Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Daha bir İslamçı həbs olundu | "Dedilər sən İranpərəssən! Ettelatsan! Şeyx Nəsrullahsan" | Daha bir İslamçı həbs olundu | "Dedilər sən İranpərəssən! Ettelatsan! Şeyx Nəsrullahsan" | Abdul Hadi Al Khawaja'nın açlık eylemi 100. gününde / FOTO | Siyonist İsrail savaş uçakları Hatay'da ne arıyor? | Türkiye terör mağduriyetinde 11. sırada‎ | Memurlar yarın greve gidiyor... | Bahreynli Aktivist "Abdul Hadi el-Hoce"nin açlık eylemi 100. gününe girdi | Azerbaycanlı milletvekilleri Ermeni soykırımı anıtını ziyaret etti / FOTO |
Spor-Aktüel | Bilim Teknoloji | Velayet-i Fakih | Güncel | Dünya | Siyaset | Eğitim Kültür | İnsan Hakları | Yaşam Sağlık |
Site içi Arama 
GENÇ KALEMLER
Hüseyin Tugay

Suçluyu Irak’ta mı Arıyorsun?
FATİH KAHRAMANİ

OLMAYAN SEVGİLİYE
Hüseyin Tugay

Kim İçin Yaptınız İşe Yaramayan Devrimleri?
Mustafa K.Taşpınar

DUA
Habib YAZAR

Kur'an Geldi, Fakirlik Kalktı
Serdar GÜNDOĞDU

KÖRLER ve SAĞIRLAR
Ali Mert

BİR ANAYASA TEKLİFİ DE BİZDEN-IV-
Ebuzer GÖKTAŞ

Dünya Müslüman Kadınlar Günü
Leyla GÖK

ERKEK VE KADIN
Feride Aliyeva

ANNEM
Öztürk ADIYEKE

YOBAZLIK MI, CEHALET Mİ, UŞAKLIK MI BİLİNMEZ
Aliekber Kocaaslan

TEPKİSİZLİĞE TEPKİ
Zehra Kıran

BAZEN
Arzu ÇETİNKAYA

FATIMA'NIN (S.A) ŞEHADETİ
Mehmet DEMİRER

BİR OLUP ÇÖZELİM KÖRDÜĞÜMÜ
HASİBE YEŞİL

HAZAN YAPRAĞININ SON BAKIŞI
Masume ZÜLFİKAR

GÖNLÜMDEKİ HUMEYNİ…
ALINTI YAZILAR
Hüsnü Mahalli

İsrail Kıbrıs'ta
Akın Aydın

Suriye halkı bakın ne diyormuş
Ahmet TAKAN

10 üstünden 10 yıldızlı yeni Amerikan rüşveti...
Abdulkadir Özkan

Isıtan ortada, ısıttıran nerede?
Semih İdiz

Dışarıda bizi sıcak bir yaz bekliyor
Prof.Hüseyin Hatemi

Dünya ve Türkiye
Serdar Akinan

Cılız fiske
Murat ÇABAŞ

İstihbarat paylaşımı Türkiye’nin aleyhine
Türker ERTÜRK

Yetki ABD'den
Arslan Bulut

Faturayı ödemek istemiyorum eylemi!
Yusuf Karaca

Kıblesi Beyaz Saray olanlar
Zeki Ceyhan

ABD'nin Uludere itirafı!
Fikret Ertan

İsrail-Çin: Çok önemli ilişkiler
Ali Haydar Aksal

Stratejik ortağımızı Abede Mekke ve Medine'ye kamikaze temrinleri...
Barış Doster

Suriye ve Tarih Dersleri
Sabahattin Önkibar

Genelkurmay AKP ve ABD’yi korumak için yalan mı söyledi?
Mehmet UYSAL

Kilis'e Rahmet Olarak Gelen Muhacirler
Hasan DEMİR

"Dünya lideri Erdoğan!"
Taha Kılınç

“Allah’ın demokrasisi” ?!
M. Hilmi Yıldırım

Uluslararası toplum, uluslararası yalandır
Levent GÜLTEKİN

Uludere’de kimin başına çorap örülüyor?
Mehmet Ali GÜLLER

Kosova’da Gerilla Eğitimi!
Akif Emre

Türkiye Irak'ın bütünlüğünü istiyor mu?
Ertuğrul ÖZKÖK

Suriye'de Durum Bize Anlatıldığı Gibi Değilmiş!
Deniz Ülke Arıboğan

Suriye'de El Kaide devrede !
İsmail MÜFTÜOĞLU

Yalnız Kalan Şövalye
İbrahim Karagül

Kıbrıs'a 20 bin İsrail askeri?
Ali Bulaç

'Türkiye İslamı'nın üç versiyonu
Muharrem Bayraktar

Suriye’de işler karıştı
Savaş SÜZAL

NATO zirvesi sonunu bekleyin
Orhan Dede

Suriye’de suni isyan
Bülent ESİNOĞLU

Mafya Neden Kapı Pencere Kırar?
Aziz Karaca

Ehl-i Sünneti ehl-i zillete dönüştürenler
Pepe Escobar

Yaşasın Körfezli Gayrimeşru Çocuklarımız
Mehdi aksu

Hz. Ali'den yöneticilere-3
ANKET

Yönetici :..

İslami İran Avrupa ülkelerine karşı yaptırımlarını kaldırmalı mı?

Seçenekler
A)evet. kaldırmalı
B)hayır. kaldırmamalı

Sonuçları Göster

ÇOK OKUNANLAR
n Seyyid Hasan Nasrallah, Şehit İmad Muğniye’nin kabri başında /FOTO
n Azerbaycan hükümetinden "eşcinsel" geri adımı !...
n "Babama düzenlenen terör saldırısını Zerkavi yönetti"
n Müzakerelere bir gün kala ABD’nin düşmanca tavrı
n Azerbaycanlı milletvekilleri Ermeni soykırımı anıtını ziyaret etti / FOTO
n Siyonist İsrail savaş uçakları Hatay'da ne arıyor?
n "Suriyeli muhaliflere yardım ve destek verdik"
n 10 üstünden 10 yıldızlı yeni Amerikan rüşveti...
n Suudiler Lübnan’daki El Kaide unsurlarını eğiterek Suriye'ye gönderiyor...
YORUMLANANLAR

 Azerbaycanlı milletvekilleri Ermeni soykırımı anıtını ziyaret etti / FOTO

 Türkiye-Irak arasında "Petrol Anlaşması" krizi !...

 Azerbaycan hükümetinden "eşcinsel" geri adımı !...

 NATO'dan Suriye kararı çıkaramadılar

 Müzakerelere bir gün kala ABD’nin düşmanca tavrı

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

 
Şifre  
   

Üye Olun | Şifremi Unuttum

 
 
Hz. Fatıma'nın(s.a) Şehadeti  ve Şehadetinin Ehli sünnet kaynaklarındaki delilleri
 
 
Peygamberimizin (s.a.a) hastalığı ağırlaşıp, acıları iyice artıp ölüm anı yaklaşınca, Emirü'l-Müminin Ali mübarek başlarını kaldırıp kucağına koydu. Bu sırada Hz. Peygamber (s.a.a) bayıldı...

07-05-2011

 

 

 

 

 

 

 

Peygamberimizin (s.a.v) hastalığı ağırlaşıp, acıları iyice artıp ölüm anı yaklaşınca, Emirü'l-Müminin Ali mübarek başlarını kaldırıp kucağına koydu. Bu sırada Hz. Peygamber (s.a.v) bayıldı. Fatıma yüzüne bakıyor, ağıtlar yakıyor, göz yaşları dökerek şöyle diyordu:

  "Beyaz yüzlüdür. Yüzü hürmetine bulutlardan yağmur istenir. / Yetimlerin koruyucusu, dulların sığınağıdır."

