Bu yüzden Kum şehri, daha işin başında Şia'nın önemli bir merkezi hâline geldi. İlim Havzası'nın kurulması ve hızla gelişmesiyle birlikte bu merkez zamanla daha da genişledi ve kalıcı oldu.
İmam Sadık (a.s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
"Bilin ki benim ve benden sonra evlatlarımın haremi[1] Kum'dur."[2]
Bu hadisten alınan sonuca göre, İmam Sadık'tan (a.s) İmam Mehdi'ye (a.f) kadar yedi imamın hareminin Kum olduğu anlaşılmaktadır. Antik eserlerden de anlaşıldığı üzere Kum, eskiden olduğu gibi şimdi de mezhebî ve siyasî açıdan çok önemi konuma sahip bir şehirdir. Hz Mehdi'nin (a.f) zuhuru için zemine hazırlamaya gayret gösterenler, asla Caferî fıkhının merkezi olan bu şehri unutmamalı, her gün buraya yönelik katkılarını biraz daha artırmalıdırlar.
Hz. Mehdi'nin (a.f) dünyaya hakim olacak hükümetinin merkezinin Kum olduğunu gösteren birçok rivayetler vardır. İmam Mehdi'nin (a.f) emriyle tesis edilen Cemkeran Mescidi de bunun kanıtlarındandır.
Cemkeran Mescidi (İmam-ı Zaman Camii) hakkında ayrıntılı bilgiye geçmeden önce Kum şehrinin Hz. Mehdi (a.f) hükümetiyle olan bağlantısını doğrudan veya dolaylı olarak gösteren rivayetlerden bazılarını okuyucularımızın mütalaasına sunuyoruz:
1- İmam Sadık (a.s):
"Kum ehli bizim yârenlerimizdir."[3]
2- İmam Kâzım (a.s): "Kum'dan bir kişi kıyam edecek ve halkı hakka davet edecek. Bir grup, ona katılacak. Demir gibi dayanıklıdırlar. Olayların şiddetli tufanı onları sarsmaz. Savaştan yorulmaz ve korkmazlar. Allah'a tevekkül ederler. Artık çekinenlerindir mutlu son.[4]
3- Affan Basrî der ki: Bir gün, İmam Sadık (a.s) bana, "Kum'a niçin Kum denildiğini biliyor musun?" diye sordu. "Allah, Resulü ve siz daha iyi bilirsiniz" dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Çünkü Kum halkı, Muhammed hânedanının Kaim'inin [Hz. Mehdi (a.f)] çevresinde toplanır. Onunla birlikte kıyam eder, onun yanında savaşır ve ona yardım eder."[5]
4- İmam Sadık (a.s) ilmin Kûfe'den, Kum'a göçeceği, oradan da dünyanın dört bir yanına yayılacağı anlattıktan sonra sözünü şöyle tamamladı: "Allah'ın hücceti Kum ehli (sakinleri) vesilesiyle herkese tamam olacak. Öyle ki, dinin ve ilmin ulaşmadığı (en küçük) kara parçası kalmayacak ve sonra Hz. Kaim (İmam Mehdi) zuhur edecek."[6]

Hz. Mehdi (a.f) Hükümetinin Önemli Merkezlerinden Biri Kum'dur
5 İmam Sadık (a.s) Kum'u ve halkını methettikten sonra şöyle buyurdu: "Bilesiniz ki Kum ehli, bizim Kaim'imizin (İmam Mehdi) yardımcısı ve hakkımızın savunucusudur."[7]
6 İmam Ali (a.s) Kum'u yad ederken şöyle buyurdu: "Baba, anne, dede, nine, amca ve hala bakımından insanların en hayırlısı olan (Hz. Mehdi'nin) yardımcıları, bu şehirden çıkacak."[8]
7 İsra Suresi 5. ayette, Allahu Taâla şöyle buyurur:
"O iki vaatten birincisi gelip çattığında size, azap etmede çetin, kuvvetli kullarımızı göndeririz de (zalimleri bulmak için) yurdunuza girip sizi araştırırlar ve bu, (Allah'ın) kesin bir vaadidir."
