|
Tahran'da düzenlenen 1.Uluslararasi İslami Uyanış Konferansı'nın kapanış bildirisi
Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam, Peygamberlerin sonuncusu efendimiz Muhammed’e, onun pak ehli beytine ve kıyamete kadar onun yolunu sürdürenlerin üzerine olsun.
“Biz ise istiyorduk ki; güçsüz sayılanlara iyilikte bulunalım, onları önderler kılalım ve onları varisler yapalım.” (Kasas: 5)
Uluslararası İslami Uyanış Konferansı’nın birincisi, 17-18 Eylül 2011 (18-19 Şevval 1432 ve 26-27 Şehrivar 1390) tarihlerinde dünya genelinden 700’den fazla alim, düşünür, İslami direnişin önderi, siyaset, kültür ve medya temsilcisinin yanı sıra İslami parti ve vakıfların temsilcilerinin katılımıyla Tahran’da gerçekleşti. İki gün süren konferansta İslami Uyanış’ın fikirsel bazda oluşumu tartışıldı ve dünyadaki son gelişmeler değerlendirildi.
Konferans, İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyid Ali Hamaney’in açılış konuşmasılya başladı ve katılımcıların karşılıklı fikir alışverişinde bulunmalarının yanında; İslami Uyanış’ın 1) tarihsel, kavramsal ve düşünsel oluşumu, 2) öne çıkan unsurları, 3) maruz kaldığı tehdit ve tehlikeler, 4) niyet ve hedefleri, ve 5) geleceği hakkındaki konuları üzerine gerçekleştirilen özel oturumlarla devam etti. Son olarak, konferansta ortaya çıkan verimli fikirler ve sonuçlar bir sunum halinde katılımcılara bildirildi.
Katılımcılar, kuraklıktan muzdarip olan Somali halkıyla her zaman dayanışma içinde olduklarını ve Somali halkına insani yardım götürmenin İslam’ın bir emri olduğunu vurguladılar.
İslam İnkılabı Lideri, yaptığı tarihi konuşmasında; katılımcılar ise özel oturumlarda gerçekleştirdikleri görüşmelerde ve konuşmalarında Somali konusunda çok hassas olunması gerektiğini vurguladılar ve hepsi yukarıdaki beyanata katıldıklarını ifade ettiler.
Katılımcıların altını çizdiği konular;
-İslami Uyanış hareketi, İslami kimliğe sahip kadın ve erkeklerin -özellikle gençlerin-, hedeflerini, şiarlarını ve yönlerini tam bir kendine güven ve teyakkuz hali içerisinde belirleyerek, büyük bir özveri ile zalimlere karşı sağlam bir kararlılıkla durması sayesinde ortaya çıkmıştır.
- İslam dünyasındaki bu özgür hareketlerin temel ve ortak hedefi; insanlığın onurunu korumak, güven ortamı oluşturmak, sosyal adaleti sağlamak, ayrıca İslami ilkelerin ışığında geniş kapsamlı bir ilerleme sağlamak ve yıllardır küresel kibir odakları ve bu odakların yerli yardakçıları tarafından çiğnenen ulusal izzet ve şerefi yeniden ayağa kaldırmaktır. Dolayısıyla bu özgür halk hareketlerinin temel amacı, her türlü hegemonyayı, yabancı askeri güçlerin varlığını ve kutsal İslam topraklarının Siyonist ırkçılar tarafından işgal edilmesini reddetmektir.
- Bir çok Müslüman alim, hatip ve İslam düşünürü, geçen 150 yılda ümmetin kurduğu Müslüman Devletlerin yoksulluk ve azgelişmişlik halini ve sebeplerini iyi anlamış böylece alimlerin öncülüğünde ümmet, İslami dirilişe geçmeye; İslam kimliğine geri dönmeye başlamıştır. Ayrıca Ümmetin, İslami hareketler çatısı altında karşılaştığı sorunlar çözülmeye başlamış ve toplumun İslami anlamdaki bilincinin artması hususunda çaba harcanmaya başlanmıştır.
-Çağımızın en büyük uyandırıcısı olan İmam Humeyni ve ardından Ayetullah Hamaney önderliğindeki İslam İnkılabı zaferi, İslam dünyasındaki uyanışın artmasına vesile olmuş ve böylece bu alanda yeni bir çığır açmıştır. Ayrıca bu zafer, insanların kaybolan onur ve haysiyetlerinin yanında toplumsal hakların ancak İslam’ın kutlu öğretilerinin ve yüce değerlerinin yerine getirelerek kazanılacağının da en büyük kanıtı olmuştur.
-Filistin meselesi, Filistinlilerin ve Lübnanlıların -İslam dünyasının ortak sorunu olan:-Siyonist işgal çetesine karşı cesur direnişleri, İslami Uyanış hareketinin en önemli direği olmuş; aynı zamanda onlar da yaşanan bu bilinçlenmeden olumlu anlamda etkilenerek düşmana karşı hiç bir tavizin verilmemesinde karar kılmışlardır.
