|
Birincisi Türkiye Kafkasya bölgesine komşu bir ülkedir ve her zaman bu bölgedeki gelişmelerden etkileneceğini dikkate almıştır. Bu yüzden Türkiye, Rusya ile Gürcistan arasındaki son çatışma karşısında faal bir diplomasi sürdürdü ve Kafkasya platformunu önererek bölgede istikrar ve güvenliği sağlamak için çaba gösterdi. İkincisi ise Türkiye NATO üyeleri arasındadır. Üstelik Türkiye Amerika ve Ab ile yakın ilişkilere sahiptir ve bu ilişkilerin Türkiye'nin Rusya karşısındaki tutumunu etkilemeyeceği söylenemez. Üstelik İstanbul ve Çanakkale boğazlarının konumu da Rusya için gayet önemlidir. Bu yüzden basın ve siyasi çevreler Türkiye'nin Kafkasya gelişmeleri konusundaki tutumunu titiz bir şekilde takip ediyorlar.
Türkiye 26 ağustos akşamı bir bildiri yayınladı ve Rusya'nın Abhazya ve güney Osetya'nın bağımsızlığını tanımasını olumsuz karşıladı. Bildiride Gürcistan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün önemine vurgu yapıldı. Türkiye dış işleri bakanlığı tarafından yayınlanan bildiride Türkiye'nin bölgedeki yeni gelişmeleri kaygı verici bulduğu belirtildi.
Siyasi gözlemciler Türkiye'nin Abhazya ve güney Osetya'nın bağımsızlığının tanınması konusundaki endişelerinin anlaşılabilir olduğunu belirtiyorlar. zira bölgede batı yanlısı eğilimlere sahip iki ülke olan Türkiye ile Gürcistan arasında her zaman yakın ilişkiler mevcuttu.
NATO üyesi Türkiye Gürcistan'ın teşkilata üye olmasına destek veriyor ve bu yolla NATO'nun Kafkasya'da güvenlik ve istikrarın sağlanmasında rol ifa etmesini istiyor. Üstelik Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı da Gürcistan'ın bölgenin siyasi denklemindeki konumunun önemini artırmıştır.
Türkiye bölgedeki krizin, Kafkasya'yı güvensizlik ve istikrarsızlığa sürüklemesi ve Türkiye'nin de iktisadi açıdan zarar görmesine sebep olmasından endişe ediyor. Türkiye enerji transferi alanında önemli konuma sahip olmayı amaçlıyor.
Rusya'nın Abhazya ile Güney Osetya'nın bağımsızlığına tanıması, PKK'nın da bölücü eylem ve hareketlerini artırmasından endişe etmesine sebep olmuştur.
Ankara hükümeti, Rusya'nın son girişim konusunda zor bir durumla karşı karşıya kaldı. Türkiye ihtiyaç duyduğu ham petrolün yüzde 40'ı ve doğal gazın da yüzde 66'sını Rusya'dan temin ediyor.

Rusya, Türkiye'nin en önemli ticari ortakları arasında ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi bu yıl 30 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye'nin Rusya'ya ihracatı ise son bir yılda 7 milyar dolara ulaştı. Dolayısıyla Türkiye'nin Gürcistan'a destek vermesi yüzünden Rusya da Türkiye'nin ihracatı karşısında engel oluşturabilir. Nitekim Türkiye'nin dış ticaretten sorumlu bakanı Tüzmen, Moskova'nın Türkiye'nin Rusya'ya yaptığı ihracatı sınırlandırmasını eleştirerek, Rusya'nın bu tutumunu sürdürmesi durumunda Türkiye'nin benzer girişimlerde bulunacağı uyarısında bulundu.
Kafkasya bölgesindeki son gelişmeler ve Türkiye'nin Gürcistan'a destek vermesi iktisadi alandaki menfi tesirlerinden birini gözler önüne sermiştir. Türkiye'nin diğer bir önemli sorunu da Kıbrıs meselesidir. Kıbrıs barış müzakereleri de yakında yeniden başlatılacaktır. Türkiye kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyetini resmiyete tanıyan tek ülkedir.
Ankara şimdiye kadar Kıbrıs konusunda tüm baskılara direndi ve Rum kesimini de resmiyet tanımaktan kaçındı. Türkiye'nin KKTC'yi tanıması ve Rusya'nın Abhazya ile Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanımasına karşı çıkması, bir açıdan Türkiye'nin dış politika alanındaki çelişkilerini gösterdiği söylenebilir.
|