Resulullah (s.a.v) gözlerini açtı ve inilti şeklinde çıkan zayıf bir sesle şöyle buyurdu: "Kızım şöyle de: Muhammed sadece bir peygamberdir. Ondan önce daha nice peygamberler gelip geçti. Şimdi eğer o ölür veya öldürülürse, topuklarınızın üzerinde geri mi döneceksiniz? Kim iki topuğu üzerinde geri dönerse, bilsin ki Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenleri ödüllendirecektir."[1]

  Fatıma uzun uzun ağladı. Peygamberimiz (s.a.v), yaklaşması anlamında işaret etti. Fatıma'ya gizlice bir şeyler fısıldadı. Bunun üzerine az önce ağlayan Fatıma'nın yüzü sevinçten parladı.

   Enes'in şöyle dediği rivayet edilir: Peygamberimizin (s.a.v) vefat ettiği son hastalığı esnasında Fatıma yanında oğulları Hasan ve Hüseyin olduğu hâlde, Hz. Peygamber'in (s.a.v) yanına geldi. Peygamber'in (s.a.v) üzerine kapandı ve ağlamaya başladı.

Peygamber (s.a.v) ona dedi ki: "Ey Fatıma! Benim için ağlama. Dövünme, yüzünü tırmalama. Benim için saçını başını yolma. Ah-u figan edip vaveyla koparma. Allah'a sığınarak teselli bul." Ardından ağladı ve şunları söyledi: "Allah'ım! Ehlibeyt'im sana emanettir. Allah'ım! Bunlar, sana ve müminlere bıraktığım emanettirler.

 

hz. fatıma''nın vefatı

 

   Fatıma'nın Ahiret Yolculuğundan Önceki Son Saatleri

  Hz. Fatıma, can verdiği gün bütünüyle yatağa düşmüştü. Bir deri, bir kemik kalmıştı. Babasını rüyasında görmüş, ona şöyle demişti: "Kızım! Bana gel. Seni çok özledim." Ardından şöyle demişti: "Bu akşam yanıma geleceksin!…"

  Uykusundan uyandı, ahiret yolculuğunun hazırlıklarına başladı. Doğru sözlü ve söyledikleri doğrulanan ve "Beni rüyada gören gerçekten görmüştür." diyen babasından yolculuğa çıkacağını duymuştu. Şu hâlde haberin doğruluğundan kuşkulanmaya, tereddüt etmeye gerek yoktu.

  Gözlerini açtı. Bütün gücünü topladı. Ölüm öncesi son silkiniş sürecini yaşıyordu belki de. Gerekli hazırlıkları yapmak için ayağa kalktı. Hayatının bu son anlarını ganimet bildi. Hz. Zehra duvara tutunarak evin su bulunan tarafına doğru yürüdü. Titrek elleriyle çocuklarının elbiselerini yıkadı. Sonra çocuklarını çağırdı, başlarını yıkadı. Bu sırada Hz. Ali eve girdi. Sevgili eşinin hasta yatağından kalktığını, ev işlerini yapmaya başladığını gördü. O’na bakınca yüreği sızladı. Fatıma, sağlıklı zamanlarında bile kendisini yoran ağır işlere bu hâldeyken yeniden koşmuş olduğuna yüreği dayanamadı. Sağlığı bozulduğu hâlde, bu ağır işleri yapmaya kalkmasının sebebini sormasında şaşılacak bir şey yoktu elbette. Fatıma da büyük bir açıklıkla, bu günün, hayatının son günü olduğunu, çocuklarının başlarını ve elbiselerini yıkamak için kalktığını söyledi. Çünkü bu günden sonra anneleri olmayacak, yetim kalacaklar. Hz. Ali, bu haberin kaynağını sordu, Fatıma gördüğü rüyayı anlattı. Fatıma bizzat kendisi, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kendi ölüm haberini eşine vermiş oluyordu.

 

İbn Abbas, Fatıma'nın yazılı bir vasiyetini rivayet etmiştir ve bu rivayette şöyle deniyor:

"Bu, Resulullah'ın (s.a.v) kızı Fatıma'nın vasiyetidir. O bu vasiyette bulunurken Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve resulü olduğuna, cennetin ve cehennemin hak olduğuna, kıyamet gününün gelmesinde şüphe bulunmadığına ve Allah'ın kabirlerde bulunan herkesi dirilteceğine şahitlik etmektedir. Ey Ali! Ben, Muhammed'in kızı Fatıma'yım. Allah beni seninle evlendirdi ki, dünya ve ahirette senin olayım. Sen başkalarından daha çok bana yakınsın. Na'şımın üzerine kâfur dök, beni yıka ve geceleyin beni kefenle. Namazımı kıl ve cenazemi geceleyin defnet. Hiç kimse bilmesin. Seni Allah'a emanet ediyorum ve çocuklarıma selâm söyle kıyamete kadar."

                    

hz. fatıma''nın vefatı

 

 

  Ömrünün Son Anları

    Hz. Fatımatü'z-Zehra evin ortasına serili yatağına döndü ve yüzünü kıbleye çevirerek yatağa uzandı.

Söylendiğine göre, Fatıma kızları Zeyneb ve Ümmü Gülsüm'ü Haşimoğulları'ndan bir kadının evine gönderir ki, annelerinin ölümünü görmesinler. O, bunları, kızlarına duyduğu şefkatin, merhametin gereği olarak yapıyordu ki, ölüm musibetinin o ağır etkisinden korunsunlar.

  Hz. Ali, Hasan ve Hüseyin o sırada evin dışındaydılar. Belki de o sırada zorunlu olarak ve belli bir maksada binaen dışarı çıkmışlardı.

 

Esma'dan rivayet edilir ki, Fatımatü'z-Zehra son nefesini vermek üzereyken Esma'ya şöyle dedi: "Resulullah (s.a.v) vefat ederken Cebrail cennetten kâfur getirmişti. Resulullah bu kâfuru üç kısma ayırdı; bir kısmını kendisi için, bir kısmını Ali için ve bir kısmını da benim için." Sonra şöyle dedi: "Ey Esma! Babamın falan yerde bulunan kâfurunun geri kalanını getir ve başımın ucuna koy." Esma kâfuru getirip başının ucuna koydu. Sonra, namaz kılmak için abdest alırken Esma'ya şöyle dedi: "Sürdüğüm kokuyu getir. Namaz kılarken giydiğim elbiselerimi getir." Sonra abdest aldı. Örtüyü üzerine serdi ve şöyle dedi: "Biraz bekle, sonra beni çağır. Cevap verdiysem bir şey yok demektir. Ama cevap vermediysem, bil ki babamın yanına gitmişim. O zaman hemen Ali'yi çağır."

  Esma seslendi, cevap vermedi. Yüzündeki örtüyü kaldırdı. Fatıma, hayattan ayrılmıştı. Üzerine kapandı, bir yandan öpüyor, bir yandan da şöyle diyordu: "Ey Fatıma! Baban Resulullah'ın (s.a.v) yanına gittiğin zaman Esma bint-i Umeys'ten selâm söyle."

