Ayetullah Hamanei: İslam'da adalet ''İlahi bir sorumluluktur''
18-05-2011
İran İslam Cumhuriyeti 2. Stratejik Düşünceler Toplantısı bu sabah Adalet konusunda ve İslam İnkılabı Rehberi ile onlarca düşünür, akademisyen ve araştırmacının katılımı ve görüş teatisiyle düzenlendi.4 saat kadar süren bu toplantıda önce İran'lı elitlerden 10 kişi teori ve pratikte adaletin temeli, kavramı, boyutları, fonksiyonları ve gereksinimleri üzerine görüş açıklamalarında bulundu.
İran İslam Cumhuriyeti 1. Stratejik Düşünceler Toplantısı geçtiğimiz sonbahar mevsiminde İslami-İrani İlerleme Modeli konusu etrafında düzenlenmişti.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei bu stratejik görüş paylaşımı oturumunda adalet konusunda saf bir İslami teoriye ulaşılabilmesi için mütefekkirlerin karşılıklı görüşlerini ortaya koyabilmeleri için ciddi çabalara ihtiyaç duyulduğunu belirterek son otuz yıl içerisinde İran toplumunda sosyal adaletin temini yolundaki faaliyetlerin iyi düzeyde olduğunu söyledi ve ancak mevcut durumun kesinlikle tatminkar olmadığını, zira İslam nizamının maksimum adalet peşinde olduğunu ve adaletin mutlak, tam ve herkesi kuşatıcı bir değer olarak tahakkuk bulması gerektiğini vurguladı.
Ayetullah Hamenei şunları dile getirdi: ‘Bugünkü toplantı, yalnızca bir başlangıç niteliğindedir. Adalet konusunun ülkedeki tüm otoritelerin de yoğun katılımıyla bir elit söylemine dönüştürülmesini ve bu bağlamdaki kesintisiz uygulamalarla kutlu bir sonuca varmasını ummaktayız. Adalet, daima beşerin zihnini meşgul eden bir konudur ve beşer tarihindeki düşünürler bu alanla yakından ilgilenmişlerdir. Dakik araştırmalar şunu göstermektedir ki, çeşitli düşünürlerin adalet konusundaki onca teorisine rağmen, ilahi dinlerin bu bağlamdaki rolü istisnai ve eşsizdir.'
İnkılap Rehberi Kur'an-ı Kerim'e dayanarak adaletin tüm dinlerin temel hedefi olduğunu kaydetti ve şöyle konuştu: ‘Enbiya, adaleti beyan ettikten sonra onun hayata geçirilebilmesi için tağutlar ve zalimlerle pratik olarak savaşa girişmiş ve zalimler ve mazlumlar arasındaki savaşımda daima mazlumlar cephesinde yer almıştır. Oysa teorisyenler adalet konusuna yalnızca ‘söz'de değinmişlerdir.'
Ayetullah Hamenei, ilahi dinler ve beşeri ekollerin adalete bakışı arasındaki farkları irdelerken, tüm ilahi dinlerin beşer tarihinin sonunda adalete ulaşılacağına inandıklarını hatırlattı ve şunları söyledi: ‘Varlık alemi ve beşerin yaratılışının başlangıcı, milletlerin tarihi hareket çizgisi ve bu çizginin sonu olan ahiret konusunda ilahi dinlerin getirdiği bakış açısı hep adalet unsuru üzerine kuruludur ve bu, istisnai ve eşsiz bir meseledir. İşte bu dini bakış açısı yüzünden İslam İnkılabı'nın hemen başından itibaren adalet ilkesi özgün bir yer kazanmış olup, halkın sloganlarında, anayasada, İmam Humeyni'nin konuşmaları ve görüşlerinde, kısacası İslam Cumhuriyeti'nin 32 yıllık hayatının çeşitli dönemlerinde mutlak bir değer olarak vurgulanmıştır.'
İslam İnkılabı Rehberi sözlerini şöyle sürdürdü: ‘İslami bir adalet kuramına ulaşılabilmesi için başka teorilerin karıştırılması veya montajından ciddi olarak kaçınılması ve asil İslami kaynaklara başvurulması gerekir. Adaletin tanımı her mektepte, o mektebin ontolojik temellerine dayanılarak yapılır. Bu nedenle, İslami adalet kuramının belirlenmesinde başka ekollerden yararlanılmaması lazımdır. Adaletle ilgili olarak İslami bakış açısı ile beşeri mekteplerin bakışı arasında derin farklılıklar bulunmaktadır. Adalet, İslam'da haktan kaynaklanır ve adalete dayalı olarak hareket etmek ilahi bir görevdir. Oysa beşeri mektepler böyle bir bakış açısından yoksundurlar.'
