerinden Kamuoyuna Duyurulur
Başbakan Yardımcısı ve Diyanet İşleri Teşkilatı’ndan sorumlu sayın bakan Bekir Bozdağ’ın Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki kadro açığı olan illere kadro tayin etme ve “mele” diye tanınan din âlimlerini diyanetin bünyesinde istihdam etme konusundaki açıklamasını Caferi Şii alimleri de kapsayacak şekilde genişletmesi, ülkemizin her köşesinde varlığı bilinen Caferileri sadece Iğdır ve Ardahan’da yaşıyormuş gibi göstermek (Ardahan’da sadece iki köyde az sayıda Caferi yaşamaktadır) camiamızda üzüntü ve kaygıyla karşılanmış, inanç özgürlüğüne müdahale ve bilgi yetersizliği olarak değerlendirilmiştir.
28 Şubat sürecinde, terörle mücadele yasaları kapsamında tüm camilerin Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmesi ve imamların Diyanet bünyesine alınması yasalaşmıştı. Türkiye’de yaşayan Ehlibeyt âlimleri o dönem, başbakan, ilgili bakan ve Diyanet İşleri Başkanı’yla ayrı ayrı görüşmüş, neticede Caferilere ait camilerin ve Caferî imamların yasanın kapsamı dışında kalması konusunda anlaşmaya varmışlardı.
Ne var ki buna rağmen zaman zaman ve değişik bölgelerde müftülükler aracılığıyla çeşitli yasal (!) baskılar uygulanarak alimleri bir bir avlama peşine düşülmüş, parmak sayısını geçmeyen birkaç kişiyi kendi bünyesine almayı başarmışlardır; ancak söz konusu şahıslar da toplum tarafından saygınlıklarını yitirmişlerdir.
Ehlibeyt alimlerinin kahir çoğunluğu ise defalarca bir araya gelip konuyu enine boyuna konuşmuş ve böyle bir tekliften duydukları rahatsızlık, kaygı ve endişelerini kamuoyuyla paylaşarak reddetmişlerdi.
Şimdi yeni bir anayasa hazırlığı sürecindeyiz. Özgürlüklerin genişletilmesi ve inançların özgürce yaşanması gerekliliğinden söz ediliyor. Sayın Bakanın Caferilere yönelik yasanın kapsamını genişletme konusundaki açıklaması Ehlibeyt camiasında kaygıları ve endişeleri daha da artırmış, “Acaba 28 Şubat yasaları geri mi geliyor?” sorusuna neden olmuş ve özgürlüklerin daha da kısıtlanacağı kaygısını hakim kılmıştır.
Biz Ehlibeyt alimleri olarak, Sayın Bakan ve Diyanet İşleri Başkanı’nın art niyetli olduğunu düşünmüyoruz; ancak yeni anayasa çalışmalarında sivil örgütlerin, hatta şahsiyetlerin görüşlerine başvurulacağı söyleniyorken Türkiye’de yaşayan üç milyonluk bir toplumun din adamları olarak, inancımızı ilgilendiren konularda görüşlerimize ve mezhebimizin kurallarına başvurulması ve buna göre inançlarımızı özgürce yaşamayı sağlayan düzenlemelerin yapılması beklentisi içerisinde olmamız en doğal hakkımızdır.
Bu doğrultuda 13/03/2010 tarihinde Ehlibeyt alimleri bir araya gelerek konu hakkında istişarelerde bulunmuş ve aşağıda belirtilen hususların kamuoyuna duyurulmasını kararlaştırmıştı:
1. EĞİTİM:
a.) Eşitlik ilkesi gereği din dersi kitaplarında Caferilikle ilgili bilgilerin de yer alması, Caferi mezhebi mensupları tarafından hazırlanacak metnin okutulan ders kitaplarına alınıp objektif bir biçimde öğretilmesi ve bunun anayasal güvence altına alınması.
b.) Yurt içinde üniversite dahil olmak üzere dinî eğitim yapabilme, din görevlisi ve eğitimcisi yetiştirebilme fırsat ve imkanının verilmesi.
2. YAYIN:
Kamuya ait, başta TRT olmak üzere her türlü kitle iletişim araçlarıyla yapılan dinî içerikli yayın ve yayımlarda Anayasanın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesi doğrultusunda Caferîlere de kendi inançlarını tanıtım imkânının verilmesi ve ilgili mevzuatta gerekli değişikliklerin yapılması.
3. İBADETHANELER:
Caferîler tarafından kurulmuş ve kurulacak olan cami, mescit, Kur’an kursu ve benzeri müesseselerin yönetim ve mülkiyet haklarına dokunulmaması.