 

--------------------------------------------------------------------------------

[1]- Âl-i İmrân, 144

Tebyan

 

 

 
 
 
Ayetullah Mekarim Şirazi:
“Hz. Fatıma’nın (selamullahi aleyha) Şehadeti Efsane Değildir”

Son zamanlarda Sistan Beluçistan eyaletinde (İran Sünnilerinin yoğunlukta yaşadığı eyalet) sahih İslam tarihinden habersiz biri çıkmış Peygamber efendimizin değerli kızı Hz. Fatıma (s.a) hakkında bir makale yazmış adını da “Hz. Fatımatu’z Zehra’nın (s.a) şehadet efsanesi” koymuş. Bu makalede Hz. Fatıma’nın menkıbe ve faziletleri zikredildikten sonra, Hz. Fatıma’nın şehadetini ve ona karşı yapılan saygısızlığı inkar etme eğilimine gidilmiştir. Bazıları da yaptıkları konuşmalarda bunu onaylamıştır! Bu makalenin bazı yerlerinde açık ve net olan İslam tarihinin tahrif edilmesi bizi bu tahrifi açıklamaya ve bu hakikatlerin bazılarını beyan etmeye mecbur bırakmıştır. Böylelikle İslam’ın hanımefendisi olan Hz. Fatımatu’z Zehra’nın şehadetinin bir efsane olmadığı tam tersi şüphe götürmez tarihi bir gerçek olduğu anlaşılmış olsun. Yoksa eğer onlar bu konuyu açmamış olsalardı, bizler bu şartlar altında konunun takipçisi olmazdık.

“Hz. Fatıma’nın (selamullahi aleyha) Şehadeti Efsane Değildir”

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Umudumuz, bu makalenin yazarının bu yazıyla birlikte hakikat karşısında teslim olması ve yazdıklarından pişmanlık duyarak bunu telafi etmesidir.  

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise bu yazıda getirilecek kaynakların tamamı Ehli sünnetin meşhur kitaplarından alıntı olmasıdır.

 

 

 

Hz. Peygamberin (s.a.a) Diliyle Hz. Fatıma (s.a)

 

 Resulullah’ın değerli kızı çok yüce makamlara sahipti. Allah Resulünün açıklamalarında Hz. Fatıma’nın her türlü günahtan beri ve masum olduğunu göstermektedir. Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur:

فاطِمَةُ بَضْعَةٌ مِنّي فَمَنْ أَغْضَبَها أَغْضَبَني

“Fatıma, benim bir parçamdır, her kim onu öfkelendirirse beni öfkelendirmiştir.”[1]

Söylenmeden açıktır ki Allah Resulünün öfkelenmesi onun incinmesi ve üzülmesi neticesinde oluşmaktadır. Böyle birinin cezası Kur’an-ı Kerim’e göre şöyledir:

وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

“Allah'ın Resulünü incitip, eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.”[2]

Hz. Fatıma’nın fazilet ve masumluğunu anlatan hadisten daha sağlam bir delil var mıdır? Bu hadiste Hz. Fatıma’nın hoşnutluğunun, Allah’ın hoşnutluğuna, onun öfkelenmesinin Allah’ın öfkelenmesine sebep olduğu anlatılmaktadır. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Fatıma! Kuşkusuz Allah senin öfkelenmenle öfkelenir ve senin hoşnutluğunla hoşnut olur.”[3]

Hz. Fatıma, böyle yüce makama sahip olduğundan âlemlerin kadınlarının efendisidir. Hz. Resulü Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Fatıma! Âlemlerin kadınlarının efendisi, bu ümmetin kadınlarının efendisi ve mümine kadınların efendisi olmaktan razı değil misin?”[4]

 

 Kur’an ve Sünnette Hz. Fatıma’nın Evinin İhtiramı

 

Bu ayet: “(Allah’ın bu nuru) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir.”[5]Nazil olduğunda, Peygamber bu ayeti camide okudu. Bu sırada birisi yerinden kalkarak “Bu özellikteki evler hangi evlerdir? Ey Resulullah!” diye sordu. Allah resulü (s.a.a) “Peygamberlerin evidir” diye buyurdu. O esnada Ebu Bekir yerinden kalkarak “Ey Resulullah! Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evini işaret ederek acaba bu evde onlardan mıdır?” diye sordu. Resulullah: “Evet, onların en üstünüdür.”[6]diye buyurdu.   

)قرأ رسول الله هذه الآية (في بُيُوتِ أَذِنَ اللهُ أَنْ تُرْفَعَ وَ يُذْكَرَ فيها اِسْمُهُ) فقام إلَيْهِ رَجُلٌ: فَقالَ: أَيُّ بُيُوت هذِهِ يا رَسُولَ اللهِ(صلى الله عليه وآله)؟ قالَ: بُيُوتُ الأنْبِياءِ، فَقامَ إِلَيْهِ أَبُوبَكْرُ، فَقالَ يا رَسُولَ اللهِ(صلى الله عليه وآله) : أَهذَا الْبَيْتُ مِنْها، ـ مُشيراً إلى بَيْتِ عَلِىٍّ وَ فاطِمَةَ(عليهما السلام) ـ قالَ: نَعَمْ، مِنْ أَفاضِلِها(

 

Hz. Fatıma’nın Evine Karşı Hürmetsizliğin Anlamı

 

Değerli İslam peygamberi (s.a.a) dokuz ay boyunca bu eve gelerek Hz. Fatıma ve aziz eşine selam vererek[7]bu ayeti okudu: “إِنَّمَا يُرِيدُ اللهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيراً“Ancak ve ancak Allah, ey Ehl-i Beyt, sizden her çeşit çirkinliği, kiri gidermek ve sizi tam bir temizlikle tertemiz bir hale getirmeği diler.”[8] ilahi nur merkezi olan ve Allah’ın yüceltilmesini istediği bu evin ihtiramı çok yüceydi.   

Evet! Öyle bir ev ki “Ehl-i Aba” ve “Ehl-i Kisa” olanları kuşatmıştır. Allah bu evi azamet ve yücelikle anmıştır. Böyle bir evin tüm Müslümanların tam bir ihtiramına haiz olması gerekmektedir.

Artık görmemiz gerekmektedir, Peygamber (s.a.a) bu dünyadan göçtükten sonra bu evin ihtiramı ne kadar korunmuştur?! Bu eve nasıl hürmetsizlik edilmiştir? Kendileri bu hürmetsizliği itiraf etmişlerdir. Bunlar kimlerdi ve bu olaydaki hedefleri ne idi?

 

Hz. Fatıma’nın evine karşı hürmetsizlik!

 

Bu eve karşı bu kadar kesin buyruklar olmasına rağmen bazıları maalesef bu eve karşı saygısızlıkta bulunmuş ve oranın hürmetini kırmışlardır. Bu konu üzerinden öylesine geçilecek ve saklanacak bir konu değildir.

Hz. Fatıma’nın (s.a) evine karşı hürmetsizlik yapıldığının anlaşılması ve ondan sonra yaşanan olayların kesin ve kati tarihi gerçekler olduğunun ortaya çıkması için ehli sünnet kaynaklarında geçen metinleri burada zikrederek bunun bir efsane olmadığını ortaya koyacağız. Buda bilinmelidir halifeler döneminde Ehl-i Beyt’in (a.s) menkıbe ve faziletlerinin yazılmasına olağanüstü bir kısıtlama getirilmişti, buna rağmen “bir şeyin hakikati onun koruyucusudur” sözündeki gibi bu hakikatte zinde bir şekilde tarihi ve hadis kitaplarında kaydedilmiştir.

Belgeleri, ilk yüzyıldan başlamak suretiyle sırasıyla getireceğiz bu şekilde bu yüzyıldaki yazarların zamanına ulaşacağız.

