Nitekim İslam Peygamberi (sav), ulemanın peygamberlerin varisi olduğunu buyuruyor. Din alimleri ve düşünürleri akılcı birer sınır bekçileri gibi İslam inancı ve kültürünü korur. Dinden bizlere miras kalan değerli maarifler, aslında kendilerini Kuran-ı Kerim öğretileri ve Ehl-i Beyt’in bilimine adayan bu değerli insanların çabalarının sonucudur.
Bu büyük ve değerli insanlardan biri, merhum Ayetullah Şahabeddin Meraşi Necefi’dir. Ayetullah Necefi, en değerli el yazması kitaplardan oluşan çok değerli bir hazineyi bir araya getirdi. Merhum Ayetullah Necefi, ömrünü dini ilimleri yayma yolunda sarf eden İslam aleminin en değerli şahsiyetlerinden biridir.
Bir kaç gün önce İran’ın Kum kentinde Ayetullah Necefi’yi anma kongresi düzenlendi. Kongreye İran ve İslam dünyasından birçok bilimsel ve kültürel şahsiyet katıldı.
Kongreye bir mesaj gönderen İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, Ayetullah Necefi hakkında şu ifadeyi kullandı:
Halklı irtibat kurmak, Ayetullah Necefi’nin bariz özelliğiydi ve bu özellik, çok seçkin bir özelliktir. Merhum Ayetullah Necefi, diğer taklit mercilerinden biraz farklıydı. Bu farklılıklardan biri, kitapla haşır neşir olmak, kitap bilimcisi ve nüsha bilimcisi olmaktı. Kendisi bu büyük sanatı, içinde var olan diğer değerli özellikleri ile birlikte barındırıyordu. Kendisinden miras bıraktığı kütüphane de gerçekte değerli bir mirastır ki, bizim yazılı mirasımızın önem ve azametini yansıtır.
Ayetullah Necefi, 1897 yılında Necef kentinde dünyaya geldi. İlk eğitimini babası Seyyid Şemseddin ve büyük annesi yanında başlayan Necefi, daha sonra bir çok büyük alimden ders almaya başladı. Ayetullah Necefi genç yaşta ictihad derecesine erdi. Bu büyük alim 1924 yılında Necef kentinden ayrılarak İran’a geldi ve Kum dini ilimler merkezinin kurucusu Ayetullah Abdulkerim Hairi Yezdi’nin isteği üzerine Kum kentine yerleştir ve bu merkezde ders vermenin yanı sıra, yeni yeni kurulan bu dini ilimler merkezinin temellerini pekiştirmeye gayret etti.
Ayetullah Necefi, İslami mezheplerin arasında vahdetin öncülerinden biriydi. Kendisi bereketli yaşamı boyunca 150 cilt kitap, risale ve makale yazarı. Fakat Ayetullah Necefi’nin en önemli çalışması, Kum kentinde eşsiz bir kütüphaneyi kurmak ve burada dünya genelinden başta Şii kaynaklar olmak üzere çok değerli el yazması İslami eserleri toplamaktı. Söz konusu kütüphane eski İslami el yazması eserler bakımından İslam dünyasının üçüncü büyük kütüphanesi sayılıyor.
Ayetullah Necefi büyük çabalar sarf ederek İslam dünyasının çeşitli yörelerinden oldukçe değerli ve eşine ender rastlanan kitapları topladı ve kurduğu kütüphanede araştırmacıların ilgisine sundu.
Ayetullah Necefi’nin Kütüphanesi İran’da ve ayrıca uluslararası düzeyde sergilediği faaliyetlere uygun olarak çeşitli bölümlerden oluşuyor. Bu kütüphanede beş asır öncesinden günümüze dek yazılan yüz bini aşkın el yazması eserlerden oluşan değerli bir hazineyi barındırıyor. Arapça, Farsça, Türkçe ve Latince yayınlanan çok eski kitaplar, bu kütüphanenin diğer zenginliği sayılıyor. Kuran-ı Kerim’in tumar şeklinde yazılan nushası, Nahculbalağa ve Sahife-i Seccadiye’nin el yazması kopyaları, Şeyh Tusi’nin Tefsir-i Tebiyan adlı eserinin iki cildi ve yine Seyyid Rezi, Allame Helli, Molla Sadra ve Feyz Kaşani gibi İslam aleminin ünlü alimlerin el yazması çok değerli ve eşsiz eserleri de bu kütüphanede saklanıyor.
Kütüphanenin el yazması nüshalarının sayısı 65 bini aşıyor ki bunlardan 35 bini kitap şeklindedir.