İmam Sadık (a.s) bu ayeti okuduktan sonra üç kere "Vallahi onlar Kum ehlidir" buyurdular.[9]
Mezkur ayet, İmam Mehdi'nin (a.f) zuhurunu ve onun cesur ve kahraman yardımcılarını haber vermektedir. Nitekim, Kum halkını zuhur için ortam hazırlayan cesur bir halk olarak tanıtan İmam Sâdık (a.s), sözü edilen ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "İlk vaat, İmam Hüseyin'in kanının intikamının alınacağı vakittir. İmam Hüseyin'in intikamını alacak olanlar, Mehdi (a.s) henüz zuhur etmeden kıyam edeceklerdir."[10]
8 Bir ara İmam Kâzım'ın (a.s) yanında Kum'dan ve Kum halkının Hz. Mehdi'ye (a.f) olan bağlılığından söz açıldı. İmam Kâzım (a.s) onlara dua etti ve şöyle buyurdu: "Cennetin sekiz kapısı vardır. Bunlardan biri Kum ehlinindir. Onlar bizim en iyi Şiîlerimizdir. Allah, bizim velayetimizi onların hilkatine yerleştirmiştir."[11]
9 İmam Ali (a.s) Kum halkına hayır duada bulunup onları methettikten sonra şöyle buyurdu: "
Onlar din ehli, velayet taraftarı, ibadeti bütün iyi kullardır. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi onlara olsun." [12]
10 "Kum, Kaim'in (a.f) yârenlerinin toplandığı yerdir" ve "Kum, Fatımîlerin (Şiîlerin) sığınağıdır"[13] şeklindeki rivayetlerden de anlaşıldığı üzere, İmam Mehdi aşıkları ve dostlarıyla dolu olan Kum, zuhur döneminde o hazretin sağlam bir kalesi olacaktır. [14] Nitekim, "Mecmau'lEnsari'lKaim" lakabı da Kum'un eski lakaplarından biridir.
İmam'ın zuhurunun ardından Kum yine kıyam ve kan şehri olacak, İmam, Mekke ve Kûfe'den sonra burayı dünya hükümetinin önemli merkezlerinden biri yapacaktır.
Kum’daki Meşhur Mescitler
İlim ve irfan yuvası Kum’da birçok tarihî mescit bulunmaktadır. Tarihî önem taşıyan bazı mescitler şunlardır:
1- Mescid-i İmam
Bu büyük mescit, Harem yakınlarında, Harem-Bâzar yolu üzerinde, Hazretî Caddesi’ndedir. İmam Hasan Askerî’nin (a.s) emriyle, Ahmed b. İshak Eş’arî (r.a) tarafından yapılmıştır. Doğal olarak o tarihten günümüze kadar birçok restore ve tamir işlerinden geçmiştir. Safevîler ve Kacarlar döneminde eklemeler ve değişiklikler olmuştur. Son zamanlarda ise Merhum Ayetullah Mirza Ebulfazl Zahidî tarafından bodrum kat ve bunun üzerindeki mescit tamamen değiştirilerek çok güzel bir şekilde yenilenmiştir.
2- Mescid-i Cami
Eski binalardandır. Yapımına ne zaman başlandığına dair net bir bilgi yoktur. Büyük Eyvan’ın üzerindeki yazıtların, Hicrî 529 yıllarına ait olduğu kesin olarak bilinse de bu, binanın gerçek tarihini göstermez. Mescidin yapılış tarzından, büyüklüğü ve görkemli yapısından tarihî bir mescit olduğu anlaşılmaktadır. İmam Rıza (a.s) döneminde vardı. Di'bil Huzaî, şiirlerini burada halka okumuştur.
3- Mescid-i Aşkali
Safevî şahları döneminde inşa edilen tarihî bir yapıdır. Çahar Merdan Caddesi'nin hemen başlarında yer alır. Aşkali isminin verilmesinin kesin sebebi bilinmemekle birlikte mescidi yaptıranın adının Aşkali olduğu veya Ali aşkıyla yaptırıldığı için bu isimle adlandırıldığı tahmin edilmektedir.
4- Mescid-i Bâlaser
Hz. Mâsume'nin Harem-i Şerifi’nin hemen yanındadır. Bugünkü şekliyle güzel ve görkemli bir görünümü vardır. Her ne kadar mescit olarak tanınsa da, Harem-i Şerif’in bir bölümünü oluşturan Mescid-i Bâlaser, içindeki kabr-i şerifler dolayısıyla gerçekte şer'î mescit sayılmaz.