 

 

1- Ehli sünnetin meşhur muhaddislerinden İbn Ebu Şeybe (159-235), “el- Musannef” adlı kitabında sahih senetle şöyle rivayet etmiştir: 

«إِنَّهُ حينَ بُويِعَ لاِبي بَكْر بَعْدَ رَسُولَ اللهِ(صلى الله عليه وآله) كانَ عَليٌّ وَ الزُّبَيْرُ يَدْخُلانِ عَلى فاطِمَةَ بِنْتِ رَسُولِ الله، فَيُشاوِرُونَها وَ يَرْتَجِعُونَ في أَمْرِهِمْ. فَلَمّا بَلَغَ ذلِكَ عُمَرُ بنُ الْخَطّابِ خَرَجَ وَ دَخَلَ عَلى فاطِمَةَ، فَقالَ: يا بِنْتَ رَسُولِ الله(صلى الله عليه وآله) وَ اللهِ ما أَحَدٌ أَحَبَّ إِلَيْنا مِنْ أَبِيكِ وَ ما مِنْ أَحَد أَحَّبَ إِلَيْنا بَعْدَ أَبيكِ مِنْكِ، وَ أيْمُ اللهِ ما ذاكَ بِمانِعي إِنِ اجْتَمَعَ هؤلاءِ النَّفَرُ عِنْدَكِ أَنْ أَمرْتُهُمْ أَنْ يُحْرَقَ عَلَيْهِمُ الْبَيْتَ.
قالَ: فَلَمّا خَرَجَ عُمَرُ جاؤُوها، فَقالَتْ: تَعْلَمُونَ أنَّ عَمَرَ قَدْ جاءَني، وَ قَدْ حَلَفَ بِاللهِ لَئِنْ عُدْتُم لَيَحرِقَنَّ عَلَيْكُمُ الْبَيْتَ، وَ أيْمُ اللهِ لَيْمِضَيَّن لِما حَلَفَ عَلَيْهِ.

 

Resulullah’tan (s.a.a) sonra halk Ebu Bekir’e biat ettiği sırada Hz. Ali ve Zübeyr Hz. Fatıma’nın evinde oturup konu hakkında istişarelerde bulunmaktaydılar. Bunu duyan Ömer İbn Hattab, dışarı çıkarak Fatıma’nın yanına gelerek dedi ki: “Ey Allah Resulünün kızı! Vallahi insanlar arasında bize en sevgili kişi babandır. Babandan sonra ise bize en sevgili kişi sensin. Allah’a yemin ederim ki bu sevgi, bu kişilerin senin evinde bir araya gelerek toplandıkları sırada evini ateşe vermeleri için emir vermeme engel değildir!” Ömer bunları deyip gittikten sonra Hz. Ali ve Zübeyr, Hz. Fatıma’nın yanına geldiler. Hz. Fatıma (s.a) Hz. Ali ve Zübeyr’e hitaben şöyle söyledi: “Biliyor musunuz? Ömer buraya gelerek eğer siz, bir daha burada bir araya gelecek olursanız siz içinde olduğunuz sırada evi yakacağına Allah’a yemin edip gitti. Allah’a yemin ederim ki! Yemin ettiği şeyi yerine getirecektir!”[9]

Tekrar diyorum bu olay Musennef adlı kitapta sahih senetle yayınlanmıştır.  

 

 

2- Ehli sünnetin bir diğer büyük muhaddisi ve tarihçisi olan “Ahmed b. Yahya b. Cabir Belazuri” (ö. 270) “Ensabu’l- Eşraf” adlı kitabında bu konuyu şöyle yazmaktadır:

Ebu Bekir, Ali’ye biat etmesi için birini gönderdi, ama Ali ona biat etmedi. Sonra Ömer fetile (ateş yakmak, tutuşturmak için kullanılan bir şey) ile birlikte Hz. Fatıma’nın kapısına dayandı. Kapının önünde Hz. Fatıma’yla karşılaştı. Hz. Fatıma, Ömer’e “Ey Hattab’ın oğlu! Evimi yakmak mı istiyorsun?! Ömer: “Evet, bunun kendisi babanın gönderildiği şeye yardımcı olacaktır…”[10]

 

 

3- Ehli sünnetin çok meşhur tarihçilerinden ve ediplerinden olan “Abdullah b. Müslim İbn Kuteybe Deyneveri (212- 276) “el- İmamet ve Siyaset” kitabında şöyle yazmıştır:

«إنّ أبابَكْر(رض) تَفَقَّدَ قَوْماً تَخَلَّفُوا عَنْ بَيْعَتِهِ عِنْدَ عَليّ كَرَّمَ اللهُ وَجْهَهُ فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ عُمَرُ فَجاءَ فَناداهُمْ وَ هُمْ في دارِ عَليٍّ، فَأَبَوْا أَنْ يَخْرُجُوا فَدَعا بِالْحَطَبِ وَ قالَ: وَالَّذي نَفْسُ عُمَرَ بِيَدِهِ لَتَخْرُجَنَّ أَوْ لأَحْرَقَنَّها عَلى مَنْ فيها، فَقيلَ لَهُ: يا أبا حَفص إِنَّ فيها فاطِمَةَ فَقالَ، وَإِنْ!

 

Ebu Bekir, kendisine biat etmeyip Hz. Ali’nin evinde toplananları aramaya koyulmuş ve Ömer’i bu iş için onların peşi sıra göndermişti. Ömer, onlar Hz. Ali’nin evinde olduğu sırada oraya gelerek dışarı çıkmaları için bağırdı. Ancak onlar dışarı çıkmaktan kaçındı. Bunun üzerine Ömer odun getirmelerini isteyerek şöyle dedi: “Ömer’in canı elinde olana andolsun ki dışarı çıkın yoksa içindekilerle birlikte ateşe vereceğim!” Birisi “Ey Ebu Hafs! (Ömer’in Künyesi) Peygamberin kızı Fatıma da buradadır.” dedi. Ömer: “O da olsa fark etmez.” Dedi.[11]

İbn Kuteybe, bu hadisenin geri kalanını daha acıklı ve yakıcı olarak naklederek şöyle yazmaktadır:

«ثُمَّ قامَ عَمُرُ فَمَشى مَعَهُ جَماعَةٌ حَتّى أَتَوْا فاطِمَةَ فَدقُّوا الْبابَ فَلَمّا سَمِعَتْ أصْواتَهُم نادَتْ بِأَعْلى صَوْتِها يا أَبَتاهُ يا رَسُولَ الله ماذا لَقينا بَعْدَكَ مِنْ ابنِ الْخَطّابِ وَ ابنِ أبي الْقُحافة فَلَمّا سَمِعَ الْقَوْمُ صَوْتَها وَ بُكائَها انْصَرَفُوا وَ بَقِيَ عُمَرُ وَ مَعَهُ قَوْمٌ فَأَخْرَجُوا عَلَيّاً فَمَضَوْا بِهِ إلى أبي بَكْر فَقالُوا لَهُ بايِعْ، فَقالَ: إنْ أَنَا لَمْ أَفْعَلْ فَمَه؟ فَقالُوا: إِذاً وَاللهِ الَّذي لا إلهَ إِلاّ هُوَ نَضْرِبُ عُنُقَكَ...!

Daha sonra Ömer bir grupla birlikte Fatıma’nın evinin önüne gelerek kapıyı çaldı. Hz. Fatıma onların seslerini duyunca en yüksek sesle “Ey babacığım! ey Resulullah! Senden sonra Hattab’ın oğlu (Ömer) ve Ebu Kuhafe’nin oğlu (Ebu Bekir) ne kadar da kötü davranıyor!” diye feryat etti. Hz. Fatıma’nın bu feryadını ve ağlama sesini duyan topluluk bu işten vazgeçip ayrıldılar. Ancak Ömer ve başka bir topluluk orada kaldı. Sonra Hz. Ali’yi dışarı çıkarıp Ebu Bekir’in yanına götürerek biat et dediler. Hz. Ali (a.s) eğer biat etmesem ne olacak?” dedi. Bunun üzerine “Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a and olsun ki boynunu vuracağız…!” dediler.[12]      

Tarihteki bu kesit, kesinlikle Şeyheyn’e (Ebu Bekir ve Ömer) sevgi besleyenlere ağır gelmekte ve üzüntü vermektedir. Dolayısıyla bazıları İbn Kuteybe’nin bu kitabından şüpheye düşme eğilimine gitmişlerdir! Halbuki tarih konusunda uzman olan İbn Ebi’l Hadid bu eserin ona ait olduğunu söyleyerek o kitaptan konular nakletmektedir. Maalesef bu kitabı basarken tahrif etme eğilimine gidilmiş ve kitaptaki bazı tarihi gerçekler silinmiştir! Halbuki aynı konular o kitaptan nakledilerek “Nehcü’l Belaga” kitabının şerhinde yer almıştır!