4. DİN HİZMETLERİ:
Caferi din alimlerinin yurt içi ve yurt dışı görevlerinde Caferiler tarafından kurulan, özel bir kanuna dayanan ve kamu yararına çalışan özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kurumun muhatap alınması esasına dayanarak gerekli imkan, destek ve kolaylıkların devlet tarafından sağlanması.
5. Caferilerle ilgili burada belirtilen taleplerle birlikte her türlü sorun ve konularda bu kesimin din alimlerinin kahır çoğunluğu tarafından oluşturulacak, özel bir kanuna dayanan ve kamu yararına çalışan özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kurumun tanınması ve muhatap alınması.
Daha önceden de tarafımızdan deklare edilen görüşlerimizi yetkililere, basın camiasına ve kamuoyuna saygılarımızla tekrarlıyor, aşağıdaki hususlara tekrar dikkat çekmekte yarar görüyoruz:
1- Geçmişte yaşanan uygulamalar toplumumuzda birçok kaygılar uyandırmış, camiamızda “özgürlüğümüz elimizden alınıyor” endişesini hakim kılmıştır. Bu kaygı ve endişeler ivedilikle giderilmelidir.
2- Bu gün Şiilerin yaşadığı tüm ülkelerde Şii camileri halkın bağışlarıyla yapılmakta ve imamlar devlet memuru olmayıp halkın destekleri ve dinî vecibe olan humus infaklarıyla hizmet vermektedirler; dolayısıyla mezhebimizin fıkhi kuralları herhangi bir resmi kuruma bağlılığa izin vermediği için böyle bir teklifin inancımız çerçevesinde düzenlenmesi gerekiyor.
3- Yasal düzenlemeler, her inancın kendi mensuplarının görüşleri ve istekleri doğrultusunda yapılmalıdır.
Caferi Şiiler için bir düzenlemeden söz edilecekse, Caferi alimlerin kendi aralarında oluşturacakları sivil bir örgüt din hizmetlerini üstlenmeli ve bu oluşumun istekleri doğrultusunda devletimiz sorunlarımıza çözüm bulmalıdır.
4- Türkiyeli Caferi Şiilerin yaşadığı hiçbir bölgede Caferilerin Diyanet’ten alim talebi olmamıştır. Dolayısıyla Diyanet’in, doğu illerindeki alim açığı ve “melelerle” ilgili sorunu o bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın ve mellelerin inisiyatifinde olup onların vereceği karara bağlıdır ve camiamızla ilgili değildir.
5- Diyanet’te kadrolu olmamanın, vatan sevgisi, bayrak sevgisi ile hiçbir alakası yoktur. Herkes bilmektedir ki vatan sevgisini bağrında en az her vatandaşımız kadar barındıran bir camianın mensuplarıyız. Bu konu inanç özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Farklı bir mezhebe sahip olan Caferi Şiiler kendi fıkhi/itikadi öğretileri doğrultusunda hareket etmek durumunda ve kararlılığındadır.
6- Daima alimlerinin yanında olan halkımızın ve basiretli aydınlarımızın bu konuda da yanımızda olacağından hiçbir şüphemiz yoktur.
Sivil bir toplum kuruluşu olan Ehlibeyt Alimleri Derneği, ülkemizde yaşayan alimlerimizin kahir çoğunluğunun üye olduğu, bu ve benzeri teklifleri her zaman sağduyulu ortamda ele alıp sorunların çözümü noktasında her türlü öneriyi değerlendirmeye, halkımızın taleplerini ve inancımızın gereğini yapmaya yönelik kurulan bir oluşumdur.
Ülkemiz ve bölgemizde yaşanan olaylar her zamankinden daha fazla birlik, beraberlik ve hoşgörüye ihtiyaç olduğunu göstermektedir; bundan dolayı herkesi özellikle resmi kurumları duyarlı ve inanç esaslarına saygılı olmaya davet ediyoruz.
Daha önce de altını çizerek belirttiğimiz gibi imamların istihdam ve halkın kendi imkanlarıyla yaptırdıkları ibadethanelerin mülkiyet konusu hariç, Caferi Şii toplumun sorunlarının çözümüne yönelik her türlü önerinin karşılıklı saygı ve iyi niyet çerçevesinde görüşülebileceğini bir kez daha belirtmekte yarar görüyoruz.
Saygılarımızla...
www.ehlibeytalimleri.com
.jpg)
Ehlibeyt Alimleri Derneği
18 Aralık 2011
İstanbul
Tel: (0212) 515 51 33