Ayetullah Hamenei ayrıca üniversite ve dini ilimler medreselerinde adalet araştırmaları üzerine yeni bir dal oluşturulması ve ülkede sosyal adaletin durumunun tesbiti için yeni bir göstergenin belirlenmesi zaruretinden söz etti.
Selam olsun Hz İmam Ali(a.s)evladına,selam olsun İmama...Allah(cc)ömrünü uzun ve bereketli kılsın...
#FFFFFF">
haci bayazit
18-05-2011, 11:51:52
#FFFFFF">
Allah'ın selamı, Ona hakkı ile kul, Habibine Ümmet olanların üzerine olsun.
Ey ehli vicdan sahipleri, ey yaratılmışların en asili. İnsanlar iki kısımdır. ilki islam fitratı üzerine islama gelecek olanlar, ikincisi tahripat yolları ile islamdan çıkartılanlar. Dünyadaki bütün olaylar din ahlak maneviyat dairesinde gelişir. bu ilahi kurallar ölçüsünde insan kalbi siyaset venfat veya maneviyat ve adalete yatkındır. yani, insanlar birbiri ile siyasi ve maddi çıkarlar doğrultusunda ilişki kurar, veya yaratılmışlığın gayesi insan olma vasfı ile kurar. ancak maneviyat ve adalete dönük olan insan, insan olma vasfını kendiliğinden elde edemez, bu yolda büyük mücadele gerekir. Siyaset ve menfat ile şeytanın hizmetine girmiş oluşumlar hertürlü engeli çıkartır. Bu engelleri maneviyat ve adalet ile aşan müslüman Hz İbrahim, Hz Musa, Hz İsa, Hz Hüseyin, Hz Hasan, Hz Ali efendimizin meşrebini alır, yani asrın nemrutları, firavunları, munafıkları, yezit ve muaviyeleri ve onların askerleri ile fikren fiziken ve manen karşılaşır, bu engeleri fikri fiziki ve manevi donanım, mücadele ile aşar, ancak o zaman Hz Osman efendimizin hilafet devresinin ilk kısmı maneviyat ve adalet üzerinden Alemlerin Rahmet Kaynağı sevgili Peygamberimizin izine düşüp, Allah'ın hesabanına yatkın olur... değilse daha ilk engel Hz İbrahim meşrebinden, kalbi siyaset ve menfate yatkın olup döner, nemrutların, firavunların, münafıklaın, yezit ve muviyenin izine düşüp, 'Ümmetin imtihan vesilesi için' Hz Osman efendimizin hilafet devresi ikinci kısmı siyaset ve menfati ölçü alıp şeytanın hesabına yatkın hazırlanır. yalnız şeytanın hesabına yatkın hazırlananın kazanması olmaz, Allah'ın vadi gereği vakti/sati gelince kaybedenlerden olur. Ey Müslümanlar dünyadaki herşey islam dairesi içerisinde ve islam dairesi dışarısında gelişiyor, yalnız insanları islam dairesinden çıkartanlar diğer insanlar göz ve kalplerinde perde olduğu ve onları cehenneme sürüklemede şeytanın yardımcıları olduğu için, onlar gaflet içerisindedir. Allah(cc) din'ini tahrip ederek insanları menfatleri için siyaset ve menfate teşvik edenleri bertaraf eyleyip, 'vadi gereği' insanlığın kurtuşu için dünyayı maneviyat ve adalete hazıralsın. amin. haci bayazit
#FFFFFF">
asç
18-05-2011, 16:39:36
#FFFFFF">
Faziletli Devlet!
Eddevlutul"إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَىٰ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ ۚ إِنَّ اللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِهِ ۗ إِنَّ اللَّهَ كَانَ سَمِيعًا بَصِيرًا / Allah emanetleri sahiplerine teslim etmenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adaletle hüküm vermenizi emretmektedir. Allah ne güzel öğüt veriyor! Allah duyandır, görendir."
İnsanlık Tarihinde feylesofların hep hayal ettiklerı sosyal ve faziletli devletin (Eddevletul-fazile) iki temel esası emanet ve adalettir Rabbimizin tüm elçiler insanların sosyal hayatlarınde bu iki haslete çağırmışler insanlar bu iki esas üzerıne devlet kurdukerı zaman ancak insanlığe yakışan sosyal organizasyon kavuşa bilirler.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.