-İslam Dünya’sındaki son gelişmeler ve İslami şahsiyete yeniden kavuşmaya başlayan halkların kutlu zaferleri, baskı altındaki diğer Müslüman halkları da İslami öğretiler ışığında İslami demokrasiye geçiş için cesaretlendirmektedir. “Gerçek şu ki: yeryüzüne dürüst ve erdemli kullarım varis olacaktır.” (Enbiya: 105)
Onaylananlar:
1-İslami Uyanış’ın kökleri İslam’dadır ve bu Uyanış, hayatın -siyasi ve sosyal- her arenasındaki bütün insanların geniş katılımıyla gerçekleşmektedir. Güçlü imanları, kendine güvenleri ve ortak çalışan akılları, İslami hareketlerin bütününü kuşatmıştır. Ki bu hareketler halkların kendi geleceklerini tayin ederken karar verme yetkisine sahip olmalarını sağlayacak İslami demokrasiyi de beraberinde getirecektir.
2- İslami demokrasi, halkın oyuna ve rızasına göre belirlenecek ve İslam’ın kutlu öğretileri ve değişmez değerleri çerçevesinde şekillenecek. Bir yandan Batılı seküler demokrasilerden ve din-fobisinden sıyrılacak; diğer yandan aşırılıkların, tutuculukların ve haksız zulümlerin karşısında olacak. Dünya ile iletişime geçerken karşılıklı saygı çerçevesinde eşit muameleye tabi olacak, bağımsızlığını ve İslami kimliğini her daim ön plana çıkaracak ve böylece yabancı güçlerin hegemonik ve baskıcı tutumlarından beri olacak.
3- İslami ve milli onurun yeniden şahlandırılması, Müslüman halkların kibir odaklarına olan ideolojik, siyasi ve ekonomik tutsaklıklarının son bulması, ancak Ümmetin vahdeti ve empatisi ile gerçekleşecektir. Bunun da yalnızca dini hassasiyetlerin artması ve İslam’a tam manasıyla bağlılığın sağlanması ile gerçekleşeceği kesindir. “Allah’ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın ve birbiriniz içinde ayrılığa düşmeyin.” (Âl-i İmran: 103)
4- Hayatın farklı alanlarında insanlar, özellikle de kadınlar ve gençler İslami uyanışta farklı rollere sahiptirler. Şehitlerin hatırası ve rolü İslami Uyanışa değer verilmesine ve saygı duyulmasına vesile oluyor. Ayrıca özgürlüklerin ve insani hakların korunmasına öncelik veriliyor ve halkın talepleri, temel ihtiyaçları göz önünde bulunduruluyor. Dahası, bütün çabalar siyasi, kültürel ve ekonomik reformların gerçekleşmesi için gösteriliyor ki güvenlik, refah ve gelişmişlik düzeyi arttırılsın ve böylece her devletin kendi özel durumu karşısında halkının ihtiyaçları İslam öğretisi ışığında giderilsin.
5- İslami Uyanışın başarılı bir şekilde devam edebilmesi ve kazanımlarını koruyabilmesi için, yolsuzluk ve ayrımcılıklarla mücadele edilmesi, vatandaşların temel haklarına saygı duyulması, ekonomik şartların iyileştirilmesi; böylece yoksulluğa karşı bir siyaset üretilmesi ve verimliliğin arttırılmasının yanında insana yapılan yatırımın geliştirilerek, eğitimli ve dindar bir gençliğin bilime ve siyasete yön vermesinin sağlanması ve Müslüman Devletler arasındaki ekonomik ilişkilerin sağlamlaştırılması gerekir.
6-İslami Uyanış’ın artarak devam etmesi için –ki bu uyanış, 150 yıldan fazla zamandır kararlı bir şekilde zafere yürüyen İslam dünyası alimlerinin, düşünürlerinin ve halklarının son dönemdeki en büyük kazanımıdır- İslami hareketler arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi, beraber hareket edilmesi ve yapıcı etkileşimler içinde olunması; dolayısıyla farklı ülkelerdeki İslami hareketlerin tecrübelerinden ve bilgilerinden faydalanılması gerekmektedir.
7-Farklı ülkelerde gerçekleşen İslami Uyanış’ın başarılı bir şekilde sürmesi her ülkenin kendi koşullarına bağlıdır. İslami hareketlerle bağlantılı olarak aynı zamanda gelişen İslami Uyanış’ın ortaya çıkışındaki temel prensipler, insan iradesinin karar verme özelliğinin farkında olmak gerektiğini, ulusal onurun diriltilmesi gerektiğini, İslam’ın öğretileri ile birlikte sosyal ve ekonomik adaletin sağlanması gerektiğini, kapsamlı bir gelişim programının uygulanması gerektiğini, yabancı hegemonyayla beraber onun uzantısı olan yabancı asker mevcudiyetini ve İslam topraklarındaki Siyonist çete işgalinin son bulması gerektiğini öngörüyor.
