Tahran - İslam İnkılabı Rehberi, İran deniz kuvvetlerinin Fars Körfezi'nin uzun sahilleri ve Umman Denizi boyunca sergilediği güçlü askeri varlığına işaretle bu birliklerin açık denizlerde yer almasından stratejik bir hareket olarak söz etti.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei Cumartesi gecesi İran'ın güneyindeki Bender Abbas şehrinde deniz kuvvetleri personeli ve ailelerinden oluşan topluluğa hitaben yaptığı konuşmada İran deniz kuvvetlerinin Fars Körfezi'nin uzun sahilleri ve Umman Denizi boyunca sergilediği güçlü askeri varlığına işaretle bu birliklerin açık denizlerde yer almasından stratejik bir hareket olarak söz etti.
Ayetullah Hamenei bu durumun İran milletinin izzeti, İslam Cumhuriyeti nizamının iktidarı ve milletlerin onur mesajı olduğunu belirterek düşmanın, milli iktidarı zayıflatma çabaları karşısında dikkatli davranılması gerektiğine dikkat çekti ve halkın tüm bireyleri ile devlet yetkilileri, siyasal partiler, gruplar, çeşitli kavimler ve mezheblere mensup yurttaşları her türlü ihtilaf ve tefrikadan kaçınarak birlik ve bütünlüğü korumaya çağırdı.
İnkılap Rehberi deniz kuvvetlerinin stratejik rolünden niçin ‘milletlerin onur mesajı' olarak söz ettiğini şöyle açıkladı: ‘Deniz kuvvetlerinin açık sulardaki güçlü duruşu, milletlerin onur mesajıdır. Zira bu duruş şunu göstermektedir ki, İran milleti düşmanların geniş cephesiyle hesaplaşmada tamamen yalnız olmasına rağmen, Allahu tealaya dayanmak ve özgüvenle hareket etmek sayesinde kendisini böylesine güçlü ve ileri bir düzeye ulaştırabilmiştir. Deniz kuvvetleri komutanları ve personelinin çabaları ve mücahedesi ile ailelerinin desteklerinin bir sonucu olan bu stratejik olgu, tüm beşeriyete de hizmet etmektedir. İran milleti, özgün ilkelerine sarılarak sürdürdüğü kararlı duruşuyla, milletlerin milli bağımsızlık ve milli azminde herhangi bir çıkmaz olmadığını ve eğer milletler tıpkı İran milleti gibi iradeleriyle hareket ederlerse izzet, kudret ve servete erişilebileceğini ispatlamıştır.'
Ayetullah Hamenei, milletlerin umutsuzluğa sürüklenmesi ve onların milli iradesinin zaafa uğratılması amacıyla düşmanların çeşitli yöntemlere başvurduklarını hatırlatırken, siyasi hedeflerle uyuşturucu maddelerin yaygınlaştırılması ve iç ihtilafların körüklenmesi gibi metodları örnek olarak gösterdi ve İran milletinin bu tür oyunlar karşısında dikilerek düşmanın hilelerine galebe çaldığını vurguladı.
İslam İnkılabı Rehberi, Kur'an-ı Kerim'in ‘Allah'ın ipine topluca sımsıkı olarak sarılın ve dağılmayın !' şeklindeki ayetine dikkat çekerek, şöyle konuştu: ‘Bugün bu ilahi söylemin muhatabı, İran halkının bireyleri ve özellikle de yetkililer, siyasal gruplar ve akımlar ile çeşitli kavimler ve mezheblerin mensuplarıdır. Herkes bu ilahi ipe topluca sarılarak, ihtilaflardan kaçınmayı dini ve milli bir görev olarak bilmelidir. Çeşitli dünyevi çekicilikler, şehvetler ve nefsi okşayan hevesler, kıskançlıklar ve kötümserlikler ile kudretperestlik, bir bataklık gibidir ve bu yokoluş sürecinden tek kurtuluş yolu Allah'ın ipine topluca ve bir arada sarılmaktır. İran halkı geçtiğimiz 33 yıl boyunca dünya emperyalizmi ve uşaklarının onca baskısı ve entrikalarına rağmen iman, dayanışma ve sağduyu içerisinde ilerlemiş ve düşmanı geride bırakmıştır. Bölge halklarının tek kurtuluş yolu da işte bu çizgide adım atmaktır ve bu sürecin meyveleri kendini göstermeye başlamıştır.'
Ayetullah Hamenei yabancıların İslam ve İran milleti aleyhindeki yalana dayalı propagandalarına da değindi ve Batı'lıların gerçekleri çarptırma çabalarını eleştirdi: ‘Batı'lı propagandaların mahiyeti bir kuzey Avrupa ülkesinde son olarak işlenen cinayetle ilgili olarak bir kez daha kendini gösterdi. Olayın ilk saatlerinden itibaren müslümanları ithama yöneldiler. Bu durum Batı'lı propagandaların yalancı ve çirkin yüzünü ortaya koymaktadır. Elbette bu tür ithamlar ve karalama kampanyaları ne İran halkını ve ne de diğer müslüman halkları etkileyecektir. Biz şuna inanmaktayız ki İran halkının dünya ve ahiret saadeti yalnızca İslam çerçevesi içerisinde sağlanacaktır. İslam nizamının şu ana kadarki ileriye dönük hareketi de İslam'ın ve bölge halklarının iradesinin yeniden dirilişine yol açmış bulunmaktadır. Hak ve Batıl cephesinin kavgasında çaba ve eylemin yanı sıra hedef de yitirilmez ve sahnede özgüvenle yer alınırsa, Hak cephesinin zaferi kesindir.'
MHA