Zerkuli, “El- İ’lam” kitabında bu eserin İbn Kuteybe’ye ait olduğunu bilmekte ve şöyle eklemektedir: “Bazı alimler, bu kitap hakkında bazı atıflar da bulunmaktadırlar, yani kitap hakkında bazılarının şek ve şüphe içinde olduklarını söylemekte ve kendilerine bu nispeti vermemektedirler. İlyas Serkis gibi alimlerde bu kitabı ona nispet vermektedir.   

 

 

4- Ehli sünnetin önemli alimlerinden ve tarihçilerinden Muhammed b. Cerir Taberi (ö. 310) meşhur tarih kitabında Hz. Fatıma’nın evine karşı yapılan saygısızlığı şöyle nakletmiştir:

أتى عُمَرُ بنُ الْخَطّابِ مَنْزِلَ عَليٍّ وَ فيهِ طَلْحَةٌ وَ الزُّبَيْرُ وَ رِجالٌ مِنَ الْمُهاجِرِينَ، فَقالَ وَاللهِ لاََحْرِقَنَّ عَلَيْكُمْ أَوْ لَتَخْرُجَنَّ إلى الْبَيْعَةِ، فَخَرَج عَلَيْهِ الزُّبيرُ مُصْلِتاً بِالسَّيْفِ فَعَثَرَ فَسَقَطَ السَّيْفُ مِنْ يَدِهِ، فَوَثَبُوا عَلَيْهِ فَأَخَذُوهُ.

“Ömer bin Hattab, Hz. Ali’nin evine geldiğinde Talha, Zübeyr ve muhacirden bir grupta orada idi. Ömer onlara hitaben şöyle söyledi: “Allah’a and olsun ki ya dışarı çıkıp biat edersiniz ya da evi yakarım!” O sırada Zübeyr elinde kılıcıyla dışarı çıktı. Ansızın ayağı kayarak elinden kılıcı yere düştü. Oradakiler ona saldırarak onu tuttular.[13]

Tarihin bu bölümüne bakıldığında Ebu Bekir’e tehdit ve zorla biat alındığını göstermektedir, ancak bu şekilde alınan bir biatin ne gibi bir değeri olacağına okuyucularımız karar versin.

 

 

5- İbn Abd Rabbe Endülüsi olarak meşhur olan Şahabuddin Ahmed, (ö. 463) el-Akdü’l Ferid kitabında “Sakife” olayına yer vermiştir. Ebu Bekir’e biat etmekten kimlerin kaçındığı konusunu bir başlık altında getirerek şöyle yazmaktadır:

فَأمّا عَليٌّ وَ الْعَبّاسُ وَ الزُّبَيرُ فَقَعَدُوا فِي بَيْتِ فاطِمَةَ حَتّى بَعَثَ إِلَيْهِمْ أَبُوبَكْرُ، عُمَرَ بْنَ الْخَطّابِ لِيُخْرِجَهُمْ مِنْ بَيْتِ فاطِمَةَ وَ قالَ لَهُ: إنْ أَبَوْا فَقاتِلْهُمْ، فَأَقْبَلَ بِقَبَس مِنْ نار أَنْ يُضرِمَ عَلَيْهِمُ الدّارَ، فَلَقِيَتْهُ فاطِمَةُ فَقالَ: يا ابْنَ الْخَطّابِ أَجِئْتَ لِتَحْرِقَ دارَنا؟! قالَ: نِعَمْ، أوْ تَدْخُلُوا فيما دَخَلَتْ فيهِ الأُمَّةُ!.

 Ali, Abbas ve Zübeyr Fatıma’nın evinde oturmuştu. Ebu Bekir, Ömer’i onlara göndererek dışarı çıkmamaları halinde onlarla savaşmasını istedi! Ömer ibn Hattab, evi yakmak için bir miktar ateşle birlikte Fatıma’nın evinin yolunu tuttu. Evin önünde Fatıma ile karşılaştılar. Hz. Fatıma ona “Ey Hattab’ın oğlu! Evimizi yıkmaya mı geldin?” dedi. Ömer: “Evet, yakacağım. Veya siz de ümmetin dahil olduğuna dahil olun!”[14]

Buraya kadar eve karşı girişilen saygısızlıklara yer verildi. Şimdi de onların bu kastlarının sadece tehdit ve yıldırma ile Hz. Ali ve yaranlarının biate mecbur bırakılmadığı ortaya çıksın diye alınan bu uğursuz kararın uygulamaya konulduğuna yer vereceğiz.

 

Saldırı Gerçekleşmiştir!

 

Buraya kadar bazı tarihçiler halife ve yandaşlarının niyetlerine yer vermiş ve bu facianın sonrasına açıkça yer vermemiş veya verememişlerdir. Halbuki bazıları bu faciayı, yani eve saldırma ve yakma olayına… işaret etmişlerdir. Şimdi de tarihçilerin zamanlarına riayet ederek Hz. Fatıma’nın evine saldırmalarına yer vereceğiz.

6- Ebu Ubeyd Kasım b. Selam (ö. 224) ehli sünnet fakihleri tarafından güvenilir bir kitap olan “el- Emval” kitabında şöyle yazmaktadır: “Abdurrahman bin Afv, şöyle demekte: “Ebu Bekir hastalandığında ziyareti için evine gittim. Aramızda geçen uzun konuşmaların ardından şöyle söyledi: “Keşke yaptığım şeylerden üç tanesini yapmasaydım. Keşke üç şeyi yapmasaydım ki yaptım. O üç şey şunlardır:

 وَدَدْتُ أنّي لَمْ أكْشِفْ بَيْتَ فاطِمَةَ وَ تَرَكْتُهُ وَ إنْ أُغْلِقَ عَلَى الْحَرْبِ

“Keşke Fatıma’nın evinin hürmet perdesini yırtmasaydım ve onu kendi haline bıraksaydım. Savaş için kapalı olsaydı bile.[15]  

Ebu Ubeyd, bu cümleyi söyledikten sonra keza ve keza diyerek şöyle yazmaktadır: “Ben bundan sonraki yaşananları zikretmek istemiyorum!”

Ebu Ubeyd, mezhebi taassubu veya başka sebeplerden dolayı bu hakikati zikretmemiştir, ancak “el-Emval” kitabının muahakkikleri kitabın dip notuna şöyle yazmışlardır: “Burada silinen cümle “Mizanu’l İ’tidal” kitabında, Taberani “Mu’cem” kitabında ve İbn Abd Rabbe “Akdü’l Ferid” kitaplarında yer almıştır. (dikkat ediniz!)

7- Ebu’l Kasım Süleyman b. Ahmed Teberani (260 – 360) “Mu’cemu’l Kebir” kitabında

 

 Zehebi, “Mizanu’l İ’tidal” kitabında kendisini güvenilir olarak bilmektedir. Defalarca basılan Mu’cemu’l Kebir kitabında Ebu Bekir’in hutbeleri ve vefatı hakkındaki konulara yer verilmişti. Bu kitapta şöyle yazmaktadır: 

Ebu Bekir, ölüm anında bazı şeyleri temenni ederek şöyle söyledi: “Keşke yaptığım şeylerden üç tanesini yapmasaydım ve Allah Resulünden onları sorsaydım.

