Kocatepe Konferans Salonu’nda, Kemal Kemahlı’nın sunumuyla gerçekleşen program, İranlı hafız Şahpur Gabilnizam’ın Kuran-ı Kerim tilavetleriyle başladı. Daha sonra kürsüye gelen Bab-ı Ali Vakfı Başkanı Kadim Topbaş, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaparak katılımcılara taziyelerini bildirdi. İnsanların yaratılıştan beri imtihan verdiklerine dikkat çeken Topbaş, Arap Baharı olaylarına da değinerek şunları söyledi:
“ABD, İsrail, Fransa ve İngiltere gibi zalim devletler, çeşitli bahanelerle Müslümanları katlediyorlar. Bazı karanlık oyunlarla İslam ülkelerine müdahale ederek buralarda kargaşa çıkarıyorlar. Ortadoğu’daki siyasetleriyle Suriye’yi değil, Hizbullah’ı hedef alıyorlar. Aslında onlar, Hüseynî duruşunu ortaya koyan Hizbullah’ı sindiremiyorlar. Diğer ülkelere vaat ettikleri sözüm ona özgürlükleri hani, nerede? Afganistan ve Irak ne kadar özgür, ne kadar huzurlu? Artık devir uyanış devridir. Müslümanlar uyanık olmalı ve Yezidî entrikalara fırsat vermemeli.”
Salonun tamamen dolduğu ve bazı katılımcıların zaman zaman ara boşluklara oturduğu gözlemlenen programda daha sonra “Hz. Hüseyin’e Mektup” yarışmasında dereceye giren katılımcılara ödülleri takdim edildi. Kerbela’ya dair eserleriyle bu yılki jüri özel ödülleri Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Ahmet Turgut ve Mehmet Yavuz Arıtürk’e verildi. Daha sonra plaket takdimine geçilerek, yayınladıkları eserleriyle Ehlibeyt Mektebi’ne hizmet eden bazı yayın kuruluşlarına plaket verildi. Asr Yayıncılık adına Metin Atam’a, Kevser Yayıncılık adına da Hürriyet Varol’a, Prof. Dr. Hüseyin Hatemi’nin takdimiyle plaket verildi. Çeşitli televizyonların da plaketlerle onurize edildiği programın ilerleyen bölümlerinde Ahmet Turgut, “Aşkın Şehidi” adlı eseri hakkında bilgi vererek Ehlibeyt hakkındaki bazı duygularını katılımcılarla paylaştı.
Daha sonra kürsüye gelen Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, “Hüseyin Sevgisi ve Hüseyin Matemi” konulu sohbetiyle dinleyicilere duygulu anlar yaşattı. Hüseyin sevgisinin imanın alameti olduğunu, onu sevmeyenin zahiren Müslüman olabileceğini, ancak gerçek mümin olamayacağını bildiren Hatemi, daha sonra şunları konuştu:
“Bunu niçin söylüyorum; çünkü o günlerde Hüseyin düşmanları da namaz için ezan okuyordu ama onlar “Yazıklar olsun o namaz kılanların hâline, onlar namazlarından gafildirler” ayetlerinin mazharıydılar. O gün Kerbela iman ile küfür saflarına sahne olmuştu. Gafiller ancak Aşura’nın tecelli ettiği ana kadar gafil kalabilirler. Ancak Aşura ile birlikte artık gafil denen bir kavrama ortam kalmıyordu. O vakitler gafillerin kafirlere dönüştüğü vakitlerdi. Hür de o vakte kadar bir gafildi. Ama o, hakkın tarafına geçmekle ebedî kurtuluşa erdi. Ondan sonra da Kerbela’da gafil kalmadı. İşte, İmam’ın sevgisi insanlar için bir kıstastır. Onun sevgisini elde edenler gafillikten kurtulup saadete erer. Kurtuluş için umutlu olur. İmam Ali’ye o gün İbn-i Mülcem ölümcül darbesini indirdiğinde nasıl “Kâbe’nin Rabbine andolsun ki kurtuldum!” demişse, böyle bir günde Hz. Hüseyin de aynı cümleyi sarfetti ve kurtulduğunu dile getirdi.”
Hatemi, daha sonra Şems-i Tebrizî, Mevlevî, Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş-ı Veli, Muhteşem-i Kaşanî, Muhammed İkbal ve Kul Himmet gibi Kerbela’ya dair çeşitli dizeleri bulunan büyük şahsiyetlerden de söz ederek yer yer onların beyitlerinden örnekler sundu. Konuşmasının son bölümünde Hz. Hüseyin’i Nuh’un gemisine benzeten Hatemi, “Hz. Hüseyin, bugünlerde elini bize uzatarak gemisine çekmek istiyor; o halde bunlardan gafil olmayalım” dedi.
Hatemi’nin ardından kürsüye davet edilen bir diğer isim de İslam İnkılabı Rehberinin Uluslararası İlişkiler Danışmanı H.İslam Mustafa Mürseli idi. Mürseli, Yezid’in, kendi sarayında okuduğu küfür dolu tarihî şiirine dikkat çekerek bu şiirin Emevi Hükümetinin o zamanlar güttüğü hedeflerini açıkça ortaya koyduğunu, nitekim bir zamanlar dedesi Ebu Süfyan’ın da bu şiiri okuduğunu ifade etti.
H.İslam Mürselî, konuşmasının ilerleyen bölümlerinde sözlerini şöyle tamamladı: Kerbela olayı küçük bir olay değildi. Müddeti itibarıyla savaş 5 saat sürdü ama yankıları 1400 yıl devam etti. Bugün biz, o günün Hüseynî zaferini 1400 yıldır görüyor ve yaşıyoruz. Umarız ki günümüzde de gerçekleşen halk hareketlerinde Müslümanlar birlik ve beraberliklerini daha iyi perçinleştirirler. Ben şahsen geleceği, İslam ümmetinin elinde görüyorum. Düşmanların gösterdikleri ve anlattıkları şeyler seraptan başka bir şey değil. Gelecek, Müslümanların zaferiyle sonuçlanacaktır.
Ehlibeyt âlimi Sayın M.Mücahidi’nin çevirisini yaptığı bu konuşmaların ardından Bâb-ı Ali Vakfı Onursal Başkanı Sayın Musa Aydın, kapanış konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. Aydın, Ehlibeyt’in Peygamberimizin gerçek mirasçıları olduğunu belirterek “Hz. Hüseyin, kendi döneminde insanların en üstünü ve en kâmiliydi” dedi. “Kurân’a temiz olmayanlar dokunamazlar” ayetinin Ahzab suresi 33. ayete binaen Ehlibeyt’i kastettiğini ifade eden Aydın, Ehlibeyt’in gerçek ve hak önderler olduğunu çeşitli ayetlerle ortaya koydu. Konuşmasının ardından Kerbela’da yaşanan olayları mersiye diliyle anlatan Aydın, katılımcıları gözyaşına boğdu.
Program daha sonra “Özgürlük Kafilesi” adlı tiyatro gösterisiyle son buldu. 4 Aralık Pazar günü gerçekleşen bu program, birçok televizyon kanalından canlı olarak yayınlandı.
RAST HABER
.JPG)






