Genel olarak neredeyse temel parametreleri değişen ve giderek Suriye’ye karşı şahinleşen Türk dış politika alanında yaşanan gelişmeler çeşitli tedirginliklere yol açıyor. Aslında kimse ne olup bittiğini tam olarak anlamıyor, anlamlandıramıyor.
Ne oldu da bir anda Türkiye, Suriye’ye savaş açacak hale geldi? İran’la bozuştu. Gürcistan eskisi kadar bize ‘hayırhah’ değil. Ermenistan’la durum ortada. Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bulgaristan’da Türklere ve Müslümanlara karşı yükselmekte olan ırkçı dalganın kırılması konusunda hiçbir şey yapamıyoruz.
Ne oluyor?
Herkesin kafasında benzer sorular var. Geçen hafta konuyla ilgili Zaman Gazetesi’nde üç yazı yayınladım. İlkinde genel olarak bugünkü dış politikanın geldiği noktaya yöneltilmiş bir eleştiriydi. Diğer iki yazı eleştirilerin somut örneği olarak Suriye ile Türkiye arasında yaşanan gerilimlerle ilgiliydi. Hiç tahmin etmediğim kadar e mail aldım. Okuyucuların ezici çoğunluğu büyük tedirginlik içinde olduklarını belirtiyor, hükümet yanlısı medyanın Suriye tutum ve yayınlarını çok haklı bulmuyordu.
Aşağıda bunlardan birini, Antakya’dan yazan bir okuyucumuzun (T.R.) mektubunu aynen yayınlıyorum.
“Ben size Antakya'dan yazıyorum. Komşu Ülke Suriye ile ilgili 2 yazınızda da belirttiğiniz doğrulardan dolayı size teşekkür ediyorum. Gerçek bu kadar sade ve yalın iken neden Hükümetimiz ve özellikle Sayın Başbakanımız zor olan yolu seçiyor, anlamış değilim.”
Yazının devamını okumak için...
http://www.rasthaber.com/yazar_7630_674_suriye-politikasindan-kaygilar.html