أمّا الثَّلاثُ اللاّئي وَدَدْتُ أنّى لَمْ أَفْعَلْهُنَّ، فَوَدَدْتُ أنّي لَمْ أَكُنْ أكْشِفَ بَيْتَ فاطِمَةَ وَ تَرَكْتُهُ...

“Keşke Fatıma’nın evinin hürmet perdesini yırtmasaydım ve onu kendi haline bıraksaydım…

Bu cümleler, Ömer’in tehditlerinin pratiğe döküldüğünü net olarak ortaya koymaktadır. Evin kapsını zorla (veya yakarak) açtılar.[16]

8- İbrahim b. Seyyar Nezzam Mu’tezili (160- 231), nazım ve nesirdeki sözlerinin güzelliğinden dolayı kendisine Nezzam olarak lakap takmışlardır. Nezzam, çeşitli kitaplarında Hz. Fatıma’nın evine karşı yapılan baskını anlatmıştır. Nezzam şöyle yazmaktadır:

إِنَّ عُمَرَ ضَرَبَ بَطْنَ فاطِمَةَ يَوْمَ الْبَيْعَةِ حَتّى ألْقَتِ الْمُحْسِنَ مِنْ بَطْنِها

“Ömer, biat günü Hz. Fatıma’nın karnına vurdu! Ömer’in bu saldırısı sonucu adını “Muhsin” koydukları karnındaki çocuğunu düşürdü!”[17]

 

 

9- Müberred, “Kamil” kitabında

 

İbn Ebul Hadid, şöyle yazmakta: “Ünlü yazar, edip ve meşhur eserleri olan Muhammed b. Yezid b. Abdulekber Bağdadi (210- 285), “Kamil” kitabında Abdurrahman b. Afv’dan şöyle nakletmektedir:

“Keşke Fatıma’nın evinin hürmet perdesini yırtmasaydım ve onu kendi haline bıraksaydım. Savaş için kapalı olsaydı bile.

 

 

10- Mes’udi ve “Murucu Zeheb” kitabı

 

Mes’udi (ö. 325) Murucu Zeheb adlı kitabında şöyle yazmaktadır:

فَوَدَدْتُ أنّي لَمْ أَكُنْ فَتَّشْتُ بَيْتَ فاطِمَةَ وَ ذَكَرَ في ذلِكَ كَلاماً كَثيراً!

“Ebu Bekir ölüm döşeğinde iken şöyle söyledi: “Dilerdim ki keşke Hz. Fatıma’nın evinin hürmet perdesini yırtmasaydım. Kendisi bu konu hakkında çok şeyler söyledi.”[18]

Mes’udi, Ehl-i Beyt’e muvafık temayülü olmasına rağmen halife Ebu Bekir’in sözlerini nakletmeyerek kinayeli bir biçimde olayı örtbas etmiştir. Elbette sebebini Allah bilir ve elbette Allah kulları da icmali olarak bilmektedirler!

 

 

11- Zehebi ve “Mizanu’l İ’tidal” kitabı

 

Zehebi, Mizanu’l İ’tidal kitabında, Muhammed b. Ahmet Kufi Hafız’dan nakletmektedir ki İbn Ebu Darm adıyla meşhur olan Ahmed b. Muhammed Muhaddis-i Kufi (ö. 357) bu haberi söylemiştir:

إنّ عُمَرَ رَفَسَ فاطِمَةَ حَتّى أسْقَطَتْ بِمُحْسِن

“Kuşkusuz, Ömer Hz. Fatıma’ya bir tekme vurarak, Muhsin adındaki çocuğunu düşürdü!”[19]

12- Abdulfettah Abdulmaksud ve “el- İmam Ali” kitabı

 

Abdulfettah, vahiy evine baskını kitabının iki yerinde getirmiştir. Biz burada sadece birisini zikretmekle yetineceğiz:

وَالّذي نَفْسُ عُمَرَ بِيَدِهِ، لَيَخْرُجَنَّ أَوْ لاَحْرَقَنّها عَلى مَنْ فيها...! قالَتْ له طائفة خافت اللهَ ورَعَتِ الرَّسولَ في عقبه: يا أباحَفْص، إِنَّ فيها فاطِمَةَ...»! فَصاحَ: لايُبالي وَ إن...! وَ اقْتَرَبَ وَ قَرَعَ الْبابَ، ثُمَّ ضَرَبَهُ وَ اقْتَحَمَهُ... وَ بَدالَهُ عَليّ... وَ رَنَّ حينَذاكَ صَوْتُ الزَّهْراءِ عِنْدَ مَدْخَلِ الدّارِ... فَإنْ هِيَ إلاّ طَنينَ اسْتِغاثَة...

 

“Ömer, dedi ki: “Ömer’in canı elinde olana and olsun ki ya dışarı çıkarsınız ya da içindekilerle birlikte ateşe vereceğim…! Allah’tan korkan ve Resulullah’tan sonra kendisine riayet eden bir grup dedi ki: “Ey Ebu Hafs! Fatıma bu evdedir.” Ömer pervasızca bağırarak “O da olsa bile…! Dedi. Sonra eve yaklaştı ve kapıyı çaldı. Sonra kapıyı vurarak içeri girdi… sonra Hz. Ali ortaya çıktı… daha sonra o esnada Hz. Fatıma’nın sesi evde yankılandı… bu ses yardım isteme sesinden başka bir şey değildi…”[20]     

Bu konuyu “İbn Atiyye”nin “el- İmamet ve’l Hilafet” kitabının mekatilinden bir hadisle kapatıyoruz. (Bu konuda söylenecek daha bir çok şey olmasına rağmen)

Bu kitabında şöyle yazmaktadır:

إنّ أبابكر بَعْدَ ما أَخَذَ الْبَيْعَةَ لِنَفْسِهِ مِنَ النّاسِ بِالإرْهابِ وَ السَّيْفِ وَ الْقُوَّةِ أرْسَلَ عُمَرَ وَ قُنْفُذاً وَ جَماعَةً إلى دارِ عَلىّ وَ فاطِمَةَ(عليهما السلام) وَ جَمَعَ عُمَرُ الْحَطَبَ عَلى دارِ فاطِمَةَ وَ أَحْرَق بابَ الدّارِ

Ebu Bekir, kendisi için halktan tehdit, kılıç ve zorla biat aldıktan sonra Ömer, Kunfuz ve bir grubu Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın evine gönderdi. Ömer odun toplayarak evin kapısını yaktı!... bu rivayetin devamında bazı tabirler kullanılmıştır, ancak kalem onları beyan etmekten acizdir![21]

Sonuç

 

Ehli sünnet kaynaklarından nakledilen bu açık ve net belgelere rağmen yine de bazıları bu acı hadiseyi “Şehadet efsanesi” olarak mı adlandıracak?! Eğer onların bu hakikatleri yok sayma girişimi olmasaydı biz de konuyu bu kadar uzatmayacaktık.

Ümidimiz, uykuda olan insanların uyanması ve tarihin köşe bucağında zikredilen hakikatlerin saklanmayarak inkar edilmemesidir.

Vema aleyna ille’l belağ

“Bize düşen ancak bir tebliğdir. (Yasin Suresi, 17. Ayet)”

ABNA.İR



[1]- Fethu’l Bari, Şerh-i Sahihi Buhari, c. 7, s. 84 ve ayrıca Buhari bu hadisi Nübüvvet alametleri bölümünde, c. 6, s. 491 ve “evahiru mağazi, c. 8, s. 110’da bu hadisi zikretmiştir.

[2]- Tövbe Suresi, 61. Ayet.

[3]- Müstedrek-i Hakim, c. 3, s. 154; Mecmeu’z Zevaid, c. 9, s. 203 ve Hakim “Müstedrek” adlı kitabında Buhari ve Müslim’in hadisin sıhhatinde gerekli gördüğü şartlarda hadisler zikretmiştir.