Kütüphanenin fotoğraf ve mikrofilm sayısı da 4 bini buluyor. Söz konusu mikrofilmler dünya kütüphanelerinde bulunan nefis el yazması eserlerin görüntülerini içeriyor ve araştırmacılara sunuluyor.
Ayetullah Necefi’nin kütüphanesinde yürütülen bir başka önemli çalışma ise eski el yazması nüshaları onarmak ve restore etmektir. Burada çok sayıda deneyimli uzman, yırtılan veya hasar gören eski nüshaları onarmakla uğraşıyor. Öte yandan dünyanın birçok yöresinden insanlar el yazması nüshaları onarma işini öğrenmek için Ayetullah Necefi kütüphanesine başvuruyor.
Ayetullah Necefi kütüphanesi hali hazırda da dünyanın 400 bilimsel merkezi ile irtibat halinde olup aynı zamanda fıkıh, kelam, akaid, mantık, felsefe, Kuran-ı Kerim tefsiri, matematik, Astronomi ve tıp sahalarında en güncel yazılımlarla donatılmıştır. Bu kütüphanede bulunan ve kesin yazılış tarihi bilinmeyen ve Hicri Kameri ikinci yüz yılın sonları veya üçüncü yüz yılın başlarına ait olduğu tahmin edilen en eski değerli el yazması, Küfi hattı ile yazılan Kuran-ı Kerim’in bazı sayfalarıdır. Kütüphanede ayrıca çok eski atlaslar, coğrafya haritaları ve yine çok eski sikkeler ve ayrıca eski cami ve medreselerin kilitleri ve pullar yer alıyor.
İslami yazılı eserlerden oluşan değerli mirası korumak, araştırmacılara toplanan değerli eserlerden yararlanma imkânı sağlamak ve uluslararası düzeyde büyük bir İslami kültürel merkez oluşturmak, Ayetullah Necefi’nin bu kütüphaneyi kururken izlediği amaçlardan bazılarıdır. Bu konuda merhum Ayetullah Necefi’nin oğlu Hüccetülislam Dr. Mahmut Meraşi Necefi şöyle diyor:
Merhum babam bu değerli kitaplardan bazılarını şöyle topluyordu ki, eğer her hangi bir şahıs veya aile, elinde el yazması bir kitap varsa ve onu satmak istiyorsa, merhum babam mali gücü yetmediği için o değerli kitabı, sahibi olan ailenin ölen yakınları için namaz okumak veya oruç tutmak karşılığında alıyordu. Örneğin bu kütüphanede bulunan bir kitabın üzerinde babam şöyle yazmış: Bu kitabı falanca şahıs için bir yıl namaz kılma karşılığı satın aldım.
Uluslararası Ayetullah Necefi kongresinde bir de bu değerli alimin eserlerinden oluşan bir sergi açıldı. Sergide Ayetullah Necefi’nin en az 50 eseri ve yine imamet ve imamların faziletleri anlatılan Musue El-İmame adlı değerli kitabı yer alıyordu. Kongrede ayrıca merhum Ayetullah Necefi’nin 7 yeni eseri tanıtıldı. Kongrenin bir başka çalışması, kitap bilimcileri, nusha bilimcileri ve kitap vakfeden insanları takdir etme töreniydi ve her birine Şahab adlı bir ödül verildi.
Cumhurbaşkanı Ahmedinejad da kongrede yaptığı konuşmada merhum Ayetullah Necefi’nin mükemmel bir insan şeklinde tanımlayarak şu ifadeyi kullandı: İnsanoğlu, yaratılışın en önemli ve en temel konusudur. Allah insanoğlunu kendisinin en mükemmel cilvesi olması için yarattı. Bilimsel çalışma, insanları kemale davet etmekten başka bir şey değildir ve bizim alimlerimizin ebedileşmesinin sırrı da budur, çünkü tüm yaşamlarını mükemmel insana sevgi beslemek ve onu tanıtmak için sarf etmişlerdir.
Ayetullah Meraşi Necefi bir ömür bilimsel çalışma, ders verme ve telifler yapmanın ardından 30 Ağustos 1990 tarihinde 93 yaşındayken, Hz. Masume (sa) türbesinde cemaat namazını kıldıktan sonra geçirdiği kalp krizi sonucu hakka kavuştu.
Değerli dinleyiciler sözü Ayetullah Necefi’nin vasiyetnamesinden bir cümle ile noktalamak istiyoruz.
Ayetullah Necefi, vasiyetnamesinde şöyle yazıyor: Beni kütüphanenin girişinde, Al-i Muhammed (sav) bilimi için gelen insanların ayaklarının altına defnedin ki onların ayak tozu gözüme sürme olsun.
İRİB.İR