Birçok taklit mercii, İslam alimi ve şehidin nâşı bu mukaddes mekânda toprağa verilmiştir.
Genel anlamda Hz. Mâsume'nin Harem-i Şerifi’nin yanında, Mescid-i Âzam dışında başka bir mescit yoktur. Sadece, Mescid-i Bâlaser’in mihrabında ihtiyat edilmelidir.
5- Mescid-i Sîni
Pence-i Ali mahallesindedir. Mescitteki mihrabın üzerinde bulunan beş parmak izinin Hz. Ali’ye (a.s) ait olduğu sanılmaktadır.
Hicrî 886 yılında inşa edilen bu mescit, adı Ali olan beş kişi tarafından yapıldığı için muhtemelen bu ismi (Pence-i Ali) almıştır.
6- Mescid-i Âzam
Kum şehrinin en büyük ve görkemli mescitlerinden biridir. Hz. Mâsume'nin Harem-i Şerifi’nin hemen bitişiğindedir. Gerek binası, gerekse önemi açısından eşsizdir. Bu mescit, Ayetullah Uzma Burucerdî’nin emriyle yapılmıştır.
Temeli, Hicrî 1373'te, İmam Rıza’nın (a.s) doğum günü olan 11 Zilkâde’de, Ayetullah Uzma Burucerdî tarafından atılmıştır.
Dereye doğru olan tarafında teçhizatlı bir abdesthâne yapılmış ve Hicrî 1374 yılında, Harem yönetimi tarafından yenilenmiştir.
Hicrî 1374 yılında inşası tamamlanan Mescid-i Âzam, Ayetullah Burucerdî’nin vefatına kadar (1380) aynı şekliyle kaldı. Son dönemlerde Mescid-i Bâlaser'in kapısının Mescid-i Âzam’a açılmasıyla Harem-i Şerif’in sınırları daha da genişlemiştir.
Bu mescit kurulduğu yıldan bu yana büyük bir üniversite görevi yapmış, Şia'nın önde gelen müçtehit ve taklit mercilerinin tedris yeri olmuş ve olmaya da devam etmektedir. İslamî ilimler eğitimi alan öğrenciler burada verilen derslerden büyük istifadeler etmişlerdir.
7- Musalla-i Kudüs
Halkın Cuma namazı kıldığı çok büyük bir camidir. İslam İnkılabı’ndan sonra kurulmuştur. Şüheda (eski adıyla Sefaiye) Caddesi'nin sonunda, on bin metrekarelik bir alanı kaplar. Kadınlara ayrılan balkonu, dört bin metrekaredir. Görmeye değer kubbesi çeliktendir. Elli bin kişilik bir kapasiteye sahiptir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
[1]- Hadiste geçen "Harem"den kasıt, türbe veya mezar olarak algılanmamalıdır. Daha önce de belirtildiği üzere harem kelimesinin asıl anlamı "hürmete ve ihtirama şayan yer"dir. Buna göre hadisteki mana; "Ehl-i Beyt dostlarının bize ve yakınlarımıza hürmet ettiği ve edeceği güven ve huzur yurdu Kum'dur" şeklin olmalıdır. Çev.
[2]- Bihar, c.60, s.216.
[3]- Bihar, c.60, s.214.
[4]- Bihar, c.60, s.216.
[5]- Bihar, c.60, s.216; Tarih-i Kadim-i Kum, s.100.
[6]- Bihar, c.60, s.212. Bu rivayet, Kum halkının İmam Mehdi ile (a.f) olan bağlarını ve zuhurunun ardından Kum’un İmam’ın dünyayı kapsayan adalet hükümetinin merkezlerinden biri olacağını açıkça beyan etmektedir.
7] Bihar, c.60, s.218; Tarihi Kadimi Kum, s.93.
[8] Tarihi Kadimi Kum, s.90; Bihar, c.60, s.217.
[9] Bihar, c.60, s.216.
[10] Tefsiri Burhan, c.2, s.406.
[11] Bihar, c.60, s.216.
[12] Bihar, c.60, s.228; Mecalisu’lMüminin, c.1, s.83.
[13] Sefinetu’lBihar, c.2, s.447.
[14] Nitekim, İmam Ali (a.s) da Kum'un, zuhurdan sonra Hz. Mehdi'nin (a.s) hükümet yerlerinden biri olacağını doğrulamıştır.
tebyan