[4]- Müstedrek-i Hakim, c. 3, s. 156

[5]- Nur Suresi, 36. Ayet

[6]- Durru’l- Mensur, c. 6, s. 203 (Nur Suresinin tefsiri) ve Ruhu’l Meani, c. 18, s. 174

[7]- Durru’l- Mensur, c. 6, s. 606

[8]- Ahzap Suresi, 33. Ayet

[9]- Müsennef, İbn Ebu Şeybe, c. 8, s. 572, Kitabu’l- Meğazi.

[10]- Ensabu’l Eşraf, c. 1, s. 586 Kahire baskısı.

[11]- el-İ’lam Zerkuli, c. 4, s. 137

[12]- el-İmamet ve’l Siyaset, İbn Kuteybe, s. 12, Mısır baskısı.

[13]- Taberi Tarihi, c. 2, s. 443 Beyrut baskısı.  

[14]- Akdü’l Ferid, c. 4, s. 93

[15]- el- Emval, dördüncü dipnot. Ayrıca 144. Sayfa. Akdü’l Ferid, c. 4, s. 93.

[16]- Mü’cemu’l Kebir, c. 1, s. 62 h. 34

[17]- el- Vafi Bilvefiyyat, c. 6, s. 17, 2444. Sayı. Milel ve Nihel, Şehristani, c. 1, s. 57 Beyrut baskısı.

[18]- Murucu Zeheb, c. 2, s 301 Beyrut baskısı.

[19]- Mizanu’l İ’tidal, c. 1, s. 139 552. Sayı.

[20]- Abdulfettah Abdulmaksud, Ali ibn Ebu Talib, c. 4, s. 276-277

[21]- el- İmamet ve’l Hilafet, s. 160-161



 

 

 

 

Facebook

Digg

Del.icio.us

StumbleUpon

Google

Yahoo

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

15/11/2011 - 03:53 "Kadir hutbesi, İslam'ın ölümsüz senedidir!.."

06/11/2011 - 08:01 Müminler Kurban bayramınız mübarek olsun!

04/11/2011 - 07:47 Bütün İran haykırdı: Kahrolsun Amerika! - FOTO

04/11/2011 - 08:14 Bugün 4 kasım, "Emperyalizm ile mücadele günü"

18/10/2011 - 12:34 Hazreti Fatıma(s.a) İstanbul'da anıldı - FOTO

11/10/2011 - 10:18 İstanbul'da Hz. Fatıma(s.a) Anma Programı

10/10/2011 - 10:07 Hz. İmam Rıza a.s'ın kutlu duğum günü Nurnberg'de kutlandı - FOTO

08/10/2011 - 10:49 İstanbul'da Hz.Fatma'yı anma programına davet

11/09/2011 - 08:15 11 Eylül hakkında 21 korkunç gerçek

30/08/2011 - 06:48 Müminler bayramınız mübarek olsun!...

30/08/2011 - 12:56 30 Ağustos Zafer Bayramı tüm yurtta kutlanıyor...

27/08/2011 - 11:07 Gazze’de Onbinler Dünya Kudüs Günü'nde meydana indi - FOTO

27/08/2011 - 10:59 Malezya'da Dünya Kudüs Günü yürüyüşü - FOTO

27/08/2011 - 10:55 İran'da "Dünya Kudüs Günü" yürüyüşleri ve bildirisi - FOTO

27/08/2011 - 10:39 Dünya Kudüs Gününde Kahireli göstericiler, İsrail Büyükelçiliğine yürüdü!

27/08/2011 - 10:24 Bursa'da Dünya Kudüs Günü programına davet....

27/08/2011 - 10:19 Darıca'da Ku'ran, Ramazan ve Kudüs konulu programa davet...

26/08/2011 - 10:19 TÜRKİYE'DE KUDÜS GÜNÜ ETKİNLİKLERİNE DAVET.....

26/08/2011 - 09:08 "Dünya Kudüs günü adalet ve özgürlük isteyen bütün insanların günüdür"

26/08/2011 - 09:03 Bugün Dünya Kudüs günü

25/08/2011 - 01:35 Kocaeli'nde Dünya Kudüs Günü programına davet...

25/08/2011 - 12:17 Dünya Kudüs Günü etkinliğine davet

25/08/2011 - 12:15 Bursa'da Dünya Kudüs Günü programına davet....

23/08/2011 - 12:11 İran “Dünya Kudüs Günü” yürüyüşlerine hazırlanıyor

19/08/2011 - 12:40 Dünya Kudüs Günü programı ve paneline davet...

04/06/2011 - 09:19 Bugün İmam Humeyni(r.a)'ın vefat yıldönümü

03/06/2011 - 06:56 İstanbul'da İmam Humeyni'yi(r.a) anma programına davet

03/06/2011 - 10:56 Recep Ayının Fazilet ve Amelleri

27/05/2011 - 11:49 27 Mayıs 1960 darbesi lanetlerle hatırlandı

21/05/2011 - 10:47 İmam Humeyni'nin (r.a) doğumu

21/05/2011 - 10:39 Hz. Fatıma'nın Doğum Günü

19/05/2011 - 10:28 19 Mayıs törenleri tüm yurtta başladı

07/05/2011 - 12:00 Hz. Fatıma'nın(s.a) Şehadeti  ve Şehadetinin Ehli sünnet kaynaklarındaki delilleri

05/05/2011 - 10:24 Şehid Mutahhari 'yi Unutmadık

05/05/2011 - 10:20 Şehit Murtaza Mutahhari 'nin Şehadet Yıldönümü ve Öğretmenler Günü

01/05/2011 - 10:00 1 Mayıs işçi bayramı için Taksim'e giiriş başladı

27/04/2011 - 11:03 Amerika'nın Tebes çölüne gömüldüğü an - FOTO

25/04/2011 - 11:23 İbret Verici 'Tebes Çölü' Zaferi -FOTO-  

16/04/2011 - 03:01 Hz. Fatıma'nın(s.a) vefatı

16/04/2011 - 02:54 NÜMUNE KADIN, HZ.FATIMA(s.a) 

08/04/2011 - 08:30 Hz. Zeyneb’in (s.a) Şahsiyeti ve Faziletleri

08/04/2011 - 08:22 Hz. Zeyneb (s.a)'in Mübarek Veladet'i

02/04/2011 - 11:22 İslam Cumhuriyeti Günü

20/03/2011 - 04:32 Nevruz  Bayramı

13/03/2011 - 11:13 Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) Hakkında  Soru Ve Cevaplar

13/03/2011 - 11:12 Hz. İmam Hasan Askeri’nin (as) Kutlu Viladeti

02/03/2011 - 09:47 İstanbul'da “Vahdet ve Kutlu Doğum” haftası merasimi yapıldı - FOTO

18/02/2011 - 03:11 TAYDER, bölgedeki gelişmelerle ilgili olarak bildiri yayınladı

15/02/2011 - 10:27 Hz.Muhammed'in(s.a.a) Kutlu Viladeti

14/02/2011 - 08:57 Hz. Fatıma Konya'da İki Programla Anıldı

14/02/2011 - 08:06 Hz. Muhammed (saa) ve İmam Cafer Sadık (as) ın kutlu ve bereketli doğum gününe davet

11/02/2011 - 09:53 İslam İnkilabı'nın 32.Yıldönümü Ve Zafer Günü

11/02/2011 - 09:27 İmam Hasan Askeri'nin (a.s)  Şehadeti

02/02/2011 - 08:11 İmam Rıza (a.s)'ın  Şehadeti

29/01/2011 - 10:09 Hz.Resul (saa)’ın Rıhleti

29/01/2011 - 10:07 İmam Hasan Mücteba (as)’ın Şehadeti

27/01/2011 - 10:44 Hz.Muhammed’in (s.a.a) ve Hz. Hasan(a.s) Şehadetleri Münasebetiyle Düzenlenen Matem Merasimine Davet