8- Filistin meselesinin ve Kudüs Şerif’in İslam Ümmeti nazarındaki önemi, Müslüman halkların tam bir birliktelik içinde, direnişi ve Filistin’in dirençli halkını desteklemesini zorunlu kılmaktadır. Küresel kibir odakları tarafından, Filistin topraklarının işgaline devam edilmesi ve Siyonist rejimin uyguladığı siyasete ve tavırlara azgın bir şekilde destek çıkılması, İslam Ümmeti’nin vücudunda derin bir yaraya sebebiyet vermektedir ki bu yara ancak Filistin topraklarının özgürlüğe kavuşmasıyla, Filistinli mültecilerin kendi topraklarında özgürce yaşayabilecekleri şekilde geri dönmesiyle ve Filistin halkının haklarını geri kazanmasıyla iyileşecektir.
9-İslami Uyanış’ın büyük bir sahaya yayılması, İslam düşmanlarının suikast saldırılarını arttırmasının yanı sıra İslam Ümmeti’ne karşı üstü kapalı bir şekilde savaş ilan edilmesine sebep olmuştur. Ayrıca yabancı güçlerin, İslam ülkelerindeki varlıklarına devam edebilmek için, gerçek dışı gündemlerle İslami hareketleri bulundukları konumlardan farklı mecralara kaydırma girişimlerinde bulunmaları ve bu sebeplerden ötürü hükümetlerin içine sızma çabaları İslami Uyanış Hareketlerinin başarılı olduğunun göstergeleridir.
10- Devrimcilerin arasında etnik kimliğe, mezhebe, kavmiyete ve sınırlara dayalı rekabetler yüzünden ayrılıkların olması, İslam Ümmeti’nin zayıflamasına ve düşmanlarımızın kendi planlarını Müslümanlar üzerinde kolaylıkla uygulayabilmelerine sebebiyet verecektir. Bu yüzden halklar, İslami Uyanış hareketi liderleri ile birlikte kendi farklılıklarını ortaya koymakla birlikte, bir farkındalık sergileyerek, yukarıda belirtilen rekabet tarzlarına boyun eğmekten ve birbirlerini suçlamaktan ya da birbirilenin mezhebine küfretmekten uzak durmalıdırlar.
11- İslam’ın dirilişi ile beraber Müslümanların bilimsel, entellektüel ve siyasi alanlarda büyük adımlar atması, Batılıların onlara karşı yeni bir propaganda yürütmesine sebep oluyor. Bu propagandalarla İslam ve Müslümanların fanatik davrandıklarını ve şiddet yanlısı olduklarını vurguluyor, böylece Müslümanlar üzerindeki baskıyı ve dışlanmışlıklığı arttırmayı hedefliyorlar. İslamifobi, İslam’ın kutsallarına yapılan saygısızlıklar ve geniş çaptaki medya dezenformasyonu kampanyaları ve Batı’nın Müslümanlar üzerine geliştirdiği ayrılıkçı söylemler, İslam’a ve İslami Uyanış Hareketlerine karşı artık son kullanma tarihi geçmiş taktiklerdir.
12- İletişimin sağlanması, birlikteliğin artırılması, tecrübelerin paylaşılması, gelişmelerin gözlenmesi, olanakların yanında tehdit ve tehliklerin saptanması ve bunlara karşı stratejilerin geliştirilmesiyle beraber Kalıcı Sekreterliğin Tahran’da kurulmasıyla, İslami Uyanış hareketinin gelişimi ve ilerlemesine ortam hazırlanmış oluyor; böylece “Küresel İslami Uyanış Forumu” kurulmuş bulunuyor. Sekreterliğe, Konferansta alınan kararlar ve varılan sonuçların uygulamaya konulması, Uluslararası İslami Uyanış Konferası toplantılarının düzenli ve periyodik bir şekilde sürdürülebilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması ve konferansa katılan ve katılacak olan düşünür, entelletüel ve alimlerin kendi aralarında görüşmelerini kolaylaştıracak şekilde iletişimlerini sağlama görevleri verilmiştir.
13-Katılımcılar, İslam İnkılabi Lideri Ayetullah Seyid Ali Hamaney’in İslami Uyanış sürecindeki rolüne dikkat çekerek, bu sürecin gelişmesine ve başarıya ulaşmasındaki gayretlerinden dolayı kendisine minnet duyduklarını ifade ettiler . Ayrıca sergilediği tarihi basiretten, İslam’ı ve Müslümanları farklı alanlarda savunmasından ve açılış konuşmasındaki samimiyetinden dolayı teşekkür ettiler.
14- Katılımcılar İran İslam Cumhuriyeti’ne, Birinci Uluslararası İslami Uyanış Konferası’nı organize ettikleri ve kendilerini ülkelerinde en güzel biçimde misafir ettikleri için teşekkür ettiler. Ayrıca ‘Küresel İslami Uyanış Forumu’ Genel Sekreterine ve Konferansın diğer organizatörlerine tebriklerini ilettiler.
|