24/01/2011 - 09:45 Erbain Ziyareti

24/01/2011 - 09:34 Toplumun ''Erbain''i

23/01/2011 - 12:05 “5. Uluslar arası Erbain Merasimi” İstanbul'da yapıldı- FOTO

22/01/2011 - 12:01 “5. Uluslar arası Erbain Merasimi” İstanbul'da yapıldı- FOTO

18/12/2010 - 18:44 "İmam Hüseyn(a.s) ümmetin ıslahı için şehadete yürüdü"

17/12/2010 - 14:00 Ehlibeyt Esirlerinin Kerbela’dan Kufe’ye Yol­culuğu

17/12/2010 - 13:56 Haydar Baş: " Ehl-i Beyt imanın çekirdeğidir"

16/12/2010 - 09:45 Bugün Aşura, MEHDEVİ Kıyamın da gerçekleşeceği gündür

15/12/2010 - 17:45 Bu gece Muharrem Ayının Dokuzu “Tasua” Günü

14/12/2010 - 20:40 Yine şanlı Muharrem ayı geldi

13/12/2010 - 12:22 İmam Hüseyin (a.s) ve Aşura matemi ekranlara da taşınıyor

08/12/2010 - 08:36 Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın Muharrem ayı bildirisi

06/12/2010 - 21:55 Muharrem ayı ile ilgili sorular

06/12/2010 - 21:38 Muharrem, Matem ve Mühasebe Ayı

01/12/2010 - 09:32 Mübahale Ayeti Hakkındaki Tüm Ayrıntılar

30/11/2010 - 22:22 Iğdır Ehlibeyt Alimleri'nden coşkulu Gadir-i Hum bayramı- FOTO

30/11/2010 - 11:17 Necran Hıristiyanlarıyla Mübahele

28/11/2010 - 15:05 Beytuzzehra'da Gadir-i Hum Bayramı - FOTO

25/11/2010 - 18:58 MALATYA’DA ĞADİR-İ HUM BAYRAMI COŞKUSU-FOTO

25/11/2010 - 07:34 İmam Humeyni (ra) ve Seyyid Ali Hamane'i'nin Kelamında Gadir Hum

24/11/2010 - 14:11 İstanbul'da Gadir-i Hum Bayramı kutlamasına davet

23/11/2010 - 18:16 Gadir-i Hum bayramı kutlamasına davet

23/11/2010 - 08:46 GADİR-İ HUM OLAYI

23/11/2010 - 08:44 GADİR, İMAMETİN SESİ

23/11/2010 - 08:05 KANTİNDE BİR SAAT(Veda Haccı ve Gadir-i Hum Üzerine Bir Piyes)

22/11/2010 - 10:59 EHDAV'dan "Gadir-i Hum Bayramı ve Kardeşlik” Konferansı daveti

22/11/2010 - 09:58 IĞDIR’DA GADİR-İ HUM BAYRAMI COŞKU İLE KUTLANDI

21/11/2010 - 11:17 İmam Hadi (as)

16/11/2010 - 14:05 Hacıların Müşriklerden Beraati: "Amerika'ya Ölüm" - FOTO

15/11/2010 - 08:03 Zilhicce Ayı ve Arefe Günü

12/11/2010 - 20:59 Dini Hakikatlerini Aydınlatan İmam Muhammed Bakır (as)

12/11/2010 - 20:55 İMAM BAKIR(as)'IN KISACA HAYATI

08/11/2010 - 19:47 Ali ve Fatıma'nın Nikahı

07/11/2010 - 10:53 İMAM CEVAD'IN (A.S) ŞEHADET YIL DÖNÜMÜ

06/11/2010 - 17:16 İmam Cevad (as.)’ın İmameti

06/11/2010 - 17:56 İmam Cevad(as)’ın Hayatı

19/10/2010 - 22:37 İmam Rıza(as)'ın kutlu doğum gününün yıl dönümü

18/10/2010 - 10:23 İmam Rıza (a.s.

08/10/2010 - 08:42 Hz. Fatıma Mâsume"nin Doğum Günü

05/10/2010 - 20:28 Hz.Fatıma coşkuyla anıldı

05/10/2010 - 08:56 Vahiy evinin kızı Hz. Fatıma(s.a) İstanbul’da yapılan programla anıldı

03/10/2010 - 22:07 İmam Cafer Sadık (a.s) ve İmamet Hakkında Bir Kaç Nükte

03/10/2010 - 09:17 İmam Cafer Sadık (s.a)’nın Şehadeti
 
YAZARLAR
Y. ZİYA T.YILMAZ

YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNER
ABDULLAH ÖZGÜR

Azerbaycan’ın Gayretli Müslümanlarının Direnişi
MEHMET YETKİN

Bahreyn ve Halk Kıyamı
MUHAMMED AK

Şaşırıp kalmışız!
MUHSİN KÜÇÜKER

İKİ ALİ ÜNAL MI?
Abdulkadir Çuhacıoğlu

AKAN KANLAR VE ÂLİMLERİN SESSİZLİĞİ
KEMAL KEMAHLI

ALİ ÜNAL’IN, ŞİA VE İRAN YANILGILARI
MEHDİ AKSU

SEYYİD ALİ HAMENEİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ-3
Hüseyin TAŞ

İslam İnkılâbını Anlayamama Sorunu
Betül Hanzala

Mısır’da Devrimci Halk ve Uzlaşmacı Liderler
KONUK YAZARLAR
Ali ERDEM

SİNCAN OLAYI VE BİR HUKUK SKANDALI
Mikail GÜREL

En Büyük Kusur Kibir ve En Büyük Allah
RIZA BAKIRLI

AKLIN ÖNÜNDE SET OLUŞTURMAK
Rahmi Onurşan Rahmani

Adın “Ali” ama gözlerin “Muaviye”ye benziyor (1)
HAZIM KORAL

SIFFİN SAVAŞI
Bilgehan Ova

SANAT YAZILARI (II)
FUAT TÜRKER

Özgürlük Değil Şeytan’a Tutsaklık
AZERİ YAZARLAR
Muhammed Mustafa

Evroviziyon-Gaylar, İnsanlığı çökertmeye yönelik sinsi planlar
Meşedi Natıq

Gənc Hüseynin anası Zəhraya və bacısı Rüqəyyəyə ünvanladığı məktub
Tural Əli

Zindanda bir gün...
Emin Gənciyev

AYIL EY AZƏRBAYCAN !!!
Emin İmanlı

Dinin gövhər və sədəfi
Gönül İsmayılkızı

Təhqir edilən ŞƏHİDLƏR
Hacı Arzu

Açıq!
Devran Abdullah

Quba aksiyası ilə inanclıların aksiyalarını birləşdirən məqamlar var
Kənan Rövşənoğlu

AZƏRBAYCANDA RUHANİLİK
Vüsal Hətəmov

Hər zadı tərsinə ölkəm…
Ali Caferi

Ölümüzü dəfn etməyə bir molla var?ali
NAMAZ VAKİTLERİ
TV KANALLARI
Türkçe Kanallar
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Yumurcak Tv
Kudus Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU

TARİHLİ ARŞİV



GAZETELER

DERGİ ve MECMUALAR

BAĞLANTILAR

YABANCI GAZETELER

 

Ana Sayfa   |   İletişim   |   Giriş Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle |   Sitene Ekle

Yazarlar ve makalelerin Yayınlanan  haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur

 
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.
2008 © RAST HABER   www.rasthaber.com
Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım :Networkbil.net
Atanur Evden Eve Nakliyat Küçükçekmece Evden Eve Nakliyat